BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
13.03.2011 · 2 görüntülenme
Eleştiri ve Birlik Bilinci !
Bireysel çıkar siyasetine bağlı bakış açılarının tavizsiz eleştirisinin, eğitim bilimsel ahlakın temel paradigması olduğunu herkes kabul eder. Ama genelde o kiriterlere uygun pratik bir davranış içinde olunmuyor. Samimiyetsiz yaklaşımlar verimsiz sonuçlar sürekli uğraş alanımız yapılıyor. Dürüst olmak gerekir. Eleştiri, özeleştiri öğretici, etkili bir mekanizmadır. Onurlandırmak ve öldürmek yaklaşım tarzınıza bağlıdır. Ortak amaca uygun,Yerinde, zamanında işletilmesi karşılıklı güveni geliştirir, Açıklık ve nitelikli beraberliklerin, dostlukların ilk adımı olur. Bu tür argümanlarla gelişmeyen düşünceler, oluşmayan yapılar, uzun soluklu kollektif bir birliği oluşturamaz ve Kurulu dostlukları'da uzun soluklu kılmaz.
Eğer ön yargılar veya şahsi menfaatler siyasetçilerin, aydınların aklını, vicdanını karartmamışsa, neden birlikte hareket edemediklerini, on yıllardır neyi beklediklerini açıklamalıdırlar. İddia sahibi insanlar, toplumsal geleceğin değişim diyalektiğini kendilerine uygulamadan, dönüşümlerini sağlamadan nasıl yetenek ve eforlarını sömürge toplumların kurtuluşuna sunabilirler? Birlikte mücadele toplumun öz güven dinamiklerini geliştirir, kurtuluşu kolaylaştırır. Dostları, düşmanları ayrıştırır. Ortak aklın, hukukun, ulusal felsefenin zenginleşmesine hizmet edilir. Aklın cesaretine sahip insanlar, lider idiasinda olanlar, kendilerine güvensiz, küçük olsun benim olsun, ego santrik ve iktidar hastası olmazlar. Örgütlerini, arkadaşlarını doğru yönetenler, devleti'de doğru yönetirler. Haklı bir davanın sürdürücüleri, erdemli insanlardir. Yenilebilirler, ama küçülmezler, inançsızlaşmazlar.
İnançsızlık, kendine güvensizlik, birlikte güç olmama kültürsüzlüğü, herkesin üstüne bir karabasan gibi çökmüştür. Kürt halkına birlik bilincini aşılaması gereken örgütler, siteler, siyasetçiler, aydınlar, birlik bilincinden yoksun, bir sorumsuzluk örneğini veriyor gibiler. Kürtler üzerine oynanan oyunları açığa çıkarmayı savunmak, makale yazmak olarak anlaşılmış. Devrimin, Ulusal birliğin, özgürlüğün kanunları, milli meselelerde gösterilmesi gereken refleksler bilinmiyor gibi davranılıyor. Otuz milyon'a yakın, Kuzey Kürdistan nufusunun neredeyse tamamına yakını, türk sömürgeciliğinden ağır zarar görmesine rağmen yaşanan siyasi belirsizlik ve ulusal dağınıklıktan dolayı atıl durumda kalmasindan bir rahatsızlık duyulmuyor.!
Kürdistan Millet Tarihi, imhaların, sürgünlerin, sömürgeci programlarla asimile edilenlerin , bağımsızlık için direnenlerin tarihi olduğunu bilenlerle, bilmeyenlerin birbirlerinden farkları kalmamış gibi bir yozluk yaşanıyor. Bağımsızlık mücadelesinde ağır kayıplar veren Kürt halkı, geçmişe nazaran daha iyi bir konjöktörde olmasına rağmen, sahipsiz bırakılmış. Özgürlük mücadelesinin diplomasi, lobi alanı olan diyaspora Kürtleri dağınık bir bekleyiş içine sürüklenmiş. Ulusal Bayrağı altında devletini kurma arzusunda olan Kürtler, katilleriyle birlikte yaşamak zorunda bırakılmiş. Cemaatçı'larla, kemalist'lerin istismar alanı, iktidar basamağı olmuş. Kürdistan'ın şehirleri, köyleri AKP ve Gülen cemaatlarin ablukası altına alınmış. AKP, türk islam sentezini cemaatlerle uyguluyor. Devletin yeni hamidiye alaylarını hazırlıyorlar. Türk devletin işgalci ordusu ve partileri, oluşan bu boşluğu istedikleri gibi dolduryorlar.
Bu tehlikeyi barajlayabilecek tek güç; Kürtlerin birlikte mücadelesidir. Halkın yaralı yüreğinde yer bulan, PKK,BDP, hatırı sayılan bu kitlesel tabanın yaptırım gücünü Öcalan'a değil bağımsızlığa kilitleyecek bir politik iradeye sahip olsaydı, sadece Öcalan dışarda olmazdı, Kürdistan ulusal birliği, hukuku oluşurdu. TC Federasyona hazır olurdu. Kürdistan'ın hava sahası TC ye yasaklanmış olurdu. Kısacası bugün mevcut Kürt partileri, liderleri kendilerini TC'ye bu kadar barısçı, şirin gösterme gayreti içinde olmazlardı, TC'ye gösterdikleri alakayı birbirlerine gösterirlerdi. Haklı pozisyonda, dilenci duruma düşmezlerdi. Verilen kayıpların, yaşanan yıkımların karşılığı elde edilmiş rehaveti içinde bütün kürdistan i oluşumları,yurtseverleri dışlatarak faşist, kemalist parti, CHP ve türevlerine yakın durma suçu yenilenmezdi.
Ayrıca bu oportonist, sakat siyasetin diğer bir örneğini PSK, Hak Par, PADEK liderleri, yöneticileri yapıyorlar. Onlar da sömürgeci parti AKP ile yakın ilişki içinde duruyorlar. Onlarda Türk Başbakan Erdoğan'dan merhamet bekliyorlar. Onlarda kendi örgütlerinde eleştirilmezdirler. Dar, ideoloji dogmatizminden arınamamıslar. Desturları alınmadan herhangi bir kadroları, herhangi bir örgütün başına geçemiyorlar, emanetçilerle yönlendiriyorlar. Onlarda birbirlerini ve benzerlerini küçümser, birlikte olma ihtiyacını duymazlar. Diyalektik gelişim ölçülerine zıt istikametteler. On yıllardır bir varlık, yokluk arasında olmalarına rağmen ders almamışlar, yenilenmemişler, rahat görünüyorlar. Neden güvenli birer politikacı portresini çizemiyorlar ? Kürdistan'ın bağımsızlık mücadelesinin yanlış siyaset ve siyasetçilerin kurbanı olduğunu bilmiyorlar mı ?
Demek ki, milli irade felsefesinden yoksunluk, birlik bilincin yoksunluğunu artırır, kendine sevdalı paranoyayı kronikleştirir. Küçük olsun benim olsun hastalığı beyinlerini, bünyelerini tahrip etmemisse, neden birleşemiyorlar? Çünkü çağdaş değiller, çokça dilendirdikleri demokrasiye aslında inanmiyorlar. Ömürlerini siyasette tüketen bu liderlerin, neden hiç birinin, kendileri gibi düşünmeyen beş, on kürt aydını ile güvene dayalı bir ilişkileri söz konusu değildir.? Neden ezen ulus «aydınlarına» pek hayran görünüyorlar.? Neden bu aşağılık kompleksi ?
Neden PKK'nın dışında ikinci bir Kürdistan'ı güç, cephe oluşamıyor? Eğer gerçekten PKK'nin dışında kalan örgüt ve kişilerin inancı kalmışsa bu konsessüs oluşturulabilinir ve Ulusal Birlik Siyasetiyle PKK'yede çeki düzen verilir. Dolayısıyla Kürtler arası demokrasi ve alternatif seçenekler oluşturularak karşılıklı güven algısı hakim kılınır.
TC'nin doksan yıllık, Erdoğan'ın dokuz yıllık iktidarı, Kürt halkını kullanmakla, siyasetçilerini etkisizleştirmekle geçti.Türk, Arap ve Pers devletlerin tarihi kürtleri kullanma tarihi olduğu gene unutulmuşa benziyor. Neden pazarlık gücüne sahip, güçlü Kürt hareketlerini daima devre dışı bırakıyorlar acaba? Eğer TC yöneticileri; HAK PAR ve PADEK'i muhatap alma izlenimi yaratıyorsa, Federasyon propagandalarına izin verip, Diyarbakır mahkemelerinden Kürtçe savunmayı yasaklıyorsa, bundan bir piçlık vardır. Seçilmiş, yasal halk temsilcilerini tutuklamak, PKK'nin özerklik talebini ayrılıkçılık olarak nitellemek, Diyarbakır vb. Yerlerdeki barışçıl protestolara vahşice saldırıp, pro kürt olmayan aktivitelere karşı daha musamahalı davranmak, Kürtleri bölme, birbirlerine düşürme provaları olarak okunmalıdır.
Bu amaçla AKP'nin dokuz yıllık geçmişi, TC'nin doksan yıllık geçmişinden farklı gelmiyor bana. Erdoğan, Filistinin bağımsızlğını İran, Sürye ile birlikte, Hamas, Hizbullah nezdinde israil ile pazarlık yaparken, Kürdistan Milli haklarına şiddetle saldırmaktadır. Kürtlerin milli iradesini, örgütlü güçlerini, bireysel özgürlük ayaklarıyla sıfirlamak öteden beri TC' ve hükümetlerin temel hedefi olduğu unutulmamalıdır. İktidarların adamı olanlar, güçsüzlüklerini «güçlülere» sığınarak telafi edenlerin sayısını azaltmanın yolu, at izi ile it izinin birbirine karıştığı Kuzey Kürdistan da, ulusal kurtuluş doğrultuyu, hukuku birlik hakimiyetiyle pekiştirmekten geçer.
Buda örgütlenmeyle, dayanışma hosgörüsüyle olur. Birbirimizle barışık yaşama bilinciyle hareket edersek özgürleşeceğiz. Özgürlük mücadelesinde birlikte yürümek hepimizin menfatinedir. Demokrasiyi birbirimizi anlamamız için savunmalıyız. Devrimin özgürlük cephesi, anti işgalcilerin, irili, ufaklı bütün sosyal ulusal katmanların katılımıyla gerçekleşeceğine inanmalıyız.TC'nin Kürdistan'daki varlığı bir işgal olduğuna inanılyorsa, izlenecek siyaset bellidir. Meselelere bu hassasiyetle yaklaşılırsa, Failli meçhullerin dünya birincisi türkiye de söz konusu katliamlardan ciddi pay sahibi olan CHP, diyarbakır'da aday bulamazdı. Değer ve Tanrıkulu bey efendileri bu siyasi tüccarlığa tenezul etmezlerdi.. Çağdaş akıl, ulusal birlikle hareket edilmezse, sonuçlar çok daha vahim olacaktır...
Medkobal@hotmail.fr
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.