BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Þeref Laþer · 24.09.2006 · 2 görüntülenme
Kürdistanın kuzeyinde toz duman içinde at izi ile it izi birbirine karışmıştır. Siyasal yapıların zemini kaymış, idieolojik ve siyasal duruşlar muğlaklaşmış, belirsizleşmiş, Mantık ve bilimin öngörüleri bir tarafa atılmış, siyaset sınıfı rüzgarın estiği yere doğru savurulmuş, güncel ruhhalini ,duygu ve arzularını, kürt halkının genel çıkarlarınının yerine koyarak, politik çıkışın zemini haline getirmektedir.Sosyalist çıkışlı bu parti veya kişilerin, sosyalizmi terkettikten sonra hızla yol aldıkları sığınakları gördükçe, işin vahameti daha iyi anlaşılıyor. Otuz kırk yıl siyasate yapan kişilerin, çok kısa bir zaman içinde tam tersi düşünce ve tavırları savunması, bir uçtan diger uça , bir yanlıştan diğer yanlışa savrulması, buna rağmen dün olduğu gibi bugünde doğruları sadece kendilerinin savunduğu iddiasında bulunması, inandırıcı değil, düşündürücüdür,utandırıcıdır.Eskiden karşı çıktıkları değerlerin tümünü şimdi savunuyorlar. Sosyalist mevzilerin terkedilmesine bir diyeceğimiz yok, çünkü bu mevzilerin kürdistanda dayanakları zayıftır. Ancak şu da bir gerçektirti, sosyalizmin insanlığa, dünyadaki mevcut geçerli sivilizasiyona, demokrasiye kazandırdığı büyük değerler vardır ki, bunlar bu gün tüm insanlık tarafından savunulmaktadır. Fakat kuzeyli bazı siyasiler, nedense bunun tersini savunmaktadırlar. Kuzey kürdistanda siyasal alanda taşlar henüz yerli yerine oturtulamamıştır. PKK nin başını çektiği kesim, türkleşmeyi, misak-ı milliciliği ve TC nin bütünlüğünü savunurken, bunların karşısında oluşması gereken demokratik kürdistani cephe darmadağınıktır. Bu dağınıklık politik olduğu kadar düşünce alanında da sözkonusudur. Sömürgeci TC nin kürdistanda siyasal zemini yok denecek kadar azdır ve esas olarak kendi askeri gücü ile hakimiyetini sürdürmeye çalışmaktadır. PKK Sömürgeci TC nin kürdistandaki ayağı olmaya çalışmakta, ve bunun pazarlığını yapmaktadır, ne varki TC kürt ortak istememekte kendi militarist gücü ile sömürgeci yönetimini sürdürmektedir. PKK ile işbirliği bir ortaklık ilişkisi değil, uşak efendi ilişikisi çerçevesinde işbirlikçiliği geliştirmektedir. Bu konuda söylenecek fazla söz yok, her şey açık bir şekilde cereyan etmektedir. Bizim üzerinde durmamız gereken kürdistani cephenin içinde bulunduğu durumdur. Bu Cephe PKK dışında kalan eski sosyalist çıkışlı partiler, TC ye karşı duruşları netleşmiş halk kesimleri ve aydınlar, ve Güney Kürdistanın etkisi ile kuzeyde gelişen ulusal eğilimi savunanlar oluşturmaktadır. Esas gelişen eğilim Kürdistani cephenin gelişmedisidir. Ancak bu cephenin politik duruşu ve düşünsel yapısı harmonik değil, hatta karşık eğilimleri içinde barındırmaktadır, netlik yoktur.Bu kesimde yer alan bazıları ırkçılığa varan görüşleri savunmaktadırlar. Savaş atmosferinde, türk düşmanalığı propağanda amacıyla tolere edilebilir, ama bunun siyasetin temeline koymak, ırk olarak türkleri ele alıp düşman ilan etmek , anlaşılır değildir. Türk ırkçılığı ile bu şekilde mücadele edilemiyeceği açıktır. Genel olarak Irkçılık dünyada geçerli bir değer değil, birçok demokritik ülkede ve BM ce yasaklanmıştır. Küzey Kürdistanda, Sosyalist değerleri terkeden birçok siyasetçi, kürdistanda gelişmekte olan milli duyguların rüzgarına kapılmış, Güney Kürdistan daki gelişmelerinde etkisi iile, milli mücadeleyi ırkçı teorilerle süslemektedir.Dünya ile entegrasiyon dönemini yakalıyan Kürdistan da dünya ca yasaklanan ırkçılığı savunmak, KUKM ne darbe vurmaktır. Irkçılığı savunan birçık kişi bu belirlemelere itiraz edeceklerdir ve kendilerinin ırkçı olmadıklarına inanmaktadırlar. Bunlar, kendi kişisel duyğularını, ulusal çıkarlar olarak lanse etmektedirler. Veya ulusal çıkarlar temelinde politika yapacaklarına kendi kisişel duyğularını esas almaktadırlar. Irk ve millet olarak, türkler, araplar ve farsler, kürt ırkına düşman olduklarına inanmaktadırlar.Bunlar birbirine düşmak olarak doğmuşlardır. Bunca yıl politika yaptıktan sonra bu ilkel ve ırkçı görüşleri savunmak anlaşılır bir hata değildir ve tolere edilmemelidir. Kürdistani cephe içinde gelişen eğilimdir ve tehlikelidir.Ulusal duygularımız gelişmelidi, ulusal çıkarlarımız bilince çıkarılmalıdır, sömgürgeci ırkçı faşist anlayışlara karşı duruşumuz netleşmeli ve demokrasi anlayışımızı kökleştirmeliyiz. Ulusal duruş ve duyğular kesinlikle ırkçuı anlayıştan ayrıştıırılmalıdır. Irkçılık her ne kadar ulusal zeminden yararlanıyorsada aynı şeyler değildir.Kürdistanda ırkçı dalganın önü mutlaka kesilmeli, Kürdistanı çephe, demokrasi anlayışını, ulusallar arası ve bölgesel itifak politikasını, Kürt milletinin ortak çıkarlarını ve sömürgeci güçlere karşı duruşunu netleştirmeli ve Kürdistan sonununun Bağimsiz birleşik demokratik kürdistan zemininde çözümünü gündemleştirmesini, kürt milletinin siyasi iradesini örgütlü ve güçlü bir gücü dönüştürmesi vs sorunlarda ortak yaklaşımlar geliştirmeli ve ortak çözümler üretebilmelidir. Kişisel tercihler değil, sömürgecilere duyulan kin ve intikam duyğuları ile değil, bilimsel medotlarlar, dünyaca geçerli değerlerle yönümüzü belirlemeliyiz. Gözlerimizi açıp etrafımıza bakalım, dünya nereye gidiyor, Yakın tarihimizde ilk defa dünya ile bütünleşme ortak gündemlerle hareket etme imkanımız doğmuş, bunu dargörüşlülüğümzü ile heba etmeyelim, dünyada geçerli değerleri ellimiz tersi ile itmeyelim, ve her ulus gibi dünyadaki yerimizi almasını bilelim.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.