Siyaset

Devletin Rutin Cenaze Törenleri!

Sinan KARAÇALI · 12.11.2006 · 2 görüntülenme

Devletin çocuğu Bülent Ecevit öldü. Ölümlere sevinilmez, ama kendisi için dökeceğimiz bir damla gözyaşımızda olmaz. Adet üzeri sorulan “Rahmetliyi nasıl bilirdiniz?” sorusuna cevabımız dirisinide, ölüsünüde sevmedik olur.Diriyken işlediğ haltları tek tek saymaya gerek yok. Bunlar herkesçe malum.Ne menem biri olduğu cenaze törenindeki resme bakıpta kalıbınızı basabilirsiniz.Katiler sürüsünden oluşan çirkin bir resimdi.Yine havladılar, dişlerini gösterdiler, korku saldılar.TC korku devletidir. Kurulalı beri ordu iktidarı hakim. Ordunun iktidar sürekliği üretiği korkular üzeri kuruludur. Korkuları topluma pompalamanın sayısız aracı var.Yılda en aşağı bir iki defa rutin hale getirilen resmi cenaze törenleri bunlardan biri.Eğer devletin sahipleneceği normal bir ölüm gerçekleşmişse sorun yok, değilse devlet –siz ordu diye anlayın- harekete geçer. Çeteler devreye sokulur, devletin sahipleneceği birileri infaz edilir.Milli mutabakat çerçevesinde cümle cemaat cenaze töreninde hizaya dizilir.Başlarında ordu bulunur.Korkular tek tek seslendirilir.Bölücülük ve irtica daima en büyük tehlike olarak algılandırılır.Ordu ve sivil varyantları “ülke bölünüyor, vatan elden gidiyor”,  „laiklik ve düzen tehlike altında” tanıdık olduğumuz cadı kazanı daima kaynatılır.Sürü koru halinde bağırtılır.“Şehitler ölmez, vatan bölünmez.”“Türkiye laiktir, laik kalacak.”Oynanan oynun yazanları Türkiye’de olmayan “demokratik laik düzen”i sarsacak bir irtica tehdidinin varlığına kendileri inanmaz, ama başkalarını buna inandırmaya çalışır. Sebebi var. Türk toplumu korkusuz yaşayamiyor. Sistem bunu bildiğinde habire korku yaratıyor. Topluma pompaliyor, yediriyor, içselleştiriyor. İç düşmam, dış düşman derken bunu dalandırıp toplumu sarıyor. Dahası toplumu korkulardan kendine sarılmasını sağlıyor.”Devlet babanın koruyucu kucağı”na oturtmasını sağlıyor. Toplum her halükarda teslim alınıyor. Bir taşla çok cepheyi yıkıyor. İktidarını sağlamlaştırıyor. Gelişebilecek demokratik sürece gem vuruyor. Gerektiğinde gevşetiyor, gerekmediğinde sıkıyor.Hesap büyük. Mücadale iktidar mücadelesidir. Herkes bu hedefe odaklıdır.Türkiye’deki kronik gerginliğin nedeni budur. Gerginlik her zaman orduya kazandırır. Son dönemlerde yaşanan iktidar mücadelesinde de bu kaide bozulmadı. Ordunun adayı Büyükanıt temayüleri aşan bir işleyişle Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturdu. Mücadele bitmedi. Şu an ki, mücadele gelecek yıl Cumhurbaşkanlığı koltuğuna kim oturacak ve kim hükümeti kuracak kavgasıdır.Ordu sürece bir kez daha damgasını vurdu. „Laiklik ve sistem karşıtı“ olarak lanse ettikleri Erdoğan ekibini ekarde etmek için yoğun bir çaba sarfetti. Çetelerini birer birer sahaya sürdü. Katliam yaptı. Korku saldı. Siyasi gölgeleri Ağar, Baykal ve Perinçek gibi ırkçılara sahne aldırdı. Onları konuşturdu.Deniz Baykal’a „Sakın ha, 30 Ağustos’a yönelik bir kriz planlaması içinde olmayın!” dedirtiler. Onun ağzıyla Erdoğanı tehdit ettiler. Bir yanlışlık yapma halinde başına geleceklerini kendisine hatırlatılar.Çünkü Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olup olamayacağı yetkisi hukuki olarak Başbakan Erdoğan’ın elindeydi. Kararnameyi sadece bir gün bekletmesi bile Büyükanıt’ın emekli olmasına yetiyordu. Erdoğan, bu yetkiyi kullanmadı, dahası kullanma cesaretini gösteremedi. Hatta ne olur, ne olmaz denilerek mevcut temayüle ters olarak birgün önce atama gerçekleştirildi.Çünkü burası Türkiye ve herşey olasılık dahilinde. Erdoğan’ı sara nöbeti tutabilirdi.Bu, Yaşar Büyükanıt’ın emekliye sevk olunmasına, kendisine büyük siyasi avantaj sağlayacaktı. Aslında bu konu da elinde bir çok kozu vardı.Büyükanıt’ın çetebaşı olduğu açığa çıkmıştı.Cesaretli bir savcı bunu iddianameleştirmişti.Hani bu ortamda Erdoğan, “olayın ucu nereye giderse gitsin gereği yapılacaktır” demişti. Eğer gereğini yapma cesaretini gösterseydi, Çankaya’ya çıkma olanağını bile yakalayacaktı. Ama bunun ucunda keleyi kaptırmakta vardı. Adnan Menderes, Turgut Özal ve Necmettin Erbakan’ın başına gelenleri biliniyordu.Sistemin esas sahiplerini iyi tanıyordu.Bu nedenle Erdoğan iktidarı değil, şimdilik keleyi kurtardı.Ordu bu konu da kimin ne kadar direnç gösterebileceğini çok iyi biliyor.Önümüzdeki yıl yapılacak Cumhurbaşkanı ve genel seçimlere kendi uzantılarını hazırlıyor.Bülent Ecevit’in cenaze töreni bu nedenle ordunun kendi iktidarlarına muhalif güçlere karşı bir mücadele aracına dönüştürüldü.Hükümetin şahsında herkese mesaj verdi.Hükümet yuhalandı, ordu bol bol alkışlandı.TC Başbakanı ve bakanları süt dökmüş kediye dönderildi.Bülent Ecevit cenaze töreni vesilesiyle bir kez daha “balans ayarı” yapıldı.Ordu iktidarı sürecek.Kimse hayal görmesin, en ufak bir demokratik gelişme olmayacak.12 Kasım 2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.