Bugün Katalan Yarın Kurdistan
Rojhat Badikî
·
24.09.2012 · 2 görüntülenme
Katalan halkı 12 Eylül 2012 1 milyonu aşkın bir kitle ile bağımsızlık yürüşü yaparken, Kurdistan halkı 2003 yılında seçim sandıklarına paralel koydukları referandum sandıklarında % 98’ lık bir oyla ‘’BAĞIMSIZ KURDİSTAN’’ için oy kullandılar. Kurdistan halkının büyük talebi ‘’Küçük’’ liderleri tarafında Bağdat’ ta makam-mevki ve para koparma tehdidi olarak kullanıldı. Kerkuk’ ın kaderinin referandumla belirlenmesi için referandumda kabul edilen 140. madde üzerinde 7 yıl geçti. Oysa bu maddenin 2 yıl içersinde uygulanması gerekirdi.
Güney Kurdistan’ lı liderler, 140. madde ( bu maddenin ölü ve hiç bir zaman uygulanmayacığını, bunun bir oyalama taktiği olduğunu, defalarca belirtim) ve işgal altında topraklar için suskunluğa bürünürken, bütçe görüşmeleri yaklaşırken habire bağımsızlıktan dem vurmaları da ilginç!
Sınırların olmadığı, şehir ve köylerin içiçe geçtiği bir ortamda Katalan halkı bağımsızlığa doğru adım adım ilerlerken, Kurdistan’ ın kuzeyinde, elbirliği ile ters bir rüzgar estirilme çabası oldukça yaygın. Demokrasinin gelişmiş olduğu ülkelerde ayrılık duygusunun gelişmesinin nedeni, aidiyet, kimlik ve ulusal sınırlara sahip olma duygusundan kaynaklanıyor. Bir Basklı yada Katalonya’lı İspanyolara ait değer ve sembollerle yaşamak, haz duymak sevinç çığlıkları atıp kendine, değerlerine yabancılaşmak istemiyor. Kendine, kökenine, kültürüne ait his ve duygularla coşmak istiyor.
Demokrasinin bütün kurum-kuruluşları ile çalıştığı hoşgörünün-saygının farklılığın kabullenme ve tolaransın yaygın olduğu toplumlarda bile ayrılığın ve kendi kimliği ile bağımsız yaşama arzusunu engelliyemiyor ve engellemesi de mümkün değil. Artık birlikte yaşama prensibi yanyana ve komşu olarak yaşama prensibi ile yer değiştirmiştır. Yanyana ve komşu olarak yaşama ilkesi öncellikli temel bir ilke ve yaşam felsefesi olmuştur. Bask ve Katalan’ ların İspanya’ dan ayrılmak istemelerinin nedeni de budur.
Kendini ifade etme, kendi değer ve sembolleri ile doyum ve hazza ulaşma, kendi topraklarında özgür ve bağımsız yaşama istemi bastırılamaz bir duygu ve histir. Bu yaşanılacaktır, yaşanılmadığı sürece bir eksiklik ve bu eksikliğin giderilmesi mücadelesi de her zaman olacaktır. Bir Basklı kendini Real Madrid taraftarı olarak ifade etmeyip; Athletic bilbao’ lu, Bir Katalan kendini Barcelona’lı olarak ile ifade ediyorsa bir Kurdistan’ lı da kendini GS-FB yada FB taraftarı olarak ifade etmeyip Amed yada Hewler’ taraftarı olarak ifade ettiği zaman akan kan duracak, halklar arasında barış, eşitlik kardeşlik duyguları gelişecektir.
Bunlar bilinmesine, ulusal duygu ve hissin ölmeyeceğini-yok olmayacağını, bastırılması durumunda bile bir yerlerde kor halinde hep gürleşeceği, özgürleşeceği güne hazırlık içersinde olunacağı bilinmesine rağmen; amansız savaş, katletme-yok etme neden! ilk kazıkların çakılıp sınırların çizildiği, özel mülkiyet duygusunun geliştiği çağdan günümüze sürüp giden talan-yağma-yok etme savaşlarının kaynağıda bu, sahip olma, sömürme-talan-yıkıp-yakma-öldürme olgusundan kaynaklanıyor.
Savaş, sahiplenme duygusunun kendine ait olanla yetinme, başkalarının sahip olduğu şeye saygı duyma, kabullenme hissi egemen olduğu bir ortamda duracak ama ne yazık ki bu ortamdan oldukça uzaktayız.
Türkiye ve Kurdistan, Türk ve Kürt arasındaki ilişkilerde böyle birşeyden bahsedilebilinir mi? Tarafların kendini ifade ettiği duygu ve hislerin, birbirini kabullenme, saygi duyma olgusunun egemen olduğu bir ortamda yaşıyoruz muyuz yoksa bir tarafın diğer tarafı yok etme, kendi değerlerini, kendi sembollerini kabul ettirmek istediği bir süreç mi yaşıyoruz! Bir tarafın diğer tarafı yok etmek istediği yada diğer tarafın varolma hakkını alavere-dalavere ile alma sürecinin yaşandığı bir ortamda; barış ve kardeşlik ortamından bahsedebilir miyiz? Kendi değer ve sembollerini bir başkasının sembol ve değerlerinin yerine ikame dürtüsü kardeşlik ve eşitlik olarak lanse edilebilinir mi? Yani Kürtlerin kendi değerlerinden, kökenlerinden, kendi vatanlarından feregatla başkalarının değer-sembollerinin çatısı altında yaşamaya empoze edilme çağrıları ile akan kanı durdurabilecek mi?
Bakınız, Türk basın-yayınlarının birinci sayfasına! Neden, Türk ve Kürtler arasında eşitlik ve kardeşliğin olmayacağını daha iyi görürsünüz. Birinci sayfadaki haber ve resimlerden rahatsız olan, bu tür haber-demeç ve resimler karşısında tepkisini Kürtlerin ayrılacağı korkusu yerine insanlık adına ortaya koyup harekete geçen var mı? Ölen, herhangi bir hayvanın ölüsüne saygı duyan bir toplumla, insan ölülerine saygı duymayan bir toplum arasında duygusal yakınlaşma olabilir mi? işgal ve talan etmek amacı ile insan öldüren ve öldürdüğü insanın ölüsü üzerinde tepinen hatıra olarak fotograf çeken bir toplumla, onuru ve özgürlüğü uğruna şehit düşen bireyin ait olduğu toplum arasında herşeye rağmen yakınlaşma olur mu?
Olmadığı olamayacağı ortada!
Günümüz coğrafyasında komşu köylerin bile kendine ait aidiyeti ile yaşamak istediği bir ortamda 40 milyonluk bir halka, başkalarının çatısı altında yaşama dayatması ne kadar gerçekçi olacaktır. Gerçekçi-realist bir şey olmadığı ortada iken, uluslararası gelişmelerin bunu red ettiği ve sayıları onbinleri geçmeyen toplulukların özgür ve bağımsız bir vatana doğru yol aldığı bir ortamda Kurdistan halkına Kurdistanı unutun şeklinde dayatmalarda bulunma, Türkiyeciliği Kurdistan halkına dayatmak, köleliği , asimilasyonu dayatma günümüz geçekleri ile ne kadar örtüşebilir!
Bugün Katalanlar bağımsızlığa doğru yol alırken, Yarın da, bizler de bugünden temelleri atılan Bağımsız Kurdistan’ a doğru hızlı adımlarla yol alacağız.
24.09.12- Genève
rojhatbadiki@hotmail.com