Siyaset

Büyükanıt’ın „İyi Çocukları“ İş Başında!

Sinan KARAÇALI · 26.05.2007 · 2 görüntülenme

Türk egemenlik sistemin „iyi çocukları“ iş başındadır. „İyi çocuklar“ın ordu elemanı veya sivil olması pek fark etmiyor. Rütbeli ve rütbesiz oluşlarıda sonucu değiştirmiyor. Her iki odağı idare eden merkezin aynı oluşu yapılan eylem/lerin kime hizmet ettiğinide açığa vuruyor.Büyükanıt’ın „iyi çocukları“ iyi iş becerdiler. Masum insanları parlattılar. Korku saldılar. Toplumda güven bunalımına yol açtılar. Bir kurtarıcıya ihtiyaç var mesajını güçlü olarak topluma verdiler.“Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü korumak”, “ulusal amentü” olmuş durumda. Türk sistemi bu mantıkla güvenilmez bir profil çizilmektedir. Burada korku devreye sokulur. Bundan hareketle sistem “Türkiye bölünüyor” korkusunu habire topluma empoze ediyor. Güçlü bir korku kültürü yaratılmıştır. Bunun için bir de düşman gerekiyor. Her zaman düşman bulunmuştur. Yoksa da yaratılmıştır. İsmi Rum, Ermeni, Asuri-Suryani, Rus, Yahudi ve şimdi de Kürd olmuştur. Düşman Kürdler. Kürdler, potansiyel tehlike olarak algılanmakta ve terör kavramı içinde tanımlanmaktadır. Toplumun milliyetçi duygularına hitap edilerek Kürd düşmanlığı ayuka çıkarılıyor. Toplum bu temelde yönlendiriliyor.“Ülke bölünüyor” korkusu paranoyaya dönüşmüş. Bu alanda güçlü bir çabada var. Devletin tüm resmi birimleri ve sivil kesimler bu konuda birbirleriyle bir yarış içinde. Kim daha fazla korku salarsa en “vatansever” güç onlar oluyor. Ordu bu konuda kimseye şans vermiyor, birinci sırayı kimseye kaptırmıyor. Katilbaşının ABD ziyareti sırasında Türkiye’nin karşı karşıya olduğu „tehlikeleri“ sıralarken tamda bu durumu izah ediyordu.Hani bilinir. Tehlike varsa, tedbirde vardır. Tedbiri alacak güçün olmasıda gerekir. Bu güç toplumda prim alır. Güvendiği odak olur. Dünden bugüne Türk ordusu bu şansı yalalamıştır. Türk toplumunda en güvenilir kurumun ordu olmasının nedenide budur.Bu durum kotlanmış ve Türk toplumuna kabul ettirilmiştir. Bu durumun sür-gitmesinde kullanılan yöntem değişmemiştir. Mantık “Türkiye’ye komünizm gelecekse onuda biz getiririz” mantığıdır. Terör gerekiyorsa bunu da kendileri yaparlar. Cumhurriyetin kuruluşundan beri bu böyledir. Şemdinli bunun suç üstü yakalanmasının resmidir.Ankara’daki katliam Şemdinli’nin devamıdır. Şemdinli de apoletli, Ankara’da apoletsiz “iyi çocuklar” kullanıldı. Fark sadece budur.Güven Akkuş denilen psikopat intihar bombacısı ortaya sürülüyor. Otobüs durağında bekliyen sivil halkın içine dalıyor. Kendisini patlatıyor. Belkide uzaktan komandalı olarak patlatıldı. Kendisi ile birlikte 6 kişi parçalanarak can veriyor. 100 aşkın sivil insan yaralanıyor. Amacı ne? Neye hizmet ediyor? Bu eylemle kim kime mesaj vermek istiyor? Bu ve benzeri sorulara cevap verdiğimizde eylemi yaptıranların adresinide bize veriyor. Bu adresin Türk Genelkurmayı olduğu kesin. İntihar bombacısının daha evel Türk sol bir örgütün eski bir taraftarı olması, daha sonra PKK’nin eğitiminden geçtiği iddia edilsede bu psikopat unsurun Türk Genelkurmayın amacı yönünde kullandığına şüphe yoktur. Amaç çok yönlü. Bir tarafta toplumda varolan Kürd düşmanlığını üst seviyeye vardırtmak, Kürdistan’ın Güneyine olasılı askeri işgal hareketini kanıksamasını sağlamak, Türk toplumunu buna inandırmak, içte darbe zeminini hazırlamak, darbe mümkün değilse anti-demokratik yasaları çıkartmak, „güvenlik güçleri“ne her türlü kolaylığı sağlamanın yolunu açmaya yöneliktir.Ankara eylemini yapan odak bunu Kürdlere mal etmeye çalıştı. Avrupa’da bunu bilinçli olarak propagandasını yaptı. Kürdler, uluslararası alanda insanlıkdışı eylemlerle anılır oldu. Kürdlerin böylesi canice bir eylemi yapması düşünülemez bile. Bu insanlıkdışı eylem olsa olsa Türk Genelkurmayın işi olabilir. Bu eylem Genelkurmaya „teröre karşı mücadele etme“ adına Kürdlere karşı her türlü insanlıkdışı uygulamaya zemin hazırlamıştır. Ankara eyleminin gerçekleştiği dakikalarda olay yerinde hemen bitten katil elebaşısı Büyükanıt’ın alelacele olayın sorumluluğunu Güney Kürdistan siyasal önderliğine yüklemesi, hedef göstermesi eylemin yapılış amacını ortaya çıkarsada bir çok çevreyi bu konu da ikna etmek epey zor olacaktır. Amaç Kürdistan’ın Güneyinin işgalidir. Bu mümkün değilse baskı unsuru olarak ortamı daima gergin tutmaktır. Bu amaçlarını gerçekleştirmek içinde halkın desteğine ihtiyaç duymaktadır. Halkın desteğide ancak korku yaratarak, kendisini kurtarıcı göstererek iktidarlarını korudukları dünden bugüne Türk egemenlik sistemin yönetme ahlakıdır. Ankara eylemini 27 Nisan sürecinden ayrı ele alınamaz. Türkiye’nin büyük şehirlerinde gerçekleştirilen kalabalık mitingler, arka arkaya patlayan bomba ve mayınlar, hergün rutin hale gelen „şehit cenaze törenleri“ 27 Nisan muhturasının sonuçlarıdır. Ordunun belkide yapacaklarının azamisidir. Bugünün dünya koşullarında bunun daha ötesi olur mu sorusunun pozitif cevabı yok. Fakat ordu bu yöntemle nereye kadar bu işi götürür meselesi ise bir başka tartışma konusu.Katilbaşının olay yerinde „Bundan sonra da Büyükşehirlerde böyle bir olay bekleyebiliriz, böyle bir ihtimal var“ demesi ise tesadüfü değildir. „İyi çocuklar“ın iş başında olduğunu ondan daha iyi kim bilebilir ki.Katilbaşı bu tür terör eylemleriyle bir taşla çok kuş vurmaya çalıştığı bilinmektedir. Bunu herkes görebilmektedir. Fakat bunu namuslu bir kaç aydının dışında hiç kimse kendisine bile ittiraf edememektedir. Bu psikolojik atmosfer bu katil çetelerine serbestçe işlerini yapma zeminini yaratmaktadır.Katilbaşı Büyükanıt’ın Ankara’da yapılan bu terör eyleminde habersiz olması düşünülemez. 26 Mayıs 2007

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.