Siyaset

Demokrasi Cilvesi

Hasan H.Yýldýrým · 23.11.2006 · 1 görüntülenme

ABD ara seçimlerinde Demokratların zafer kazanması beraberinde ABD’nin, dahası Bush ve ekibinin Irak’ta yenildiği iddiasını daha da yüksek sesle konuşulur hale getirdi. Gerçekten ABD, Irak’ta yenilen taraf mıdır? Bu çokça saf bir iddia olur. Her ne kadar Bush ve partisi ABD ara seçimlerinde kaybeden taraf olsada, ABD, Irak’ta kaybetmemiş, bilakis kazanmıştır. Tersini iddia edenler eğer Irak'ta demokrasinin yerleştirilemediğinden dolayı ABD’nin yenilgisine hükmediyorlarsa yanılıyorlar. ABD, Irak’ta demokrasiyi yerleştirmeye çalışmış, ama bunu başaramamıştır. Bu Bush ve ekibinin bir zaafı değil, Irak Arap toplumunun mevcut toplumsal yapısının buna hazır olmayışıdır. İşin gerçeği bu olsada bunun ceremesi Bush ve partisine fature edilmiştir. Aslında bu Bush ve ekibine büyük bir haksızlıktır. Bir anlamıyla Irak’ta demokrasiyi  yerleştirmeye çalışan Bush ve ekibi Amerikan demokrasisi tarafından cezalandırılmıştır. Bu da demokrasinin cilvesi olsa gerek.Hepimiz biliyoruz ki, ABD, Afganistan ve Irak’ı işgal ederken birinci önceliği bu ülkelere demokrasiyi yerleştirmek değildi. Amaçın dünyaya tek başına hakim olmak olduğu biliniyor. Bu nedenle kendine rakip gördüğü diğer süper güçleri kendi ülkelerinde hapsetmeyi önüne görev olarak koymuş bulunuyor. Bunu başarmanın yolu rakip devletleri çevreleyen ülkelerde statükocu sistemleri tasviye etmek, kendine bağlı yönetimler oluşturmaktır. Vaolan milli ve dini sorunları çözmeye çalışmaktır. Yeni sınırlar ve yeni devletler oluşturmaktır. Bu işide yaşadığımız coğrafyada başlatmış bulunuyor.Bu, uzun süreli bir hedeftir. Bugünden yarına kolayca gerçekleşebilecek bir olay değildir. Eski statükocu güçler buna tüm gücleriyle direnecekleri bir sır değildir. Bunun ilk iki örneği Afganistan ve Irak’ta olup bittenlerdir. Anlaşılan bir hamle ile ABD, öyle kolayca programını uygulama imkanı bulamayacak. Bu epey zaman alacak. Her ülke özelinde onlarca senaryo uygulamak zorunda kalacak. İlk senaryonun başarısızlığından hareketle hemen ABD’nin yenilgisine hükmetmenin bir anlamı yok. ABD sistemi sayısız alternatifler sunmaya müsaittir. Irak’ta şu an başarılamayan güvenlik sorunudur. Bunun sağlanması epeyce sorunlu olacağına benziyor. Bunun esas nedeni Kürdler, Şiiler ve Sünileri zoraki bir arada tutmaya çalışmaktan kaynaklanıyor. Mevcut realite görülmek istenilmemekte ve bu da tıkanıklara yol açmaktadır. Buna bir de ABD’deki iç dengeleri, asker ölümlerini, insan hakları boyutu ve dünya konjoktörünüde eklerseniz ABD’nin elini kolunu bağlamaktadır. Bu da sorunların ağırlaşmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Meselenin bir boyutu buysa diğer boyutuda Iraklı siyasi güçlerin mevcut durumudur. Irak’ta süren istikrarsızlığın esas nedeni Kürd siyasal önderliği saymasak, Saddam sonrası ABD ile uyum içinde çalışan güçlü bir muhalefetin yokluğudur. ABD’nin dayandığı güçlerde halk kitlelerinde izole olmuş güçlerdir.Irak’ta kan akmaya devam ediyor. İstikrar sağlanamiyor. Mevcut politıkalarla bu durumun devam edeceğine benzemiyor. Çünkü Irak realitesi görülmek istenmiyor. Ben istiyorsan böyle olmalı dikta yaklaşım ve yaptırımlarla sorunun aşılması mümkün değildir. Mesele asker sayısının azlığı veya çokluğu meseleside değildir. Sorun Irak’ta ortaya çıkan realiteyi kabullenip kabullenmemekte yatıyor. ABD dahil koalisyon güçleri bunu görmek istemiyor. Mesele bu olunca Irak’ta nasıl bir politıka uygulanacağıda öyle kolay ortaya çıkmıyor. Her çevre bir senaryo ileri sürüyor. Şu açık. Şiiler ve Süniler uzlaşamşyorlar, uzlaşmayacaklar. Tarihte kalmış hesaplaşmayı geleceğe ertelemeyecekler. Aslında ABD, gecici olarak gözlemci bir konumda kalsa ve ne haliniz varsa görün derse mevcut olan güçler her halükarda kozlarını paylaşır ve herkes gücü oranında hakkı olana razı olma noktasına gelecektir. Bu olasalıkta tartışılmıyor değil, ama ABD, bunu açıkça savunur, uygular mı, uygulamaz mı bekleyip göreceğiz. Aslında mevcut durum birazda ABD’nin buna yol açmış olmasından kaynaklanıyor. Bir anlamıyla Irak’ın ayrışmasında önemli bir rolde oynadı. Gelinen bugün ABD, şu gerçeği görmüştür. Irak diye bir devlet ve ülke, artık ortada kalmadı. Kabulenilse veya edilmese Irak denilen suni ülke ve devlet fiilen üçe bölünmüş durumdadır. Bugünden sonra bunu bir arada tutmak mümkün değildir. Çoğu aklıselim kişi ve çevre bunu görüyor ve ABD yönetiminden mevcut realiteyi artık kabullenip buna uygun yeni bir politik değişikliğe gitmesini öneriyor. Aklın yolu budur. ABD, bu yolu tutacaktır. ABD, gelinen bugün Irak realitesine uygun olarak kendini dayatan üç devletli “de fakto” durumunu kabullenmek zorundadır. Eğer GOP’nın başarısının devamını istiyorsa başka çareside yoktur. Bazı çevrelerce ortaya atılan Irak’a komşu ülkelerden yardım alarak sorunu aşacağına inaniyorsa yanılır. Bunun sonuçları daha ağır olur. ABD, böylesi bir tutum benimserse Türkiye, İran ve Suriye’ye teslim olur ki, bu da GOP’un ruhuyla çelişir. Bugüne kadar izlediği, dahası 21.yüzyılın politıkası olarak deklere ettiği GOP’un iflası olur. Bu da ABD’ye kaybetirir. ABD, bunu göze alır mı sorusunun cevabı, biraz zor.ABD’nin işi gerçekten zor. Her istediğini yapma koşullarına sahip değildir. Önünde sayısız engelin var olduğu gerçeği ortada. Irak işgalinde sayısız güçle karşı karşıya geldi. Bunların çoğunu dengelemeye çalıştı. Bir çoğunu karşısına almak istemedi. Bu nedenle zaman zaman GOP’un özüyle çelişen adımlar atmak zorunda kaldı. Bunun en bariz örneği, “Irak toprak bütünlüğünü koruma” politıkasıydı. Sebeb ne olursa olsun “Irak toprak bütünlüğünü koruma” üzeri inşa edilen politıka iflaz etti. Şu an bundan ısrar edecek olan ABD giderek kaybetmeye mahkümdür. Hele bu politıkasını Türkiye, İran ve Suriye gibi devletlerle birlikte uygulamaya çalışırsa sorunlar giderek içinde çıkılmaz bir hale gelir. GOP yara alır.Şu görülmelidir. Mevcut hükümetle Irak’ta güvenliği sağlayıp istikrarı sağlamak mümkün değildir. Farklı amaç ve hedefleri olan üç gücü –Kürdler, Şiiler ve Süniler-  “ulusal uzlaşı” etrafında birleştirmek eşyanın tabiatına aykırıdır. Ki bunun mümkün olmadığı hergün onlarca insanın öldürüldüğüne bakarak anlamak zor değildir. İyisi bu farklı amaç ve hedefleri olan Kürd, Şii ve Sünileri serbest bırakmak ve bunlara kendi geleceklerini örgütleme imkan ve ortamını sağlamaktır. Bunun dışında başvurulacak hiç bir plan tutmayacaktır. Asker sayısı artırılarak, daha sert uygulamalara baş vurularak belki geçici bir sesizlik sağlamak mümkün olabilir, ama sonuçta bu üç faklı güç nihayetinde kendi aralarında birikmiş hesaplarını güç zoruyla çözeceklerdir. Gönül arzu ederdiki bu kansız olabilsindi, ama Irak gibi bir ülkede on yılların biriken hesaplaşması kaçınılmaz olacaktır.Bir başka yanılsama daha ortalıkta dolaşmaktadır. Nedir bu yanılsama? Bazı çevrelerin Irak’ta istikrarı sağlamak için sürece Türkiye, İran ve Suriye gibi ülkeleri dahil edilmesi yaklaşımıdır. Bu yaklaşım statükocu güçlerin umudu olmuş durumda. Aslında bu yaklaşım bu ülkelerin Irak’ta oynadıkları istikrarsızlık rolünü inkar etmeye hizmet eder. İyi niyetli olanlarında bu ülkelerin oynadığı rolü kavramadığı söylenebilinir. Şu görülmek istenmiyor mu? Irak’ta terör örgütlerin arkasında Türkiye, İran ve Suriye’nin olduğunu görmek çok mu zor? ABD, GOP’tan vazgeçmeksizin bu ülkeler Irak dahil her alanda ABD karşıtı terör odaklarını desteklemeye devam edeceklerdir. ABD, bunu görmüyor olamaz, bunu aşmanın yolu bu terörist devletlerle uzlaşma değil, cepheden karşı olmakla olur.ABD, bu noktada Kürdlerle Arap, Fars ve Türkler arasında net bir tercih yapmakla karşı karşıyadır. İkisini birden idare etmeye çalışması sorunları çözümsüz bırakılmasına hizmet eder. Kürdler, her çağdaş millet gibi kendi milli devletlerini kurmak istiyor. Arap, Fars ve Türkler bunu engelemek için başvurmayacakları bir şey bırakmadıkları biliniyor. Şu an bölgemizde baş gösteren olumsuzlukların büyük kesimi bundan kaynaklanıyor. Bu koşullarda milli çıkarları çatışan Kürdler ile Arap, Fars ve Türkleri aynı kutba koyup birlikte yürümelerini dayatmak sorunların ağırlaşmasının dışında bir işe yaramaz. Bir kere ABD, kendini bu açmazda kurtarmalıdır. Kürdlerin kendi bağımsız devletlerini kurma yolunu açmalıdır. GOP’un başarısını istiyorlarsa bunun dışında başka bir yol da görünmüyor. Bu yapılmadan her ikisine eşit mesafede olmak GOP’un ruhuna gölge düşürür.Peki İran, Suriye ve Türkiye’nin sürece katma düşüncesi nereden kaynaklanıyor? Şuna inanmak biraz zor. ABD’nin Irak’ta yenildiği söyleniyor. Bu doğru değildir. ABD, Saddam yönetimine karşı askeri zafer kazanmıştır. Irak petrollerine el koymuştur. Suriye’yi Lübnan’dan söküp atmıştır. İran’ın dünyada yanlızlaşmasını sağlamıştır. GOP’un hedeflerinden biri olan yeni sınırlar, yeni devletler kurmak olduğuna göre Irak’ın üçe bölünmesine yol açmakla bunu zemin sunmuştur. Bunlar GOP’un hedefide uygun gelişmeler değil midir? Buysa ABD kazanmış demektir. Eğer bu değil Irak’a demokrasi getiremedi sorunuysa bunun kısa vadede mümkün olmayacağını bilmemek Irak gerçekliğini bilmemektir. Ayrıca ABD’nin birinci önceliği Irak’a demokrasi getirmesi meselesi değildir. Böylesi bir beklentisi olanlar yanıldı ve yanılmaya devam eder. Bizim hiç bir zaman böyle bir beklentimiz olmadı. Bu nedenle birileri gibi hayal kırıklığınada uğramadık. Biz daha işin başında şu an ki durumun yaşanacağını defalarca yazdık. Öngörülerimiz doğru çıktı. Ne demiştik? Saddam sonrası Irak’ı bir arada tutmak mümkün değildir demiştik. Demokrasi bir kültür sorunudur. Kökten dinciliğin, siyasal islamın, çağdığı sosyal yapının hakim olduğu Irak Arap toplumunda demokrasiyi gerçekleştirmek, deveye hendek atlatmaktan daha zordur, demiştik. Kısa sürede bu mümkün değil diye eklemiştik.ABD, Irak’ta tepede inme demokrasiyi yerleştirmeye çalışmış, bunu başaracağına inanmıştır. Fakat yanılmıştır. Tepeden diktatörlük kurulur, başarılıda olunur, ama tepeden demokrasi yerleştirilemez. Demokrasi bir kültür sorunudur. Bu da kökten dinciliğin hakim olduğu Irak Arap toplumundan olmayan bir durumdur.Eğer Charles Krauthammer’in şu yaklaşımı esas alınıp hareket edilmişse ABD’nin Irak gerçekliğini kavramadığı ortaya çıkmaktadır. Ne diyor analist, “Irak'a dair iki amacımız vardı ve ikisi de basitti: Saddam Hüseyin'i devirmek ve kanlı rejiminin yerine kendi kendine yeten, demokratik bir yönetim getirmek.” ABD için bir diktatörü başa getirmek ve düşürmek zor bir iş değil, ama demokrasinin koşulları ve geleneğinin olmadığı bir topluma demokrasiyi yerleştirmek o kadar kolay değildir. İki şeyi birbirine karıştırmamak lazım. Doğrudur, ABD Irak’ta demokrasiyi yerleştirmek istemiştir. Fakat bunu başaramamıştır. Bu, ABD’nin bir zaafı değildir. Bunun faturasını ABD’ye kesmeye çalışanlar, ABD’nin yenilgisini kendi ulusal güvenlikleri açısında dört gözle bekleyen bölgenin statükocu güçleridir. Bana kalırsa aslında ABD’nin Irak’a demokrasiyi yerleştireceğim söylemi abartılı bir söylemdi. Demokrasi yabancı güçlerce tepeden bir başka topluma giydirilicek bir gömlek değildir. Toplumun gelişmişlik seviyesiyle orantılı bir olaydır. Demokrasinin geliştiği batılı toplumlar bunu asırlarca verdiği mücadelerler sonucu elde ettikleri bilinirken, Irak Arap toplumunun toplumsal yapısına bakılmaksızın, dışarıdan gelen bir işgalcı gücün demokrasiyi bir kaç yıl içerisinde yerleşeceğini zanetmek biraz hayal kurmak olur. Bu nedenle ABD, Irak’ta bir kaç yıl içinde demokrasiyi yerleştiremedi diye “bataklığa saplanmakla” değerlendirmek birazda ABD’nin batağa saplanmasını isteyen ve bekleyen bölgenin gerici ve statükocu güçleridir. ABD’nin Irak’ta “batağa saplandığı”ni ilan edenlerin ikinci beklentisi „ABD artık bu yeni tecrübeyle tekrar Ortadoğu'nun klasik rejimleriyle işbirliği sistemine dönme alametleri sergilemektedir.” deyip yüreklerine su serpmek isteyenlerdir.Bu çevrelerin tüm beklentisi, ABD’nin bir politik değişikliğe gitmesi, Türkiye’ye hiçte hak etmediği bir rol biçmesi, İran ve Suriye ile dialog geliştirmesi ve bir ortadoğu konferansının yapılmasıdır. Demokratların ara seçimleri kazanmasını fırsat bilen bu çevreler, kendilerine böylelikle vazife çıkarıyorlar. Bu çevrelerin başını Türkler çekmektedir. “Demokratların güçlendiği bir Washington Türkiye'nin bölgesel önemini daha iyi anlayacak ve Ankara'nın bölgesel diyalog politikasına daha sıcak bakacaktır... Türkiye'nin önüne yepyeni fırsatlar sunacaktır” beklentisi Türkler için umut haline gelmiştir.Türklerin bu beklentisinin gerçek olması demek ABD’nin GOP’ni rafa kaldırması demektir. ABD’nin 21.yüzyıl projesi olarak uygulamaya koyduğu GOP’tan vazgeçmesi demek, dünya imparatorluğunu hedefinden vazgeçmesi demektir. Bunu umut eden statükocu güçler, ABD’nin Irak’ta yenildiğini ve bu nedenle GOP’un gerçekleşemeyeceğinden hareketle umutlarını sıcak tutuyorlar. Gerçekten durum bumudur? Mesele hiçte öyle değildir. Ne ABD Irak’ta yenilmiştir, ne de ABD, GOP’den vazgeçmiştir. Bu vesileyle başta Türkler olmak üzere statükocu güçlerin beklentisi kursaklarında kalacaktır.22 Kasım 2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.