BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Sinan KARAÇALI · 08.04.2007 · 2 görüntülenme
Diyar AYDIN arkadaşın Şéhxan olaylarını tartışma gündemine taşıması önemlidir. Bu konu hassas bir konudur. Soruna doğru yaklaşım Kürd milletine kazandırır, yanlış ele alınması kaybetirir. Düşmanda bunu bildiğinde bu yarayı daima kaşımaktadır. Şéhxan olayları kendiliğinden gelişen bir olay olmayıp düşmanın planlı bir provakasyonudur. Hele 2007 yılının bir referandum yılı olması düşünüldüğünde böylesi bir provakasyonun yol açacağı zarar telefisi mümkün olmayacak kadar büyüktür.Êzîdî inancına sahip halkımızın yaşadığı yerleşim birimlerinin büyük kesimi özgür Kürdistan dışındadır. Öngörülen referandum arifesinde bu provakasyonun sahnelenmesi düşündürücüdür. Hele belli bir Êzîdî kesimin “biz Kürd değiliz” dediği bir ortamda Êzîdî-Müslüman Kürd kesimlerin çatışması tam da düşmanın istediği bir gelişmedir. Düşman bu konuda boş durmuyor. Eskiden beri yaptığını sahneliyor. Kürd’ü Kürd’e kırdırarak Kürd milli birliğini engelemeye çalışıyor. Kürd siyasal önderliğin bu konu da daha hassas davranması gerekiyor. Şéhxan olaylarında gösterdikleri tavır saygıya değer milli bir refleskti.***Beynini düşmanın emrine vermemiş her Kürd bireyi şunu rahatlıkla görebilir. Kürd milletinin neden bu tür provakasyonlara hemen geldiği sebebleriyle birlikte görebilir. Şéhxan olaylarının özelinde sorun irdelenirse sözkonu olayın duyulması sonrası kısa bir zaman diliminde onbirlerce silahlı müslüman Kürd’ün olay yerine koşması düşündürücüdür.Bunun sebebi Kürd toplumunda islami kesimlerde dini kimliğin milli kimlikten önce algılandığıdır. Buna yol açanında düşmanın izlediği politıka rol oynasada Kürd uleması olduğu tartışmaya yer bırakmayacak kadar açıktır. Kürd uleması ümet politıkasını daima Kürd millet politıkasına tercih etmiştir. Bu da doğal olarak Kürd millet düşmanlarına hizmet etmiştir. Arap, Fars ve Türk’e sonsuz kolaylıklar sağlamıştır. Kürd millet çıkarı “din kardeşliği” adına Arap, Fars ve Türk ceberutların çıkarına hibe edilmiştir. Bu, bir realite olmasına karşın bu dile getirildiğinde “amanın dinime hakaret ediliyor” diyen şu anki Kürd siyasal islamcıları bilsin ki, aynı ihaneti bugünde sürdürmek istiyorlar. Bunun önü alınmalıdır.Bunu derken kimsenin dini inançlarıyla bir alıp vereceğimiz yok.Herkes kendi inançlarında hür ve serbest olmalıdır.Bu nedenle çok dinli, çok mezhepli Kürdistan’da herhangi bir din ve mezhebin siyasallaşmasına müsaade edilmemelidir. Buna yol açılması halinde dinler ve mezhepler arasında savaşa yol açar. Kürd toplumunu milli birlikten uzaklaştırır.Çünkü din hassas bir konudur. Onunla oynanmaz. Oynayan kaybeder. Halkın dini inannçlarına karşı tolerans esastır.Bu tüm dünler için geçerli olmalıdır.Bir dini devlet dini yapılması diğer dini inança sahip kesimleri dıştalar.Bu nedenle Kürd siyasal önderliği herhangi bir din ve mezhebi diğerlerine karşı çıkarmamalı. Birini desteklemek, diğerine karşı cephe alacak Kürd siyasal hareketi Kürd milletine kaybetirir. Çünkü Kürd milli hareketin başarısı tüm din ve mezheplerden halk kitlelerinin desteğini almayı şart koşar. Halk kitlelerinin birliğini sağlamayan bir siyasi hareketin geleceği yoktur. Sonuç kaybetmedir. Bu nedenle Kürd Federe Devlet Anayasasının hazırlanmaya çalışıldığı bugün bu sorunun enine boyuna tartışılmasında fayda vardır. KFD’in resmi dini olmamalıdır. Devlet ve din işleri birbirine karıştırılmamalıdır. Devlet, tüm dinlere eşit bir mesafede olmalıdır. Tüm vatandaşlarına karşı eşit olmanın teminatıda budur. Bu nedenle Kurdistan Anayasa Taslağında “Kürdistan Bölgesinin Resmi Dini İslamdır’’ şeklinde yer alan 7. Maddesi kabul edilemez ayırımcılığın ve eşitsizliğin nedeni olacaktır.Umarım Şéhxan olayları öğretici olur.***Kürd milletinin çıkarı, laik demokratik bir sistemi gerekli kılar.Kürd siyasal önderliği laik bir toplum yaratmayı amaç edinmelidir.Laikliğin anlamı şudur: Birey olarak dininin gereklerini yerine getirme hakkınız var. Buna karşılık diğer dini inancında olan bireylerin dini vecibelerini yerine getirme hakkına saygı duymak esastır. Toplumsal anlaşma bu temeldedir. Siyasal önderlik bu konuda hakem ve garatördür. Bu toplumsal anlaşma dışında kendine „laik“ denilen sistemler, sözde laiktirler. Bunun örneği TC devletidir. TC devleti laik değildir. İslamın Sünni mezhebinin devletin dini edindiği bir sistemdir. Devlet her konu da Sünni mezhebi desteklemektedir. Diğer din ve mezheplere karşı düşmanca bir uygulama içindedir.500 yıl boyunca halifeliğe ev sahipliği yapmış Türkiye’nin alınan bir parlemento kararıyla birdenbire laik olması mümkün mü? Olmadığı ve olamayacağı zaten mevcut icraatiyle ortada. Sünnilik üzeri inşa edilmiş resmi bir yaklaşımın diğer inançtaki vatandaşlarına karşı hoşgörülü olamayacağı ortadadır.Kemalizm dedikleri budur. Kemalizm, Sünni islama Türkçülüğün yamalanmasıdır.“Türk-İslam Sentezi” oluşturularak Türk ırkçılığına dini kılıf geçirilmiştir. Diğer millet ve milli azınlıklara dayatılmıştır. Bu tuzağı görmeyen diğer millet ve milli azıklıklar islamcıları Türk ırkçılığına bilerek veya bilmeyerek hizmet etmişler. Kürd uleması bu rolü oynamıştır. İslamiyet Arap, Fars ve Türklerde milletleşme ve devletleşmede siyasetle daima balayı yaşarcasına mutlu bir evlilikte bulundu. Bu milletlere hizmete kusur etmedi. Kürd milletine ise daima sükünet telkin etti. Arap, Fars ve Türk devletinin Kürdlere karşı her türlü baskı ve zülmünü kutsadı. Arap, Fars ve Türk ırkçılık ve milliyetçiliğini her zaman besledi, buna karşı Kürdlere bunu günah saydı. Onlara ümetçiliği dayattı. ***İslamiyet Kürdlere kılıç zoruyla kabul edildi. Bunun ifade edilmesi birilerinin zoruna gitsede bu bir realite. Daha sonra Kürd toplumunun çoğunluğu tarafından kabullenilerek içseleştirildi. Bir kimlik haline geldi. Bu gayet doğal. Fakat doğal olmayan gelişme Kürdlerde diğer toplumların aksine dini kimlik milli kimliğin önüne geçti. Bu durum Kürd toplumunun milletleşememesi ve devletleşememesinde çok olumsuz bir rol oynadı.Arap, Fars ve Türklerde islamiyet milletleşme ve devletleşmede olumlu bir rol oynamasına karşın Kürdlerde bunun tersi bir rol oynadığı gerçeğini kim inkar edebilir? Arap, Fars ve Türkler, dini-milli sentezini oluştururlarken, Kürdlere ümmetciliği dayatılar. Onlar, kendi milli devletlerini kurmada dini bir araç olarak kullanırken, bunu Kürdlere haram kıldılar. Kürd islamcılarında bugüne dek buna uyduğu bilinmektedir. Bunun tersini kim iddia edebilir?Kürd islamcıları bunu tersine çevirmedikleri müddetçe niyetleri ne olursa olsun Arap, Fars ve Türk’ün değirmenine su taşıyacakları kaçınılmazdır. Kürd islamcıları, Kürd milli kimliğine açıkça sahiplenmelidir. Arap, Fars ve Türk için hak olanı Kürd milleti içinde hak olduğunu istemeli. Bunun mücadelesini vermeli. Bu yapılmadığı müddetçe yurtsever zeminde yerini alamazlar. Bu, aynı zamanda diğer ideolojik akımlar içinde böyledir. Nasıl bir Kürd islamisti Kürd milleti için hak olanı istememesi halinde yurtsever olamasa aynı şey Kürd sosyalisti içinde geçerlidir. Bunun yolu bellidir. Kürd islamcısı islamın, sosyalisti sosyalizmin Kürd yorumunu yapmak zorundadır. Bunu yapanlar oldu, ama bugüne kadar bunu yapmayanlarda oldu. İslamcılarımızın büyük bir kesimi ümmetçiliği, sosyalistlerimizinde bir kısmı enternasyonalizmi öne alarak Kürd milletine karşı yapması gereken görevlerini gerçek anlamıyla yerine getirmedikleri bilinen bir gerçektir. Bununda Kürd milletinin ezeli düşmanı Arap, Fars ve Türk’ün elini güçlendirdiği yine bilinen bir gerçektir.Şu aşamada bazı Kürd islami çevreleri bunun zararlarını dile getirip milli kimliklerine öncelik tanımaya başladılar. Bu durum Kürd milli hareketi açısında büyük bir kazanımdır. Bu durum sömürgeci devletlerin dikkatinden de kaçmış değildir. Çünkü böylesi bir gelişme sömürgeci sistem için ölüm çanları çalıyor demektir. Bunu tersine çevirmek için her yol ve yönteme baş vuruyorlar. Şéhxan provakasyonu bunun en son örneğidir.***Sonuç olarak dediğimiz şudur. Kürd toplumunda hiç bir din şemsiye görevini göremez. Tek başına Kürd toplumunu birleştiren çimento rolünü oynayamaz. Kürd milletinin birliği için birleştirici bir işlev göremez. Her şeyden evel Kürd toplumu çok dinli, çok mezheplidir.Ama Kürd milletinin bir bayrak altında birleşme sorunu vardır. Kürd milletinin zaferi buna bağlıdır. Kürdler, milli mücadele vermektedir. Bu mücadelede mümkün olduğunca dini, mezhebi, sınıfı ne olursa olsun düşmana hizmet etmediği müddetçe siyasi eğilimine bakılmaksızın tüm bu kesimleri düşmana karşı tek bir bayrak altında toparlamak ve seferber etmek zaferin olmasa olmaz koşulludur.Dahası herkese eşit mesafede durmak zorunludur.Kürd toplumunu birleştirecek olan milli siyaset budur. Kürdizm dediğimiz budur.Kürdizm bayrağı altında dini, mezhebi, sınıfı, ideolojisi ne olursa olsun herkese yer olmalı ve herkeste orada yerini almalıdır.Kürd milletini bağımsızlığa ve özgürlüğe taşıyacak milli politıka budur.08 Nisan 2007
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.