Devşirmeler Zamanı.
Rojhat Badikî
·
03.12.2011 · 2 görüntülenme
AKP ve Erdoğan’ın Dersim olaylarına ilişkin açıklamaları, Kurdistan ve Türkiye’ de bir anda gündemi alabildiğince hızlı bir şekilde değiştirdi. TC’ nin Kurdistan’ daki işgal güçlerinin, Kurdistan gençlerine karşı kullandığı kimyasal silahlar bir anda karambole getirilip unutturuldu- unutuldu.
TC işgal güçlerinin Kurdistan’ da işlediği suçlar, belgeler ve kanıtları ile uluslararası mahkemelerde, mahkum edilmesi gibi bir somut durum ortada dururken, her ne hikmetse; Kurdistan parti ve demokratik kitle örgütleri bol ajiteli açıklamalardan sonra arazi oluyorlar.
Oysa bu tür olaylarda, TC’ nin Adalet divanında yargılanıp mahkum edilmesi durumunda, Kurdistan ulusal davası önemli bir başarı kazanıp, siyasal, politik, moral, inanç...vs alanda ulusal ve uluslararası alanda güçlü adımlar atarcağı gibi TC nin sömürgeci-Irkçı karekterini teşhir etme ve Kurdistan davasını sürekli gündemde tutma şansını yakalar.
TC, dünya kamuoyuna, demokratik kitle örgütlerine, Hümaniter örgütlere, Eğitim sistemlerinin laik-modern olduğunu, Kürt çocuklarını ‘’ Türküm Doğruyum’’ la çağdaş bir dünya için özgür bireyler yetiştirdiğini, bunun kültürel bir jenosid olmadığına inandıramaz.
Her nedense TC ve işgal güçlerinin işledikleri suçlar bir kaç ajiteleri açıklamalardan sonra, gündemden düşması için tozlu raflar arasına kaldırılıyor. Oysa, TC nin Kurdistan halkına karşı işlediği bu tür insanlık suçları dünya kamuoyunun gündemine taşıması israrcı ve istikrarlı bir politakaya sahip olması durumunda, TC’ nin Kurdistan’ dan çıkarılmasının zemini olgunlaştıracağı gibi, Kurdistan davası, Filistin davasından daha fazla destek alacağı aşikardır.
Sömürgeci Türk devleti Başbakanı Erdoğan’ ın Dersim açıklamaları bilinen bu gerçeği bir kez daha, somut bir şekilde ortaya çıkardı. Türk devletinin genel bir politikası ki, Osmanlı devlet politikasının bir devamı olan devşirmeler oldusu, bu konuda iki somut örnek Yeniçeri Ocağı ve devlet yürütücüleri olan Sadrazamlardır. Osmanlı devletinin iki dayanak noktası bu iki kurumdur.
BDP’ li Hasip Kaplanda bu gerçeği Türk devletine haykırmıştı. Hasip Kaplan Türk devletine kendilerinin sayesinde Türk bayrağının Kurdistan dağlarında dalgalandığını haykırmıştı. Türk askerlerinin kendi gücüne dayanarak Türk Bayrağını Kurdistan dağlarında dalgalandıramıyacağını açık bir şekilde söylemiştır.
Türk devletinin kuruluşu da bu esas üzerine oluşturduğu asimilasyon ve devşirme politikalarının getirdiği başarıdan dolayı, işgalcı konumunu Kurdistan’ da sürdürülebilme şansını yakalamıştır. Dayanacağı, böylesi bir devşirmeler ordusu olmaması durumunda, Kurdistan tutunma ve Kurdistan dağlarında bayrağını dalgalandırma şansına sahip olmazdı. Bu anlamda, Türk devleti Osmanlının daha modern takipçisi ve mirasçısıdır. Osmanlı devletinin uygulama ve icraatlarını modernize ederek işgal, jenosid ve asimilasyon politiaklarının sürdürücüsü olmuşlardır.
TC devleti başbakanının Dersimde katliam olmuştur söylemine karşı duran, itiraz eden, asimilasyon sisteminin devşirdiği insanlardır. Kürt Kökenli Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin gibi insanların can siperane bir şekilde Dersimde Devlet katliam yapmıştır söylemine karşı direniyor. Amed’ li Sezgin Tanrıkulu da sessiz kalarak, devşirmedaşlarına destek sunuyor. Nasil bir ironi, bir Amedli, bir Dersimli diğeri de Ardahan-Göleli Kürt, katillerine sahip çıkıyor.
Misyon bu,
Bu misyon olmazsa TC Kurdistan’ varlığını sürdürebilir mi?