BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
M.Baran Kaya · 05.03.2007 · 1 görüntülenme
16 yıl önce bugün Kürtlerin diktatör Baas rejimine karşı gerçekleştirdiği büyük halk ayaklanmasının yıldönümü. Kürt başkaldırısının yıldönümü vesilesiyle Kürdistan bölge hükümeti resmi daireler için iki gün tahil ilan etti. Kürtler her yıl olduğu gibi bu yılda Raniya kentinde 5 Mart l991 yılında başlatılan ve daha sonraki günlerde bölgenin genelini kapsayan başkaldırının yıldönümünü değiş etkinliklerle kutluyor. Bağdat’ın Kuveyt’i işgali ardından lrak’ta oluşan koşullar, Kürtleri Baas Rejiminin despotik denetiminden kurtarmaya yönelik örgütlü bir başkaldırıya seferber etti. Kürtler başkaldırıya hazırlanıyor Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB)’nin, etkin olduğu kent ve kasabalarda bölgede gelişecek ayaklanma için bildiriler dağıttı ve kırsal alanda yaptığı radyo yayınlarıyla halkı ayaklanmaya hazırlıyordu. Halk ve KYB Genel Sekreterliği arasında, şehir örgütlenme birimleri aracılığıyla kurulan ilişkiyle halkın büyük bölümü ayaklanmaya hazır hale getirildi. Kuveyt’teki işgal kırılınca halka iktidara karşı başkaldırması çağrısıyla, harekete geçildi. Ayaklanmanın Merkezi Ranya seçildi İlk hareket yeri olarak Peşmergelerin yakın bulunduğu Ranya Şehir merkezi seçildi. 5 Mart 1991 günü saat 11.45'te halkın peşmerge desteğinde harekete geçmesiyle ayaklanma başladı. Baas rejimine ait tüm kurumlar kontrol altına alındı. 6 Mart'ta Çwarqurne, Teynal, Allahi, Bayıncan, Gopala ve Bazyan kasabaları halk güçlerince denetim altına alındı. Baas ordu güçleri aynı gün kurtarılmış bölgelere saldırıya geçmesine rağmen direnişin güçlü olması nedeniyle denetim tekrar halkın eline geçti. Başkaldırı büyük kentlere de yansıdı Kürdistan bölgesinde örgütlü biçimde yayılmaya devam eden ayaklanmanın en görkemlisi 7 Mart'ta, Saddam’ın "kale" olarak takviye ettiği ve çok önemsediği Süleymaniye’de gerçekleşti. Irak güçleri, özellikle Irak gizli istihbarat elemanları olan "Muhaberat" direnç gösterdi. Bazı rakamlara göre, bir günde 900 "muhaberat" üyesi öldürüldü. Tahmin edileceği gibi intikam saldırıları da yapıldı. Ama bu saldırılar sıradan asker ve polise değil, belirlenmiş Baas yöneticileri, polis şefleri, istihbaratçı ve subaylara yönelikti. Gazeteci ve film yapımcısı Şeri Layzer, ayaklanma sırasında bir peşmerge askeri kampına yaptığı ziyareti şöyle anlatır: "Kürtler sıradan askerlere iyi davranıyordu. Fakat, tanınmış Baasçılar, işkenceciler ve gizli servis ajanları havasız ve susuz, boğucu koşullarda hapse atılmıştı." Süleymaniye’nin kurtuluşu diğer büyük kentlerde de halkı harekete geçirdi. Daha sonra arka arkaya gelişen halk Ayaklanması Çemçemal, Şehrezor, Halepçe,Şaklawa, Koysancak, Kelar, Derbendixan ve bir çok il ve ilçe kontrol altına alındı, 21 Mart'a kadar 15 gün devam eden ayaklanmalarda Hewlér ve Kerkük’te olmak üzere Kürdistan bölgesinin büyük bölümü, peşmerge kuvvetlerinin öncülüğünde halkın denetimine geçti. 1991 Newroz'u Kürt halkı için yeniden diriliş bayramı oldu ve bu başkaldırının kazanımları tarihe "Kürt Baharı" olarak geçti. Iraklı yazar Faleh Abdülcabbar bir yazısında, Büyük Bahar ayaklanması yada "Kürt Bayramı" nı şöyle anlatıyor: "Yığınlar sokakta toplanıp Saddam Hüseyin’i ve Baas yönetimini lanetler, sonra yürüyüşe geçerler ve belediye başkanının bürosuna, Baas Partisi merkezine, gizli polis binasına, hapishaneye ve (varsa) kentin garnizonuna el koyarlar. Yürürken halk diktatörün afişlerine ya da duvardaki rölyeflerine ateş eder. Kentler isyancıların eline geçtikçe, ayaklanmacılar ‘Baasçıları ve Muheberatı temizlerler.’ Ayaklanmanın bölgesel eşgüdümü ya yoktur ya da çok sınırlıdır. Çoğunlukla bir kasabanın diğerinde olanlardan, hatta bir kentin bir mahallesinde olanların, başka bir mahallesinde olanlardan haberi yoktur" Büyük Göç Harekatı Saddam rejimi, Amerika ve müttefiklerine yenilmenin hırsıyla, daha da vahşileşmişti. Kürdistan’da, en az yirmi bin kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. İddialara göre, bazı kasabalarda hastanede yatan hastaların boğazları kesilip, pencerelerden atıldı. Vahşet, panik yaratmıştı. Kürtler, yeniden kaçıyorlardı. Yaklaşık yarım milyon insan Türk devletine, bir buçuk milyon insan da İran’a sığındı. Dağları aşma imkanı ve hava koşulları zordu. Kar, yağmur yağışının dışında, geceleri yüksek dağlara dondurucu soğuklar çöküyordu. Binlerce kişi, kaçış yollarında soğuktan, açlıktan öldü. Irak güçleri ise kaçan sivilleri kovalıyor, topçu ateşine tutuyor, helikopterlerden fosfor bombaları yağdırıyordu. Bu saldırılarla sayısız insan öldürüldü. Birleşmiş Milletler(BM), Müttefiklerin Irak’a saldırısından önce, muhtemel insan akımına karşı ön önlemi olarak, komşu dört ülkeye malzeme ve tesis konumlandırmıştı. Koalisyon güçlerinin bombardımanı sırasında yalnız 65 bin kişi kaçtı. Malzemenin bir kısmı bunlar için kullanıldı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), bu olayı, kırk yıllık tarihinde karşılaştığı "en yüksek kaçış oranı" olarak tanımlıyordu. Yurtlarından kaçan Kürt insanları, güç koşullar içinde hayatta kalma mücadelesi veriyorlardı. Türk devletinin sınırlarına ulaşmaya çalışan yarım milyon Kürt’ün önemli bir bölümü barınak, su ya da örtünme olanağından yoksun ve erişilemez dağ geçitlerinde kaldı. Dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Turgut Özal, yaklaşık yarım milyon Kürt, üç hafta boyunca aç, susuz, açıkta bekledikten sonra 16 Nisan 1991 tarihinde, Kürtlerin sınırı geçmesine izin verdi. Bu da Birleşmiş Milletlerin uzun uğraş ve pazarlıkları sonucu gerçekleşmişti. Türk devletinin tutumuna karşılık İran daha insancıl davrandı. İran bir milyona yakın sığınmacıyı kabul edip iyi davrandı. Onlar için, çoğu İran-Irak savaşı sırasında yıkılmış kasabalarda olmak üzere doksan dört kamp ve kabul alanı düzenlendi. BMGK'nin 688 Sayılı Kararı 1-Kürt nüfuslu bölgeler de içinde olmak üzere, Irak’ın çeşitli yörelerinde sivil halka uygulanan ve sonuçları bölgedeki uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden baskıları kınar. 2-Bölgedeki uluslararası barış ve güvenliğe yönelen tehditlerin ortadan kaldırılmasına bir katkı olarak, Irak’ın bu baskıları derhal durdurmasını talep eder ve aynı çerçevede tüm Irak vatandaşlarının insan haklarının ve siyasi haklarının güvence altına alınması için açık bir diyalogun başlaması umudunu dile getirir. 3-Irak’ın uluslararası insani yardım kuruluşlarının, Irak’ın her yöresinde yardım gereksinimi duyan tüm insanlara derhal erişimine izin vermesinde ve onların gerekli tüm tesisleri kullanımlarına açmasında ısrar eder.” Bu karar, BM Afet Yardım Bürosu’nun (UNDRO-UN Disaster Relief Office) Kürt sığınmacıların gereksinimlerini karşılayabilmek için yaptığı çağrı ile çakışmıştı. BM Genel Sekreteri, beş gün sonra Irak ve Kuveyt ile Irak-İran ve Irak-Türkiye sınır bölgelerindeki sığınmacılara yardımları koordine etmek üzere, yetkili temsilcisi olarak Prens Sadreddin Ağa Han’ı atadı. Ağa Han’ın görevi, insani yardımların koordine etmenin yanında, Irak hükümetiyle BM adına görüşmeleri yürütmek de vardı. 18 Nisan 1991 tarihinde BM ile Irak hükümeti, yurtlarını terk etmiş Kürtlere insani yardım sağlanma üzerinde anlaşmaya vardılar. Irak, yardım malzemesinin kendi bölgesinden geçişini ve lojistik destek olanakları sağlamayı kabul etti. Bahar Ayaklanması kutlanıyor 16 yıl önce bugün diktatör Baas rejimine karşı gerçekleştirilen büyük Kürt ayaklanmasının yıldönümü vesilesiyle başta Ranya kenti olmak üzere Kürdistan bölgesinin bir çok kent ve kasabasında çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Kürtlerin ayaklanmasına öncülük yapan Kürdistan Yurtseveler Biriliği (KYB) ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) başta olmak üzere diğer irili-ufaklı parti ve örgütler bildiriler yayımlayarak Kürt halkına özgürlük ve demokrasi haklarını sağlayan bu onurasal günü selamladı. Pukmedia
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.