Siyaset

DÖNENBAY KUŞU

14.03.2013 · 2 görüntülenme

DÖNENBAY KUŞU
DÖNENBAY KUŞU.... Sen Kimsin ? Adın ne? Adını hatırla! Kim olduğunu hatırla! Mankurdlaştırılan (Belleği silinerek, hafızasındaki tüm anıları yokedilerek köleleştirilen kişi ) oğlunu bulma yolculuğunda Nayman Ana'nın başına bağladığı beyaz yazması, oğlunun keskin oku yüreğine saplanmadan,kendisinden evvel yere düşer.Ve bu beyaz yazma bir kuş olup havalanır. Ana'nın ağzından çıkan son sözleri tekrar ede ede gökyüzüne uçup gider: "Sen kimsin? Adın ne? Adını hatırla! Kim olduğunu hatırla! Babanın adı Dönenbay! Dönenbay!" Cengiz Aytmatov'un 'Gün olur Asra bedel' adlı romanında ölümsüzleştirdiği Nayman Ana ,Dönenbay Kuşu olarak tarihin kara sayfalarından çıkar ve kaybedilmek istenen halkların yurdsuzluğunda mavi gökte süzülüp mankurdlaştırılan çocukların belleklerine sızıp "Adını biliyormusun ? Kim olduğunu biliyormusun? Babanın adı Dönenbay Dönenbay!" diyerek onları gerçek kimliklerine geri çağıran unutulmaz efsanedir. Kim olduğunu,hangi soydan,hangi ırktan geldiğini,anasını,babasını,çocukluğunu bilmeyen, düşmanları tarafından köleleştirilen, bilinci ,benliği silinen ,itaatkar ,efendisine köpek gibi sadık ,başkalarını dinlemeyen Mankurdlaştırılan çocuklarını geri kazanmaya çalışan Nayman Ana'lara ihtiyacımız var.. Çocuklarının kokusunu içine çekmeden,soğuk kemiklerine sarınmayı bile mutluluk sayan, her perşembe ,her bayram, her doğum gününde özgür dağlarımızın nergizlerini serpiştirecek bir mezarı,yuvası olsun arzusu ile her cumartesi toplanan, Mankurdlaştırılamadıkları için katledilenlerin Berfo Ana'larının olduğu gibi.. Dağlarda kaybettiğimiz binlerce mezarsız kahramanımızın savaşta vurulup ölmesini anlayan ,ama onu bir kefene sokmadan son yuvasına uğurlamadan ruhu huzura kavuşmayan Nayman analarımıza bu kirli savaşta büyük bir görev düşmekte.. Dışı insan içi saman korkuluk gibi olan evlatlarını tekrar kendi özlerine döndürme savaşı. Ekonomik şartsızlıkları bahane edilerek Ana kucaklarından alınan çocuklarımız YİBO( yatılı ilkögretim bölge okulu) lara yerleştirilip Kürdçeden ve Kürdlüklerinden uzakta Türk gibi yetiştiriliyorlar. Baba beni okula gönder Kardelen projesi Zorunlu eğitim yasası ve son olarakta okul öncesi zorunlu eğitim tamamen Kürdçe ve Kürdlüğümüze açılmış piskolojik bir harptır! Bu savaşta, yıllardır katledilen "beden"lerden öte ve daha ağır olan "benlik" cinayetleridir işlenen! Daha ilkokul sıralarında TC öğreticilerinin aşağılamaları ve ağır cezaları ile diline küstürülen çocukların ,küçük düşürülerek utandırıldıkları kürtlüklerine sıkıca sarınmaları için en büyük görev yine biz kadınlara düşüyor. Çocukların herşeyi daha küçücük yaşta başdöndürücü bir hızla öğrendikleri bir çağdayız. Bugünün bir karış çocuklarının dünün koca adamlarından daha çabuk öğrendiği bu yüzyılda Kürdlüğümüzle ilgili daha da çok şey öğretmeliyiz. Kaybettikleri kimlikleri ,unutturulmaya çalışılan dilleri öncelik taşımalıdır. Bugün Kürdistanın dört bir yanı Türkçe okuyup düşünen, hayal kuran Türk eğitimli Kürd çocuklarla dolu. Birçoğu kendileriyle Kürdçe konuşan annelerine Türkçe cevap veriyor. Fırat'ın Batısına sürülen,Doğusunda güneşi karşılayan birçok Anne ezik buldukları Kürdçeyi çocuklarına öğretmemektedir. Fırat'ın Batısına sürülen aileler köklerinden niçin sökülüp alındıklarını unutup,ait olmadıkları topraklarda çocuklarının gırtlağına bulaşacak olan Kürdçenin geleceklerinde bir engel teşkil edeceğini düşünüyorlar. Bir insanın halkına yapabileceği en büyük iyilik ;çocuklarını sadece iyi terbiye etmek,iyi yetiştirmek değildir,aynı zamanda kim olduğunun bilincinde yetiştirmektir! Yoksa eğitimini ,kuşandığı bilgiyi,donatıldığı fikirleri kimliğinin geçmişinin üzerinden bir vatan kurmak için kullanmayacak olan çocuklarımızın bizlere milletlerine ne faydası olacaktır?! Yüz yıllık isyan sebebi olan özgür bir gelecek hayalimizi kendi ellerimizle devletin kucağına terk etmemeliyiz. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras BELLEK tir. Onlara kendimizden, Kürdlüğümüz'den olabildiğince çok şey vermeli , hafızalarında daha çok yer etmeli ,yaşamalı ve yaşatmalıyız! Dünya güçlerinin birlik olup vurdukları, bölüp parçaladıkları,;varoluşla yokoluş arasında gidip geldiğimiz arafta bin kere Kürdlüğümüzü unutabilecekken hala VARIZ, KÜRDÜZ diyebiliyorsak çok şey öğrendiğimizdendir! Yaşanmışlardan ders çıkarabilmemizdendir! Neyin iyi neyin kötü,neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamamızdandır! Düşmanlarımızın itelediği, kıyısına sürüklediği uçurumdan aşağı düşmedik! Çünkü Unutmadık! Yarınlara dair bütün arzularımıza, yapamadıklarımıza çocuklarımızdan, onlarla ve onlarda ulaşacağız. Sevgili İsmail Beşikçinin ısrarla tekrarladığı gibi " yaşlılarınızdan öğrenin ve öğretin!Geçmiş hatıralarda Tarihin yaşanmış tanıklarıyla sessizliğe gömülmesine izin vermeyin! Öğrenin ve öğretin ki aynı hatalara düşmeyelim! Kim olduğunuzu,atalarınızın nelerden geçerek bugüne eriştiğini bilin, bilinki büyüdüğünüz tarihin hiçbir zaman değeri olmayan berbat bir yerde yaşanılan önemsız birşey olduğuyla kandırılıp küçük düşmeyin. Kürdçeyi konuşun konuşturun." Akıllıca söylenmiş sözlerin derin anlamlarını anlayacak kadar acı bir tecrübe geçirmiş Kürd anaları unutmayın , yatılı okula gönderdiğiniz çocuklar dönüştürüldüklerinde ne evinin yolunu bulacak ,ne ana baba tanıyacaklar. Bu savaşın bir başı bir de sonu var , ortasında kalan kürd çocukları kendilerine biçilen kadersizliği yaşarken felaket burda başlayacak! Bu çocukların gerçeği hiç öğrenemeyecek olması değildir korkmamız gereken, çünkü birgün mutlaka öğreneceklerdir , korkmamız gereken bu geçkalınmışlıktaki benlik eksikliğinin bize ve onlara maliyetinin ne olacağıdır! Çocukken, büyüklerinin söylediği herşeyin bilgece ve haklı olduğunu düşünürüz, ama büyüdükçe ana babalarımızın bazen ne kadar haksız ve acınacak halde olduklarını görürüz.. Zaman çarkı dediğimiz gelişen hızlı teknoloji düne göre bu dönüşüm hızını on kat arttırmıştır. Mankurdlaşmasına izin verdiğimiz çocuklar kimi zaman tek başlarına ebeveynlerine rağmen kimlik arayışına düşecektir. İnsanlığın en büyük sorusu olan ben kim'im sorusunun peşine düşerken kendi kuşakları için son sözü bu çocuklar söyleyecek. Atalarının hangi maksatla bazı efsaneler ,masallar söyledikleri ve kendilerinden sonraki kuşaklara neyi aktarmak istediklerini öğrenecekler. Geçmişimizi bilmeden, masallarda destanlaşan kahramanlıklarımızı ,ıhanetlerimizi öğrenmeden yarınlara ışık tutmak imkansız. Masallarda, türkülerde , öykülerde tarihin dününü ,bugünün yarınını fısıldayan Nayman Analar, ekeceğiniz her fidan Mankurdlaştırılmasına izin vermediğiniz her benlik bizi kaybettiklerimize bir adım daha yaklaştıracak. Bu savaşın sonunda, çocuklarınızın kişisel tarihlerinde sizi nasıl hatırlamasını isterdiniz? Mücadelesi uğruna kara toprağa düşmeden Dönenbay kuşuna dönüşen Nayman Ana olarak mı ? Yoksa benlik savaşında kaybetmiş Mankurd anaları olarakmı? Unutmayın,Unutturmayın; Aklın yolları BENLİK te buluşur Devrim o zaman olur. BERYA İLON

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.