BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Sinan KARAÇALI · 14.04.2007 · 2 görüntülenme
Kürdistan Federe Bölge Başkanı Mesud Barzani’ye karşı her türlü terbiyesizliği yapanların kimseye verecekleri ahlak dersi olamaz. Başkan Barzani’nin söylediği her liderin, dahası her Kürd yurtseverin söylemesi gerektiği bir söylemdir. Biz kimsenin iç işlerine karışmıyoruz, kimseyede iç işlerimize karışmasına müsaaade etmeyiz demiştir. Bizim kimsenin ülkesine saldırma gibi bir amacımız yoktur, ama birilerininde ülkemize saldırmasına müsaade etmeyiz demiştir. Bundan yanlışlık nerde? Düşmanı anlıyoruz, ama düşmanın diliyle KFD Başkanı Mesud Barzani’ye saldıran haddini bilmez Kürdlere ne oluyor? Onlar, düşmanın içimizdeki beşinci kollarıdır.Nazik bir dönemden geçiyoruz. Kürd milleti ağır bir süreçten geçiyor. Kürd milleti ve önderlerine yönelik durmadan dozu artırılarak sürdürülen aşağılama, hakaret, küfür ve tehditlere karşı KFD Başkanı Mesud Barzani’nin yerinde ve zamanında cevap vermesi onurlu bir tavırdır. Milli bir duruştur. Ki Kürd milleti bu tavrın arkasında olduğunu beyan etmiştir. İçimizde bir kaç çürük yumurta çıkmışsada bu dünyanın sonu değildir.Kürdistan Başkanı Mesud Barzani’nin milli ve onurlu tavrı karşısında korkuya kapılan düşmanken Kürdler içinde paniğe kapılanları anlamak mümkün değildir. Barzani’nin milli ve onurlu duruşunu “işgalci ABD’ye dayanarak” “maksadı aşan beyanlar” olarak değerlendirmek düşmanın Kürdlerden işitmek istediği beyanlardır. Zaten sömürgecinin devşirme kalemi Taha Akyol’un Kürdlerden işitmek istediği bu onursuzluktu. Anlaşılan birileri tarafından bu mesaj alınmıştır.Düşman konuşan Kürd karşısında korkuya kapılmıştır. Korkularını binbir yolla yenmeye çalışmaktadır. Her yol ve yönteme baş vurmaktadır. Kalemlerini Generallere rehin bırakanlar habire Kürd liderlerini küçümseme ve gözden düşürme çabasını vermektedir.Semih İdiz, bu konu da ince bir maniplasyon çabası vermektedir. Türk etkili, yetkilı unsurların ağza alınmıyacak küfür, hakaret ve tehditleri kaşısında üç maymunu oynarken Kürdistan Başkanı’nın haklı söylemlerini boşa çıkarmak için ince bir tavır sergilemektedir. Semih İdiz’in “Aşiret reisliği ile modern anlamda siyasi lider olmanın gerekleri arasında sıkışmış olan Barzani“ yorumu aslında Türk zevatı anlatmaktadır. Sokak dilini konuşan Barzani değil, etkili yetkili Türk unsurlardır. Ağza alınmıyacak küfür, hakaret ve tehditler savuran bu unsurlardır. Barzani, bu unsurları sağduyuya çağırmaktadır. Kimse bizi tehdit etmesin, alıcı değiliz demektedir. Devlet adamlığı budur. Binyılların devlet geleneği ile övünenlerin sokak dili kullanmaları nasıl bir gelenek sahibi olduklarınında belgeleridir. Bizim binyılık devlet geleneğimiz yok, ama kime nasıl davranılacağı konusunda da insani gelenek sahibi olduğumuzda açıktır.Bunun somut örneği Federe Kürdistan Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin Sözcüsü Dr. Fuad Hüseyin’nin "Bizim sözlüğümüzde tehdit kelimesi yoktur; ne tehdit ederiz ne de tehdit kabul ederiz." sözleridir. Kürdistan Bölge Parlamentosu Başkan Yardımcısı Kemal Kerküki, bunu çok güzel dile getirmiştir. Kürdistan Bölge Başkanı Mesut Barzani’nin, 26 Şubat günü El Arabiya Televizyonuna yaptığı açıklamasına, “Bu sözlerin altında ezilirler. Bedeli onlar için ağır olur. Biz bir devletiz. Tarihi asırlara dayanan bir devletiz. Bırakın Kuzey Irak'ı, Bağdat'a kadar nasıl bir tarih geçirmişiz. Bu ifadeleri kullanırken çok dikkatli kullanmak lazım" diyen Türk Başbakanı’na, “Bir ülkenin devlet başkanı terbiyeli bir dil kullanması gerekir. Sözlerinin sınırlarını bilmesi ve başka bir ülkeninin içişlerine karışmaması gerekiyor.” şeklinde karşılık verdi.Dikkat edisin. KFD Başkanı kimi tehdit etmiştir? Hiç kimseyi. Ama Türk devlet adamları hergün Kürdleri tehdit etmektedir. Bunun en son örneği 12 Nisan 2007 tarihinde Çetebaşı Büyükanıt’ın yaptığı basın açıklamasında söyledikleridir.“Bugün Süleymaniye havaalanına indiğinizde sadece Kürt bayrakları karşılar törende de Kürt milli marşı çalar. Şu anda Kuzey Irak'taki durum budur...Federal bir yapıda bazı şeyler merkezi olur. Kuzey Irak'ta merkez bankası kurulmuştur. Bunun anlamı her yönüyle müstakil bir yapı oluştu demektir...Kuzey Irak'a operasyon yapılmalı mıdır? Evet yapılmalıdır. Fayda sağlar mı? Evet sağlar. Ama olayın iki boyutu var. Asker olarak baktığımız zaman. Evet yapılmalı, fayda sağlar mı evet sağlar. İkinci boyutu siyasi boyut: Siyasi karar verilmeli. Siyasi açıdan ise bir siyasi kararın çıkması lazımdır.”Demokrat, liberal geçinen Türk aydınları bunun ne anlama geldiğini bilmiyorlar mı? Adamın zoruna bakın. Süleymaniye’de Kürd bayrağı asılıymış. Peki hangi bayrak asılı olacakmış? Yok Kürd milli marşı çalarmış. Peki kimin milli marşı çalacakmış? Bu katil çetebaşına bunu izah eden demokrat bir Türk çıkmıyacak mı? Çıkmaz. Bugüne kadar çıkmadı. Ama kuzu postuna sarılmış renksiz demokrat ve liberal Türk aydınları vurun abalıya Kürdleri hedef göstermekten kendilerini alıkoymazlar.Bunların tipik örneği Cengiz Çandar’dır. Cengiz Çandar, Barzani’nin açıklamasını „Türkiye’ye ilişkin sarf ettiği sözler ağırdı ve kabulü mümkün olamazdı“ derken Erdoğan’ın Barzani’ye verdiği cevabı „Tepki ağır ama yine de ‚ölçülü’“ olarak değerlendirirken her ne kadar ölçülü kelimesini tırnak içine alsada her zaman yaptığı gibi nalıntı keserini Türkten yana salamıştır. Daha da ileri giderek Kürd liderler arasında görüş farkı varmış gibi bir izlenim yaratmaya çalışmıştır. Gönlünden geçeni gerçekmiş gibi göstermiştir. Kürd lider ve partilerin açıklamaları Çandar’ı yalancı konumuna düşürmüştür. Bu tutumuyla Kürd’ün kapısında ekmek kovalayan Çandar’ın ne kadar demokrat ve Kürd dostu olduğununda ölçütüdür.Devlet Başkanından çobanına kadar her Kürd yurtseveri Mesud Barzani’nin söylediklerini kendi söylemi olarak kabul etmiştir. Kürd milleti ayağa kalkmıştır. Başkan Barzani ile beraber olduklarını beyan etmişlerdir. Hatta Asuri-Keldani-Suryani, Arap ve Türkmenler Kürdlerle birlikte alanlara inmişlerdir. Barzani’ye bağlılıklarını dile getirmişlerdir. Daha ötesi Irak Parlementosunun dünkü oturumunda Başkan Muhammed Meşhedani, ”Kürdistan Parlamentosu lrak’ın bir parçasıdır. Parlamento’nun alacağı her kararı destekiliyoruz...Komşu ya da başka bir ülkeden her kim Irak'ın içişleri karışmaya kalkarsa, hiçbir müdahaleye izin vermeyeceğiz. Daha önce de olduğu gibi dışarıdan uzanan eli keseriz. Bugün olmasa yarın kesilecektir. Buna komşu ülkeler de dahildir...Barzani'yi kucaklıyorum. Sizin tutumunuz bizim tutumumuzdur" dedi.Realite bu. Türkiye’ninde tanıdığı Irak devlet realitesi. Devleti tanımak, realiteyi tanımamak Türk usulü nanik demek olsa gerek. Bu devletin bir Anayasası var. Bu Anayasanın kabul ettiği “Bölgesel Kürt Federe Yönetimi” var. Bu yöetimin seçimle belirlenmiş Parlementosu, Başkanı, Hükümeti, Başbakenı var. Dahası parlementonun ittifakla seçtiği Bölge Yönetim Başkanı var. Türkiye, ısrarla bu realiteyi görmemezlikten gelip yok sayıyor. Yöneticilerini sokak ağzıyla tehdit ediyor. Çirkin sıfatlarla tanımlayıp aşağılıyor. Hakaret ediyor. Tehdit ediyor.Bu çıplak gerçek karşısında KFD Başkanı Mesud Barzani, “Türkiye’nin meselesi Kerkük ve PKK değil, Kürt milletinin mevcudiyetidir” derken haksız mı? Laftan anlamaz devşirme dönme bozuntuları tuturmuş ilahi “Kuzey Irak’a girelim” diyor. Girmeyen namertir. Anlaşılan „kodumu oturturum“ mantığının eğemen olduğu Türk siyasal sisteminin başı bir türlü Çıvaldan kurtulmayacak. Çıvalcı Xeyri sizi bekli valla.14 Şubat 2007
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.