Siyaset

Dé Fermo!

Sinan KARAÇALI · 11.02.2007 · 2 görüntülenme

Newroz Com yazarlarından Ahmedê Gulistanê’nın „Kürtler İçin Acil olan ideolojik duruştan Ziyade Politik Duruştur...“ makalesini okuduğumda ne oluyoruz, bu yoğurdun buluğu nerden geliyor diye kendi kendime soramadan edemedim.Bizi, "’Hepimiz PKK’lıyız, Hepimiz Remzi Kartalız, Zübeyir Aydar’ız’ demelidirler” emrivakisiyle karşı karşıya bırakmış.Yalnız bir eksik bırakılmış.Bu söylendenden sonra “Hepimiz Apocuyuz” demek gerekirdi. Daha neler.Sebebi nedir, böyle bir zorunluluğu dayatmanın nedeni nedir? Bunu bir anlayabilsem? Veya birileri bunu ağız dolusu bir izah edebilse.Doğru ya! Devletin bile “adamımızdır” dediği bir unsurla bütünleşen bir örgüten „millilik“ keşfi yapılırsa varılacak yer bu olur. “Merkezi Milli Politıka” bunun üzerine mi inşa edilecek? Şaşarım buna?Anlaşılan başkası olmak epey içseleştirmeye çalışılıyor.Kuşkusuz bu tercih sorunu, ama bunu başkalarına “demelidirler” mecburiyetini dayatmaya bir anlam veremedim.Niye başkası olalım? „Öteki olmanın“ sınırı nerden başlar, nerde bitter bunun kıstası nedir?„Öteki“ ile sayısız çıkar noktalara ve ortak ahlaki değerlere sahip olunabilinir. Bu temelde sahiplenme ve birlikte hareket etme doğal olarak kendini dayatabilir. Ama bu „öteki olmayı“ gerektirmez ki. Herkes kendisi olsa ve ortak paydalarda buluşulsa doğrusu bu değil midir?Peki „sahip çıkılmalıdır“ denilenler bu konumdalar mı?Kürd yurtseverlerin „sahip çıkılmalıdır“ denilenlerle hangi ortak paydaları var?Bunun için tek bir payda gösterilebilinir mi?Dahası „sahip çıkılmalıdır“ denilenlerin Türk Genelkurmay alayları olduğunu görmek çok mu zor?”PKK Kürtçülere karşı savaş bile açsa, Kürtçüler PKK kadrolarına sahip çıkmalıdır.” Peki bu mecburiyet nerden geliyor? Niye sahiplenilsin?Dahası dezimformasyon var. Sanki sokağa salınmadan bugüne kadar “Kürtçülere” karşı savaşmıyorlarda “savaş bile açsa” deniliyor.“Bile” fazla.“Sahip çıkılmalıdır” denilenler o meşhur ağacın altındaki piknikten bu yana “Kürtçülere” karşı savaşıyorlar.Varoluş, varediliş nedeni budur.Bunu kavramak için daha ne yapmaları gerekir?Şu aşağıda denilenler ve benzerleri ise için çabası."Eskiden Türkiyelilik diyordum. Vaz geçtim, artik Türkiye Ulusu diyorum. Biz Türkiye ulusundaniz. ’Ne mutlu Türküm diyene’ ve benzeri söylemler Atatürkün kültürel milliyetçiligini gösterir. Atatürk'ün ırkçı sözleri yok... Mustafa Kemal milliyetçiliği, yurtseverliktir... Otonomi, federasyon ve benzeri istemler Türkiyenin birligini ve bütünlügünü bozar. Çözüm demokratik Türkiye Cumhuriyetidir. Demokratik Cumhuriyet Atatürk'ün hediyesiydi. Bunu gelistirmek bizim görevimizdir...Devlet koçgiri isyanini çok güzel bir şekilde bastırdı. Aksi halde kürd hareketinin yayılma durumu vardı. Şeyh Sait, Seit Rıza ve diğer kürd isyanlari batılı emperyalistler tarafından genç Türk Cumhuriyetine karşı kullanılmışlardır...Son seçenek bağımsızlıktır. Benim arzu etmediğim bir seçenektir.“ 50 bin insanın ölümü, bir o kadarının sakat kalması, işkencelerden, zindanlardan geçmesi, 4000 köyün yıkılması, 5 milyon insanımızın bilmedikleri yabancı elere sürgün edilmesi, linç dahil her türlü tehlikelerle yüzyüze kalmaları, açlık, sefalet ve ahlaki çöküntüye mahkum edilmeleri ve tüm bunların karşılığı kontra artığın seslendirdikleri ve “sahip çıkılmalıdır” denilen zevatın papağan gibi tekrarladıkları mı olmalıydı?Niye Ahmed kardeşim?Bunun “Kurdvari”likle nasıl bağdaşlaştırabiliyorsun anlamakta zorluk çekiyorum.“Bugüne kadar Kuzeydeki başarısızlıklarımızda bizim yeterince "Kurdevarî" olamamamızın payı büyüktür...Dil kırımına bu denli uğrayıp derin asimilasyona uğramamız, kendimize oto asimilasyon uygulamamamız. Ülkemizin neresi ve nereden başlayıp bittiğini bilemememiz. Duhok'u "yurt dışı", İstanbul’u "Yurt" olarak algılar olmamız, Şemdinli’yi "Anadolu toprağı" bellememiz; yeterince Kürtçü, kurdevari olamamamız ile ancak izah edebiliriz. Bu olguyu başka türlü nasıl tanımlayabiliriz ki?”Peki bu söylediklerini “sahip çıkılmalıdır” dediklerinin söyledikleriyle nasıl başdaşlaştırıyorsun? Hani ben bağdaşlaştıramadımda.Olmadı Ahmed kardeşim. Bir taraftan “Kurdvarı” vazı çekeceksin, diğer yanda “Kürt kökü kazıma” misyonu üslemişlere “sahip çıkılmalıdır” emrivakisini dayatacaksın, bu hiç olmadı.Kürdleri “Türkiye uluslaşması” içinde eritmeleri için mi?Kemalizmi Kürdlere kabullendirmeleri için mi? Kürd yurtseverlerini öldürmeleri için mi?Özgür Kürdistan’a karşı savaşmaları için mi?Listeyi uzatayım mı?Şimdi nasıl oluyorda “Merkezi Milli Politikalar bu pratik üzerinden şekillenecektir.”?Ben burada kimsenin niyetini tartışmıyorum.Tartışmak istediğim “olmamız” mecbur kılınan zevatın niteliği ve oynadıkları rol.Bu konuda daha evel çok şey yazdım.Zahmet olmasa “olmamız” mecbur kılınanlar hakkında bir şeyler yazılsa daha iyi olmaz mı?O zaman daha somut konuşsak ha!Eğer bunca olaylardan sonra bu unsurlardan “millilik” keşfediliyorsa ve ““Merkezi Milli Politikalar” bunlara „sahiplenme“ üzerine inşa ediyorsa ben ne diyeyim ha?Ben şu iddiadayım.A. Öcalan ve örgütü, başından beri TC devleti tarafından Kürdistan milli kurtuluş hareketine karşı sokağa saldığı güçlerdir. Kürd milletine karşı kirli bir savaş veren aktörlerdir. Kürd milletine bundan sonra verecekleri zararlar bir tarafa, bugüne kadar hesapsız zararlar verdikleri tartışması bile yapılmaz.TC’nin Kürdistan’daki beşinci kol kuvvetleri „Apocu“ hareket, KUKM’nin önünde en büyük engel olmaya devam ediyor. Bunlar tasviye olunmadan KUKM’nin önü açılamaz diyorum. Ha bunu kimler yapacak meselesi Kürd yurtsever hareketin göndemini oluşturuyor. Bugüne kadar Kürd yurtsever güçleri bunu başaramadı. Bu onların en büyük açmazları, ama başkaları bunları tasviye ediyorsa niye karşı çıkılmalı?Bana söyler misiniz bunların Saddamdan ne farkı var? Kürdler tek başlarına Saddam’ıda deviremediler. ABD geldi devirdi. Bu kötü mü oldu? ABD veya bir başkası TC’nin bu beşinci kol kuvvetlerini tasviye etse kötü mü olur? Ben hayır diyorum. Ve çok hayırlı bir iş yapmış olurlar düşüncesindeyim. Ha bunu niye yaparlar ayrı bir mesele. Bu ayrıca değerlendirilir.Siz ne zanediyorsunuz? ABD, bir emrivakiyle A. Öcalan’ı niye paketleyip sahiplerine verdi? ABD, Kürdistan’a geliyordu. İzleyeceği politikanın TC devlet politıkasıyla çatışacağını biliyordu. A. Öcalan’ın ayağına dolaşacağını biliyordu. Bu Kürdlerle karşı karşıya gelmeye yol açardı. Bu nedenle bu unsuru paketleyip sahiplerine teslim etti. “Kulanılmış eşyalarını” alan sahipler daha sonra bunu anlasalarda iş işten geçmişti. Fakat bu oyun bitmiş değildir. ABD ile Kürdleri karşı karşıya getirmek için TC aynı oyunu sahnelemek istiyor. Kürd yurtsever güçleri bu konuda ihtiyatlı olmak zorundadır.TC’nin bu beşinci kol kuvvetlerine “millilik” atfedenlerin yapabileceği olumlu bir şey varsa onları ikna etmeleri bu oyuna gelmemelerini sağlamaktır. Bu mümkün mü? Ben yok diyorum. Çünkü PKK’nin hiç bir konuda yanlış yaptığını söylemiyorum. Onlar, kendisine üslendirilen görevlerini icra ettiler ve ediyorlar. Bunun tersini iddia edenler varsa dé fermo.11 Şubat 2007

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.