Siyaset

Diyarbakir 28 Mart 2006 Kürdistan`da yeni dönem 14`lerin kani Kürdistan`i birles

Ahmet ALIM Ekonomist · 30.03.2006 · 2 görüntülenme

                  Tarihsel yakın geçmiş Kürdistan’nın uluslararası anlamda resmen 4’e bölündüğü Lozan anlaşmasından sonra, Kürdistan’a tel örgü ve mayınlar döşeyen TC Kürtler arasındaki ekonomik, sosyal ve siyasi ilişkileri de yok etmeyi hedeflemiştir. Bugün 30 000 kişinin katlinden dem vuran Ordu ve TC yöneticileri Kürdistan’nın içine döşedikleri yapay sınırlara rağmen ekonomik ve sosyal ilişkilerini sürdürmek isteyen 40 000 kürdün ölümüne neden olduklarını saklamaktadır. Bu katlimların en çok bilineni Ahmed Arif’in şiirleştirerek ölümsüzleştirdiği, Mustafa Muğlalı’nın katl ettridiği 33’ler olayıdır.            Tarihi olarak Kürdistan’da ticari ilişkiler Kuzey Güney hattında gelişmiştir. 1923’te konulan yapay sınırları tanımayan Kürtler bu sınırları çiğnemişler ve egemen devletler sınır güvenliği bahanesi ile 1980’e kadar olan dönemde 40 000 kürdü katl etmiştir. Sınırlarda yaşayanlar ve Yılmaz Güney filmlerini seyredenler bunu gayet iyi bilirler. Sınırda öldürülenlere çoğu zaman aileleri bile sahip çıkamazdı. Yani TC yaptığı uygulama ve gaddarlıklarla Kürtlerin kendi cenazelerine bile sahip çıkmalarına olanak bırakmamıştı. Yani bu katliamı yapanlar cezasız kalmış, çoğu sınırdan zenginleşerek döndüğü için katillik devlet eliyle teşvik edilmiştir. Köyden Metropola zoraki göç1970’lerdeki hızlı politazasyondan sonra gelen 12 eylül darbesi ile Kürdistan açık bir ceza evi haline getirilmiştir. Bu süreçte sınırlarda yapılan uygulamalar Kürdistan’da yaygınlaştırılarak Kürt halkı üzerinde yoğun bir terör uygulanmıştır. Bu koşullarda başlayan gerila mücadelesi, onu başlatanları da aşarak halkta büyük bir kabul ve destek  görmüştür. Ama Kürt halkının korkarakta olsa cenazelerine sahip çıkmaları için 1990’ları beklemek gerekmiştir. Kürt ulusal mücadelesini zayıflatmak ve destekten yoksun bırakmak için köyleri boşaltan TC ve Ordu, Kürtleri büyük metropollerin varoşlarında sefalete terk etmiştir. Bu şekilde yerlerinden edilen kitleler örgütsüz olurlarsa dine sığınma, yoksulluk, hırsızlık, fuhuş vb gelişmeler olurken örgütlü kitleler ise kurtuluşun yolunu açarlar. Günümüzde Kürdistan ve Türkiye’de bu gelişmelerin hepsini bir arada görmekteyiz. Metropollerin varoşlarında yaşayan Kürtlerin durumuna ilişkin araştırmalar bunu açıkca gösterecektir.Radikalleşen gençlik1980’ler ve 1990’larda Kürt ulusal mücadelesini bitirmek için yrlerinden göçertilen Kürtlerin 0 - 5 yaş grubundakiler günümüzde 15 - 20 yaşlarında olup Türkiye ve Kürdistan  metropollerindeki en aktif kesimdir. Bu kesim ana ve babaları gibi korumasız ve korku içinde büyümemiş, orduya karşı savaşılabıleceğini görmüş ve iletişimde sağlanan gelişmeler sonucu diğer halkların mücadelelerini de bilmektedirler. Aynı zamanda şehirde büyüdüklerinden şehirdeki bu tür eylemlerde çok daha becerikli ve yaratıcıdır. Şehirlerin varoşlarında sefalet içindeki yaşamlarının sorumlusunun TC ve Ordu olduğunun da bilincinde olduklarından hedef belirlemek konusunda sıkıntı yoktur. Bu hele abi, abla, amca, teyze vb. bir yakının gerila da olma durumu ile birleşirse ne kadar güçlü bir muhalefet oluştuğu açıktır. Bu anlamda radikalleşen Kürt gençliği uygun bir şekilde kanalize örgütlenir ve kanalize edilirse, Kürt mücadelesinde niteliksel bir sıçrama yaşanabilir. Çünkü köy boşaltmalarının daha da hızlandırdığı şehirlerde yaşayan Kürt nüfusu köyleri aşmış ve şehirlerdeki mücadaele belirleyici hale gelmiştir. Şemdinli halkının JİTEM elemanları ve orduya karşı cesur çıkışı Diyarbakır’ın yolunu açmıştır. Kasım ayında Şemdinli’de başlayan Yüksekova ve Hakkari’ye yayılan olaylar sırasında Diyarbakır Şemdinli’yi desteklemiştir. Tabi daha öncesinde Trabzon’da şehit edilen gerilaya Nusaybin sahip çıkmıştı ve  Kürt halkının silahlı güçlerine karşı şiddeti artıran TC ve Orduya karşı Kürt halkı da tepkisini giderek yükseltmektedir. Adeta Kürt gerilasını eskisi gibi öldürülemeyeceğini ilan etmektedir. Böylece, gerila halkı korumak temelinde örgütlenmeye çalışırken, dinamik tersten işlemeye başlamış ve halk gerilayı koruma sürecine giremiştir. Zira birbirinden haberi olmayan 10 binler başta Diyarbakır olmak üzere Adana, Siirt ve Batman’da gerila cenazelerinde bundan böyle gerila öldürülmesine sesiz kalınmayacağını açıkça göstermiştir. Bu anlamda Büyükanıt’ın hazırladğı bahar operasyonlarına karşı kürt halkının sesiz kalmayacağı açıktır. Bu bir anlamda Kürt halkını sathı müdafa aşamasına geldiğini ve doğru bir önderlik durumunda, sömürgeci güçlerin bu güce karşı dayanamayacakları açıktır. Üstüne üstlük uluslararası koşullarda Kürtlerin lehine bir gelişim içindedir.Militarist sistemde silahlı mücadelenin önemi25 mart katliamının önemli sonuçlarından biriside son dönemlerde yaygınlaşarak çeşitli kürtün  ve türk aydın ve çevreleri tarafından dile getirilen PKK’nin tek taraflı silah bırakması önerisinin bir ütopya olduğunu göstermiştir.  Bana göre, Kürtler silah bıraksın diyenler cuvaldızı kendilerine batırsınlar demektir. Kürdistan’da, militarist TC rejimi karşısında silahlı güç olmadan durmak mümkün değildir. Kürt halkı 28 martta Diyarbakır’da silahlı güçlerine sahip çıkarak TC ve Ordu’ya silahlı gücü olmayan bir halkın söz hakkı da olmayacağını en iyi şekilde göstermiştir. Kürt halkının beklenmeyen tepkisi karşısında, TC ve Ordu bundan böyle gerila cenazelerini sahiplerine vermeyerek Kürt halkını tepkisiz kılmayı hedefleyecektir. Buna karşı uyanık olunmalı ve gerektiğinde cenazelere sahip çıkşak için çatışma alanlarına  gidşlmeli ve/veya seşbolik törenler düzenlenmelidir..Buna karşılık, KKK’nin 14 gerilanın yaşamını yitirmesine ilişkin yaptığı açıklma Kürt halkının beklentilerine cevap vermekten çok uzaktır. Şunun unutulmaması lazım, biz İsa peygamber değiliz bir yanağımıza tokat vurulduğunda diğer yanağımızı uzatmayacağız. Dün 7 gerila Mardin’de kimyasal silahlarla öldürüldü, bugün 14’ü Muş’ta, yarında 28’i Kürdistan’ın başka bir yerinde katl edilebilir. Bunun önüne geçmenin yolunu Kürt halkı 28 martta Diyarbakır’da göstermiştir. Gerilaya karşı kitle imha silahlarını (kimyasal silahlar) kullanmak, Türk ordusu için bir teamül haline gelmiştir. 10 yıldan fazladır Kürt gerilalarına karşı kitle imha silahları kullanarak savaş suçu işleyen TC Ordusu meydanı boş bulduğundan bu uygulamasına rahatlıkla devam etmektedir. Bundan dolayı TC ve Ordusunun işlemekte oldukları savaş suçu uluslararası alanda deşifre edilerek, ilgili ve yetkili merciler de mahkum edilmelidir. Çünkü, Türkiye bu güne kadar kendi iç dinamikleriyle, Şemdinli olayları ve iddianamesi olayında görüldüğü üzere, ordu ile hiç bir zaman hesaplaşamamıştır.Sonuç yerineKürdistan’ı parçalamak için yaklaşık 90 yıldır uğraşan sömürgeciler her türlü yöntemi kullanmışlardır. Ama, bunun ne kadar imkansız olduğunu, HPG’nin 26 mart 2006’da yaptığı basın açıklamasına göre şehit olan gerilaların Kürdistan’nın 4 parçasından olduğu görülmüştür. Bu bir anlamda parçalanmak istenen Kürdistan’ın bu 14 gerilanın kanlarıyla birleştirilmesi ve kendi başına sömürgecilere bir cevap olmuştur. Tarihin ilginç bir tesadüfü belki, 25 martta şehit düşen 14 gerila Kürdistan’ın 4 parçasından olup Kürdistan’ın birliğini temsil etmektedir. Sömürgecilerin tüm çabalarına rağmen gerila fiiliyatta Kürdistan’ı birleştirdiğini göstermiştir. Bu anlamda Kürt halkı tüm sömürgeci politikaları boşa çıkaracaktır.Bu denli politikleşen Kürt halkı artık belli tabuları aşarak, Kürdistan için mücadele eden milatanları ayırt etmeden bağırlarına basmayı da öğrenmelidir. Bu anlamda, Kürtler Yahudi halkını kendilerine örnek almalı ve Kürdistan ve Kürtlerin çıkarları için bir araya gelmeyi öğrenmelidir. Yani, Kürtlerin öldürülmesine nereden gelirse gelsin 28 martta Diyarbakır’daki duyarlılıkla karşı çıkmalıdır.Sonuç olarak, Kürtler örgütlü davrandıklarında, kendilerine çevrilen bir silahı geriye dönderbileceğinin ne kadar olanaklı olduğunu Diyarbakır’da 28 martta gerila cenazelerine sahip çıkarak göstermiştir. Yani örgütlü bir azınlık geniş kitleleri etkileyerek onları eylem hattına çekebilir. Bu anlamda Kürt siyasi çevreleri daha önce de belirttiğimiz üzere program temelinde birlik çalışmalarından çok Kürdistan için eylemde bir araya gelmelidir ve Kürdistan’ın özgürlüğü götürebilecek eylemler geliştirmelidir. Zira Kürt halkı doğru eylemleri bulabilecek olgunluğa ulaşmış olup, öncüsünden perspektif bekler konumdadır. Bu çerçevede, Kürdistani güçler Kürt halkına doğru perspektifler sunarak tabanda birliği sağlama olanaklarına sahiptir.Ahmet ALİMFransa, 30 mart 2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.