Dünya

DURBÎN ve Politik Önderliğin Önemi

Rojhat Badikî · 10.12.2012 · 2 görüntülenme

DURBÎN ve Politik Önderliğin Önemi
Dil bilimcisi olmadığım için Durbîn ile Dürbin arasında nasıl bir bağlantı olduğunu bilmiyorum. Araştırmadım da. Küçük bir beyin jimnastiği yapılırsa, Kürtçe bir kelime olan Durbîn yani uzağı görme ile Türkçe kelimeler arasında giren Dürbinin ayni kökenden geldiği rahatça görülür. Dediğim gibi, dilbilimcisi değilim, bu işi Ermeni kökenli dilbilimcisi sayın Seven Nişanyan’ a bırakıyorum. İnşallah; Araştırmalarının sonunda bu iki kelimenin anlam benzerliğinden ötürü, Türklerle ayni kökene ayandırmaz, Türk-Kürt kardeştir, söylemi günün modasıyken!

Günümüzde gelişen olaylara bakıldığında, Durbînin ne olduğu ne anlama geldiğini öngörebilecek bir anlayışa ihtiyaç duyulduğudur. Uzağı görme-tanıma, yorumlama yeteğinden yoksun olan, Kurdistan politik önderliğinin buna ihtiyacı var. İki blok’tan ( Kapitalist-Sosyalist! blok) doğu blokunun dağılış süreci ile dünya coğrafyası yeniden yapılanma sürecine girdi. Tarih sahnesine adı duyulmamış topluluklar dünya arenasına çıkmaya, dünya atlasları yeniden yapılmaya, yeni sınırlar yeniden çizilmeye başlanıldı.

1991 yılında Kurdistan halkının serhildanı ile Kurdistan’ ın güneyinde de facto küçük bir yarı-bağımsız Kürt devleti kuruldu. 2003 yılında Saddam rejiminin yıkılması, Irak ve Kurdistan’ da yapılan genel seçimlerde referandum sandıklarında, Kurdistan halkının % 98’ nin Bağımsız Kurdistan yönünde oy kullanması ile Bağımsız Birleşik Kurdistan’ın oluşma sürecinde ilk adımlar atıldı. Sürekli olarak iç ve dış koşulların elverişsizliğinden dem vuranlara nisbet, bu kez iç ve dış koşullar bu sürecin, Bağımsız Birleşik Kurdistan’ a gidecek sürecin başlaması için olgunlaştı.

Uzağı görme yeteneğinden yoksun olan yada kaderini sömürgeci devletlerin kapılarına bağlayan Kurdistan önderliği, 50 yada 100 yılda tekrarlanan alt-üst oluş süreci ve bu sürecin ortaya çıkardığı fırsatları öngürüsüzlüklerinden dolayı, fırsatları teperek sömürgeci devletlerin lehine işleyen bir sürecin başlamasına neden oluyorlar.

2003 yılında dağıtlan Bağdat orduları Kerkuk’ e dayanınca yada BDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılması girişimleri başlatılırken, Kurdistan politik arenası, Sömürgeci devletlerin başkentlerinden uzaklaşma tehditlerini savuruyorlar! Gerçekten bu konuda samimiler mi e

Bu gün güney Batı Kurdistan’ da bağımsız gazetelerin ortak başlığı ‘’ Maliki, Güney Kurdistan Hükümetinin kendisine (sayın Barzani tarafından) verdiği araziyi 900 bin dolara sattı’’, Orduları, İstihbarat teşkilatı, polis gücü dağıtılan ve kendini koruma gücünden yoksun olan Bağdat, korunma korunma sorunu Kurdistan Peşmerge güçlerinin Bağdat’ ta konuşlandırılması ile aşıldı. Bağdat’ın ortağıyız edası ile hareket eden politik arena Bağdat’ ta Cumhurbaşkanlığı, Başbakan yardımcılığı, Parlamento Başkanvekilli, Dışişleri bakanlığı ve bir çok bakanlığın yanısıra askeri genelkurmay başkanlığına da Sayın Barzani’n dayısı Ebu Bekir Zebari’ da getirilmesine rağmen reailtede ise Kürtlerin Bağdat’ta ortak olmayıp geçici misafir oldukları ortaya çıktı.

9 yıldan sonra (yani 2009 yılında )Kurdistan bölge başkanı sayın Mesud Barzani’nin girişim ve özel çabaları sonucu Nuri Maliki başbakanlığa getirildi. Çünkü Genel seçimlerden uzun bir süreç Şii ve Sunii Arap arasında Başbakanlık sorununda çelişki ve çatışma yaşanılıp Bağdat iç savaşa doğru sürüklenirken, Kürt’ lerin girişim ve desteği ile sorun giderildi ve uzun bir aradan sonra Bağdat’ta hükümet kuruldu.

Kürtlerin desteği kurulan ve yine Kürtlerin özel çabaları ile oluşturulan Irak ordusu Nuri Malıki’ nin talimatları ile Irak ordusu Kerkuk sınırına dayanarak Kürtleri tehdit ediyor.

Kurdistan’ın kuzeyi de bundan farklı bir süreç yaşanmıyor.

Her fırsatta TC’ nin yani ırkçı-soykırımcı bir devletin tüm değerlerine saygılı olduklarını, sahip çıktıklarını ve bunun propağandasını AP’ da bile yapan, TC’ nin AB’ ne alınması için her yerde lobi yapan, TC’ nin bölgesel güç olması için proje üreten anlayış ne yazık ki Kurdistan sorunun çözümü için bir kaç ajite slogandan başka her hangi bir plan ve programları yoktur. TBMM’ den kovarsanız bir daha TBMM’ sine gidip gitmemeyi tartışırız gibi boş tehditler (TBMM’ ye gitmemelerinin Kurdistan ulusal davasına olan katkı ve kazançlarını saymaya bile gerek yok. En azından, TC’ nin Kurdistan’ daki konumu işgalcı yapısı sorgulanırdı. TC’ nin Kurdistan’ daki meşruiyeti masaya yatırılırdı. ) yerine halkın karşısına Kurdistan sorununa ilişkin çalışma program ve planlarını açıklamaları ve halka hesap vermeleridir.

Kurdistan’ ın Güney ve Kuzeyinde politik yapılar ( şimdi, yansıma ve etkileri Güney-batı Kurdistan’ ı da kapsıyor) dünyadaki gelişmeleri sezme-algılama, yorum-analiz etme yeteneğinden yoksun olup kendi topraklarında özgür yaşama ve buna göre politikalar oluşturma öngörüleri yoktur. Çalışma ve hareket tarzları günlük olup düşmanın-sömürgeci devletlerin tavırlarına endekslenen tepki politikalarıdır. Düşman politikalarından bağımsız bir politik bir programa sahip olma ve bu program doğrultusunda sistemli-planlı sonuç alıcı-sonuca ulaşma gibi bir anlayışta yoktur. Bunun yanında, halka açık yaptıkları çalışmaları anlatma, gerektiğinde özeleştri verme bir gelenekte yok. Güney Kurdistan politik önderlik ve Kuzey Kurdistan politik arenasının başarısızlarda hesap verme yada neden bu tür hatalara düştükleri, yaşadıkları zorluklara ilişkin halka hesap verme duygusunda da yoksundurlar.

Yoksa 30 yıldan fazla Avrupa’ da yaşayan sayın Kemal Burkay 75 yaşından sonra HAK-PAR’ a başkan olur muydu, bunca başarısızlıktan sonra! 75 yaşından sonra Sayın Kemal Burkay’ a yeniden ihtiyaç duyulmuşsa demek ki Kurdistan politik arenası bir arpa boyu yol almamıştır.

Bunun içindir ki, Kurdistan halkına ve onun davasını üstlenecek yeni bir alternatif gerek.......Denenmiş, yürüttükleri politikalarla düşmanı güçlendirmekten başka sonuç vermemiş, savaş tarzı ile Kurdistanı harabeye çevirmiş düşünce ve politik yapıların miadları dolmuştur. Durbîn donanımı ile donanımlı bir kadro - politik yapılanma gerekli ve bunun potansiyeli de fazlası ile Kurdistan ve diaspora da mevcut. Bütün sorun ilk adımı atabilme girişiminde bulunmak. Bunun çok yorucu ve epey zaman alacağının bilincindeyim. Çünkü Kurdistani politik yapılanmalar ve TC’ nin örtülü çalışmaları, politik arenada alabildiğinde tahribatlar oluşturmuş.

10. 12. 2012

Genèvre
Rojhat Badikî

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.