Siyaset

Caşların Yargılanması Üzerine

rrodaro · 28.08.2006 · 2 görüntülenme

  Saddam Hüseyin ve suç ortakları, 21 Ağustos günü Kürd halkına karşı “Enfal” adı altında gerçekleştirdikleri jenosidten dolayı mahkeme çıkmalarıyla birlikte, Baas rejimiyle işbirliği yapan Caşlar ve özellikle şefleri olan müsteşarların hukuku durumu yeniden gündeme oturdu..Aslında 1991 Büyük Raperinden sonra müsteşarlar sorunu hep gündeme geldi... Ama, son dönemlerde Kürd tarihinin bu kara sayfası ve sorumlularının meselesi yeniden gündeme geldi...Çünkü, Saddam ve suç ortaklarının mahkemesi için Kürdistan’ın jenosid tarihi ve özellikle “Enfal” olayı irdelenirken hep bir yerlerde Kürdlerin karşısına Caşlar ve müsteşarların “ ulusal ihanetleriyle” karşılandı..Ortada 182.000 şehid, 4 yada 5 bin yıkılmış yerleşim birimi, kimyasal silahlar ve talan edilmiş bir ülkenin geride kalan kurbanları olayı var..Şimdi şehid yakınlarının, zoraki göçe uğrayanların, zarar gören kurbanların yavaş yavaş dilleri açılıyor...Onlar konuştukça Kürdistan’da sömürgeci Baas rejimiyle işbirliğine giren Çaşların ve Müsteşarların “Enfal operasyonları” esnasında işledikleri suçlarda ortaya çıkıyor..Saddam ve suç ortaklarını yargılayan “Irak Özel Mahkemesi” de “Kürd” aşiret şeflerini mahkemeye “şahid” olarak değil “sanık” olarak istemesiyle beraber Kürdistan’da Caşlara yönelik tepki yargılama talebine dönüştü..Kürd basınında “Enfal” operasyonlarına katılan aşiret reislerinin isimleri (Newroz Com’a bakınız) ve Müsteşarların suçlarıyla ilgili makaleler ve söyleşiler yayınlamaya başlandı..Nawendi Çak, Nawendi Peşmerge Dêrînekan(Paltak), Malpera Kurdistannet “Kürdistan’daki suçlularında yargılaması için” Kürdistan Başkanına, Irak Özel Mahkemesine, Kürdistan Hükümetine ve Kürdistanlı tüm siyasi partilerine bir çağrı yaparak, bir kampanya başlattılar.. Şimdiye kadar yüzlerce insan bu kampanyanın altına imzasını koydu.. Sevgili Rojhad Badiki’de Newroz Com’da bir makale yazarak söz konusu kampanyanın paralelinde bir tutum sergiledi..Aslında kampanyayı açan kurumların ve kişilerin makalelerini okuduğum zaman kendileriyle birebir olmasada aynı duyguları paylaşıyorum.. Birebir aynı duygulara sahip olmamamın nedeni, bu insanların kızları ve kadınları “talan” diye Arap ülkelerine satıldı... Ailelerinden yüzlerce şehid verdiler, köylerini ve şehirlerini terketmeye mecbur kaldılar... Ben yalnızca onları anlamaya çalışabilirim ve onların hislerine sahip olamam.. Yalnızca bir trajediyi yaşıyan, yaşadıklarını bilir..Her halkın tarihinde zaferler ve onlara önderlik eden ulusal semboller, yenilgiler ve ihanetler vardır..Birde bunları nakış nakış işeyen ve “kollektif hafıza” haline getiren zihinsel etkinlikler var.Kürdistan’da “ulusal ihanet, isterse “koruyucuk” ve isterse “Caşcılık” olarak adlandırılsın tarihsel ve derin bir yaradır. Biz bu yarayı nasıl tedavi edebiliriz? Eğer bu yara tüm bedenimize zarar verecekse, nasıl kesip atabiliriz? Yara çok derindir diyorum. Çünkü, Haşim Sultani Mahkemenin başında 250 000 Caşın “Enfal” operasyonlarına katıldığını söylüyor. Sabir Duri ise Caşların 250 birlik halinde “Enfal” operasyonlarına iştirak ettiklerini söylüyor..Şimdi biz haklı duygularımızı bir kenara bırakarak, mantıklı ve ulusal çıkarlarımızı ön plana çıkaran bir perspektifle mi yoksa duygularımızla mı Caşlara ve onların şeflerine yaklaşacağız..Ben daha başından itibaren birinci yolu seçiyorum.Caşlar ve Müsteşarların çoğunluğu 1991 ayaklanmasında silahlarını Baas rejimine çevirdiler..Bir örnek olması açısında silahların ilk patladığı ve “Derwazey Raperin” denilen Ranya’da Müsteşarlardan biri ayaklanmayı koordine etti. Kürdistan Cephesinin 1991 yılında Caşlar için çıkardığı genel af doğru ve ulusal kaygıları ön plana çıkaran bir karardı..O dönem tüm Kürdistanlı yurtsever partilerin içinde yer aldığı “Kürdistan Cephesi” dışında Kürdlerin başka meşru bir kurumuda yoktu.Eğer Kürdistan Cephesi o kararı almamış olsaydı, Kürd devrimi baştan itibaren handikapa uğrar ve kaos ortamına süreklenirdi.. Kürd siyasal önderliği, Caşların bırakın Kürdistan halkına, bizzat kendi aile ve aşiretlerine verdikleri zarara rağmen, acılarını içlerine gömerek bu kararı aldılar.. Bu kararın sahiplerinden biri bugün Irak’ın başında, diğeri ise Kürdistan’ın başındadır.Şimdi Kek Mesud ve Mam Celal kalkıp, “Kürdistan Cephesi” adına çıkardıkları afın geçersiz olduğunu, “Caşları kandırmak için bu kararı çıkardıklarını” söyleseler ciddiyetlerini yitirirler... Bu durum kendi başına Kürd halkının kazanımlarına büyük zarar verir..Kaldıki bugün neden bu tartışmalar yürütülüyor?Irak bölünmeye doğru gidiyor.. Ulusal, dinsel ve mezhepsel ayrışma her geçen gün derinleşiyor. Bir dizi uluslararası siyasal gözlemci bu yönde ön görülerini açıkladı... Kürdlerin kendi içlerinde yaratabildikleri barış ve güvenlik ortamı uluslararası arenada büyük bir sempatiy yaratıyor. Kürdlerin kendi kendilerini şiddet ve terörden, iç kavgalardan uzak yönetmesi, uluslararası arenada Kürdlerin kendi devletini kurma istemine büyük ve olumlu zemin hazırlıyor..Kürdistanı işgal eden sömürgeci devletlerin ve onların uluslararası bağlaşıklarının “Kürdler kendi kendilerini yönetemezler”, “aşiret kavgalarına girerler” gibi gerekçeleri yerle bir oldu.Şimdi bu güçler, Kürd toplumunun saflarında küçük bir çatlak arıyorlar... Böyle bir çatlak buldukları takdirde milyonlarca dolar seferber eder ve Kürd kazanımlarını yok etmeye çalışırlar..Kürd siyasal önderliği, Kürdistan’daki siyasi islamın önderlerinden biri olan Ali Bapiri, bölge devletlerinin maşası olmaktan çıkarmak için onu cezaevinde çıkardı ve siyasal sürece entegre etmeye çalıştı... İslami hareketin Güneydeki gücü ve yaratacağı tehlike biliniyor..Kerkük ve Kürdistan’ın işgal altındaki bölgelerin geleceğinin tartışıldığı, herkesin ulusal ve dinsel çıkarları için birbirlerini kırmaya hazır olduğu bir ortamda, Kürd aşiret şeflerini düşmanlarımızın saflarına itmek kazancımıza değildir.Eski Müsteşarların cezalandırılmaması onlardan bazılarını yeniden cesaretlendirdiği doğrudur.. Eski resmi kurumlar meselesinde Nuri El Maliki’nın talimatına cevaben Musul’da tazminat almak için isimlerini listeye yazdıran ve başkalarını da teşvik eden Müsteşarlar biliniyor..Kürdistan Başkanlığı Diwan’nın bu yaşanan olaya ilişkin açıklaması doğrudur. Ne deniliyordu bu açıklamada?Caşlar için Kürdistan Cephesinin çıkardığı 1991 afı, bir daha Caşlık yapmama şartıyla çıkarılmıştır.. Eğer biri yeniden Caşlık yaparsa kendisine mahkeme yolu açılır..Sonuç olarak,Irak Özel Mahkesinin bazı Müsteşarları yargılama istemi Kürdistan Hükümetince karşılanabilinir.. Bazı “Kürd” aşiret şefleri(Kürdistan’da kalmalarına rağmen) 1991 afına rağmen 1991’den 2003 yılına kadar Saddam rejimiyle ilişkilerini sürdürdüler ve maaş aldılar.. Kürdistan Başkanlığı Diwan’ın son açıklaması baz olarak alınırsa, bu aşiret şeflerine mahkeme yolu açılmıştır.Ama Kürdlerin dikkat etmesi gereken bir husus vardır.. Saddam ve diğer cellatların mahkemesini mazlum Kürd halkıyla, Arap şövenizmi arasındaki bir dava olmaktan çıkarıp, Kürdler arasındaki bir dava haline getirme manevralarına dikkat etmek gerekir.. Zaten yukarıda ismini verdiğim cellatlardan biri Irak ordusunun sadece yardımcı olduğunu ve esas işleri Caşlar yapmıştır diyordu.. Ayrıca, Helebçe jenosidini de Irak- Iran savaşının bir parçası, Arapların “anavatan savunması” ve “işbirlikçi hainlere” karşı kendi koruma girişimi olarak lanse ediyorlar/ edecekler.182 000 kişinin yokedildiği “Enfal” için 7 Arap mahkeme karşısındadır. Mahkemenin kaç “Kürd” Müsteşarı yargılamak istediğini bilmiyorum.. Ama Arap ve Kürdleri eşitleme girişimleri Kürd davasına zarar verir..Caşlara, Müsteşarlara karşı halkın tepki göstermesi doğrudur. Kürdistan okullarında eğitim yoluyla bu ihanet genç kuşaklara anlatılmalı ve utanılacak bir duruma sokulmalıdır..Ama, duygularla hareket edip, bertaraf edilmesi zor yaralar açmak doğru değildir..r.rodaro@arcor.de28.08.06

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.