Siyaset

Bölücü Kürt Saidi Nursi

Alixan Aras · 28.05.2006 · 2 görüntülenme

 "Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu gelistirip büyütün." 1876 yilýnda Bitlis'in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi baimmsiz Kürdistan çalismalarina II. Abdülhamit zamanýnda baslar. Bu zamanlar, Türk topraklarinin birer birer elden çiktig zamanlardir. Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit'e bir dilekçe ile basvurur. Dilekçede Kürdistanýn gelecegi (!) için Kürdistan olarak adlandirdigi bölgede 3 tane medrese açilmasini ve bu burada Kürt gençlerinin egitim görmesini ister. II. Abdülhamit bunun altindaki sinsi plani hemen fark eder. Her ne kadar Türklük akimlarini engellemekteyse de, Türk topragini kendi eliyle teslim edecek kadar Vahdettinlesmistir. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi'yi önce sürgüne göndermeyi düsünür fakat akli dengesinin yerinde olmadigini anladigindan timarhaneye kapatilmasi kararlastirilir. Said, "Zalimler için yasasin cehennem!" sözünü Abdülhamit için söyler. Soydaþlarýma (Ebnâ-i cinsime) burada birkaç söz söylemezsem, bence bahis eksik (nâtamam) kalir. Ey Asurîler ve Keyânîlerin cihangirlik zamaninda, onlarin öncüleri (pisdar) ve kahraman askerleri olan Arslan Kürtler! Besyüz yildir yattiniz, yeter artik, uyaniniz, sabahtir. Yoksa vahset ve gaflet sizi vahset sahrasinda yagma edecektir." Ayrýca Saîdi Nûrsî Kürdî söyle söylemektedir: "Süphân ve Agri daðgari gibi gelecegin yüksek daglarinin dorugunda ayaga kalkmis, nefse esir olmayi yasak etmis ve baskasina tecâvüzü câiz görmeyerek seriâte dayanmýs olan, hürriyet sultâni, yüksek sesle sizin gibi mâzinin en derin derelerinde gâfil ve daginik bir kavme, cehâlet ve yoksulluga hücûm için, fen, sanat ve silâh basina, ileri ars."Saîdi Nûrsî Kürdî; "Kürt milliyetçiligi" çatisi altýnda Kürtleri birlestirmek gâyesi gütmekte, 1909 tarihli eserinde Kürtçülük propagandasi yapmakta, yüzyillar boyunca bir arada yasamis olan Türkleri ve Kürtleri -Kürtçülük söylemleri ile- kiskirtmaya çalismaktadir Kürt Teali Cemiyeti Isparta'daki sürgünden memleketine dönen Said-i Kürdi yine Ingilizlerin isgal planina uygun olarak Dogu'da ve güneydoguda Ingiliz hükümeti destekli bir Kürdistan kurulmasi amaciyla "Kürt Teali Cemiyeti" kuruculari arasýnda yerini aldi.(kaynak: Marmara brifingi, 1971) Bir yandan isgalcilerle mücadele eden Ankara hükümeti bir yandan da Ingiliz destekli gerici isyanlari bastirmakta basarili olunca Said-i Kürdi bu sefer M. Kemal'le görüsmek için Ankara'ya gitti. Amacin seriat devleti kurmak olmadigini, ulusal temele dayanan devlet kurmak oldugunu anlayýnca bundan vazgeçti. Bugün dahi Nurculukta cuma namazi kilinmasi farz kabul edilmez. Çünkü Said-i Kürdi'nin anlayisina göre ülke hala "müslüman"degildir. "Dar-ül harp"tir. Yani seriati getirmek için savasilmasi gereken topraklardir. Bu anlayýisa uygun olarak çikan ve arkasinda Ingiliz destegi oldugu resmi belgelerlerin Mahkemesince yargilandi ve birçok ilde sürgün yasadi. Ingiliz destekli baimmsiz Kürdistan isteyen bu ayaklanma birçok sehrin yikimina ve misak-i Milli sinirlarimiz içinde olan Musul ve Kerkük'ün Ýngilizlere kalmasi ile sonuçlandi. Nur cemaati'nde Atatürk'ün "Öküz aleyhisselam", "Beton Kemal", "Deccal" gibi isimlerle anilmasinin arkasýnda bu seriatçi ayaklanmalarin ugradigi hezimetler yatmaktadir. SÖYLE DiYOR SAÎDÎ NURSÎ "Birinci Dünya Savasi'nda bizimle savasmis da olsa, bir Hristiyan ölmüsse sehit sayilir, ahirette mükafati vardir." (Kastamonu Lahikasi,s.45). Mehmet Akif, Çanakkale'de üzerimize gelen ordulari, "Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela" diyerek lanetler. Havada uçan kol, bacak ve gövdelerin meydana çikardigi dehset verici tabloyu gözyaslari içinde anlatir Siirlerinde. Said–i Nursi ise bu canavarliklari yapan Hristiyanlarin "Rahmeti Ilahiye'nin hazinesinden ne kadar büyük mükafatlar alacaklarina"dair risaleler yayinlamakla mesküldür. Îslam ile çeliskileri Said-i Nursi'nin düsünce yapisi da Islam inanisi ile çogu yerde çeliski gösterir. Ve bu çeliskiler Islam alimi olmayanlar tarafindan bile hemen anlasilacak sekilde çok açiktir. Hiç evlenmemesi, Cuma namazina gitmemesi, kendisine Kuran ögreten hocalarýna karþý gösterdiði saygýsýzlýk gibi. Ne Yunus Emre ne de diger Islam büyükleri kendilerini yetistiren hocalarina karsi "Sen bir sey bilmiyorsun." lafini kullanmamistir. Belki de bundan dolayý Said-i Nursi ders almak üzere gittigi tüm medreselerden kovulmustur. Cuma namazi kalabalýk olarak kilindigindan ve kendisinin kalabalik yerlerde namaz kilmaktan huzur bulmadigini söyleyen Said'in durumu son derece ilginçtir. Çünkü Cuma namazi inananlar için müminlerin bir araya toplandigi bir andir ve cemaat ile kilinmasi zorunludur. Üst üste üç Cuma namazi kilmayan bir Müslümanin cenaze namazi bile kilinmaz.Risaleleri ile ilgili söyledigi sözler bile Islamý nasil yorumladigini bizlere gösterir. "Risale-i Nur okumak ona hizmet etmek bir ibadettir. Ona hizmet üç aylarda yapilan zikirlere bile tercih edilmelidir." Kisacasi Said-i Nursi kendi yazdigi kitaplari okumanin Allah'a karsi yapilan ibadetten daha hayirli oldugunu söyler ve Islam'a yeni bir yorum getirir. Günümüz Türkiyesi nurculuk cemaati Türkiye'deki Nurculugun kurucusu Said Nursi, kendisini Mehdi'nin öncüsü bir Mehdi olarak göstermektedir. Eserlerinde kendine ve yazdigi kitaplara Mehdiyet vazifesinin en önemli safhasini yükleyen Said Nursi, Deccal olaraksa Atatürk'ü gösterir. Kitabinda uydurmalarla dolu hadisleri nasil Atatürk'e uygun bir sekilde yorumladigina sahitlik edebilirsiniz. Hadiste "Deccal'in alnin-da kafir yazar." denir. Said Nursi bununla sapka giyilmesini anlar. Hadiste uzun bir esekten bahsedilir, Nursi bununla treni anlar. Deccal'in Cennet ve Cehenneminden ise Cumhuriyet döneminde tertiplenen eglenceler ile cennet, muhalefetin hapse atilmasiyla, vb. Cehennem anlasilir. (Said Nursi, Risale-i Nur Külliyati, sualar, 5.sua) Türkiye'deki en büyük Ehli Sünnet cemaatin lideri böylece Deccal'i bularak kendi Mehdi'ligini iyice tasdik eder. Said Nursi ölünce bölünen Nurcu cemaatlerin basina gelenlerin en önemlileri de bu cemaatlerdeki kimi sahislarca Mehdi sanilmaktadirlar. Türkiye'nin ikinci büyük cemaati Süleymancilik da kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ý Mehdi kabul eder. Deccal hakkindaki görüsleri ise Nurcular ile aynidir. Süleyman Hilmi Tunahan'in mirasçisi da ayrica Mehdi sanilirr. Türkiye'deki en büyük tarikatlarin kuruculari ve sonraki birçok vekil için de manzara pek farkli degildir. Bu cemaatler degigisik Mehdi alternatiflerine karsi Atatürk'ün Deccalli-ginde neredeyse söz birligi yaparlar. Bunun en önemli sebebi Sun-niligin en kutsal kurumu olduguna inandiklari inaclari Oysa Kuran'da ne halifelik diye bir müessese anlatililir (30. Bölüm'ü okuyunuz), ne sapka giyenin kafir oldugu söylenir... Tüm bu Mehdi, Deccal çikarilmlari ve bununla ilintili yorumlarýn Kuran ile alakasi yoktur.Yazdigi kitaplarda sunu deme cesaretini göstermis zavalligidir saidi kürdi. Büyük Önderimiz ve Kurtarýcýmýz Atatürk için su cümleler kullanilmisti: "Atatürk parlak sözler söyleyerek halki kandiran, komünizm rejiminin memlekete girmesi için zemin hazýrlayan bir kimsedir." demistir. 27 mayýsta askeri yönetim mezarini Urfa vilayetinden alarak bilinmeyen bir yere gömmüstür. ÖZEL BÜROAkt : Azad

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.