Siyaset

DÜNYA VATANDAŞLIĞI, ÖZGÜR VE BAĞIMSIZ KURDISTAN`DAN GEÇER

GORAN KOÇGÝRÎ · 17.04.2006 · 2 görüntülenme

Ceberut Türk devleti,  Atalarımdan çocuklarıma kalan ülkemin kutsal topraklarını karış karış tankı, topu, uçağı, kimyasal silahi, askeri, polisi kurum ve kuruluşları ile işgal edip kirletirken, aklı evvellerimiz, her gün secdeye varıp adeta yalvararak, kardeşliğin ne olduğunu bilmediğimizde olacak ki iki parmaklarını gözümüzün içine sokarak  ‘’Kürt- Türk kardeştir’’ Türk devletini de cahil varsayarak ‘’ Türkiye’nin AB üyeliği ve Türkiyede Demokrasinin güçlenmesi için Kürt soruna çözüm getirilmelidir’’  barış havariliğine soyunularak, dönemizdeki ilkokul öğrencilerinin tahtaya kaldırılıp el-tırnak temizliğine özenilerek ‘’ hiç elimize elimize silah almadık’’, ‘’ silaha karşıyız ‘’, ‘’silah sorunların çözümü önünde engeldir’’ Zannedersin ki muhatab alınacaklar yada görücüye çıkmış gelindirler. Ceberut Türk devletinin Kurdistan ve Anatolia’yi halklar mezarlığı yapma yeteneklerini bilmezssek, bu akl-ı evvellerimiz ha bu gün ha yarın pazarlık masasına oturma davetiyesini alacaklarını zannedersin. Çok mu karamsarız yada her şart altında felaket telalcısi mıyız ki böyle konuşuyoruz? Hayır bizler de en az bu akl-ı evvellerimiz kadar ülkemizi insanlarımızı, komşularımızı seviyoruz, sorunlarımızın bir çocuğumuzun burnu kanamadan çözülmesini de istiyoruz. Ama gelin görün ki onlarca halkı bu coğrafyadan silip soykırımdan geçiren, katliamlarla başka hakların topraklarını ülkelerini zapt eden güçler ve bu zapt edilen toprakları kendi hakkıymış gören DEMOKRAT-LİBERAL-SOSYALİST-SAĞCI-KAPİTALİST kesimler, alınlarında asılı duran insanlık suçu olan kara lekelerini temizlemeden beyaz adam edasıyla ‘’ Kürt aydınları, sanatçıları, yazarları...vs’ ler teröre ve silaha karşı olduklarını, deklare edip tavır almalıdırlar’’ nakaratları ile bizi esir almaktadırlar. Sanki Biz Kürtler,  Türkistanı karış karış tankımız, toplarımız, uçaklarımız, kimyasal silahlarımız askeri idari kurum ve kuruluşlarımızla  işgal etmiş, onları doğuştan gelen en doğal hak olan eğitim haklarından yoksun etmiş ve her sabah çocuklarına okulda ‘’ Kürdüm doğruyum...marşını ezberletiyoruz. Roman ve makalelerini büzük bir zevkle okuduğum Ahmet Altan’ın ‘’ Siz, ey çocukları öldürmeye hazırlananlar....’’   adlı makalesini okuyunca, acaba işgacı ve cocuk katili olan ben miyim diye kendimden süphelenmeye başlayacaktım. Sayın A.Altan’ ın makalesi daha anasının karnında doğar doğmaz bütün hakları elinden alınmış, asimilasyon ve jenosid cenederesinden geçirile(cek)n Kürt çocuklarının katledilme gerekçelerini görmezlikten gelerek masallarla bizi uyutmaya çalışarak --- ‘’Ben bunun için “hainim” zaten.  Çocukları ölüme gönderenleri “kahramanlar” diye alkışlamadığım için.  Şimdi gene çocukları öldürmeye hazırlanıyorlar.  Onlara, “Türk oldukları ya da Kürt oldukları için ölmeleri gerektiğini” söylüyorlar.  Bu, ahlaksızca bir yalan.  Hiç birinin ölmesi gerekmiyor.  Dünya, çocukların artık ölmeyeceği bir çağa geçiyor, Kürt ya da Türk ya da Fransız ya da Alman ya da Iraklı ya da Amerikalı olmaktan daha önemli bir değeri, “dünyalı bir insan olmayı” keşfeden bir çağ bu.  Sınırları, bayrakları, marşları, orduları ortadan kaldırmaya hazırlanıyorlar. ‘’ ---diyerek bir anlamda Ceberut sömürgeci Türk devletinin işgalcı güçleri tarafından Kürt çocuklarının öldürülmesine meşruiyet kazandırıyor. Bekleyin Kürt çocukları,  Dünyamız artık çocukların ölmeyeceği ve Dünya vatandaşı olacağımız bir çağa geçiyor. Sayın A. Altan’ ın deyimi ile sakın ha siz siz olun ülkenizin işgal edilmesine karşı çıkmayın,  Her sabah okula giderken Türküm doğruyum….varlığım Türk varlığna kurban olsun…. deyip beyinlerinizim yıkanıp Türkleştirilmesine karşı çıkmayın. Artik ‘’’ Dünya, çocukların artık ölmeyeceği bir çağa geçiyor, Kürt ya da Türk ya da Fransız ya da Alman ya da Iraklı ya da Amerikalı olmaktan daha önemli bir değeri, “dünyalı bir insan olmayı” keşfeden bir çağ bu. Ama sayın A. Altan madem Sınırları, bayrakları, marşları, orduları ortadan kaldırmaya hazırlanıyorsak, zahmet edip, artık tuvaletlerimize de asılan Türk bayrağı ve Atatürk resimleri, tuvaletlerimizden çıkarılsın. Sayın A. Altan ; Çocuklarımız daha dünyayı tanımadan, okumaya başlamadan Türküm doğruyum…..varlığım Türk varlığına armağan olsun…..ölümün yanında daha kolay olduğu ırkçı-soykırımcı marşı kaldırmak için kampanya açmayı ve alınlarınıza kazınan bu kara lekenin suçlarından kurtulmayı istiyor musunuz! Ben sizi lanetlemeyeceğim lanetlememe gerekte yok, çünkü sizler bu coğrafya da yok edilen halkların mezarlığında yeşerip besleniyorsunuz! Onun için bu yazdığınız makalede gerçekleri ters-yüz etmenizi yadırgamıyorum, Kürt çocuklarının ön saflara geçip minacık bedenlerini toprağını-ülkesini savunmak için işgalcı Türk askerine karşı siper etmesi nasıl bizim akl-I evvellerimizi korkutup ürkütüyse, sizlerde çocuklarımızın kutsal kanlarından ve gücünden korktunuz! Şemzinan’ dan başlayıp Amed ve diğer Kurdistani şehirlerle devam eden küçük fermandelerin ön saflarda olduğu serhıldanlar Kurdistan’ da yeni bir dönemin başlangıcıdır. Bu serhıldanların Sömürgeci Türk devletinin planlarını yaşama geçirme ve Kürt dinamiğini yok etme manevralarına araç olduğu belırlemesi yapanlara şunu sormak gerekir’’ Osmanlı ile başlayan ve T.C ile devam eden Kürdistanı Türkleştirme plan ve hareketleri ne zaman durdu da şimdi bu serhildanların, işgalcilerin direniş ruhunu kırma ve planlarını yaşama geçirme için bir araç olsun! Silah bırakma çağrısı yapanlardan tutun, çocukları yaşamalıdır! diyenlerce kadar şu net bir şekilde bilinmelidir, Atalarımızdan çocuklarımaza kalan ve bizim çocuklarımız için koruyup bakmakla yükümlü olduğuğumuz bu kutsal topraklarda, sömürgeci Türk devletinin bir tek işgalcı askeri çıkıp, topraklarmızda soykırımlarım sembolu olan Türk bayrağı indirilip tarihin çöplüğüne atılmayana kadar, ne silahlar susacak ne de küçük Fermandeler ön saflarda şavaşmaktan vazgeçecekler. Hakların kardeşliği ve dünya vatandaşlığı da buradan geçiyor…….. GORAN KOÇGİRΠ  

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.