Siyaset

Dünden Bugüne ( 1889-2011)

Rojhat Badikî · 16.01.2011 · 2 görüntülenme

Dünden Bugüne ( 1889-2011)
Yazılır-çizilir, analizler yapılır, ulusal ve uluslararası bazda jeopolitik stratejik araştırmalar ışığında; veri ve dökümanlar, kamuoyuna sunulur ve Kurdistan’ ın resmi sömürge statüsünda bile olmayan bir ülke olduğu dile getirilir.Derken, Kurdistan halkının, kendi ülkesinde bağımsız olma rüyası da asırları geçti. Yeryüzünde, hiç bir sömürge halkın, sömürge statüsü, Kürt halkının sömürge statüsü kadar uzun sürmedi. Oysa, Kürt halkı kendi topraklarında, özgür ve bağımsız olmak için mücadeleye başladığında, diğer sömürge halkların, bu yönde bir istemlerinin esamesi bile okunmuyordu.



Bugün onlarca halk, kısa süreli bir mücadele sonucu, kendi topraklarında, kendi özgür ve bağımsız devletinin çatısı altında yaşarken, mücadelesi yüzyıllardır süren Kurdistan halkı, halen resmi bir sömürge statüsünde değildir. Bunun bir çok uluslararası nedenleri olmakla birlikte esas sorun, Kürtlerin kendisi olduğu, Kürt halkının öncü güçleri olduğu bilinen bir realitedir.



Kürt halkı, kendi öncü güçleri, parti, örgüt ve aydınlarının, ulusal duygu, ulusal bilinçlerinin, diğer sömürge halkların öncü güçlerinin çok gerisinde, zayıf, unutkan ve çarpık bir duygu-hisse sahip olmasının bedellini çok ağır ödemektedir. Diğer sömürge halkların öncü güçleri, aydınlarının, öncellikli hedefleri, ulusal kollektif bilinç, kendi topraklarında özgür ve bağımsız yaşama öncellik olurken, bizde ise tersinden egemen güçlerin çıkarları önplanda tutulmaktadır.



Kendi ülkesinde, kendi topraklarında, kendi ulusal sınırları içinde, kendi ulusal sembollerin çatısı altında bağımsız ve özgür yaşamanın çok ağır bedellerinin olmasından dolayı, Kürt öncü güçleri, bireysel bağlamda bu olguyu göze alamamaktadır. Öncellik ve esas hedefleri, Halkın toplumsal çıkarlarını esas almaktan ziyade, kendi bireysel çıkarlarını, toplumsal çıkarların üstünde tutarak, ulusal davayı da, sömürgeci sistem içersinde bir koz, pazarlık, sermaye olarak kullanmayı yaşam tarzı olarak seçmektedir.



Bunun adını da, yaşadığı ülkenin yada sömürgeci devletin, zorla zapt u rapt altına aldığı yapay sınırlar içersinde, barış ve kardeşlik adına, demokrasi ve demokratik sistemin geliştirilerek, reformlarla, Kürt sorununu çözmek şeklinde lanse ediliyor. Bu bir maskedir ve çok çirkin bir maskedir. 100 yıldan fazla bir zamandır Kürt aydını, yazar-çizeri bunun proğandasını yaparak, Bağımsız ve özgür bir Kurdistan rotasını kalbura çevirmektedirler.



Diğer sömürge halkların, aydın ve öncü güçleri, ulusal sorunlarını, kendi topraklarında özgür ve bağımsız devlet kurma hakkı şeklinde algılarken, Kürt aydını ve kimi Kürt parti ve örgütleri, bağımsız şahsiyetler, Kurdistan ulusal sorunu, sömürgeci devletin bir iç sorunu olarak lanse etmekte ve bu doğrultuda bir yaşam ve örgüt ağını geliştirmektedir.

Günümüzde, Sömürgeci sistemin Kurdistandaki dayanakları ( AKP-MHP-CHP..vs)içersinde yer alan ve Sömürgeci güçlerin kurdistandai temsilcileri konumunda olan, sömürgeci sistemin Kurdistan’ da kökleşmesini sağlayan kesimlerdirler. Bilinçli tercihleri, bireysel ve ailesel çıkarları, ulusal davanın üstünde görme, sömürgeci sistemin Kurdistan’ da ‘’ meşruiyet kazandırmanın temelleridırler. Konum ve gördükleri işlev ittibarı ile köy korucularından, Jitem, Mit, TSK vs kurumlarda yer alan Kürt’ lerden daha tehlikeli bir pozisyondadırlar. Bu kesimler, uluslararası alanda, Kurdistan’ın sömürge stattüsüne bir darbe ve TC’ ye meşru bir konum kazandırmasına neden olmaktadırlar.



Osmanlı devletinin çözülme sürecinde, daha doğrusu, sömürge hakların, özgürlük ve bağımsızlıklarını kazanma mücadelesinde, Osmanlıları kendi ülkelerinde çıkarma, sömürgecilik zincirlerini kırma mücedelesi çığ gibi büyürken, Kürt aydınları, Osmanlı devletini islah etme ve sürec içersinde Kürt sorununu çözme hayelleri, Kürt halkının köle statüsünün günümüze değin sürmesine neden olmuştur.



Bilinir ki, Osmanlı islah etme temenisi kurulan İttihak-ı Terraki’ nin ilk korucu oları Türk olmayan unsurlar, Kürt ( İshak Sukuti-Abdullah Cewdet) Arnavut ( İbrahim Temo ) ve Çerkez ( Mehmed Reşit) dir. 1889 yılında bu şahıslar tarafından kurulan İttihak- Terraki Kürt, Ermeni ve diğer halkların soykırımı ve Türk devletinin kurulması ile sonuçlanmıştır.


1889 yılından günümüze Osmanlıların işgal ve ilhak ettiği tüm topraklarda, onlar bağımsız ve özgür devletler kurulurken, Kurdistan halkına köle olma statüsü düşmüştür.


Kim sorumlu?


Kurdistan halkı mı?


Kürt sorununu Osmanlının bir iç sorunu olarak gören ve Osmanlı devletinin islah edilmesi ile Kürt sorunun çözüleceğini dayatan mantık mı?


Bu iki noktanın sorgulanması gerekir!


Bu yöndeki sorgulama bir sonuca ulaştırılmadığı sürece, Kurdistan’ın özgür ve bağımsız olması hayal!


Kürt ve Kurdistan sorunun Osmanlı devletinin islah edilmesi ile çözüleceğini savunan mantık sistemi, gönümüzde de Kurdistan ulusal davasına egemendır. Dün Osmanlı devleti, günümüzde de TC! Bu mantığın temsilcileri, kendi geleceklerini, ve sahip oldukları konumu, özgür ve bağımsız bir Kurdistan’ dan ziyade, Kurdistan TC’ nın ‘’sınırları’’ içersinde ve Kurdistan’ ın sömürge statüsünün devam etmesinde görüyorlar.


Bu akımın temsilcileri, Kurdistan sorunu, ulusal ve uluslararası bir sorun olarak görmemektedir tersine Kürt ve Kurdistan sorununu TC’ nin bir iç sorunu ve bireysel demokratik bir hak sorunu olarak görmektedirler.


Kurdistan ulusal davasının kendi dinamikleri üzerinde gelişmesinde, TC açısında bir perde görevini gören bu anlayış, Kurdistan sorununu TC’ nin bir iç sorunu olarak görmeleri, bu anlayışlarını her fırsatta ulusal ve uluslararası alande dile getirmeleri ile Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin önünde en büyük handikaptır.


Kurdistan ulusal güçleri bu noktada, iki temel görüş ve düşünce ortaya çıkarak bir yol ayrışımına gelmiştır. 1889 anlayışının temsilcileri TC’ den aldıkları destek ve maddi-manevi imtiyazlarla, egemen bir konumdadırlar. Bu anlayış, Kurdistan’ ın diğer parçalarında egemen bir konumdadırlar. Kurdistan’ ın Güneyin’ de Kürt önderliği, Bağımsız bir Kurdistan devletinin temelleri inşaa edeceğine, yakıp yıkıllan, devlet ve ordu mekanizması dumura uğratılan, Irak devletini yeniden inşaa etmeyi esas alıp Bağdat’ı seçinde, etkisi kendini diğer parçalarda da hissettirerek, bağımsız ve özgür Kurdistan şiarı, hırpalanıp, yara bere içinde bırakıldı.


Kürt ve Kurdistan sorunun çözümü olarak, bağımsız ve özgür Kurdistan’ ı dayatanlar, temel stratejik bir hedef olarak seçenler, zayıf ve dağınık bir konumdadırlar.


Sonuç itibarı ile Kurdistan ulusal güçleri büyük bir yol ayrımının eşiğine gelmiştır. Bir yandan 1889 geleneği, diğer yanda Ahmedê Xanê, Pîremerd, Şeyh Ubeydullah Nehri, Cegerxwîn geleneği, bu iki geleneğin mücadele ve egemenliği, Kurdistan’ ın gelecek statüsü konusunda, belirleyici bir konuma gelecektir. 1889 yılından bu yana tam 122 yıl geçti, bu sürec içersinde, kendi ulusal sorunlarını ayrılıp bağımsız bir devlet kurma olarak gören, onlarca, sömürge halklarının temsilcileri kendi bağımsız ve özgür devletlerini kurarken, Kürt ve Kurdistan sorununu sömürgeci bir devletin iç sorunu olarak gören ve sömürgeci devletin demokratikleştirilmesi ile yapılacak reformlarla, Kürt-Kurdistan sorunun çözüleceğini belirtenler, Kurdistan’ın halen sömürge kalmasının önemli aktörleri olmuşlardır.


Çözüm; Bağımsız ve Özgür Kurdistan’ ı temel stratejik hedef alan mücadele anlayışını geliştirecek yeni bir örgütlenmenin tohumlarını serpmedır. Yeni bir örgüt ve yeni bir mücadele anlayışı.









İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.