Siyaset

Bir Sorun Varsa Çözümüde Vardır!

Sinan KARAÇALI · 02.12.2007 · 2 görüntülenme

Herkes bir sorunun varlığından bahsetmektedir. Bu güzelde peki sorun nedir? Önce sorunun ismini koyalim. Orta da bir sorun varsa önce bunun teşhisinden başlayalim. Ondan sonra da çözüm biçimi ne olmalidir meselesine kafa yoralım. O halde doğru perspektif ne olmalıdır meselesini açığa kavuşturalım.Kürdistan bir ülke. Kürdler bir millettir.Kürd-Kürdistan bölünmüş, parçalanmiş ve egemenlik altına alınmıştır. Geçmiş bir yana Lozan´dan bu yana kendisine inkar ve imha dayatılmıştır.Bu politıka sonucu Kürdistan ülkesi ve Kürd milleti büyük tahribat ve katliamlara uğramıştır. Tarihin derinliklerine gömülmek istenmıştır. Fakat başarılamamıştır.Kürd milletinin buna tepkisi sert olmuştur. Daima baş kaldırmıştır. Gasbedilen milli haklarının savunucusu olmuştur. Buna ulaşacağı umudunu hiçbir zaman yitirmemiştır.Bugüne dek yenilsede, korkunç katliamlardan geçsede kendini yeniden örgütlemiş ve bugüne kadar yaşatabilmiştır. Bugünden sonra hiçbir güc Kürd milletini yok edemez. Bu, böyle anlaşılmalıdir. Soruna taraf olan herkes bunu böyle anlamalıdır.Sorun böyle anlaşılırsa çözümüde kolaylaşır. O halde ilk yapılması gereken şey sorunu kendi mecrasında çözmede anlaşmaya çalışmaktır. Kendi mecrasında çözüm ne demektır, sorusunu sorup bunun cevabının ne olması gerektiği konusunda samimi olmaktır. Bu yapıldığı zaman bunun cevabı Kürdlerin millet olmasından kaynaklanan haklarının verilmesi olduğu anlaşılacaktır.Bu, birilerinin sandığı gibi dünyanın sonu değildır. Hayırlı bir yoldur. En zahmetsız, en akılcı olan yoldur. Dahası Kürdlerin kabulleneceği bir yol değildır. Kürdlerin kabulleneceği yol, millet olmaktan doğan doğal haklarına kavuşmasıdır.Peki bu nasıl sağlanacak? Aklın yolu birdır. Mevcut yaklaşım ve uygulamanin tersini yapmak kaçınılmazdır. Nedır bu?Öncelikle şu meşhur „kirmizi çizgiler“, „hasassiyetler“ bir kenara bırakılmalıdır. Bu korku tabuları paranoyaya yol açiyor. Bunu aşmak gerekiyor. Yeni bir sayfa açmak gerekiyor. Dahası toplumu rahatlamak gerekiyor.Mevcut tüm yasal mevzuattın lağvedilmesi gerekiyor.Ordu dahil devletin tüm birimlerinin Kürdistan´dan tasviye edilmesi zorunluluğu doğuyor.Trakya, Lazistan, Anadolu ve Kürdistan´da bir etüt yapılması ve mevcut olan millet ve milli toplulukların siyasi, ekonomik, kültürel, coğrafik, nufüs vs. taspit edilmesi gerekiyor.Her millete bir milli devlet ve her milli azınlığa otonom bir satatükonun tanınması kaçınılmazlığı kendini dayatıyor.Ondan sonra yapılacak iş, bu milli öge temsilcilerinin yanyana gelmesidır. Ortak bir anlayışa ulaşılmasıdır. Ya ortak bir üst çatı örgütlenmesi altında ortak bir yaşam kurma; bu olmayacaksa herkesin bir diğerinin hak ve hukukuna saygı duyacağı iyi komşuluk ilişkilerinin sağlanması konusunda anlaşmaktir.Dogru ya! Yüzyillardır eşitlik temelinde insanca ortak bir yaşam kuramadık. O zaman hayırlı komşu olmayı deneyelim. Bunda ne gibi bir kötülük var?Çağdaş çözüm budur. Çeklerle Solevenler bunu başardılar. Biz niye başarmiyalım? Bu, aynı zaman ne kadar çağdaşlaştığımızında ölçütü olur. Eğer sorun tüm ağırlığıyla bugüne kadar sarkmış gelmişse, bu demektır ki, birileri henüz çağdaşlaşmamıştır. Çağdaşlaşmamak içinde ayak diretikleridir.Kürd tarafın dünden bugüne sunduğu bu çağdaş çözümdür. Doğru olan çözüm de budur. Bu çözümün gereği yapılmadıkça Kürdler hiçbir zaman şu an kendilerine dayatılan mevcut statükoyu kabullenmeyeceklerdır.Çünkü Kürdler, şunu çok iyi biliyorlar. İster çatışmalı bir ortam, ister „barışcıl“ bir ortam olsun Kürdler açısından pek fark etmiyor. Mevcut statüko sürdüğü müddetçe her iki ortamda da Kürd´e reva görülen ölümdür. Ölümün binbir çeşidi vardır. Fiziki ölümden beyaz ölüme uzanan çeşitleri vardır. Ölümlerden ölüm beğen tercih ortamı bile Kürd´e tanınmamıştır. Bunu tayin eden devletin kendisidır.Peki bu ne zamana kadar sürecek? Bunu bir bilen var mı? Var olmadığını biliyoruz. Lozan'dan bu yana uygulanan bu politıkanın sonuç vermemesi bile bu politıka sahiplerinin uyanmasına yetmiyor. Daha fazla kan, daha fazla tahribat yapmayı politıka edinmeye kararlı oldukları görülüyor. Mevcut politıkaları ortada. Dahası var. Yakıp yıkma, öldürme Kürdistan'nın Kuzeyiyle sınırlıda değildir. Kürd'ün olduğu her yer kapsam alanı içindedir. Türk hükümet başının orduya Kürdistan'nın Güneyini işgal edebilirsiniz yetkisinin verilmesi olup bittenleri açıklıyacak yeterliktedir.Bu devletin hamuru böyle yoğrulmuş. İsmine „Türk“ denilen devletin mayası bozuk. Kökü Kemalist tarih ve yönetim anlayışına dayanır. Bu anlayışta şefaflık bulunmaz. Herşey karanlık ve gizemlidır. Çokça vurgu yapılan “derin” kavramı buradan kaynaklanır. Ayak altında bu kadar ‚derin’ unsurun gezinmeside burdan ileri gelmektedırToplum buna göre şekilendirilmiş.Göçebeliğe, muhacirliğe dayalı sonradan zoraki yaratılan ‘Türk’ toplumun iç bünyesinde üretiği pisliklerin etrafa saçılması ve herşeyi kirletmeye yol açmasına varan hasta bir toplumsal yapıyla karşı karşıyayız.Türk Başbakanının şu ittirafı boşuna değildir. “Bizim insanımızda bir problem var. İnsani gelişmişlik endeksmiz düşük!”Zaten bizimde dünden bugüne dediğimiz bu değil miydi?Herşeyleri yalana dayalıdır. Yalan toplumun ve sistemin temel yasasıdır. Varolanı yok saymak, yok olanı var ilan etmek bu anlayışın felsefesidır. Kavgalı olmadığı hiçbir komşusu yoktur. Herkesi düşman gören bir yaşam biçimini içselleştirmiştır. Savaşsız yaşayamiyor. Ölmek ve öldürmekten başka bir şey düşünmüyor.Hergün durmadan düşman üretiyor. İsmi farkli olsa da daima düşman bulmakta üstüne yoktur. Birgün Rum olur, birgün Ermeni; birgün Rus olur, birgün Yahudi. Şu an revaşta olan düşman Kürdlerdir.Kimse kendini şu sahte „kardeşlik“ tekerlemesiyle kandirmasın.En değme kalemsörleri bile Hitlerin Yahudilere reva gördüğü gaz odalarını Kürdlere reva görüyor. „Ya sev ya terket“ dayatılıyor.Şimdi bu olacak iş mi yani?Kim kimi nerden kovuyor?Kürd milletinin bilinen tarisel dilimde Kürdistan´i vatan eylediği bilinmiyor mu? Bunu bilmeyecek kadar cahiller mi? Peki bilipte alsan alamasin, satsan satamasin bu dayatma neyin nesidır? Kürdler, Kürdistan coğrafyasına sonradan gelmiş değildırler. Bu coğrafyanın kadim halkıdır. Ülkelerini kimseye birakacak değildırler. Hele 21.yüzyılda bu olacak Bir şey değildır.Herkes aklını başına toplasın. Öyle asarım, keserim demekle bu işler olmuyor. Belki 20.yüzyıl ve daha evel ki dönemlerde bu tür şeyler oldu, ama bugünden sonra bu anlayışın dünya insanlığı tarafindan hoş karşılanacağı sanılmamalıdır.Miloseviç ve Saddam´ın başına gelenler herkese ders olsun.Anlaşılan ders almadıkları/almayada niyetlerinin olmadığıdır.Türk cephesinde değişen Bir şey yok.Kürd cephesinde de umut yok.Kürd'e silah bırak, Türk ordusuna Kürdistan'dan defolun diyemiyen Kürd politıkacısının sahne aldığı politik arenada Kürdlerin umudu sünüktür.1 Aralık 2007

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.