Siyaset

Dün ve Bugün

Veysel Meric · 02.03.2006 · 2 görüntülenme

1993 yılında Güney Kürdistan’da bir Kürd önderini ziyaret  etmiştik. Sohbet esnasında „Bizi filan Türk örgütü ile görüşmemizi sağlayın. Onlarla birlikte iş yapacağımıza inaniyorum„  demişti. Biz, sadece tebesüm etmekle yetinmiştik. Yılların tecrübeli önderi, düşüncemizi okurcasına konuyu kapatmıştı.Sözkonusu örgütü devrimci bir hareket olarak biliyordu. Birlikte iş yapmak istiyordu. Fakat yanılıyordu Nereden bilebilirdi ki, sözkonusu ettiği Türk sol hareketi, TC´nin icazetli bir örgütü olduğunu, kendileri hakkında  „işbirlikçi“, „hain“ vs. dediklerini. Samimiyete bakın. Tezata bakın. İyi ve kötü niyete bakın. Devrimci ve karşı-devrimci yaklaşıma bakın. Bizim cografyamızda çarpık, ama yaşanan bir gerçekliktir. Sözü geçen örgütün tek bir bildirisini okumadığı açıktı.  Tanımadığı beliydi. Fakat devlet icazetli sansansiyonel eylemlerinden haberdardı. Zaten ilgilerini çekende buydu.. Kürdistanlı yurtserverler, daima ezen ulus soluna dost elini uzatmışlardır. Fakat ezen ulus solu, tıpkı egemenleri gibi, bu eli kırmayı kendine politıka edinmiştir. Bu, kimim devrimci, kimin işbirlikçi, kimin hain ve karşı-devrimci olduğununda kıstasıdır. KUKM verenler, ezen ulus halkı ve öncü güçlerine karşı görevlerini yerine getirmişlerdir. Fakat ezen ulus halkı ve öncü güçleri KUKM´ne karşı görevlerini yerine getirmekten öte, KUKM´ne karşı kendi egemenleri safında yer alarak savaşmışlardır. Bunlar yaşanılarak öğrenildi. Mücadele içinde tecrübe ile kavranıldı.Yine bir görüşmemizde bir başka Güneyli Kürd önder, Ankara´dan daha yeni dönmüştü.„Ankara´da ne var, ne yok“ sorumuza karşın :  „Tasvip edilmeyecek, fakat zorunlu olduğumuz ilşkiler, başkada çaremiz yok“ diye cevaplamıştı. Biz, daha  „nasıl“ diye soracak olduk, o, sözünü şöyle sürdürmüştü : „Sizde biliyorsunuz, bir sıgara fabrıkamız var.  Teknik eleman, tütün vs var, ama kağıdımız yok. Sadece sıgara kağıdını alabilmak için TC´nin ayağına üç kez gitmişimdir. Kağıdı alıncaya kadar akla karayı seçmişimdir.  Hakaretlerine, küçümseyici, azarlayıcı tavırlarına boyun eğmişimdir. Kabullenilecek gibi değildir. Fakat başkada çaremiz yok.” demişti.Yıllarca savaşmışsınız. Özgür bir vatan edinmişsiniz, ama bir harabeyi devr almışsınız. Elde avuçta birşey yok. Dişarıya bağımlısınız. Dışarıya açılan kapı düşman kapısı. Bu kapıyı çalmak zorundasınız. Çünkü ne pahasına olursa olsun toplumun ihtiyaçlarını karşılamak zorundasınız.En basiti. Toplum sıgara içiyor. Sıgara içemesiniz yasağını getiremesiniz. İktidarsınız, toplumun bu ihtiyacını karşılamak zorundasınız. Paranız var bastırır alırsınız, ama nerde ve hangi yolla getireceksiniz? Bu kapılar düşman kapısı. Bu kapıda hakaretler, tehditler yağar. Kücümseyen, azarlayan tavırlar sergilenir. Onur kırıcı şeylerdir. Görmemezlikten, duymamazlıktan gelir, yutarsınız. Kürd önderliğin hergün karşı karşıya olduğu en büyük zorluk.Siz olsanız ne yaparsınız? Bu ilişkilerden dolayı Kürd önderliğini eleştirenler,  “işbirlikçi”, “ hain “ , “uşak” vs. ilan edenler, ne öneriyorlar? Sağduyulu olsunlar. İnsaflı olsunlar. Ne söylediklerini ne anlama geldiğini tartarak söylesinler. Kabul edilebilir makul eleştiriye evet, ama hastalara ilaç, bebelere mama, halkın günlük zaruri ihtiyaçlarının nasıl karşılayacağınıda izah etsinler. Kürd coğrafyası başlı başına bir zorluk. Sorunların, ihtiyaçların temini yüklü zorunluluğun dayatığı ilişkiler karşısında söylenecek bir şey olamaz. Olur diyenler, ortaya çıkar, ihtiyaçları karşılarlar. Güney Kürd önderliği, bunu yapanların ayakları altına kırmızı halı sererek resmi törenle karşılarlar. Bu değilde uzakta gazel okuyarak, şu “hain”, bu “uşak” diyenler bilmelidir ki, Kürd milletine düşmanlık yapıyorlar.  Güney Kürdistan politik güçlerin sıkıntılarını, halkının ihtiyaçlarını, sormaları gerekenler değil, belkide en son sormaları gerekenler sormuştur. “Devrimci”liliklerinden, “M-L”liliklerinden geçilmeyen ezen ulus sol örgüt ve partileri hep dışardan gazel okumuştur. Kürd millet düşmanlığı yapmışlardır. Böylesi “dostlar” düşman başına.Nasıl mı? İşte size somut örneği.TC destekli PKK’nin 1992’de Güney Kürdistan’a  uyguladıkları “ambargo” ve “ikinci 15 Ağustos atılımı” dedikleri kirli savaşı desteklediler. Halkımızın açlığa mahkum edilmesini “devrimci eylem” deyip kendilerinden geçtiler. “Gerilla şu kadar peşmerge öldürdü” deyip yapılan katliamları alkışladılar.  Bu uğursuzluğu şu an politik areneda “Kürt büyüğü” olarak sahne alanlarda yaptı.Unutulmadı, unutulmayacak. 02 Mart 2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.