ABDULLAH GÜL’ÜN „KAYSERİLİ“ ATASI ŞÊX ÎBRAHÎM HUSEYÎN SÎWASÎ KÜRD OLMASIN?
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
28.03.2009 · 1 görüntülenme
Demirci Kawa ile Emo'ya cevaplar ve duzeltmeler icin tesekkurler; aslinda yaziyi yukariya Emo'nun hakli olarak elestirdigi baslikla ben almamistim, baskasi yapmis omali. Ama iyi olmus, hic olmazsa bir kac kelime daha ogrenmis oldum(uk).
Lacin'in cevabi bende oldum olasi acligini hissettigim bilgiye ulasabilme umudu yaratti. Lacin'den bilgilerini aktarmasini merakla beklerken, gercekten de Canbeg-Gawesti kargasasi oldugunu hep dusunurdum, konu aklima geldiginde. Demekki dogru iz uzerindeyim, sagol Lacin.
Bizim koyde iki ana sulale( kabile ) var(di).Ailemizde asiret ve kokumuzle alakali konular gundeme pek gelmedi. Erken sehirlesme, yatili okullar, universite ve buyuk sehir hayati, siddet, sag-sol bir evvelki nesille keskin kalin hatlarla ayriligi dayatan hayat ve dusunce bicimleri falan derken,ecdadimizin ne oldugunu,nereden gelip nereye gittigini bir turlu sorusturamadik. Ama tesadufen de olsa, bazi gercekleri ogrendim. Mesela izzettin Dogan'in Canbeg ousuna dair bilgim- yanlis oldugunu ogrendim simdi- Dogan soyisimli Malatyali Kizlbas bir Kurd ogrencinin, tam da bizim koydekinin ayni siveyle kendisini Canbeg olarak tanimlamasindan kaynaklaniyor. Ben o zamanlar( 1971-72) Canbeg ne demek onu bile bilmiyordum. Ama kendisi o zamanlar ogrenci olan memleketten arkadasim ve ailece tyanistigimiz bir digeri kahkahalarla gulmeye baslayip bana " low siz Kizlbasmisinz ?" deyince, bu defa sasirmistim. Bizimkilerde haci, namaz -oruc falan girla gitmeye baslamis durumda o zamanlar( bu ritueller sonradan olusma, onuda yillar sonra anladim).
Bu surecte bizim koydeki bir kac kisiden " gawesti" oldugumuzu duydum. Sonradan anladimki, adamlar aslinda kendilerinden bahsediyorlar. Zira bizim kabile Ic Anadoluya goc ettiginde, bizim koy Kurd koyu olarak mevcut ! Yani 3. Selim zamanlari. Ve bana daha sonra birileri aslen Corumdan geldigimizi ( koyluler elbette gelecek nesillere , birbirlerine anlatiyorlar) koyun yerlisinin kendileri oldugunu soyledi.
Dogruymus !
Bu gawesti kelimesini, yakin akrabalarimin oldugu bir diger koyde de duydum; baska bir ilce'ye bagli bir Kurd koyu sakininden de...
Simdi, biz kabile olarak Canbeg asiretindeniz, bunu kesinlikle biliyorum ,ogrendim de...
Peki bu, yanlislikla Canbeg denen, kendilerine Canbeg diyenler hangi asiretten ?
Bunlar Gawesti, fakat aslinda bana kalirsa Gawesti diye bir asiret yok !
Cunki anlatilan, " okuzun yoruldugu yerde" konaklamalari ve yerlesmeleri...
Lacin belliki saglam belgelerle yazacak; ben yine de kaba el yordamiyla geldigim noktayi soyleyeyim;
Gawesti olarak adlandirilan ya da kendilerini oyle tanimlayanlar " Doikan" veya " Doyk-doik" asireti...
Mesela Konya'nin YUnak ilcesi, merkezi, kurulusu itibariyle su ana kadar Anadolu'nun yerli halklarindan birine ait olan tek resmi ilcedir. Yerlisi ve kurucusu Kurddur.
Bu kasabayi bizler yanlislikla Canbeg olarak biliyorduk, kendileri de( hala da belki oyle zannederler) Ama aslinda onlar kesinkes " Doik" asiretindendir.Onuda tesbit ettigimi saniyorum( ama elimde belge falan hakgetire yanlis anlasilmasin)Civar koylerinin buyuk cogunluguda oyle. Ama hepsi, kendilerini Canbeg saniyorlar.
Peki bu izlenim, yanlislik nereden geliyor ?
Doykan asireti de aslen Kizilbas.Canbegon da.Ama hemen Cihanbeyli'ye yayilmis muhtelif Rasio( Risvan) asireti koyleri, koken olarak buyuk ihtimalle Musluman-Safii ( o da karisik gibi ya, elimizde hic bir belge yok).Acaba bu garip yanlislik, Rasiyolardan mi kaynaklaniyor, bilemiyorum.Gecen yil konustugum bir Cihanbeylili Risvan, aslinda kendi kokenlerininde Kizlbas olabilecegini soyledi, ama ne dereceye kadar delil var elinde, bilemiyorum. Gerci bende uyanan izlenim, Kurdlerin son yuzyilin baslarina kadar aralarindaki Musluman nufusun cok kucuk bir azinlik oldugu seklinde. Buyuk ve cogunluk rakamlarla Kizilbaslik dominant inanc turu. Yogun isyanlar ve getirdigi cok buyuk asimilasyon, Kurd kizilbasligini sayi olarak cok dusuk seviyelere itmis durumda.Cunki Kizlbaslik devlet administrasyonuna hic sahip olmayan, rakip dini inanc Islam'a surekli- evrensel ve rahatlikla katilim saglanabilir olmasi, katilanlarin bir de odullendirilmesi gibi- taraftar kaptiran, ustelikte koklu eski dinlerde goruldugu gibi " dogusla" kazanilan bir statu olusu, aleyhte islemis durumda.
Bir de asil Hamidiye alaylari doneminde onceligin Safii Kurdler ile yanlislikla Kurd asireti diye adi gecen, aslinda Azeri donmesi( Ermenilik te olabilir, irk yapisi olarak cok benziyorlar)Azeri Karapapaklara verilmesi sonucu, bu ikiliye karsi savunmasiz kalan ve de Hamidiye alaylari koylerine zulme geldiginde, resmi isim olan " Kurd Alaylari" lafinin bir de safilere yonelik kulandiklari " Quro" lafiyla birlsince,( artik TC zamaninindaki korkunc asimilasyonu saymiyorum), Kizilbas Kurdluk kan kaybetmeye basladi. Hala da ediyor. Bir de Canbeg, Doikan gibi asiretlerin asimilasyonu ve Hanefilige evrilmeleri- Zirqanlilarda dahil- isin tuzu biberi oldu.
Konuyu biraz da dagitir duruma sokmam, Kizilbasliga deginmem, aslinda bizzat konunun cok daginik ve elden gecirilmemis olmasiyla dogrudan ilintili gorunuyor.
Soz sirasi Lacin kardesimde, merakla bekliyoruz.
saygilar
Canbek
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Aso Zagrosi · 3 yıl önce
Brahim Ziravav · 4 yıl önce
Brahim Ziravav · 6 yıl önce
Canbek · 17 yıl önce
Yazimda adi gecen arkadas Kajin olacakti, yanlislikla Lacin diye yazmisim; Kajinden coki ozur dilerim, pek yapmazdim boyle hatalar ama yaslaniyoruz galiba, ne yapalim kusurlar affola.Tekrar ozur saygilar
Nurshinic · 17 yıl önce
Sn. Canbeg! Assagidaki Canbegonlar uzerine yazdiginiz zincire bakarmisiniz? Umarim size ilginc gelir. Selamlar.
Nurshinic · 17 yıl önce
Acaba bunlarin soyadi bundan kaynaklimi bu gun Canbaydir yada bir tesdufmu? Dogrusu bunu ögrenebilimek arastirmayi cok dah derinlestirebilir. Ne dersiniz?
Aso Zagrosi · 17 yıl önce
Geçenlerde Baron Eduard Nolke'nin 1895 yılında “Braunschweig, Druck und Verlag von Friedrich Vieweg und Sohn“ tarafından basılan “Reise nach İnnerarabien, Kurdistan und Ermenien“ adlı gezi anılarını okuduğum zaman, Kürdlere ilişkin çok enteresan bilgilere ulaştım.. 272 sayfadan oluşan kitap büyük oranda o dönemin Kürdistan'ına dair bilgileri içeriyor... Baron Nolke, Bağdat'tan itibaren büyük bir Kürdistan gezisini gerçekleştiriyor ve gözlemlerini aktarıyor.. Aslında kendisi daha önce bu bölgeye geldiğini söylüyor, ama ne zaman olduğuna dair bilgi vermiyor.. Baran Nolke, Hemrin dağlarından itibaren var olan tüm bölgeyi “ Güney Kürdistan“ olarak adlandırıyor.. O, Hemrin dağlarından başlayarak, Qeretepe, Xurmatu, Kifri, Tauk, Çemçemal, Baziyan, Kerkük, Altın köprü, Erbil, Musul, Zaxo, Cizire, Sirt, Bitlis, Wan ve Erzurum gibi Kürdistan'ın önemli yerleşim alanlarından geçiyor ve gezi gözlemlerini aktarıyor.. Bu kısa yazıda yazarın Kürdlere ilişkin anılarını özetlemek çok zor... Ben kendimi o dönem baş gösteren “Hemawend Aşireti“nin ayaklanmasıyla sınırlayacağım.. Aslında “Hemawend Aşireti“ biz Kuzey Kürdlerine pek yabancı değil.. Son dönemlerde yayınlanan Osmanlı Belgelerinde “Hemawend“lere ve onların zorunlu sürgününe dair bir çok belge var.. Bugün Ankara çevresinde yaşıyan Şêxbizinî ve Hemawendler Güney Kürdistan'dan zorla aware edilip bu alanlara yerleştirilmişlerdi... Osmanlı devleti (şimdi tarihini hatırlamıyorum) bir kere “Hemawend“leri toplu sürgüne tabi tutarak Botan bölgesine yerleştiriyor.. Hemawendler toplu olarak bir yolunu bulur ve eski yerleşim yerleri olan Germiyan'a geri giderler.. “Hemawend Aşireti“ büyük isyanından sonra küçük gruplar halinde Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyeti altında bulanan Balkanlara, Afrika'ya Anadolu'ya ve Kürdistan'a mozaik gibi dağıtılıyor.. Ondan dolayıdır ki Bedredin Dalan gibi “Hemawend“ kökenli insanlar yüzyıllar sonra Ege sahillerinden ortaya çıkabiliyorlar... Baron Nolke “Cebbel Hemrin“ den Güney Kürdistan'a girdiği andan itibaren Kürdistan'ın görkemli dağlarını tarif ediyor ve “Hemawendlerin eşkiyacılığı“ üzerine duruyor.. Aslında Baron Nolke “eşkiyalardan“ söz ederken sanki “şövalyeleri“ tanımlıyor, kahramanlıklarına ve cesaretlerine övgüler yağdırıyor.. Baron kitabının “Türklerin Hemawendlere karşı savaşları“ adlı bölümünde iki büyük Hemawend ayaklanmasından söz ediyor.. Birinci ayaklanma 1886-1887, ikincisi ise 1890-1891 yılları arasında olmuş.. Baron Nolke, “Eşkiya bir Kürd aşireti olan Hemawendlerin bir çok defa Bağdat ve Musul arasını kontrol altına aldıklarını ve buraları kendilerine merkez edindiklerini“ söyle.. Nolke “Hemawendlerin bundan 75 yıl önce İran'dan Osmanlı topraklarına geçtiğini “ yazıyor.. O, bu geziyi 1891-1892 yıllarında gerçekleştirdiğine göre Hemawendler 1816-1817 yıllarında İran devletine karşı ayaklanmışlardı.. Hemawendlerin İran devletine karşı ayaklanması ve Osmanlıların hakimiyetinde bulunan Kürdistan topraklarına geçtiklerini Osmanlı belgelerinde de sözü ediliyor.. Osmanlı ve İran devletlerinin Hemawend ve diğer bazı aşiretlerine karşı ortak hareket ettiklerini biliyoruz.. Bu iki devletin arasında yapılan tüm antlaşmalarda “eşkiyaya karşı işbirliği“ diye bir madde var.. Kasri Şirin, Gulistan ve Erzurum antlaşmalarına bakılabilinir.. Zaten bugünde değişen bir şey yok... Nolke'nin anlatımlarına göre Hemawendler Doğu Kürdistan'da gelerek “Çemçemal ve Baziyan“ yerleşim birimlerini kuruyorlar.. Nolke “Osmanlılar 1000 askerin koruması altında haftada iki defa postalarını- vergileri ve zenginlikleri- Bağdat'tan Musul'a götürüyorlardı“ diyor.. Osmanlı devletinin bu kadar askeri güç eşliğinde taşıdığı “Postaları“ Hemawendlerin saldırılarına uğruyordu.. Nolke bu durumu izah etmek için daha sonra kendisi ile birlikte Musul yolculuğuna çıkan ve kendi söylemiyle Hemawendlerin “ eşsiz lideri Hüseyin Ağa'nın“ anlatımlarını aktarıyor... Hüseyin Ağa Nolke'ye 1890 yılında Tauk dağlarında Posta götüren 1000 askere saldırdıklarını 120,000 altın Osmanlı lirasını(2 milyon Alman Markından fazla) ganimet olarak götürdüklerini söylüyor.. Nolke, Graf Cholais adlı birinin Hemawendlerle olan tecrubesinede atıfta bulunuyor.. Nolke Osmanlı Sultan'ın “Hemawendlerle hasaplaşmak amacıyla İsmail Paşa Kurdî“ adlı bir general'ın emrine 20,000 silahlı güç“ veriyor... Nolke göre “Hemawendlerin silahlı gücü 2200 ile 2400 arasında değişiyordu.. Nolke Hemawendler cesur, olağanüstü ve bükülmez iradeye sahip olan liderleri Camêrin önderliğinde tam bir yıl Osmanlı Ordusu ile savaştılar diyor.. Doğu'da İran sınırı, Batı'da Dicle Nehri, Güney'de Hemrin Dağları ve Kuzey'de Musul'a kadar olan bölge tümden savaş alanıydı, diye ekliyor.. Nolke Hemawendlerin yenilmesinden sonra “Camêr“in bir grup yakınıyla İran'a sığındığını, kahraman olarak karşılanarak “Şah'ın Özel Korumalarına“ alındığını yazıyor.. Osmanlılar tarafından esir alınan Hemawendlerden 25-30 önce idama mahkum ediliyor ve sonra Sultan'ın afına bağlı olarak İstanbul'a götürüyorlar.. Baron Nolke'nin anlatımlarına göre İstanbul'a götürülen Hemawendlerden Osmanlı Sultanı kendisine “Özel bir koruma grubunu“ oluşturuyor.. Fakat Avrupa devletlerinin “İstanbul güvenliğinin tehlike düşeceği“ gerekçesiyle Osmanlı Sultan'ın üzerine kurdukları baskının ardından Hemawendler “ Tropili“ye sürgün ediyorlar.. Nolke, Osmanlı Sultanının “kendisine sığınmayan Hemawend lideri Camêri hiç bir zaman afetmediğini, onu geri almak için sürekli olarak İran Şahı üzerine baskı kurduğunu“ söyler.. Belli bir dönem sonra İran Şahı Osmanlılarla “Camêr konusunda anlaşmaya“ varıyor.. Osmanlı ve İran devletleri arasındaki antlaşmaya göre, Şah kendisini zora sokmadan, Camêrî Osmanlıya verme öldürmeye karar veriyorlar.. Bu amaçlada O dönem İsfahan Emiri olan Şah'ın büyük oğlu Selle Sultan ve Osmanlı tarafından Muhammed Paşa görevlendiriliyorlar.. Selle Sultan Camêr ile sınıra gidiyor. Diğer taraftan da Muhammed Paşa geliyor.. Bu buluşma esnasında İranlılar Osmanlı generalı Muhamed Paşa'nın gözleri önünde, Nolke'nin söylemiyle “kalleşce ve haince Camêrî“ öldürüyorlar.. O esnada dışarıda bekliyen Camêr'in eşi(ismi verilmiyor) Camer'in Osmanlılar ve İranlar tarafından öldürüldüğünü duyunca, intikam almaya çalışıyor. Nolke'nin verdiği bilgilere göre Camêr'in “kahraman eşi“nin komutasında toplanan Hemawendler tam 3 gün 300 km yol boyunca Muhammed Paşa'nın peşine düştüler... Muhammed Paşa zar zor Bağdat'ta yetişip canını kurtarıyor.. Nolke'nin verdiği bilgilere göre Tripoli ve diğer yerlerden bulunan bir çok Hemawend savaşçıları kaçak bir şekilde bölgelerine geri dönmüşlerd... 1890 ve 1891 yılları arasında Bağdat ve Musul arası bölge yeniden Hemawendlerin eline geçiyor, çok kanlı çatışmalar oluyor.. Osmanlı generalı Hidayet Paşa'nın Nolke'ye anlatıklarına göre bu çatışmada Osmanlılar 2000 asker, Hemawendler 400 savaşçı kaybediyorlar.. Nolke, yakalanan Hemawend savaşçılarının bu sefer Afrika'nın dahada derinliklerine gönderildiğini yazıyor... Nolke Hüseyin Ağa'nın Osmanlılarla anlaştığını Kerkük Jandarma biriminin başına getirildiğini ve daha sonra vali ile olan sorunlarından dolayı Erbil'e gönderilidiğini yazıyor.. Sonuç olarak bu kısa yazıyla kaderi Kürdistan gibi olan “Hemawendleri“ , “eşsiz liderleri Camêri“ ve “kahraman“ isimsiz eşini hatırlamak ve anmak istedim... Aso Zagrosi
Çayırbaşılı · 14 yıl önce
Konya Yunak'ın köylerindenim ve Canbeg'im. Bu bir sanı değil. 8. dedeme kadar biliyorum.Kendimizi Canbeg sanmıyoruz öyleyiz :)