Siyaset

DEĞİŞMEYENLERİ TARİH DEĞİŞTİRECEK!

BAWER ÇÝYAZAN · 25.04.2007 · 2 görüntülenme

Taşlar her zaman yerinden oynar; hatta dağlar, tepeler, ulaşılmaz zannedilen zirveler gün gelir ufalarak zemin seviyesine iner. Doğa, değişkenlik arz eden yapısı gereği sürekli bir altüst oluşu yaşar, değişir ve kendini yeniler. Bu durum toplumlar, düzenler, hatta dinler için de geçerlidir. Geri toplumlar daha sonra daha ileri düzeydeki toplumlara, katı kurallı yasalar daha sonra daha özgürlükçü uygulamalara yerini bırakırken, çok tanrılı dinler yerini tek tanrılı dinlere bırakabilmiştir.Tarihte 17 ülkeyi egemenliği altına alan Osmanlı diye bir imparatorluk kurulduğunda, hiç kimse bu imparatorluğun kıyamete dek süreceği yönünde bir fikir beyan etmemiştir. Bu imparatorluk yeniden kurulsun diye düşünenler var ise, şimdiki değişikliklerden canı sıkılanlardır. Osmanlı'nın kıyamete dek devam etmeyip 1. Dünya Savaşı ardından tarihe karışması ise, kurulduğu bölge ile izah etmek mümkündür. Değişik ulusları bir arada tutmanın koşullarının tükendiği bir sırada imparatorluğun yıkıldığını görürüz. Kimisi bunu padişahın yanlış uygulamalarına, sistemin kendisini yenilemediğine bağlar, ama öyle değildir. Bütün sorun, farklı ulusları bir arada tutma inadı ve yanlışlığıydı. Kılıçla bir araya toplananlar günü gelince basit bir hareketle imparatorluğa kılıç çekebildiler.Osmanlı'nın yıkılışı ardından kurulan Türkiye, Suriye, Irak ve İran'da şu anda Osmanlı'dakine binzer bir sorun yaşanıyor. Ancak bu sorun Osmanlı dönemindeki sorun kadar ağır ve bilirgin değilse bile, hal edilmesi gereken önemli bir pürüzü olarak ortada duruyor.Nedir bu pürüz? Kuşkusuz farklı ulustan olanların zorla bir arada tutulması durumudur. Farklı dil ve kültürlere İranlı, Türkiyeli, Suriyeli ve Iraklı olması dayatılıyor. Bu ülke yöneticileri 'biz değişmeyeceğiz' diyor; ama dikkat edilirse, tarihte Osmanlı'daki gibi herkes değişmeyeceğiz diye ayak diremiştir, ama en değişmez diye zannedilen SSCB dahi değişebilmiştir.ABD'nin öncülük ettiği emperyal ilerleme herkese değişmeyi dayatıyor. Bu dayatma ister iyiye, ister kötüye yorulsun, kaçınılmaz değişme ihtiyacı herkesin kapısını bir biçimde çalıyor. Cumhurbaşkanlığı tartışmasının 'değişmeyiz' düzleminde sürdüğü Türkiye'de hesapları altüst eden bir aday ortaya çıktı. Kimi çevreler Abdullah Gül'ü ABD'nin adayı olarak değerlendiriyor. Öyle ya da böyle Türkiye'deki bu örnek gelişme diğer ülkeleri de kapsayacak bir seyir izliyor. Bir çok ulusun tek ulusun egemenliğinde olmasının normal sayıldığı fikirler değil, her ulusun kendi kaderini belirlemesinin daha uygun olacağı yönündeki fikirler ve eylem biçimleri kendini daha fazla his ettiriyor.Gül'ün Çankaya'da başörtüsüyle değil, ABD'nin Ortadoğu söylemlerine denk düşen işlerle uğraşacağı çok daha mantık dahilinde görünüyor. Yani dünyadaki her katılık giderek değişikliğe uğruyor; bu değişiklik ise, Kürt halkının da nefes almasına vesile oldu. Kürtlerin bu anlayış içinde birlik oluşturmaları ve kendi ulusal çıkarlarını öne çıkarmaları kadar doğal birşey düşünemiyorum.Maya inanışına göre, her 3000 yılda bir dünya ve insan yeni bir biçim ve düzen içine girer. Şunun şurasında 93 yıl kaldı. Değişmeyenleri de sonunda tarih değiştirecek gibi görünüyor.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.