BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Veysel MERÝÇ · 30.07.2007 · 2 görüntülenme
Başlığa taşıdığım bu cümle Türk hükümetbaşına ait. Orası dediği Kürdistan’ın Güneyidir. Liderler dediği Kürdistan’nın Güneyinin siyasal önderleridir.Olabilir, Türk hükümetbaşı Kürd liderleri muhatap almam diyebilir.Fakat Türk hükümetbaşı sorunun varlığından, dahası çözümünden bahsediyor.Bu hoş güzelde eğer bir sorun varsa sorunun taraflarıda var demektir.Sorunun çözümünden bahsediliyorsa sorunun tarafları birbirlerini muhatap almak zorundadırlar. Bu yapılmadan Türk hükümetbaşı sorunu kimlerle ve nasıl çözecektir?“Biz sorun çözmek istiyoruz, ortada bir sorun var. Buna yoktur diyemeyiz. Bu sorunu çözmek için de masaya gelmek şart. Masaya çağırmak şart. Bunu sadece medya aracılığıyla çözme yoluna gidersek bunları çözemeyiz. Bu işi çözmenin tek yolu var, görüşmek, konuşmak ve neticeye bağlamak“ istiyoruz diyen Türk hükümetbaşı kimi masaya çağırıyor?Türk hükümet başının ifade edemediği ve sorun dediği Kürd-Kürdistan sorunudur.Sorunun sahibidi Kürdlerdir.Sözcüleride Kürd liderlerdir.„Bizim muhatabımız oradaki Kürt liderler değildir” dediğine göre peki muhatabı kimdir?Şimdi tüm bunlar gözlem altına alındığında Türk hükümetbaşının söylediklerinden samimi olmadığı ortaya çıkıyor. Sözkonusu söylemi ise sözde “barışcı” geçinmek istenmesinden kaynaklanıyor. Daha evel verdiği demeçlerine bakılırsa sistemin esnemez, bükülmez, değişmez politıkasının tekrarı olduğu görülüyor.Bunu da çıktığı bir yurtdışı gezisinde “Dünyanın neresinde olursa olsun Kürdler lehine gelişecek her şeye karşı duracağız” gibi gayet açık ve net bir şekil de dile getirdi.Zaten ilgili-ilgisiz her konuşmasında “tek millet, tek devlet, tek bayrak” ezberi bunun kanıtı.Bu nedenle son seçimlerle ezici bir zaferle çıkan Türk hükümetbaşından Kürd-Kürdistan sorunu karşısında olumlu bir adım atacağı beklentisinde olmak gerekmiyor. Dahası Türk hükümetlerinin sistemin resmi görüşünden farklı bir tavır sergilemesi beklentisi hiçte doğru değildir. Kürdlerin böylesi bir beklentisi olmamalı. Türk sistemin resmi görüşünün Kürd milletini inkar ve imha üzeri inşa edildiği gerçeğide biliniyorken.Kürd politıkası pembe hayaler kurup rehavete kapılmanın ötesinde Kürdlerin Türklerden kurtulmanın son savaşına göre inşa edilmelidir. Çünkü bu, Kürdlere bağlı bir olay değildir. Savaşı Kürdlere dayatan Türklerin kendisidir. Türklerin bu konu da değişeceğide yoktur.Seçim sonrası AKP milletvekili Egemen Bağış, The Sunday Telegraph’a verdiği demecinde, “Bir saniye bile tereddüt etmeyiz ve hiç kimseden izin istemeyiz” diyerek Kürdistan’ın Güneyini işgal etme tehdidinde bulunması dediklerimizin kanıtıdır.Bunun tedbiri Türklere “dostluk” mesajı vermek değildir. Bunun aksine Türklerin anladığı dilde konuşmakdır.Bu nedenle Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani’nin söylemleri yerindedir. Türklerin anladığı dilde konuşmak yerinde bir tavırdır. Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani, “Türkiye Kerkük’e karışırsa bizde Diyarbakır’a karışırız” dediğinde yer yerinde oynadı. Ezeli Kürd düşmanları hep bir ağızdan “küstah”, “haddini bilmez”, “bunun ceremesini çeker” vs. gibi küfür, hakaret ve tehditle karışık Kürd düşmanı yüzlerini gösterdiler.Oysa bu çevrelerin hergün küstahça davranarak Kürdistan’ın Güneyindeki Kürd kazanımlarını yok edeceklerini, Kürd liderlerini rencide eden küfür, hakaret, tehditleri ve Irak’ın içişlerine karışmayı kendilerine bir hak gördükleri orta yerdedir.Türkiye Türkmenlerin haklarından dem vurur. Kerkük hakkında oluorta konuşur. İran Iraklı Şiileri her konu da destekler; Suni Arap devletleri Suni Iraklıların haniliğine soyunurlar. Bu devletler, Irak’ı istikrarlaştırmak için baş vurmadıkları yol ve yöntem bırakmazlar.Peki bunlar küstahlık, haddini aşma olmuyorda Mesud Barzani’nin bir cümlesi mi haddini aşmak oluyor? Kürdistan’ın Güneyindeki Kürd kazanımlarını yok etmeyi, Kürd liderlerine küfür, hakaret ve tehdit etmeyi; Irak’ın içişlerine müdahale etmeyi kendilerine hak gören Türkiye, İran ve Arap devletleri küstah olmuyorda, haddini aşmıyorda içişlerimize karışmayın diyen Mesud Barzani mi haddini aşıyor? El insaf yani!İşin tuhaf tarafı dünya egemen güçleri, olup bitten bu komedi karşısında sessiz kalmaktan öte Kürdleri tehdit etmekten ve Türklerin “hassasiyeti”nden dem vurmaktadırlar. Bunun somut örneği ABD'nin eski Türkiye Büyükelçisi, Morton Abramowitz’in sergilediği tavırdır.„Türklerin sabrı taşıyor“, „Türklerin tepesi atmaya başlarken“ vs. argümanlarla Türklerin haklılığını teslim ettikten sonra Kürdleri tehdit etmektende geri kalmıyor.„Bağdat'taki felaket yetmezmiş gibi, Iraklı Kürtler Türkiye'yle patlamaya hazır, Kuzey Irak'taki istikrarı bozabilecek ve daha da ötesinde 60 yıldır hayati önemde stratejik müttefikliği olan ABD ve Türkiye arasındaki ilişkilere zarar verebilecek şiddetli bir tartışmaya girerken, Washington bu duruma fazlasıyla seyirci kaldı. Genel seçimleri 'aradan çıkaran' Türkiye, Kuzey Irak'a girebilir ve bu Ortadoğu'da zaten karışık olan durumu daha da karmaşık hale sokabilir.“ dedikten sonra Kürdleri tehdit etmektende geri kalmıyor. „Etkisiz istişarelere ve kararsızlığa son vermenin zamanı geldi. Tek bir ağızdan konuşarak, ABD yönetimi her ne kadar halkı PKK davasına yakınlık duysa da Barzani'yi PKK'ya karşı sıkı önlem almasının Iraklı Kürtlerin çıkarına olacağına ikna etmeli. Irak Kürdistanı şimdi yükseliyor olabilir, ancak Türkiye'nin askeri bir harekât düzenlemesi durumunda ekonomik ve siyasi başarısı tehlikeye girecektir. Ayrıca, ABD şimdi ne söylüyorsa söylesin, eninde sonunda Irak'tan çekilecek ve Kürtler bağımsız bir Kürt devletine karşı çıkan düşman komşularla baş başa kalacak. Bunun gerçekleşeceği düşünüldüğünde, Kürtlerin tek Batı'yla uyumlu ve demokratik komşularını kendilerinden uzaklaştırması akılsızca olur.“Demmek ki haklı olmak için birilerinin çıkarlarına cevap olmak gerekiyormuş. Türkler dünyanin koruma bekçiliği, Araplar cüzdanlarını doldurduklarına göre Kürdler her ne kadar haklı olsalarda haksız konuma düşüyorlar.Fakat Morton Abramowitz ve onun gibilerinin kabunlenmesi gereken bir gerçeklik daha var.Morton Abramowitz’in değişiyle “ABD’nin Kürdlere müthiş derecede ihtiyavı var.”Çıkarlar ihtiyaca endeksli olduğuna göre Kürdlerde buna uygun olarak milli çıkarlarını dile getirecekler ve almaya çalışacaklar. Herkes buna alışmak zorundadır.“Alavere dalavere Kürd memet nöbete” devri bitmiştir.Başta Türkler olmak üzere ezeli Kürd düşmanları Kürd liderleri muhatap almak ve dünya egemen güçleride Kürdlerinde hassasiyet ve kırmızı çizgilerinin olduğunu kabullenmek zorundadırlar.Aklın yolu birdir. Temenimiz bunun görülmesi ve gereğinin yapılmasıdır. Aksi taktirde kaybeden sadece Kürdler olmayacak, herkes kaybedecektir.29 Temmuz 2007
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.