BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Firat Dîcle · 05.08.2006 · 2 görüntülenme
Katil ile mazlumun yaşadığı acıyı ve taziyeyi aynilaştırabilir miyiz ? Günlerdir bu soruyu kendi kendime soruyorum! Zorba ve katil olan biri yada birileri, öldürmek, mal-mülküne, tarlasına evine sahip çıkmak, köleleştirmek, tecavüz etmek için çıktığı seferde, kurbanları tarfından öldürülmesi ile kendini, onurunu vatan ve özgürlüğünü korumak için ölen kişi yada kişilerin acısı ayni olabilir mi? Evet bu iki acıyı aynilaştırıp, acıyı eşit şekilde içselleştirip, acının üzüntüsünü paylaşabilir miyiz? Son dönemlerde, çokça basın-yayın, yayınlanan bildirilerde, yapılan konuşma ve çağrılarda, üzerinde sıkça durup tekrarlanan, “acılarımız aynı, acılarımızı paylaşıyoruz, Birbirimizin acılarına saygı duymanın, birbirimizin yasını paylaşmanın bir "toplum" olabilmek ve bu toplumda barış içinde yaşamak açısından büyük önem taşıdığını görebilmeyi” ahlaki bir erdem gören anlayışların artması, beni derinden etkilemektedir. Bu bildirilere imza atan Kürtler büyük bir vabal altındadır. Bu anlayışın, kendi onuru ve vatanı içi şehid düşenleri ile başkalarını köleleştirmek, ezmek yok etmek için ölenleri aynılaştırilması, insani ve ahlaki açıdan kabul edilemez bir durumdur. Bu kendi onur, özgürlük ve bağımsızlığı içi ölenlere karşı yapılan büyük bir hakaret ve saygısızlıktır. Sömürgeci Türk devletinin asker, polis ve diğer kurum ve kuruluşlarının Kurdistan’da yaptığı katliamları hoş görme ve uygulamalarını meşrulaştırma ve buna haklılık zeminini kazandırma anlayışıdır. Bu anlayışın tarihsel kökenleri ezen ve ezilenlerin mücadeleri tarihi ile başattır. Günümüzde sömürgeci Türk devletinin Kurdistan’daki uygulamalarını sürdürme anlayışıOsmanlının devletinin, Balkan, Anatolia, Kurdistan, Ermenistan...vs yerlerde o ülke halklarının özgürlük ve bağımsızlığını ortadan kaldırırken yaptıkları savaşlarda ölen devşirme yeniçerilerine meşruluk ve şehidlik mertebeleri verme anlayışının bir devamıdır. Sömürgeci Türk devletinin asker, polis ve diğer güvenlik güçlerinin, Amed, Dersîm, Şemzînan, Maraş...vs yerlerde, Kürt halkını katliamdan geçirme sürecinde ölürken yada öldürülürken, onun acısını yaşayıp paylaşmak, üzüntü duymak, aslında ulusal duygu ve bilincimizin ne kadar dumura uğratıldığının, acı bir örneğidir. Kürt halkı hiç kimsenin toprağına, namusuna, onuruna, özgürlük ve bağımsızlığına göz dikmiş ve başkalarının vatanını işgal etmiş değildir. Bu uğurda, kendi vatanının özgürlük ve bağımzılığı için ölenler, bu uğurda şehid düşenler, en yüce ve kutsal insanlardır. Başkalarının, vatanlarına göz dikenler, başlarının onur ve namusuna tecavüz edenler, özgürlük ve insan onuruna düşman olanlar, onu yok etmek için ölen yada öldürülenler, insanlığın yüzkarası, adi, aşağılık, çapulcu, talancı kişilerdir. Bunların acılarına saygı duyulamaz, acı ve taziyeleri de paylaşılamaz. İşgalcı, Asker-Pêşmerge, Polis-Gerilla ayni kefeye konulup kardeş denilemez. Bunu yapmak kendi onur ve özgürlüğünü sömürgeci Türk devletine peşkeş çekmektir. Hiç bir Kûrd’ın olayları, İşgalcı Asker-Polis ile Pêşmerge-Gerillanın ölümünü aynılaştırıp, sömürgeci Türk devletinin aydını, solcusu, demokratı, islamcısı ile ayni saflarda bulunamaz. Ben bir Kûrd bireyi olarak, Kurdistan’da ölen-öldürülen her bir sömürgeci Türk devletinin Asker, Polis, Jandarma İt ve Mit’ine saygım yoktur, olanların acısını hiç bir şekilde paylaşmadığım gibi onları lanetliyorum..... Ya siz.........
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.