ABDULLAH GÜL’ÜN „KAYSERİLİ“ ATASI ŞÊX ÎBRAHÎM HUSEYÎN SÎWASÎ KÜRD OLMASIN?
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Taha Kıvanç · 08.08.2009 · 1 görüntülenme
Devletin 'Kürt sorunu' da denilen konuyu çözmek için bir film çevrilmesine karar verdiğini, projenin hayata geçirildiğini, ama çevrilmiş filmin beklenmeyen gelişmeler üzerine rafa kaldırıldığını biliyor muydunuz?
Bayağı senaryosu, yönetmeni ve bütçesi olan bir belgesel filmden söz ediyorum...
Hani bazıları “Sorun böyle çözülür mü?“ diye soruyorlar ve bizlerden sempati bekliyorlar ya bugün, azınlıktaki bu tür görüş sahiplerini uyarmak için yazıyorum: Devlet bugüne kadar 'sorun' ve 'çözüm' üzerinde kafa yorarken pek çok yönteme başvurdu. “Artık bu konu kapansın, çözüm yakalansın“ noktasına gelen vatandaşları ikna etmek için, devlet, bir de film çevirtti bu ülkede...
Hem de bütün hassas birimlerin onayıyla: Milli Güvenlik Kurulu sekreterliği, Genelkurmay Başkanlığı, MİT, İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları temsilcilerinin kararıyla çevrildi film...
Olayı, 'Devletin Kürt Filmi: 1925-2007 Kürt Raporları' adlı kitabının (Ayraç Yayınları) girişinde tatlı tatlı anlatır Belma Akçura... Abdullah Öcalan'ın Suriye'den ayrılıp Avrupa'da dolaşmaya çıktığı, Roma'da dünya medyasını bilgilendirdiği günlerde alınır konuyu bir 'propaganda filmi' ile işleme kararı; ancak “Ne de olsa devletin çektiği propaganda filmi, görmeye değmez“ denmesin diye projeye 'özel' havası verilerek...
Şöyle özetlemiş kararı Belma Akçura: “Belgesel için devletin bütün olanakları seferber edilecek, ama film bağımsız bir kanaldan hazırlanacak... / Belgesel yapımı oybirliği ile kabul ediliyor ve belgeseli yapacak bir yönetmen bulmak için harekete geçiliyor...“
TRT kökenli bir yönetmen olan Mukadder Kızılca üzerinde altı ay sonra nasıl olsa bir ittifak sağlanır. “Nasıl olsa“ deyişim boşuna değil, çünkü istihbarat toplantısına katılanlar arasından “Önce güvenlik soruşturması yapalım“ diyen de çıkar... Bu arada Öcalan Kenya'da yakalanarak Türkiye'ye getirilmiş, İmralı'da yargılanmaya başlanmıştır...
İlk kez 1998 Kasım ayında gündemine aldığı film çekme işini, komisyon, 3 Haziran (1999) tarihli toplantısında yönetmen Mukadder Kızılca'ya ihale eder... 7 Temmuz'da yönetmenle bir protokol imzalanır... 13 Temmuz'daki toplantıda filmin maliyeti olarak öngörülen rakamın üçte biri olan 34 bin doların protokol gereği yönetmene teslim edildiği kurul üyelerine duyurulur ve makbuzu gösterilir... Aynı toplantıda, film çekimine bir an önce başlanıp en geç üç ay içerisinde tamamlanması da oybirliğiyle kararlaştırılır...
Terörle filmle de mücadele edecek ya devlet, bu işi ancak böyle yapabilir...
Durun daha bitmedi; işin neşeli kısmı asıl bundan sonra: Önce bir senaryo yazılması gerekir; 30 dakika sürmesi istenen 'devletin Kürt filmi'nin senaryosunu Prof. Mim Kemal Öke büyük bir itinayla yazar... Dokuz sayfalık bir metindir bu, ama onay toplantısında kurul üyelerinin 'değerli' katkılarıyla oluşan yeni metin 23 sayfayı bulur...
Belgeselde konuşturulacak kişilerin listesi üzerinde ihtilâf çıkar... Üyelerden biri “Kim hazırladı bu listeyi?“ diye sorar. Listeyi Prof. Öke ile emekli büyükelçi Gündüz Aktan hazırlamıştır. Liste yeterli bulunmaz, “Devlet adamı, sanatkâr, orkestra şefi gibi dünyaca tanınmış üç-beş şahsiyetten daha görüş alınması“ temennisi toplantı tutanağına geçirilir...
Sonunda, “Zaman aleyhimize işliyor, yönetmen filmi bir an önce çeksin, bitmiş hali üzerinde söz söyleyelim, o zamana kadar adamın kafasını karıştırmayalım“ görüşü hakim olur kurul üyelerine...
Dokuz ay sonra filmin çatısı şöyle böyle de olsa çatılıyor projeyi üstlenen yapımcı/yönetmen tarafından ve kurulun beğenisine sunuluyor... Kurul üyeleri metinde ve görüşlerine başvurulan şahısların ifadelerinde 'hatalar' buluyorlar; uzun bir 'düzeltilmesi gerekenler' listesi ortaya çıkıyor. Mesela PKK eylemlerinden 'ayrılıkçı terör' diye söz edilen yerlerin 'bölücü terör' diye değiştirilmesi isteniyor...
Kasım 1998'de gündeme gelen, Temmuz 1999'da ihale edilen 'Terör Çıkmazı' belgesel filmi ancak 2000 yılı Haziran ayında tamamlanır... Neden sonra... Her aşamada getirilen itirazlar yüzünden yönetmen fıttıracak gibi olur: “Hani içinde dalgalanan bayrağımız?“ denilir, filme bayrak görüntüsü eklenir... “Anıtkabir'i de koy“ derler, senaryoda bulunmadığı halde eklenir... “Askerlerin kıyafeti ne böyle, döküntü“ diyen de, “Bütün askerler tören kıyafetli; çarpışan asker böyle mi görünür?“ diyen de çıkar...
Bu arada gündem değişir, şartlar farklılaşır, terör azalır ve kurul çektirdiği filmi gösterime sokmama kararı alır... Proje için yüz bin doların üzerinde harcama yapılmıştır, ama film rafa kaldırılır...
'Devletin Kürt filmi' gerçekten...
Kaynak: Yeni Safak
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Aso Zagrosi · 3 yıl önce
Brahim Ziravav · 4 yıl önce
Brahim Ziravav · 6 yıl önce
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.