BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 28.01.2006 · 2 görüntülenme
İran sorunu, son üç yılda belirginleşen güç kaymalarını belirginleştirdi. Batı, İran'a laf anlatmakta başarısız. Yeni dengelerin savaşsız kabulünü sağlamak için Ahmedinecad gibi isimlerin çatışma potansiyelini kaşıması önlenmeli İran'ın cüretkâr tavrı, son üç yılda belirginleşen siyasi güç kaymalarını iyice su yüzüne çıkardı. 2003'ün kışında dünyada, Saddam'ın Irak'ına karşı takınılacak tavrı belirleyen sadece iki odak vardı: ABD, İngiltere, İsrail üçlüsü ve Kıta Avrupası'nın ve AB'nin merkez ülkeleri Almanya ile Fransa. ABD'nin gerekçesiz Irak saldırısı ve işgaline karşı cılız bir sesle de olsa kayda değer eleştiriler getirenler de yalnız Almanya ve Fransa'ydı. Bu denklemde dikkat çekici olan, dünyanın siyasi gündemini belirleyen ülkelerin tamamının Batılı olmasıydı. Batılı olmayan büyük ülkelerin ne düşündüğü kimseyi ilgilendirmiyordu; çünkü bunların, Irak'ın kaderini belirleyen tartışmaya katılacak ve son kararı etkileyecek ne güçleri ne de nüfuzları vardı. Çin ve Hindistan, sadece gelecek vaat eden endüstri ülkeleri sayılıyordu; Rusya AB'nin tavrına katılmakla yetinmek zorundaydı ve o da Asyalı diğer devletler gibi gelişmelere seyirciydi. Şimdi, başka bir ülkeyi haritadan silmekten bahseden, atom silahlarını kullanabilecek (ve dünyayı yakabilecek tıynette) bir İran Cumhurbaşkanı'na karşı, kendinden emin olmayan cılız sesli bir ABD ile sözünü artık İran'a bile geçiremeyen coğrafi Batı var. Bu kez Batı ülkeleri hep birlikte, İran'a ve dünyanın geri kalanına laf anlatmaya çalışıyor, ancak pek de başarılı olamıyor. Rusya, Ukrayna üzerinden Avrupa'ya gaz şantajı yapabilecek durumda yeni zengin bir gaz/petrol ülkesi. Yeni 'süper güç' odakları İran, Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ı bir türlü kabul etmeyen Türkiye'ye yaptığı gaz sevkıyatını düşürürken gerekçe bile göstermiyor. İran'a yaptırımlar konusunda Çin ve Hindistan, fikri mutlaka alınması gereken iki yeni ortak süper güç. Brezilya, Güney Amerika'daki ABD karşıtı sol ülkeler blokunun en güçlü temsilcisi ve Çin'in stratejik ortağı olarak Avrasya'da kendini hissettirmeye başlıyor. Bu yeni manzara, 1990'lardan beri süren globalleşmenin, Batı'yı değil Doğu'yu ihya etmekte olduğunu ve bu gerçeğin büyük askeri operasyonlarla bile değiştirilemeyecek kadar güçlü bir gelişme trendi tutturduğunu gösteriyor. Sıra, globalleşmenin 'mağlubu' Batı ülkeleri ile 'galibi' Doğulular arasındaki güç dengesizliğinin siyasi alandaki tasdikine gelmiş görünüyor. Bir yıldır konuşulan bu gerçeğin Batılı ülkelerce kabullenilmesi anlaşılan kolay olmayacak. Fransa lideri Chirac'ın 'terörist devletlere karşı' atom silahlarını kullanabileceğini söylemesi, en az İran'ın uzlaşmaz inatçı tutumu kadar önemli bir gelişme. Irak ekonomik ambargoyla köşeye sıkıştırılabilmişti. Soğuk Savaş döneminde bir ülkenin izolasyonu, her ülkeyi ürkütecek bir şeydi. Çünkü sığınabileceği yer, 'Sosyalist Blok'tu ve 'duvarın ötesine geçmek' de, liberal kapitalizmle kıyaslanamayacak kadar berbat bir kapitalizm karikatürü olan sosyalist ekonomiyi kabul anlamına geliyordu. Artık duvarın ötesinde, Batı'daki liberal demokrasi ve kapitalizminden ekonomik bakımdan daha başarılı olduğu son bir-iki yıldır kanıtlanmış bir 'despotik tek parti liberal ekonomisi' var. Olanaksız bir yol Global sistemde izolasyon (hele İran gibi bir ülke için) artık imkânsız. Teokratik İran'ı Batı'dan sıkıştırmak, duvarı aşıp Çin modeline geçmesini hızlandırır. İran, Doğu'nun giderek daha çok ihtiyaç duyduğu petrolünü artık Çin ve Hindistan'a satabilir, Batı'daki paralarını, Asya bankalarına yatırabilir (ki yatırmıştır), ekonomisini Çin modeline göre düzenleyebilir, üstelik petrol ticaretini dolar yerine avroya çevirip ABD ekonomisine ciddi darbe vurabilir. Yani Ahmedinecad'ın fütursuz tavrının ardında ekonomik hinterlandı da bulunmaktadır. Şimdi dünyada yapılması gereken şey, yeni dengelerin savaş olmadan kabulü ve Ahmedinecad gibi fanatik politikacıların bu yeni durumun taşıdığı savaş potansiyelini kaşımasını kesinlikle önlemek olmalıdır. Selçuk Salih Caydı: Araştırmacı RadikalAkt.H. A.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.