Siyaset

Çanlar Arap faşizmi için çalıyor

Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme

Lübnanlı liderlerden ve kimilerine göre halihazırdaki isyanın sancağını taşıyıp liderliğini yurüten Velid Canbolat*, olup bitenleri, kendi ülkesinin sınırlarından çok daha geniş bir çerçeve içine koydu. Canbolat'a göre Ortadoğu'nun dört bir yanına hâkim bulunan Arap faşizminin zamanı artık dolmuştu. Canbolat, faşizmin Arapçılık adı altında gerek Lübnan'daki Suriye, gerekse de Kürtlere veya başka ırklara karşı Araplar olarak kendisini, varlığını ve vizyonunu dayatmasının kabul edilemez olacağını söylüyordu bundan böyle.

Acaba Canbolat'ın bu görüşleri hakikaten doğru mu?

Yoksa bizler hiç de yeni bir tarih dilimi olarak görülemeyecek konjoktürel koşullardan, topu topu kendine özgü hareketli bir süreçten mi geçiyoruz?

Doğrusunu söylemek gerekirse Arapların ülkelerinin, Ortadoğu bölgesindeki rejimlerin en serti ve en kanlısı sayılan Saddam Hüseyin'in Baasçı rejiminin düşüşünden sonra baş döndürcü bir hızla ilerleyen yeni bir döneme girdiğinin birçok göstergesi var ortada.

Öyle ya, baksanıza Ortadoğu bölgesinde gerek ılımlısı gerekse köktencisiyle, çoğulcu genel ve yerel seçimler düzenleniyor, yönetimler el değiştiriyor, yeni hükümet başkanları, devlet başkanları işbaşına geliyor, geleneksel düşünce kalıplarının siyaset alanındaki rolüne yönelik eleştirel bakışlar ortaya konuyor. Kısa süre öncesine kadar bunların hiçbirinden söz edilmiyordu Ortadoğu bölgesinde.

Lübnan'ı ele alacak olursak, Arap dünyasının, diğer ülkelerden hayli farklı bir geçmişi ve koşulları bulunan kendine özgü ülkesinde, Hariri suikastının ardından gelişmeler birbirini izledi. Halk sokaklara döküldü, duygularını, düşencelerini haykırdı. Bu durum karşısında, uluslararası planda da Lübnan'ın içinde bulunduğu duruma ilişkin tutumlar iyice netleşti.
Dünyadan ders almak

Bu açıdan bakıldığında Canbolat yorumunda haklı. Zira zaman, Arap dünyasında uzunca bir süre durmuştu. Oysa aynı zamanın tekeri Doğu Avrupa'da süratle, Çin ve benzeri ülkelerde yavaş da olsa kararlılıkla dönmekteydi. Aşırı ulusalcılığını, kendi halkına karşı baskının, başka ülkelere karşı da ırkçılığın kılıfı olarak kullanan faşist Arap rejimlerinin hâkimiyeti hakikaten sona erdi artık.

Arap dünyasının vatandaşları olarak bugün bizlere düşen görev, bizim dışımızdaki ülkelerde olup bitenlerden ders almak ve tarihi gurur ve ihtişamın Arapçılık, İslam ve ulusal çıkarları savunmak gerekçesiyle faşist Arap rejimlerinin suçlarını meşrulaştırmayacağını anlamak. Örnek olarak Balkanlar'da ve Yugoslavya'daki gelişmelere bakmalı ve ibret almalıyız. Milliyetçi Sırp rejiminin ömrü uzun sürmedi; kendi başka uluslara ve halklara da dayatmaya kalkışınca uluslararası müdahaleyle alaşağı edildi.

Lübnanlılar milliyetçilik veya güvenlik bahanesiyle halkı baskı altında tutmanın mümkün olmadığını gösterdi. Suriye de artık kendine çekidüzen verip iç koşullarını düzeltmeye vermeli kendini. Şam, bölgesel veya uluslararası savaşlara girmeksizin de kendisini dünya sahnesinde daha güçlü ve gururlu kılacak imkânlara sahip. (Londra'da yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, genel yayın yönetmeni, 5 Mart 2005)

*Kürd olan Velid Canpolat, Lübnan`da ilerici muhalefetin önemli liderlerinden

SARK ÜL AWSAT

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.