BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
R.Rodaro · 10.10.2006 · 2 görüntülenme
Ben sizin bu son tartışmalarınızı takip etmeye çalışıyorum.. Aslında Kürd ve Ermeni ilişkileri hakkında daha doĝrusu Kürd yaklaşımı bugüne kadar Kemal Mazhar’ın makalesi hariç tutulursa( o makalede Güney Kürdistan’da sert tartışmalara neden oldu) ortaya konulmuş deĝildir.Şimdi bana Kürdler hangi konuda derli toplu bir milli siyaset projesini sundular ki, bu meselede sunsunlar diyenler olur..Ama sonuç olarak Kürd ve Ermeni ilişkisi meselesi bugün olmasa yarın önümüze gelir.. Eĝer bugün bu sorun yakıcı bir şekilde gündeme gelmiyorsa bunun nedeni bugün hem Kürdlerin ve hem de Ermenilerin esas sorunları Türk devletiyledir... Iki tarafta oklarını Türk devletine yöneltiyorlar.Ama Ermenilerin iktidar olduĝu bir alanda hemde 20.ci yüzyılın son on yılında Kürdlere karşı etnik arındırma uyguladılar... Bazı kaynaklara göre 15 bin Kürdü öldürdüler.. Ama, sonuç olarak Ermeniler Laçin’de tek bir Kürd bırakmadılar. Ermenistan’da yaşıyan Êzîdî Kürdlere de Kürd olmadıklarını empoze ettiler.. Yani kısaca bugün Ermenistan’da resmi olarak Kürd yok. Bir tarafın tutumu bu. Hani Arşak Polatyan diye bir Ermeni Kürd tarihcisi vardı.. Onun Kürdlere ilişkin bir kitabı türkçe çıktı.. Şimdi yazdıĝı yazılarda Kürd diye bir milletin olmadıĝını savunuyor.. Bazılarımızı Ermeni, diĝerlerini ise Arap veya Pers yapıyor.. Bu durum Ermenistan’ın son 10 yada 15 yıl içinde ortaya çıkan politikasının neticesidir.. Aslında Türklerin kendilerine has bu konuda bir devlet politikası var.. Ermenilerinde kendilerine has netleşmiş bir politikaları var.. 19.cu yüzyılın sonu ve 20.ci yüzyılın başlarında bölgemizde yaşanan gelişmeler konusunda politikasız olan biziz. Bizim netleşmiş bir politikamız olmadıĝından dolayi, ya Türk yada Ermeni politikasının kuyruĝuna takılıyoruz.. Bir dönem, islam adına Türklerin; şimdi ise baska görüntüler altında Ermenilerin yada başkalarının kuyruĝuna takılıyoruz. Ama, herkesin kendisine has istemleri ve varacakları hedefleri vardır.. Bizimde hedeflerimiz olmalıdır.Ama, bizim bir Kürd duruşu mevcut deĝil, bize yapılan soykırım ortada yok.. Birinci dünya savaşı esnasında ortadan kaldırılan yüzbinlerce Kürdü düşünen ve onlara Kürdlüklerinden dolayi uygulanan soykırımdan söz eden yok..Aslında 20.ci yüzyılın başındaki gelişmeleri irdelediĝimiz zaman Türkler, Ermeniler ve Kürdler 3 ayrı istem ve amaçla gelişmelerin içinde yer alıyorlar.. Türkler, Kürdler ve Ermenileri yok edip Turani istemlerini gerçekleştirmek istiyorlardı.. Ermeniler, Ruslara dayanarak Kürdistan’ın bir kesimini de katarak devletlerini kurmak istiyorlardı.. Kürdler ise örgütsüz olmalarına raĝmen kendi toprakları üzerinde yaşama isteminde ısrarlıydılar.Kürdistan savaş meydanı olduĝundan, Kürdler büyük bir felaketler karşı karşıya kaldılar.. Bir yandan Rus ve Ermenilerin saldırıları ve diĝer yandan Türklerin kış ortasındaki zoraki göçü neticesinde trajediler yaşadılar. Kürdlerin devleti ve dostları da olmadıĝından bu trajedi ve kıyım belgelenmedi, diri tutulmadı ve hiç yaşanmamış gibi göründü... Bizim Kürdler hep başkalarının maĝduriyetinden veya mazlumiyetinden sözediyorlar, ama aynanın karşısına geçip kendi gerçekliklerini görmek istemiyorlar.Ermenilerin mazlumiyeti üzerine yüzbinlerce belge ve kitap var. Ayrıca bu eserler dünyanın en önemli dillerinde yayınlanmıştır. Kürdler gibi „kendi tarihinden ve gerçekliĝinden yabanılaşmış“ ve hâlâ kollektif bir hafıza oluşturmamış bir milletin bireylerinin Ermenilere yapacakları fazla bir katkıları da yok.. Kaldiki ihtiyaçları da yok..Kürdler, kendi ulusal duruşlarını oluşturmak için, parçalı ve daĝınık da olsa , kendilerine karşı geliştirilen dost ve düşmanca tavırlara karşı tutum alarak örmeye çalışmalıdır. Gelişmelere karşı takınılan bu küçük tutumlar, damlacıklar gibi sel olur ve başka temel kaynaklara katılarak ve baska alanlardan beslenerek ortak bir ulusal duruşun ortaya çıkışını saĝlar.Bu baĝlamda Sinan Karaçalı arkadaşın Hrant Dink’ın söyleşisine ilişkin tutumunu doĝru buluyorum. Sayın Hrant Dink’in Türk vahşeti ve barbarlıĝı karşısında ezop dilini kullanması yada kendisini sansürlemesi meselesine bir diyeceĝim yok.. Ama, eĝer o, barbarların teröründen kaçmak için, mazlum Kürdün kafasına vuruyorsa, bu noktada birilerinin kendi bildiĝi dilden ona dur deme hakkı vardır. Sinan arkadaş da bu hakkını kullanmıstır...
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.