Siyaset

Dicle Üniversitesi Olayları ve Bir Hatırlatma

Rojhat Badikî · 11.04.2013 · 2 görüntülenme

Dicle Üniversitesi Olayları ve Bir Hatırlatma
Hüda partisi-Hizbullah Kurdistan tarihinden bihaber olmalı ki, Kurdistan tarihinde yaşanılanlar karşısında sessiz, Filistin kardeşleri konusunda ise oldukça duyarlı, Gülenci kardeşleri ile dayanışma içersinde işgalcı Türk devletinin polis ve jandarması ile kol kola Kürt yurtseverlerine saldıracak kadar gözü karadır. Zülme ve zalime karşı direnen her yurtsever Müslüman Kurd’ın dayanak ve bayrağı Şex, Said, Şex Ubeydullah Nehri, Qazi Mihamed...vs olurken, Hizbullahın dayanağı Irkçı ve zülmkar Türk devletinin işgalcı güçleri Polis-jandarma oluyor.

Hizbullah+Hüdapar, Kutlu doğum günü haftası maskesi altında, bilinçli ve planlı olarak, Müslüman Kürtlerin his-duygu ve inançlarını sömürme yöntemi ile Kurdistan ulusal davasının bileşkenlerini parçalamayı hedeflemektedir. Dünyanın hiç ülkesinde, Suudi Arabistan’ da bile bu şekilde kutlanmayan Hz. Muhamedin doğum gününün Kurdistan’ın başkentinde şatafat içinde kutlanması, siyasi-politik bir sahtekarlıktır. ‘’ Diyarbakırhaber’’ çevresinin masumane ve tarafsızlık maskesi altında olayı çarpık bir şekilde yorumlamaları yüzlerindeki maskeyi birkez daha indirmektedir. Bu kesimin rolü, Hizbullah’ın Kurdistan halkının hafızasındaki, işbirlikçi-hizbullah imajını silmek, Kurdistan halkının kollektif toplumsal hafızasını zedelemektir.

Bazı kesimler, Hizbullah’ ın yada yeni adıyla Hüda Partisinin geçmişten dersler aldığı bu kez farklı hareket edeceğini iddia ediyorlar. İster adı Hizbullah ister Mustazaf yada Hüda partisi olsun, böyle bir niyetleri yok, olması kendi varlıklarına, üstlenilen amaca son vermesi gerekir ki, böyle bir şey mümkün değildir. Bundan dolayı Hizbullah olayına iyimserliğin yerine realist-gerçekçi yaklaşmak gerekir.

Hizbullah’ın Kurdistan’ın kuzeyindeki varlığı, konum ve faaliyetleri, çok uzun bir sürece tekabül etmiyor. Hizbullah’ın 90’ lı yıllardaki eylemliliklerin daha doğrusu Kurdistan yurtseverlerine karşı Türk jitem ve polisinin destek ve kollaması altında estirdikleri terör ve yaptıkları katliamlar halen hafızalarda tazeliğini koruyor. Kurdistan yurtsever bireylerine karşı estirdikleri teröre rağmen bu ekibin halen Kurdistan’ın kuzeyinde güç olduklarını varlıklarını korumalarını, bu gurubun inançlı-kararlı ve dava insanları olarak yorumlamamak gerekir. Hizbullah' ın 90' lı yıllardaki eylemlerini yada PKK' nin eylemlerini Hizbullah-PKK çatışması olarak yorumlamak yanlış bir değrlendirmedır. PKK' nin Hizbullah' akarşı ciddi bir eylemi olmadı. PKK Hizbullaha karşı misileme eylemlerinde bulunmuş olsaydı, hizbullahın bu denli etkin olması ve bağımsız yurtsever insanlarımıza karşı küstahça eylemler geliştiremesi mümkün değildi. Bu açıdan olayları, Hizbullah-PKK çatışması yerine, PKK' nin göz yumup, Hizbullah'ın bağımsız yurtsever insanlara karşı işlediğ cinayetler olarak değerlendirmek daha doğru olur.

Doğrudur, Kurdistan halkının büyük çoğunluğu Müslümandır. Ama buna rağmen, Müslüman-İslam kimliği, Kurdistan davasına olan bağlığını perdeleyememiştır. Yurtseverlik, vatanına bağlılık, kendini vatanına adama inancı her zaman İslamiyet kimliğinden, bir adım önde olmuştur. Şex Ubeydullah Nehri gibi ölümsüz bir önder, Osmanlı Sultan ve İran şahları tarafından el üstünde tutulmasına rağmen, yüreği vatanın bağımsızlığı için çarpmış, bağımsız birleşik Kurdistan davasının önderi olmuştur. Sevgili Aso’ nun Şex Ubeydullah Nehri hakkındaki araştırma yazısı, her Müslüman Kürd’ın dikkatle okuması ders alması gereken bir hafıza tazelemesidir.

Hizbullah’ın Dicle Üniversitesinde, işgalcı-zülümkar Türk devletinin polisi eşliğinde Kürt gençliğine saldırması, 90 yıllarda yaşanılan olayların tekrarlanacağına dair bir işarettir. Bu işareti ciddiye almak gerekir, çünkü bu işaret, Hizbullahın diriltilip Kurdistan halkının davasının önüne çıkarılması AKP’ nin Kurdistan halkına dayattığı yeni süreç ile bağlantılıdır. Hizbullahın bu eylemi bir erken ve zamansız patlamadır. Türk devleti uzun bir dönem bunun hazırlıklarını zaten yapıyordu. Gelinen aşamada, Öcalan aracılığı Kurdistan halkına teslimiyeti dayatma oyunun bir parçasıdır. Bunun için, Hizbullah’ın Kurdistan’ da işlediği cinayetlerin bir tanığı olarak, olayı ciddiye alıyorum. Silvan’ın Susa köyü ve Kurdistan’ın diğer şehir ve ilçelerinde yaşanılanlar, her Kürd’ın asla ve asla unutulmaması gerekir. Kurdistan halkının kollektif hafızası olarak yaşatılmalıdır. Hizbullah, Müslüman, yurtsever, şafii, alevi Kürt ayırımı yapmadan, tüm yurtsever Kürtleri hedef aldı.

Hizbullah’ın Kurdistan’ın kuzeyinde egemen olması, ergenekon davasında yargılanan generallerin projesiydi ve bu proje bu gün AKP-Gülenciler tarafından devralınmıştır. Kurdistan’ın sömürge statüsünün sürmesi, sömürgeci Türk devletinin Kurdistan’ daki egemenliklerinin devam etmesi için Hizbullah yasallaştırılarak Hüda partisi adı altında yeni bir organizasyonla piyasaya sürülmüştür. Kemalizmin Kurdistan’ daki tasfiyene alternative olarak İslam silahi devreye sokularak Kürtler en hasas noktadan vurulmak isteniliyor.

Dicle üniversitesindeki olayları, TC’ nin AKP ve Hizbullah aracılığı ile Kurdistan halkını top-yekün esir alma planların küçük bir provakası olarak görmek gerekir.

PKK lideri Öcalan’ın Newroz mektubunda Kurdistan halkını islam kardeşliği adı altında, Sömürgeci Türk devletine biatta çağırmasının ardında, Hizbullah’ın Kutlu doğum haftası maskesi adı altında, yeniden Amed sokaklarına salınmasının arkasındaki amacı Gürcü Kökenli Türk başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın Başdanışmanı AKP milletvekili Yalçin Akdoğan’ ın ‘’Kan akıyor. Bu sorun evlatlarımızı almanın yanı sıra Türkiye'nin birlik ve bütünülğünü, 2023 hedeflerini, bölgesel etkinliğini tehdit ediyor, dış odaklara ameliyat yapma fırsatı veriyor. Muhalefetin dediğinin aksine, bu sorunu çözmümek bölünme riskini gündeme getirir.’’ Şeklindeki açıklamasıdır.

Bütün olay budur, Akil adamlar projeside bu oyunun bir parçasıdır. Tüm bu oyunların tepesindeki Hedef, 2023 yılını sömürgeci Türk devletinin 100 yıl kuruluş dönümünde Kürt ve Kurdistan sorununu sıfırlayarak neo-osmancılık ruhu ile kükremek istiyor. Halkların soykırım ve katliamları üzerinde inşaa edilen Türk devletine omuz vermek bizim görevimiz değildır.

11.04.2013

Rojhat Badikî


İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.