BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
bahoz þavata · 01.06.2006 · 1 görüntülenme
Kendimiz için öngördüklerimizden çok, bölgedeki devletlerin düşünüş ve yönelimleri üzerine yapılan her araştırma Kürt bilincini de ileriye taşıyacaktır. H. H. Yıldırımın “Özgünlüğümüz” makalesi bu bakımdan önemsenmelidir. Dileriz, İsrail'e dair yaptığı bu araştırmayı ilerde daha da somut resmi belgeler ile donatması tespitinde bulunduğu öngörülere ayrı bir zenginlik katacaktır. Kürt halkının sorunlarına ve politik arzularına yakın duran devletleri ve kurumları bu tür araştırmalar ile ortaya çıkarmalıyız. Sorunlarımıza küresel parelellikleri tespit etmek elzemdir. Milli mücadelenin gelişimi bu tespitler ile doğrudan alakalıdır. Bize rağmen var olan süreci doğru değerlendirmek bir yerde bu bilgiler ile donanmak ile bağlantılıdır. Hala iç muhalefetlerin yakınlığı üzerinden dostlar oluşturmak yerine dış dostlukların ehemniyeti G. Kürdistan örneğinde de görüldüğü gibi tüm Kürdistan için daha fazladır. Hatta birincil öneme sahiptir. Bilindiği gibi, 1992 lerde Irak'ın Kuveyti işgali sonrası Talabani süreci en iyi şekilde değerledirmiş ve ABD'nin olası yönelimlerini çok iyi değerlendirerek, Barzani'den daha atak hareket etmişti. Talabani dış saiklerle, Barzani iç saiklerle süreci değerlendiriyordu. Süreç Talabaniyi doğruladı. Bizler de 1992'lerde bu alandaydık ve süreci doğru tespit ettik. Lakin güneydeki onurlu ve başarılı duruşumuzun arkasını getiremedik. Bunda da en büyük hatamız fikir ufkumuzda dış güçlere dair herhangi bir bilginin olmayışı ve dış temasları zorlamayışımızdı. Bu türden ilişkileri göz ardı eden 70'lerin kafası ile düşünen ve baldırı çıplak ideolojik politikalar ile bazı işlere kalkışmamızdı. Diğer yandan geçmişte politik alışkanlıklarımız hep iç dostluklar üstüneydi. Türkiye solu, demokratik oluşumları hep önemsedik. Kaldı ki, ister ideolojik ister siyasi düzlemde aranan iç dostluklar; ne Türkiye solundan ne de demokratik oluşumlardan Kürt hareketine bir kazancı olmamıştır. Bu yanılgıyı, Kürt hareketleri bilince çıkaramadı. Özellikle günümüzde PKK, hala bu yanılgıların içinde yüzüyor. Bu gün öncelikle Kuzeydeki Kürt milli yapılanmasının güçlü politik bir hareket olma sorunu var. Bunlar olmaksızın milletletarası ilişkilere açılınamaz. Var olan yapılarda dış güçler tarafından muhattap da alınmaz. Eğer bu gün bazı Kürt yapıları dış bazı devletler tarafından “terörist” tanımına sokuluyorsa, bu alanda ki eksiklerini sorgulamaları gerekir. Şüphesiz her dış yapı ile parelellik olmaz. Lakin bu yaklaşımlar özen ile ele alınmalıdır. Her ne olursa olsun bu konuları daima dile getirmeli, incelemeli ve araştırmalıyız. Kafaları işe yarar ve doğru politikalar ile donatmak gerekir. Doğru yaklaşımlar, tersten Kürt milli amaçlarına hizmet edecektir.Bu konularda ki politik boşluk nedeni ile sayın H. H. Yıldırım’ın eskiden beri belli bir serzenişini olmuştur. Lakin bu çağrılarının mevcut hareketler tarafından neden politik olarak karşılanmadığını da ayrıca sorgulamak gerekir. Bu hususta eksikliğin nedeni olarak politik yapılarımızın bilinç geriliğinden çok sol ideolojik sorunlarını aşamayışı daha çok dikkate alınmalıdır.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.