Siyaset

Dilin Altındaki Bakla

Rojhat Badikî · 12.10.2011 · 2 görüntülenme

Dilin Altındaki Bakla

‘’Dilin altındaki baklayı çıkar’’ sık sık argo anlamda kullanılan deyimdır. Bu deyimin nerede ne zaman kimler tarafından kullanıldığını bilmiyorum. Kurdistan, Anatolia ve Ermanistan halkının kültürüne afiyetle kendine mal eden TC, bu deyime ilişkin yazdıklarının doğruluk derecesi meçhul olduğu gibi hiç bir kiymet-i harbiyesi de yoktur. Ama ‘’ Dilin altındaki baklayı çıkar’’ deyimi kimi sözde Kürt dostlarının tanımlamasına ‘’cuk’’ diye oturmuş. Deyim daha çok argo anlamda kullanılmasına rağmen, saklanan-gizlenilen niyetlerin, amacın faklı yol ve yöntemlerle dile getirilmesinin dışa vurumudur.

Şüphesiz Kürt halkı, davasının yanında olacak dostalara ihtiyacı vardır. Bu yadsınamaz. Kürt halkı bağımsızlık mücadelesinde ya yanlız kaldı yada yanlış dost seçimine gitti. Genelde ise yanlız kaldı. Özellikle, birlikte zorun gücü ile birlikte yaşadığı halklar tarafından yanlız bırakılmasının ötesinde horlanıp aşağılandı. Günümüzde, Kürt ( Kurdistan) sorunun çözülmesi gerektiği belirten seslerin çoğalması sevindiricidır. Bu tür seslerin gürleşip çoğalması, sorunun çözümünü kolaylaştıracağı muhakaktır. Bundan dolayı bir yandan bu gelişmelere olumlu yaklaşırken diğer yanda ihtiyatlı olmamızda gerekir.

İhtiyatlı olmamızın gerektiği, yaşadığımız olumsuzluklardan kaynaklanıyor. Komşu halk ve devletlerle olan ilişkilerimizin tarihi zorunlu olarak bize ihtiyadı dayattıyor. Dost olarak yaklaşanların niyetini sorgulamak zorundayız. Karşı tarafı rencide etmek değil ama kuşkucu olmak zorundayız. Tarihimiz aldatılmışlık tarihidır. Birden bire bu denli bir hayli kalabalık dostlar ordusunun ortaya çıkması doğal olarak, bizi temkinli olmaya zorlamaktadır.

Son mohikan denilen bir sözden hareketle, yeryüzünde son mohikan olarak kalan bir tek Kürt halkı kaldı. 40 milyonu aşan ve Ortadoğunun eski halkının halen sömürge statüsünde kalması anormal bir durumdur. Anormal bir durumun uzun sürmemesi mümkün değildır. Nüfusları on binleri geçmeyen hakların bağımsızlıklarına kavuşması, Arap ülklerinde ard arda adına Arap Baharı denilen değişiklerin yaşanılması, Filistin devletinin kurulma aşamasına gelmesi, Kurdistan-Türkiye statüsünü sorgulamaması mümkün mü?

Ortadoğu yeniden şekillenecek bu kesin. Irak’ ın eski statüsü değişti ve Kurdistan halkı bu parçada kısmen bağımsız. Suriye’ de de bir iktidar değişikliğinin olacağı ve Baas rejimin gideceği günler sayılı. Baas rejimin yıkılması demek, bu parçadaki-Güney-Batı Kurdistan’ da yaşayan Kürt halkının statüsüde değişecektır.

Zoraki birliktenlikler, doğu bloku ülkelerinin tarihe kavuşması ile birlikte, çözülüş sürecine girdi. Rusya liderliğindeki doğu bloku ülkelerinin konumu, sömürgeci ve diktatör rejimlerinin yaşaması için olanak sunuyordu. Doğu blokunun dağilması ile günümüzde onlarca bağımsız devletlerin ortaya çıkması ve diktatör rejimlerinin yıkılması devam ediyor.

Yeni süreçte hızla yayılan özgürlük ve bağımsızlık dalgasının Kurdistan’ın sömürge statüsünü etkilememesi düşünülemez. Dün Kurdistan’ ın Güneyinde, bu Kurdistan’ın Güney-Batısında ve yarinda Kurdistan’ın kuzeyini etkisi altına alacaktır. Bizim temel handikapımız ve Kürt dostlarının niyetini sorgulama süreci bu noktadan sonra başlıyor. Kürt dostlarının tavrı ne olmalıdır. Kürtleri ve vatanları Kurdistan’ ı ‘’ Türkiye’’ sınırları içersinde tutma ve onun bir parçası olması yönünde tavır mı takınmalılar yoksa Kürtlerin ana topraklarında bağımsız ve özgür olmalarını mı desteklemelidırler.

Zoraki birliktenlilikler-zoraki evlilikler dönemi kapanmaya doğru gidiyor. Kurdistan’ ın konumu zoraki evliliğinin sürmesi mümkün mü? Olmadığını kimi Kürt dostları da görüyor. Kürt dostlarından Oran baskın bunu net bir şekilde görüyor ve niyetini de gizlemiyor. Aslında Oran baskının dile getirdiği, Türm Kürt dostlarının ortalama görüşüdür. Kürt dostlarının Kürt sorununa, insani-hümanist bir yaklaşımla yaklaşmaları, Kurdistan sorunun boyutunu küçültüyor. Kurdistan sorunu bunları da içinde barındıran ama bunları kat be kat aşan uluslararası bir sorundur.

Oran Baskın, Leyla Zana’ nın Türk milleti yerine Türkiye milletini telafüz etmesini sevinçle karşılamış. Leyla Zana’ya sunduğu 3 şıklı şükranlardan birtanesinde ‘’ 3) Bunu, bizim kuşağımız Kürtlerinin aksine Genç Kürtler şu anda Türkiye kavramından hızla uzaklaşıyorlarken yaptın. Ortak yurdu vurguladın. Helal olsun. ‘’ derken ek olarak şunu belirtiyor ‘’ Yalnız, şunu da söyleyeyim: Kimi Kürt dostların “Anayasada Kürtlerin statüsü olmalıdır, resmî dile Kürtçe de eklenmelidir, çünkü Kürtler kurucu unsurdur” demelerine bendeniz yokum.

İşin püf noktası bu.

Cengiz Çandar’ ın Amerika gezisindeki izlenimleri okursanız, Kürt halkının neden her koşul ve şart altında, kendisini 4’ e bölen suni sınırları tanımaması gerektiğini daha iyi anlarsınız. Bizim duygularımızın, hislerimizin ve rüyalarımızın farklı olduğunu daha iyi anlıyacaksınız ve doğal olarak amaç ve hedeflerimiz de farklı olacaktır. Her kuşun kendi sürüsü ile uçtuğu günümüzde, Bin yıldır kardeşiz kandırmacası bir yana bırakılıp yerine bin yıldır kendi topraklarımızda, egemen ulus iktidarının kölesiyiz tanımlaması daha doğru olacaktır.

Dostlarımızın bize dayattığı da budur.

Katliam, sürgün, yakma-yıkma, asimilasyonla bize dayatılan Türkiyecilik, yeni sınırların çizilip dünyanın yeniden şekillendiği günümüzde, Kürt dostlarımız eski düzen ve kavramları yeni bir dizaynla bize empoze etmektedirler. TC ve onun üzerinde şekillendiği tüm kurum ve kuruluşlar binbir türlü dalaverelere rağmen yeni kuşak Kürt gençliğ tarafından red edilmektedir. Bunun yarattığı etki Kürt dostlarını endişeye sürüklemektedir. Ama bunu açık bir şekilde değilde farklı bir şekilde ifade etmektedirler. Bunun için, her fırsatta Kürt halkına Ankara’ nın Kabe ve çözüm adresi olarak göstermektedirler.

Değişen Türkiye’ de bir şey olmayacaktır. Değişecek olan şey, Zorla dayatılan evliliğe bir kılıf bulunup, yasallaştırılmaya çalışılmasıdır. Oysa zoraki evlilikler süreci geride kaldı. Yeni dönem, yeni sürec, Kürt halkının kendi kaderini özgürce belirleme sürecidır. Bu sürec, bağımsız ve özgür yaşama süreci bütün dünya haklarını etkisi altına alıp, sömürgeci devlet ve diktatör rejimleri birer birer yıkmaktadır. Bu ateşten Kürt halkı ve Sömürgeci Türk devletini sarmaması mümkün değildır.

Dilin altındaki Türkiyecilik baklası döneminin bitmesine ramak kalmıştır. Çünkü dilin altındaki bakla yeni version sömürgeciliktır.

.


İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.