Siyaset

Bombanın etkisi hâlâ sürüyor

BORIS KALNOKY · 12.03.2006 · 2 görüntülenme

Geçen yılın kasım ayında bir şahıs, Türkiye'nin güneydoğusundaki Şemdinli ilçesindeki bir kitabevine bir el bombası attı. Bir kişinin ölümüne, altı kişinin de yaralanmasına neden olan bomba bugün Türk devletinin temelini sarsmaya devam ediyor. Zira şu ana kadar olayın zanlılarının, ellerinde 105 potansiyel Kürt hedefin yer aldığı listeyle dolaşan polisler olduğu ortaya çıkmıştı. Bu zanlıların aslında güvenlik kuvvetlerinin PKK'ya karşı verilen savaşımda kullanılan yasadışı 'ölüm komandoları' olduğu yönündeki şüphe varlığını koruyor. İlk önceleri boş vaatler olarak algılanan, siyaset, yargı ve ordunun olayları sonuna kadar açıklığa kavuşturmak istedikleri yönündeki güvencelerinin ardından, üç gün önce bir şok yaşandı: Van kentinde savcıvekili Ferhat Sarıkaya'nın yazdığı iddianamesinde, yargıyı etki altına almak istemek (ki bu Türkiye'de cezaya tabi) ve Türkiye'nin AB üyeliğini önlemek amacıyla çete kurmakla suçladığı kişi Orgeneral Yaşar Büyükanıt'tan başkası değildi. Zira Sarıkaya'ya göre Büyükanıt, bölgedeki ihtilafları alevlendirmek için yasadışı saldırılar düzenlemişti. Bu saldırıların Türkiye'deki milliyetçilik duygularının güçlendirilmesi ve böylece AB'nin olumsuz tepkilerine yol açması planlanmıştı. O zamandan beri Türk siyasetinde alarm çanları çalıyor. Zira Büyükanıt, şu anki Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ağustos ayında emekliye ayrıldığında bu makama aday gösterilen Genelkurmay Başkanı adayı. Büyükanıt'a saldırmak, Türk ordusunun yani bugüne kadar kurulan her hükümetin gölgesinde dikkatle hareket etmek zorunda kaldığı kurumun, siyasi gücüne yapılan saldırı anlamına geliyor. Hatta muhalefetteki CHP, "orduya karşı bir darbeden" bahsediyor. İslami yönelişe sahip AKP, gerçekten ordunun gücünü kırmaya mı çalışıyor? Medyada bu konuda spekülasyonlar yapılıyor ve ilk bakışta savcının, geçen yıl Van Üniversitesi Rektörü'ne karşı suçlamalarda bulunan savcının ta kendisi olduğu ortaya çıkıyor. Bu, arkasında AKP'nin olduğu varsayılan geniş ölçüde siyasi bir davaydı. Ancak henüz açıklanmamış olan iddianamenin ilgili pasajları, AKP ile ilişkisi bulunmayan, zanlı polislerin avukatları tarafından basına 'sızdırılmıştı.' Büyükanıt'a karşı soruşturma yapma yetkisine sadece askeri savcılık sahip. Ancak bu davanın açılmayacağı kuvvetle muhtemel. Orgeneral Özkök, Büyükanıt'ın yanında yer aldı ve böylece geçen yıl, ordunun, Şemdinli davasına etki etmeyeceği yönünde verdiği sözüne ters düştü. Çatlaklar su yüzüne çıkıyor Hakkâri Cumhuriyet Savcılığı'nın, Şemdinli olayları çerçevesinde il valisi, Jandarma komutanı ve Şemdinli Kaymakamı hakkında inceleme başlatma istemi ise İçişleri Bakanlığı tarafından geri çevrildi. Suçlamaların içeriğinin doğruluğu bir tarafa bırakılsa bile, yapılan bütün siyasi açıklamalara rağmen yargı, şimdilik engelle karşılaşmaksızın orduya karşı soruşturmalarda bulunacakmış gibi görünmüyor. Olay, anlaşıldığı kadarıyla hükümet içerisindeki çatlaklıkları da gün yüzüne çıkarıyor. Şahinler kanadından Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Meclis Araştırma Komisyonu'na (savcılığın bu komisyondan bilgi aldığı söyleniyor) karşı çıkışıyor ve bu komisyonun kurulmasının aslında bir hata olduğunu söylüyor. Buna karşın Başbakan Erdoğan, ısrarla komisyonun kurulmasından yana girişimde bulunmuştu. Şimdi her ikisi de orduyu savunuyor ve medyaya yükleniyor. Ancak bunun sadece bir gösterişten mi ibaret olduğu ve Büyükanıt'a karşı yapılan bu çıkışı Kemalizm'in temelini sarsmaya uygun bir fırsat olarak mı gördükleri konusu hâlâ gizemini koruyor. Die Welt Alman gazetesi, 9 Mart 2006

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.