Siyaset

Caferi’nin Türkiye Ziyareti ve Yankilar

Alican Mêrdînî · 04.03.2006 · 2 görüntülenme

   28 Subat günü Ibrahim Caferi’nin Türkiye’ye yapmis oldugu ziyaretle birlikte hem Kürdistan’da, hem Irak’ta ve hem de Türkiye’de bir cok cevre bu ziyaretin amaci ve zamanlamasi üzerine görüs acikladilar...Tabii ki bu tartismalara neden olan Mam Celal’in Caferi’ye sert cikarak yaptigi:“onun imzalayacagi hic bir antlasma Irak’i baglayamaz“ aciklamasiydi...Cünkü, Caferi bir devlet adami gibi davranmamis, ne Cumhurbaskani Mam Celal‘i, ne Disisler Bakani, Hosyar Zebari’ye nede devletin diger yetkili kurumlari bu ziyarete iliskin bilgilendirmisti..Caferi, yanina El Dawa Partisi’nden bazi insanlari, bir Sii Türkmen ve Sadr yanlilarindan bazi kisileri alarak Ankara’ya gitmisti... Bu arada „herkesin ve her dönemin adami“ Ahmed Celebi’yide unutmamisti..Caferi’nin Ankara ziyaretine kim ön ayak oldu ? Türkler mi Caferi’yi yoksa Caferi mi kendi kendisini davet ettirdi, ortadan kaldi... Türklerle Caferi farkli ve celiskili beyanlarda bulundular..Ama, sonuc olarak herkes , Türklerin Caferi, Sadr, Salih Mutlak ve Tarik Hasimi’yi Türkiye davet ederek ne yapmak biliyor..Türkler Irak ve Güney Kürdistan’da Kürdistan siyasal önderliginin gelistirdigi hükümet kurma calismalarini bosa cikarmak icin ve Kürdlerin etkisini kirmak icin uygun zemin ariyordu.... Samarra’da Imam Ali Hadi ve Imam Hasan Askeri’nin türbelerine yönelik saldirilar neticesinde yasanan olaylar Türkiye icin bulunmaz bir ortamdi.. Samarra olaylarindan önce Türkiye’ye davet ettigi anti Kürd cevrelerini, olaylarla beraber „baris melegi“ kilifini giydirmeye basladi..Ama, Mam Celal’in acik tavri, Caferi’yi Ankara’da bir Yalova kaymakami pozisyonuna soktu..Bu ziyaret esnasinda tüm Kürdler distalanmisti... Hosyar Zebari, Disisler Bakani olarak tüm gelismelerden habersizdi...Caferi ve Türk yetkilileri arasinda yapilan görüsmenin esas gündemi Kürdler ve Kürd kazanimlariydi..Cünkü, 9 Nisan 2003 yilindan beri ne Türkiye ne de Arap ülkeleri Irak’ta yasanan gelismelere dogrudan mudahale edebiliyor... Ama, el altinda bir dizi komplo ve terör olaylarini örgütleyen bu güclerdir..Bunun biricik nedeni ise ABD’den duyulan korkudur..Ama, Türkiye de dahil bölgenin tüm gerici ve kanli diktatörleri Irak’in icinde yandas bulma ve icte sorunlar yaratarak olaylar üzerine etkili olmaya calisiyor..Cünkü, Irak’in ic sahasinda atilan tüm ileri adimlarin altinda Kürdlerin imzasi vardi... Bu son secimlerden sonra Irak’in tüm siyasi olusumlarin liderleri Kürdistan’a gelerek yeni hükümet icin görüs alis verisinden bulundular... Daha sonra görüsmeler Bagdat’ta aktarildiktan sonra yine Mam Celal ve Kek Mesud’un evleri taraflarin görüsme merkezi oldu....Bu durum hem Türkiye’yi ve hem de bölgedeki tüm Arap ve islami devletlerini rahatsiz ediyordu.. Samarra olaylari Türkiye icin Irak’in icislerine acik bir sekilde karisma icin iyi bir vesile oldu..Cünkü Türkler, Kürdlerin mevut olan Anayasa ile elde ettigi haklarida budamak istiyor.. Ankara görüsmlerinde gündeme gelen konularin hepsi referandum yoluyla kabul edilen ve Anayasa maddesi haline gelen hususlardir: 1)Kerkük meselesi (136.madde)2)Irak’in zenginliklerinin adil paylasimi(bu konuda Anayasa maddesi) Ama, Mahmud Osman’nin Hawlati gazetesine yaptigi aciklamada „Türkler Kürdlerin Kürdistanda petrol cikarmalarina karsilar, Caferi’yle bu meseleyi de görüsmüsler“ diyor.. Ayrica Ahmed Celebi’nin Kürdlerin Kürdistan’da petrol cikarma girisimlerine karsi tutumu Kürd kamuoyu yakindan bilinmektedir..3)Irak’in toprak bütünlügü koruma adina ortaya atilan tezde anti Kürd bir tezdir... Cünkü Anayasa’da „Irak toprak bütünlügü Anayasa’ya baglilik“ sartina baglanmistir..Türk devleti, mevcut olan kaos ortamindan yararlanmak istiyor.. Onlar da cok iyi biliyorlar ki, kaos ortaminda kazananlarin yaninda kayip edenler var... Türk devleti bagimsiz Kürdistan yerine Anayasal haklari bile budanmis bir Kürd bölgesini umut ediyor.. Türklerin tüm cabalari bu yöndedir ve onlarda tek baslarina degiller..Kürdler, Sünniler ve Allawi Listeleri, Sii Ittifakina „Caferi’nin yerine baskasini Basbakan adayi olarak secmeleri icin“ bir ortak mektup gönderdi..Bugünlerde Türkler Sadr’in disinda Sünnileri de Ankara’ya davet ediyorlar... Tek amaclari Caferi ve Sadr gibi kökten dincileri kullanarak Kürdleri zayif düsürmektir..Ama, Kürdler de bos durmuyor... ABD Bagdat Büyük Elcisi Zalmay Halilzad Kürdistan listesinin de icinde oldugu bir cok Irak’li kesimlerinin gözleri önünde Caferi’yi basbakanlik görevine uygun görmediklerini söylemistir...Simdi Türkler mi Caferi’yi kurtaracaklar...Beli olmaz bakarsin yine Caferi Mam Celal’a ve Kek Mesud’da gider Türklerin „planlari“ hakkinda bilgi de verir..Cünkü, Caferi siyasal yasami boyunca 3 defa Merciye (Sii) degistirmistir... Hep pragmatik ve konjuktürel duruma göre kendisini ayarlamaya calismistir. Ilk önce Caferi, Lubnanli Sii mezhebinin merciyesi, Seyh Muhemmed Hüseyin Fazilullah’in taraftari oldu.. Daha sonra Iran’in Qum sehrinde oturan Ayetullah Kazim El Hayiri ve en son olarakta Ayetullah Sistani’nin taraftari oldu..Araplar ve Kürdler 2002 yilinda Londra Saddam Hüseyin rejiminin yikilmasi ve sonrasi planlari görüsürken, Caferi bu girisimlere karsi acik tavir aldi.. O dönem, yani 13 Aralik 2002 yilinda Caferi’nin ismi ilk sirada bulunan 34 kisi bir bildiri yayinlayarak, „yabanci güclerin Irak’i isgal etmesine ve rejimi yikmasina karsi“ acik tavir almislardi.. Hâtâ bazi cevrelere göre Caferi „yabanci güclerine karsi Saddam rejimini“ savunma cagrilari da yapiyordu..9 Nisan 2003 tarihinde Saddam rejimi yikildiktan sonra, Caferi Londra’dan Irak’a dönerek olusan „Yönetim Konseyi“nde yer aldi ve ilk baskani oldu. Sii Ittifaki Caferi’nin „dogru yola geldigini“ düsünerek daha sonra kendisine Basbakanlik görevini verdi ve simdiye kadar bu görevde bulunuyor... Önümüzdeki 4 yil basbakanlik icin ise 63 oya karsi 64 oyla Caferi yeniden basbakan adayi oldu..Ama, Siilerin bir kesimi haric, Irak’ta ve Kürdistan’da kendisini istiyen yok...Türkler, Caferi’yi davet ederken Suriye ve Iran ekseninde olusturulan anti Kürd ve terör cephesinde acik bir sekilde yer aldilar... Cünkü tüm bu cevrelerin ortak korkulu rüyasi Kürdlerin kendi ulusal ve demokratik haklarina kavusmasi ve „kendi Kürdlerine kötü örnek“ olmasidir...Anti Kürd tutumlarindan dolayi Sadr taraftarlari Kerkük’te Sadr’in babasinin katili Saddam ve Sadr’in posterleriyle yürüyüs yapabiliyorlar..Büyük dedesi 1876‘da Kerbela’da Osmanlilara karsi ayaklanan Caferi, Türklerle Kürd kazanimlarini yok etmek veya zayiflatmak icin „olumlu görüsmeler“ yapabiliyor..... Kemalist Ordu, Takkiyeci Islamistler ve sahte solcular hep bir agizdan Kürd kazanimlarina saldirabiliyorlar..... Ne de olsa hepsinin ortak paydasi: Sömürgeci devletlerinin cikarlari....

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.