BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Rojhat Badikî · 27.08.2006 · 2 görüntülenme
Bu soru 1992’ den beri zihnimi kurcalamaktaydı. 1992 yılının Newroz ayında Kurdistan’ın Güneyine yaptığım ilk ziyerette, Cahşların Kurdistan devrim sürecinde yaptıkları tahribatlar her yönü ile kendini hissetiriyordu. Cahşların yaptıkları tahribatların yanında giyim kuşamları, yaşamları, kaldıkları vilalar, kapılarında nöbet bekleyen silahlı nöbetçiler...vs ile kendilerine özgü ve çatafatlı bir dünyada yaşıyorlardı. Saddam dönemindeki yaşam tarzlarından daha lüküs ve güvenlık içersinde yaşıyorlardı. Kurdistan Cephesinin ( Berey Kurdistan) çıkardığı af ile hiç bir can güvenliği sorunları da kalmadıkları gibi hızlı bir şekilde kendilerini yeni döneme entegre edip PDK ve YNK’ nin içinde Saddam döneminde sahip olmadıkları itibar, yetki ve kariyer de edinmişlerdi. Saddam’ ın Kurdistan ulusal mücadelesini ve Kürt halkını imha etmek için Kurdistan dayandığı ileri karakol olan Cahşlık sistemi ve bu sistem içersinde yer alan Serok Cahşlar, Müsteşarlar, Baasçılar, istihbarat elemanları, işkenceciler hiç bir kovuşturmaya tabii olmadan affedildikleri gibi iade-i itibarla, YNK VE PDK içersinde çeşitli alanlarda sorumluluklar üstlenilerek, yıllarca dağlarda, cezaevlerinde savaşan, Zindanlarda işkence edilen Pêşmerge’ ye sorumlu ve komutan olarak atanıyordu. Şehit yakınları ve Pêşmergeler, yaşamak için büyük bir mücadele verip yoksullukla mücedele edereken, Pêşmergenin kanına giren satlık katil işbirlikçe Serok Cahş ve Müsteşarlar Özgür Kurdistan’da palazlanıyorlardı.Ailesi, akrabası Kurdistan özgürlük şehit düşenlerin çocukları, yakınları; kurtardıkları özgür Kurdistan parçasında Cahşlara, Müsteşarlara avuç açmak zorunda kalıyorlardı. Bu durumun kabullenilmesi kolay değildi. Onyıllarca dağlara Cahş ve Müsteşarlara karşı savaşan Pêşmergeler, Şehit yakınları Özgürleştirdikleri topraklarda, Cahş ve Müsteşarlar karşısında çaresizdiler. Bu durumu kabullenmeyen yılların Pêşmergeleri, YNK ve PDK saflarından ayrılıp, özgürleştirdikleri vatanı terk edip Avrupa ve diğer ülkelere iltica ediyorlardı. Gördüklerim yaşadıklarım beni derinden sarsmıştı. Yıllarca Kurdistan’ ın bağımsızlığı için mücadele et, ailen, çocukların yoksulluk ve zulm altında yaşasın, evin-barkın talan edilsin, zindanlarda işkenecelerde sakat kal, şehit düş ve bütün bunları yapanların devrimden sonra da sömürgeci güçlere uşaklık eden Cahş ve Müsteşarlar hiç bir şey olmamış gibi toplum içersinde en itibarlı kişiler olarak yaşasın. Sanki Enfal ve katliamlarda, bu Cahş ve Müsteşarların hiç bir fonksiyonları olmadı! Konuştuğum YNK ve PDK’ liler, Cahş ve Müsteşarlara af çıkarmak zorunda olduklarını dile getiriyorlardı. Bunların tutuklanıp yargılanları durumda bağlaşıkları ile birlikte özgür Kurdistan parçası için büyük bir tehlike olabileceklerini açıklıyorlardı. Kurdistan’ın güneyinde Raperîn 91 Halk ayaklanmasından sonra Sömürgeci devlet mekanizması kurum ve kuruluşları tümüyle Kurdistan’ ın bir kısmında sökülüp atıldı, 1 haftalığına da olsa Kerkuk tümüyle özgürleştirildı. Raperînden sonra Kurdistan’da ekonomik ve yapısal sorun, güvenlik sorunu, 4 sömürgeci devletin baskı ve ambargoları karşısında, Kurdistanî Cephenin Cahş, Müsteşarları tarafsızlaştırmak ve kazanımlar karşısında etkisizleştirmek için Af çıkarılması, o dönemin koşullarında kerhen kabul edilebilinirdi. Daha sonra PDK ve YND arasında başlayan kardeş kavgasının ( iktidar kavgası) genişleyip derinleşmesinde Serok Cahş ve Müsteşarların rollu oldukça büyüktü. Kurdistan Cephesinin o dönemde Enfal olayında büyük rol oynayan Cahş ve Müsteşarlar için genel af çıkarılması kararının doğruluk ve yanlışlığını bir yana bırakıp 2006 yılına dönersek o dönemden şimdiye kadar çok şeyin değiştiği hissedilmesine rağmen, bir tek şey özellikle Cahş ve müsteşarların, konum ve pozisyonları hiç bir zaman Pêşmerge ve şehit yakınları tarafından kabullenilemedi. Serok Cahş ve Müsteşarların hiç bir şey olmamış onbinlerce Kürd’ün kanına eli bulaşmamış, Peşmergenin mal mülküne el koymamış gibi, Saddam döneminde daha iyi bir konumda olmaları, Kürt halkı içersinde her zaman kanayan bir yara olmuştur. Her ne kadar Kürt yönetimi bu sorunun kısmen çözüldüğünü düşünüyorduysa da, Saddam ve suç ortaklarının Enfal davasında yargılandığı günümüz dünyasında, Serok Cahş, Müsteşarların yargılanması istemi tekrar bütün sıcaklığı ile gündeme yerleşti. Şehit yakınları, eski Pêşmergeler ve Kurdistan’ ın güneyindeki sivil toplum örgütleri Serok Cahş ve Müsteşarların yargılanması için bütük bir kampanya başlatıyorlar. Bana göre de günümüz şartları 1991 yıllarına göre çok değişmiştır. On binlerce insanımızın kanında parmağı olan, kadın ve kızlarımızın Arap devletlerınde cariye olarak satılmasın ön ayak olanlar, 5 binden fazla köyün yakılıp yıkılması ve talan edilmesine bizzat katılan, Saddam ordularının ön saflarında Kurdistan ulusal direnişçilerine karşı savaşanların artık bu halka hesap verme zamanı gelmıştır. Şehitlerimizin ruhların şad olması, Şehitlerin geride kalan yakınlarının huzuru bulması için Serok Cahş ve Müsteşarlar Kurdistan’da yargılanılmalıdır. Saddam Hüseyin, Kimya Ali ( Ali Hasan Mecid) ve diğer ortaklarının Bağdat’ta yargılanması Kurdistan ulusal davası ve Kürt halkına karşı yapılan jenosid’ ın önemi ve uluslararası bağlaşıklarının konumunu gözden uzak tutacaktır. Enfal yada Jenosid davası uluslararası bir davadır tüm insanlığa karşı işlenilmiş bir suçtur Saddam Hüseyin ve uluslararası bağlaşıkları kurulacak uluslararası bir mahkeme yada Lahey’ de mahkeme çarşısına çıkarılıp yargılanılmalıdır. Bu anlamda Enfal Davası ( Jenosid davası) ve Serok Cahşların yargılanması tüm parçadaki Kurdistan ulusal davası için tarihsel bir momentir. Kürtlerin özellikle Kurdistan’ ın güneyindeki Parlamento ve Kürt önderlikleri, Tüm Kurdistan için ortaya çıkan bu tarihsel momenti geri tepmeyip, Kurdistan davası için uluslararası alanda( İsrail ve Ermenistan devletlerinin Uluslararası alanda yaptıklarına benzer) Kürt halkının düşmanlarına karşı, bir mevzi yapmalıdırlar. Saddam Hüseyin ve uluslararası bağlaşıklarının kurulacak uluslararası bir mahkeme yada Lahey Adalet divanın da yargılanması, Kürt halkının haklı davasını uluslararası arenaya taşımanın ötesinde bu ayni zamanda Türkiye, Iran, Suriye, Eski Irak devleti ve bu devletlerin Kurdistan ulusal mücadelesinin kanlı bir şekilde barbarca bastırılmasında, Enfal ve Jenosidlerin yapılmasında de rol alan devletlerin açığa çıkarılıp yargılanılmasıdır. Başta Fransa, Rusya, Almanya olmak üzere başka büyük devletlerin Kurdistan’ ın dört parçasındaki ulusal mücadelenin bastırılması için silah satılmasından tutun kimyasal maddelerin verilmesinde aktif görev üstlendikleri için. Saddam Hüseyin ve suç ortaklarının uluslararası mahkemede yargılanması oldukça zor olmasına rağmen, Güney Kurdistan parlamentosu davanın sahibi olarak bu davayı üstlenmek sorumluluğu ile karşı karşıyadır. Bu tarihsel momenti kaçırmak, sömürgeci devletlerin geçmişte Kürt halkına karşı işledikleri suçları hasır altı edeceği gibi, önümüzdeki dönemlerde de Sömürgeci devletlerin Kurdistan ulusal mücadelesine karşı futursuzca katliamlara girişmesine cesaret vereceği gibi, uluslararası silah şirketleri ve adı geçen devletlerin, Kurdistan ulusal mücedelesine karşı kullanılacak modern savaş silahlarının Türkiye, İran ve Suriye ( Irak bir yol ayırımında) satmak için de yarışa gireceklerdir. Biz Kürtler iki görev ve iki sorumlulukla karşı karşıyayız; bir yandan eski Serok Cahş ve Müsteşarların Kurdistan’da yargılanması için komuoyu oluşturup Kurdistanî Cephenin aldığı af kararını geçersiz kılmak, diğer yanda da Saddam Hüseyin ve uluslararası müttefiklerinin yeni kurulacak uluslararası bir mahkeme yada Lahey uluslararası Adalet divanında yargılanması için, Bağdat’taki mahkeminin görevsizlik kararını almasını sağlayıp, Saddam ve suç ortaklarını adı geçen uluslararası mahkemeye sevk edip bu mahkemelerde yargılanmasını sağlamak. Bu iki görev başarıldığı oranda, dört parçadaki Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesinin başarıya ulaşması için önemli mevziler kazanacaktır. Kurdistan’ ın güneyindeki Serok Cahş ve Müsteşarlar, Sömürgeci güçllerle birlikte Kürt halkına karşı işledikleri suçlardan yargılanıp mahkum olduklarında diğer parçalardaki Cahş ve İşbirlikçiler, Kurdistan ulusal bağımsızlık mücadelesine karşı daha temkinli olmak zorunda olacaktır. Hiç bir suçun cezasız kalmayacağını bilinçlerine kaziyacaklardır. rojhatbadiki@hotmail.com
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.