BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Þeref Laþer · 09.10.2006 · 2 görüntülenme
Sinan Karaçalı Hırank Dink ile ilgili yersiz ve zamansız bir tartışma başlattı. AB nin Türk ırkçılığına karşı tavır geliştirdiği, AB devletlerinin Ermeni saykırımı ile ilgili tavır aldığı, türkiyedeki türk ırçılığına karşı çıkanları susturmaya yönelik TCK 301 md. Karşı tavır geliştirtiği, ırkçı kemalistlere tarihin gerçeklerini zorla göstermeye çalıştığı bir ortamda, durup dururken ermenileri suçlamak, veya “esir ermenin” söyleminden hareketle sonuçlar çıkarmak yersiz, zamansız ve zararlıdır. Evet Hırank Dink esir alınmıştır, bu onun suçu veya zaafı değildir. Üstelik bu esirler öyle siyasi tavır geliştirmek bir yana, akan damının çatısını bile onarma hakkı olmayan, hiç bir direniş imkanı olmayan, merhametsiz zalım bir düşmanın elinde her an keyfi olarak hapse atılabilen, öldürlebilen hukuki davalarına avukat bile bulamıyan, ölmemek veya rahat nefes alabilmek için din ve kimlik değiştirmek zorunda bırakılan esirlerdir. Bütün bunlara rağmen kimliği ile yaşayıp konuşabilenlere bu zülum ortamında sayı duymak gerekir.Hırank Dink te bu esirlerden biridir. Hakında türk ırkçılğını savunmadığı için, türklüğe hakaretten birçok dava açılmıştır. Bu esirlerin yapabilecekleri bu kadar. Türk ırkçıları, soykırım vardır diyenlere bugüne kadar dava açmıştır, ve bu konunun özgürce tartışılmasını engellemiştir. AB ülkeleri yıllarca bu engeli aşamayınca, karşı tavır geliştirdiler. İki gün sonra Fransanın tartışacağı , yani soykırım yoktur diyenleri cezalandıran kanun tasarısı, türklerin bu ırkçı tutumuna, resmi TC ideolojisine karşı kanuni olmaktan çok, siyasi bir tavırdır. Bu da doğrudur ve yerinde dir. Bazı Avrupa ülkelerin kabul ettiği bu kanunu digerleri de peşi sıra kabul edecektir. Burada hedef alınan Kürtler değil, türk ırkçılığıdır. Türkiye’de kabaran ıkçı milliyetçiliğin önünü kesme amacındadır. Türk genel Kurmay Başkanı Y.Büyükanıtın başına geçtiği ırkçı cephenin, AB ye ve Türkçü olmayan bütün kesimleri tehdit ettiği, ya türkçü olursunuz ya anadolu gölünde boğulacaksınız dedigi bir ortamda, Fransanın ve AB ülkelerinin tavrı doğrudur. Sorun fikir özgürlügü ile ilgili değildir. Bu fikir özgürlügünü türkler hiç bir zaman tanımadılar. Bırakın soykırımdan bahsetmeyi, ermenilerden, kürtlerden bahsetmek bile suçtu. Türkiye soykırımı tartışmayı cezayi müeyidelere bağlarken, Fransanın tutumunu fikir özgürlüğü açısından karşı çıkması ikiyüzlülüktür. Bütün ısrarlara rağmen TC bu ikiyüzlülükten vazgeçmeyince AB ülkeleri misilleme yapmak zorunda kaldılar. Burada Hırank Dink’in çabası, soykırımı kimler yapığından çok, bu sorunun tartışacağı ortamı yakalamaktır. Hırant Dink esir alınan biri olarak fikirlerini özgürce söyleme ortam ve imkanlarından yoksundur. Kendisini türk ırkçılarının hışmından koruma güdüsüyle hareket ediyor. Onun bir özgürlük savaşçısı gibi hareket edemeyisini eleştirmek bizim hakkımız değil, bu onun kendi tercihidir.İşin esasına gelince . Ermeni soykırımını türk ırkçısı jöntürk hükümetinin planladığı ve uyguladığı bir gerçektir.Jöntürler iktidar olduktan sonra, bir türk ulusu yaratmayı, türkçülüğü osmanlı imparatorluğunda hakim kılmayı, siyasi iktidarı ele geçirdikten sonra ekonomik iktidarı da ele geçirmek için Rum ve Ermenileri bertaraf etmeyi, böylece ekonomik alanı da elegeçirmeyi, gasp yoluyla milli burjuva yaratmayı planladılar ve uyguladılar. 2 milyon Rumu 1.5 milyon ermeniyi katledip mallarına el koyduktan sonra, kürtlere yönelmeyi de planlamışlardır. Bugüünkü TC bu politikanın ürünüdür ve mirascısıdır. Sinan Karaçalı arkadaşım da bu tarihi gerçekleri biliyor.Ermeni soykırımının sorumluluğu türk hükümetinindir. Planlıyan ve uygulayan odur. Kürtlerin bu soykırımdan siyasi sorumlulukları yoktur. ÇÜNKÜ SİYASİ İRADELERİ YOKTU. Bazı kürtlerin bu katliama katılmış olmaları, Kürt milletine maledilemez. Kürtlerin büyük çoğunluğu ve politik partileri bu katliama karşı idi. Osmanlı ordusunda askerlik yapan, veya osmanlı devleti ve ordusuna bağlı kürt hamidiye alayları, türk hükümetinin siyasi iradesi ve emri altında idi ve bunların fiilleri Kürtlere fatura edilemez. Kaldı ki o dönemde, osmanlı ordusunda sadece kürtler değil, araplar, rumlar,hatta ermeniler de askerlik yapıyorlardı. Soykırım bu uluslara maledilemiyeceği gibi, kürtlere de mal edilemez. Soykırımın kürt bölgelerinde gerçekleştirilmiş olması bu gerçeği değiştirmez. Kararı alan ve uygulıyan, türk hükümeti idi. Kürtleri temsil etmiyen, türk hükümetinin emir ve komutasında hareket eden hamidiye alaylarının bu suçu işlemiş olmasını kınıyoruz ve üzüntü duyuyoruz.Sinan arkadaşımızın yanlışlığı, milleti soyut bir olgu olarak kabul edip, avukatlığını yapmaya calışmasıdır. Bizler, Ermeni soykırımına katılan katilleri, kürt de olsalar, savunamayız. Bunlar kürt milletine ve çıkarlarına da zarar verenlerdir. Bizler, apocuları, köy korucularını ve hamidiye alaylarını savunamayız.Bunlar kürt milletine zarar verdiler. Millet kavramı sosyolojik bir kavramdır. Politik olarak bir millet farklı cephelere ve tutumlara, farklı çıkarlara sahiptir. Biz politik olarak sömürgecilerin yanında saf tutan, kürt milletinden de olsalar, karşısındayız. Bizler, hamidiye alaylarının değil, ermenilerle dayanışmayı savunan ulusal kürt politik güçlerinin mirasçısı ve savunucusuyuz.Sinan Karaçalı arkadaşımızın “mağdur kim” sorusuna verdiği cevap da eksik olduğu için yanlıştır. Ermeni soykırımı, İstanbul ve Ankara hükümetlerinin türk ırkçılğının ve sömgürgeciliğinin bir sonucudur ve mağdurları sinan arkadaşın dediği gibi sadece kürtler değil, Kürtler, Ermeniler, Rumlardır. 1912 Balkan savaşı ile başlıyan bu süreçte, 1921 kadar rum ve Ermeniler yok edildiler, 1921 den günümüze kadar da kürtler yok edilmeye çalışıldı. Rum ve Ermeni sonu katliamla yok edildi, ama kürtlerin direnişini bir türlü kırıp yok edemediler, ama TC nin resmi politikası hala inkar ve imha politikasıdır.Sinan arkadaşımızın sadece 1917-18 yıllarında ki olayları görmesi, önesinini ve sonrasını görmeden değerlendirme yapması, yanlıştır, ve adaletin kantarının topuzunu zorla kendisine çekmesidir. 1917 -18 olaylarının iç yüzü nedir, sinan arkadaşın çok iyi bilmesi gerekir, o dönemi inceliyen biri olarak.Şöyle başlıyalım. Türklerin savaşlarda hep politik hedeflerinin yanında birde çapul ve gasp gelenekleri olmuştur. Türkler yüzyıllarca sınır boylarında akınlar düzenliyerek diğer halkların zenginliklerine el koyarak geçinmişlerdir. Türk nüfusunun büyük bir kısmı akıncı yani gaspçı idi ve bunlar türk geleneklerinde kutsal insanlardı. Hala da akıncılardan, yani gaspçılardan övgü ile bahsederler. Ermeni soykırımında da esas ve poliitik amaç bugünkü sınırlar içinde diger ulusları yok ederek bir bir türk ulusu yaratmak ise tali amaç Rum ve Ermeni sermayesine, garyrı –menkul ve menkul zenginliklerine el koymaktı. Nitekim öyle de yaptılar.Ermeni ve Rum işyerlerine, sermayelerine, köylerine, evlerine altınlarına arazilerine el koydular ve türklere dağittılar. 1927 yılında TC nin bugünkü sınırları içinde 12 milyon nüfus olduğuna göre 1915 yılında ortalama 10 mil alabilliriz. Bunun yarısını veya biraz fazlasını türk olarak alırsak şöyle bir tablo ortaya çıkar. 1912 balkan savaşında, 1924 yunanistanla yapılan mübadele antlaşmasında, ve ekim devriminden sonra kafkaslardan 3.5 milyon mülteci getirilip gasp edilen rum ve Ermeni topraklarına yerleştirildi. Yani bugünkü türk nüfusunun yarısından fazlası, gasp edilen Rum ve Ermeni yerleştirilen mültecilerden oluşmaktadır. Bugün Kürdistanda, 1915 ve öncesinde yoğunluklu olarak ermenilerin yaşadığı, Bitlis, Maraş, Muş, Antep, Erzurum bölgesindeki türk koloni köyleri balkan veya kafkas mültecileridir ve yerleşim yerleri Ermeni mülkleridir. 1915- 16 yıllarında Ermeniler toplu olarak ya sürgün edildiler ya katledildiler bu sorun içişleri bakanı ve soykırımın mimari talatın deyimiyle köklü çözüldü. Fakat 1917 türk ordusu rus cephesinde, 1918 de güneyde ingiliz ve Fransızlara karşı yenilince, Ermeniler topraklarına dönmek istediler ama toprakları işgal edilmişti. Ermeniler ve rumlar, sermayelerini, işyerlerini, menkul ve gayrı menkullerini geri almak istiyorlardı haklı olarak.Bunları gasp ederek palazlanan türk burjuvazisi ve kırda derebeyleri, ingiliz ve fransızlara karşı teslim bayrağı çekerken, rum ve Ermeni lere karşı cihat bayrağını yükseltmeleri bundandır. Olayı gasp olayından çıkarmak için, müslüman hırıstıyan çatışmasına, ama perde arkasında da türk ırkçılığına dönüştürdüler.kürtleri de müslüman olarak yanlarına aldılar. Ve ruslarla fransızlarla geri gelen ermenilerle çatışmaya yeniden başladılar. Burada hangi taraftan ne kadar adam öldü ölçüsünden çok, bu savaşın nedenlerini ve politik hedeflerini irdelememiz gerekir. Ermenilerin kendi topraklarına tekrar geri dönmesi eski zenginliklerini geri istemesi kadar doğal ve haklı bir sey olamaz. Türklerin türk ulusu yaratmak ve ermeni mallarına el koymak kadar haksız bir şey olamaz. Bazı kürt derebeyleri de türklerin almak istemediği dağbaşlarındaki ermeni köylerini kaybetmemek için islamlık çağrısı ile türklerle birlikte ermenilere karşı direnmişlerdir. Bu çatışmalarda kim ne kadar öldü sorusu, işin esasını perdeler. 1915-16 da soykırıma uğrıyan Ermeniler geri döndüklerinde hem mallarını geri almak hem intikamlarını almak için katliamlar yapmışlardır, ama bu savaşın sorumlusu türk hükümetidir.Türklerin savaşlarda çapul yaptığı ve bir gelenek olduğu kıbrıs savaşında da görüldü. Rumlar kendi bölgesini terk eden türklerin mallarını korudular, bu malların idaresini ve gelirini, türklerin kurduğu bir vakfa devrettiler. Fakat türkler, kuzey kıbrısta kalan rumların mallarını paylaştılar. En büyük payı başta ırkçı mücahit Denktaş ve şürekası olmak üzere kendi aralarında paylaştılar geri kalanları türkiyede getirdikleri türklere verdiler. Bugün bu malların sahipleri bütün uğraşlarına rağmen mallarını geri alamıyorlar, ermeniler gibi. Diyelim ki Fransız ve Rusların türk ordusunu yendiği gibi, amerikan ordusuda türk ordusunu kıbrıstan çıkarsa, ve rumlar bu vesileyle mallarını geri almak için türklere karşı şidete başvursa, ne diyeceğiz. Mağdur türklermidir.?? Veya Kerkük ü ele alalım. Arap ırkçılarının türklerin rum ve ermenilere, kürtlere yaptığını, kürtlere yaptı ve Kürtlerin arazilerini evlerini zorla ellerinde alarak Arapları yerleştirdi. Bugün kürtler haklarını aarıyorlar ve mallarını geri almak istiyorlar, araplar ise kürtlere savaş açmışlardır. Kürtler araplardan ne pahasına olursa olsun, topraklarını ve evlerini geri almalıdırlar ve haklıdırlar. Arap ırkçıları savaşırsa bu savaşında suçlusu olurlar. 1917-18 Ermeni olaylarının iç yüzü de budur.Deger verdiğim 30 yıllık arkadaşım, hangi mevzide kime kılıç salllıyor, anlamaktan zorlanıyorum. Galiba kendisi de.Kürtlerin avukatlığı da böyle yapılmaz. Kürtlerin bir kısmı sömürgecilerle işbirliği yaptıysa, yapıyorsa, onlar kürt davasına ihanet etmişlerdir ve onları savunmayız. Ama Kürtlerin büyük çoğunluğu Türk Arap Fars sömürgecilerine karşı hep savaşmış ve halada savaşıyorlar, biz bu davanın, Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesinin avukatıyız. Baş düşmanlarımız da sömürgeci güçlerdir. Ermeniler bizim ancak mütefikimiz olurlar. Kürtlerden ermenilere, ermenilerden kürtlere karşı tavır koyan, düşmanlık yapacak olanlar olabilir ama bu iki milletin dostluğunu bozamaz. Hırank Dink’in bir cümlesinin hikmeti harbiyesi ne olaki.Kaldıkı, Kürtleri yok etmeye çalışan türk ırkçılığına karşı, dünyanın Ermeni soykırımını türklere kabul ettirip, türk ırkçılarının önünü kesmeye çalışırken, ve kürdsitan ulusal güçlerinin de elini dolaylı da olsa güçlendirirken, Ermenilerde katliam yaptı demek, kürtleri savunmak adına türklerin yedeğine düşmektir ki, buda canbedeli 30 yıl türk sömürgecileine karşı mücadele etmiş olan sinan arkadaşımın hiç istemediği bir durumdur. Ne zaman iyi niyetimizle kötü sonuçlara varmaktan kurtuluruz. Amacım bir tartışma başlatmak değil, bir yanlışı düzeltmektir.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.