Ce-Ha-Pe
Rojhat Badikî
·
30.08.2012 · 2 görüntülenme
TC tarihi ve Kurdistan halkı ile olan ilişkileri yalan, sahtekarlık ve aldatma üzerine kurulmuştur. Yalan, sahtekarlık ve aldatma Türkleri, geniş bir coğrafyada yaşayan çeşitli halkların soykırımları mezarligi üzerinde devlet sahibi yaparken, geniş coğrafyanın asıl sahiplerine de ya tarihten silinme yada Kürtler gibi boyundurluk-kölelik altında yaşama gibi bir alın yazısı bıraktı. Bir dönem bir yerde okuduğum ama kelimesi kelimesine hatırlıyamadığım bir söz hep aklımın bir köşesinde kaldı. Afrikalı bir deyişinde vatanlarında köle olmalarının nedenini güzel bir söyle açıklamıştı. Afrikalı ‘’ Beyazlarla ilk karşılaşmamızda bizim uçsuz bucaksız geniş topraklarımız , onların ise ellerinde bir kitap vardı. Gözümüzü açıp kapattığımızda bizim ellimizde bir kitap Beyaz adamında uçsuz bucaksız toprakları vardı’’ Afrikaya medeniyet getirme vaadinde bulunan Beyaz adam Afrika kıtası ve insanını iliklerine kadar sömürerek; açlık, sefalet ve ölümü miras bırakarak onun kutsal vatanını talan etti.
Bizim Türklerle olan tarihimizi, Afrikalı Siyah’ in Beyaz adamla olan tarihi arasındaki benzerlik bütün çıplaklığı ile ortadadır. Beyaz adamlar Afrikaya Ellerinde bir kitapla gitti, Türkler de at sırtında Kurdistana geldiler. Nasıl ki Siyah adım Avrupalı Beyaz adamla karşılaşması onun felaketinin ilk adı olduysa, Kurd’ün Asya steplerinde gelen Sarı Çekik gözlü Türkle karşılaşması, onun yaşayacağı felaketin ilk adımları oldu.
Kürtlerle Türklerin 1071 Malazgirt karşılaşması sonrası ilişkiler, Türklerin Kürtlere olan yaklaşımları; yalan-sahtekarlık ve aldatma ilişkisi temelinde olmuştur. Dara düştüklerinde Kürt kardeş, dar günler atlatıldığında ise vur sopayı al ekmeği, karnı bile doymasın demiştır.
Türklerin, Türk devletlerinin Kurdistan halkı ve onun ulusal bağımsızlık mücadelesine karşı her zaman iki; iyi adam ve kötü adam poltikasını yürütmüştür. İyi adamın maskesi düşünce bir önceki kötü adam allanıp-pullanarak, Kürtlerin dostu-hak arayıcısı olarak piyasaya sürülmüştür. Tarihimizde bu tür olaylar, Kurdistan halkına karşı Kurdistan’ ın kuzeyinde olduğu gibi diğer parçalarında da benzeleri politikalar uygulanmıştır. Çok yakın tarihimizde yaşayarak tanık olduğumuz CHP ve AKP olayı bunun basit bir örneğidır.
1980 öncesi Kurdistan’ ın kuzeyinde gelişen ulusal bağımsızlık mücadelesi, Kurdistan’ da bir çok kalıplaştırılmış tabuları yıkarak, Kurdistan halkının çok dinli, çok mezhepli yapısını ulusal şiar etrafinda başarı ile bütünleştirilmiştır. Sömürgeci Osmanlı-Türk devletleri tarafından; böl-yönet politikalarına uygun olarak bölüp parçalanan ( Alevi-Şafii-Ezdi-Hristiyan..vs Kurdistan halkının çok dinli çok mezhepli yapısı ) Kurdistan halkı 1980 öncesi gelişen devrimci mücadele ile sunii bölünmeler ortadan kaldırılarak bu alanda düşmanın politikası boşa çıkarılarak büyük bir başarı sağlanılmıştı. Bu gelişme, düşman saflarında korku ve panik yaratırken iç çelişkilere rağmen ulusal bilinc Kurdistan en ucra köşelerine taşındı. PSK-T’ nin Türkiyecilik, PKK’ nin Kurdistan yurtseverlerine yönelik saldırıları ile PDK-T’ nin çantacılık tavrı bile Kurdistanilik ruhu ve bağımsız Kurdistan olgusunun, bağımsız Kurdistan perspektifinin gelişmesine engel olamadı.
Kurdistan ulusal mücadelesinin yakaladığı başarılı grafiğin etkisi 12 Eylül darbesi ve Kurdistan halkına yönelik sistemli saldırı ve katliamların artarak devam etmesi özellikle de 84-98 dönemleri Kurdistan halkı ve onun yiğit direngen insanlarına karşı sürek avının başlatılması ile TC kurum ve kuruluşlarının iflasına yol açtı. Öldürülen onbinlerce Kürt yiğidi, yakılan yıkılan köyler, tutsak edilen onbinlerce Kürt insanı ve Türk metrepollerine sürgün edilen Kürt insani ve Kurdistana uygulan gizli ambargo! Sonuç olarak Kurdistan toplumunda siyasi, politik, ekonomik, kültürel, ruhsal...vs alanlarda büyük tahribatlar oluşmasına rağmen Türk kurum-kuruşları özellikle TSK ve Türk partileri Kurdistan teşhir ve tecrit oldu. Türk partilerinin Kurdistan tecrit olması, Türk ve Kürt halkı arasında derin kopuşun yaşanılması Sömürgeci Türk devletini panikletti.
Önce ANAP allanıp pullanıldı. ANAP ve Özellikle Özal döneminde Kurdistan halkına karşı başta özel timler olmak üzere Kontr-gerilla, köy korucusu ve ittirafçilar ordusu devreye sokuldu. ANAP’ ın Kurdistan halkı içersinde palazlandırılma görevi geçmişte şu veya bu şekilde Kurdistan davasına karışmış daha sonra ömrünün geri kalan kısmını TC’ ye hizmete adayan sözde Kürt yurtsever insanlara verildi. Ve bu insanlar ANAP’ tan milletvekilli seçtiririlerek Kürtlerin yeniden katilllerini sevme kapısı aralandırıldı. Bu yöntem AKP ile devam ettirilerek bu konuda epey yol alındı. Son dönemde AKP’ nin aşındığına dair bazi işaretlerin ortaya çıkması ile yeniden yedek güç olarak tutulan CHP’ ye dönüldü.
Kurdistan, Anatolia ve Ermenistan’ da yapılan tüm jenosidlerin mimarı ve mirasçısı olan CaHePe-CeHePe’ ye Kurdistan kapısını açmak için Kürt originli insanlar Kemal Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin, Sezgin Tanrıkulu, Hüseyin Aygün....vs insanlar CHP yönetimine getirilerek, yeniden CHP’ ye Kurdistan’ da yol açmak istiyorlar. TC’ nin yaptığı katliamlar sonucu Kurdistan’ daki teşhirini ‘’Kürt Yurtsever ‘’ etiketli bireyler aracılığı ile imajını onarıp Kurdistan’ daki sömürgeci sistemini devam ettirmektedir. TC’ nin Kurdistan’ daki sömürgecilik sisteminin bir ayağı kendi kurum kuruluşları olurken diğer ayağı da itibarlı-yurtsever! etiketli Kürt insanıdır. Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin zorluğu da bu noktada başlıyor. Bu konuda bir hayli deneyim sahibi olan TC Sezgin Tanrıkulu, Hüseyin Aygun gibi insanları sürekli yedekte tutmaktadır.Bu kliklerin temel görevi TC' nin Kurdistan' da olmasına meşruiyet kazandırmasıdır. AKP' nin en büyük Kürt partisiyiz demesinin nedeni bu kliktır. Sezgin Tanrıkulundan tutun Şerafetin Elçi ve Abdulmelik Fırat gibi insanlar, CHP ve AKP' ye uluslararası alanda, TC' nin Kurdistan' daki varlık zeminine meşruiyet kazandırmanın ötesinde, Kürt toplumunun ulusal hafizasında da derin tahribatlar oluşturmaktadırlar.
CHP, DP, AP, DYP, ANAP, MSP, AKP...vs TC’ nin silahsız örgütlerinde yer alan Kürt yurtsever! insanların listesine bakın ve bunlara Türk basının da yer alan Türkiyeci Kürt aydını ve 98 sonrası Kurdistani parti ve örgütlerin ilan edilmemiş iflasına neden olan MK’ lerin listesini de ekleyin, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin nasıl bir zorlukla karşı karşıya olduğunu nasil bir zorlu sürecten gectigini daha iyi anlarsınız. TC Kurdistan’ daki sömürgeci sisteminin dayanağı sadece TSK ve TBMM yer alan partiler değil birde yurtsever etiketli itibar sahibi Kürt insanını da eklemeniz gerekir. Türk sömürgeci sisteminin bir ayağını teşhir etmek yeterli değil onun kurum ve kuruluşlarında, basın-yayınında yer alanları da teşhir etmek gerekir. Bunun çok zor bir görev olduğunu biliyorum ve bundan dolayı ki dönemimiz kayıp bir dönem olarak değerlendiriyorum.
TC’ nin Kurdistan politik arenasındaki truvaları teşhir edilmeden, TC’ nin bu alandaki dayanağı etkisizleştirlip itibarları kırılmadan, Kurdistan’ ın sömürge statüsü değişmeyecek bu bir kader değil bir realitedir. O halde TC’ nin Kurdistandaki dayanaklarını teşhir etmek gerekir. Kim mi bunlar CHP, AP, MSP, DYP, ANAP, AKP’ de milletvekili seçilen yada milletvekili olmak için başvuran ‘’Kürt Yurtseveri’’ etiketli insanların listesine bakın görürsünüz!
Rojhat Badikî
Genf.
30.08. 2012