Siyaset

Bir Diplomatik Gezinin Ortaya Çıkardığı, Kürd ve Türk Farkı

Mikail Canpolat · 17.11.2005 · 2 görüntülenme

Bir Diplomatik Gezinin Ortaya Çıkardığı, Kürd ve Türk Farkı

  Türklerin, Kürdistan’a girişi yada Kürdistan’ı işgal etmeleri sadece Kürdler için değil alanda bulunan tüm halklar için yıkım, kıyım ve felaket oldu..Bu felaket, Türk Milliyetçiliğinin gelişmesiyle birlikte soykırımlara dönüştü, 19. ve 20. yüzyılda insanlığa karşı her türlü suç Kürdlere, Ermenilere, Asurlara, Yunanlara, Lazlara ve Çerkezlere karşı karşı işlendi...Türkler, sözü edilen halkların topraklarını uygarlıkların mezarlığına çevirdiler..Türkler, uygarlık olarak, siyasal ve kültürel olarak alanda bulunan halklara göre daha geri olduklarından, bu toplulukları kendisine entegre etme yada asimile etme imkanlarına sahip değillerdi..Amaçlarına varmak için tek bir çareleri vardı, çıplak askeri gücünü kullanarak alanda bulunan halkları fiziki olarak imha etmekti... Bu çağdışı ve insanlık düşmanı amaçlarını Kürdler ve bazı etnik yapılanmalar hariç tutulursa, başardılar. Bir çok halkın sorununu “tarihsel haksızlık” yaparak çözdüler.Ama, Türkler 930 yıldan beri alanda olmalarına rağmen kültürel geriliklerinden dolayı “uşak” kadılar... Çünkü diğer halkalara verecekleri ölümden başka bir şeyleri yoktu..21.yüzyıla girdiğimiz bu ortamda dünya alabildiğine küçülmüş, tüm dünya halkları yeni dünyada yerlerini ararken Kürdler ve Türkler de yerlerini arıyorlar..Son dönemlerde Kürdistan Başkanı sayın Mesud Barzani ve Federal Irak Cumhurbaşkanı sayın Celal Talabani bir dünya türüne çıktılar..Türk Başbakanı Erdoğan’da..Bu çabalar, yeni dünyada kendisine yer arama ve kendisini yeniden tanımlama çabalarıdır.Kürd liderleri dünyanın en önde gelen devletlerin Başkan, Başbakan ve Bakanlarıyla görüşürken hep aynı mesajı verdiler... Barış, çok renklilik, çok seslilik, demokratik, parlamenter, federal bir sistemi ön plana çıkardılar.. Kişi hak ve özgürlüklerini, kadın haklarını, dinler arasında işbirliği ve toleransı ön plana çıkardılar.. Mam Celal’ın Viyana’daki İslam Konferansına bir göz atmak yeterlidir.Mam Celal Papa Benedickle görüşürken hep Kürdistan Hırıstiyanlarının diğer dinlerle barış içinde yaşamalarına dikkat çekti..Kürdistan Başkanı sayın Mesud Barzani, tüm Ortadoğu ve musluman aleminin bu güne kadar yapmadığı ve hâlâ da yapamayacağı bir tarihsel ilke imza attı..Milleyet yazarı Semih İdiz’de bu gerçekliğe dikkat çekiyor ve şöyle diyor: “ Barzani’nin Papa’ya Hz. İsa’yı tasvir eden bir kilimi hediye etmesi ise Kürdlerin laiklik tavırlarını ortaya koyuyor.. Ortadoğu’da böyle bir jestte bulunacak Müslüman liderlerin sayısının az olması, hem bu jestin anlamını hem de Kürd liderlerinin Batılılar nezdindeki itibarını artırıyor” diyor..Yazar açık ifade etmese dahi, Kürdistan Başkanı’nın bu jesti bir ilktir. Bu jestin kaynağı ise Kürdistan halkıdır. Kürdistan hep çok dinli ve çok kültürlü bir yapılama oldu..Haçlı seferleri sırasında Hırıstiyanlar Kudus şehrini işgal ettikleri zaman Camileri, Sinegogları ve bazı hırıstiyan mezheplerine ait kiliseleri kapatırken, Kürd Sultan Selahadin yine aynı şehri denetim altına aldığı zaman kapatılan tüm ibadet yerlerini açtı..Bu bir Kürd duruşu ve diğer dinlere karşı gösterilen akseptans olayıydı..Kürdistan Başkanı bu jesti gösterirken, Kürdler tarafından linç edilme yada hakarette uğrama diye bir kaygısı yoktu..Sadece Kürdistan Başkanı’nın bu jesti değil, Kürdistan Hükümetinin iki idaresinin Kürdistan Hırıstiyanlarının bulunduğu her alana yeni kiliseler oluşturdular.. Var olan eski yada yıkılmış bir çok kiliseyi yeniden imar ederek ibadette açtılar..Türk Başbakanı Erdoğan’da uluslararası bir diplomatik geziye çıkmış...Fransa’da baş gösteren olayları Türk Başbakanı “Türban yasağına bağlıyor”... Biraz tepkiler alınca “türban yasağı yaşanan olayların nedenlerinden biridir” diye bir düzeltme yapıyor..Gelişmeler değerlendiren bir çok çevre “tam a la Turca bir değerlendirme” diyerek gülüp geçtiler.Yine Danimarka’da gazetelerde Hz. Muhammed karikatürleri yayınlamış.. Bu ülkede bulunan İslam Ülkelerinin Büyük Elçileri Başbakan Rasmussen’e rahatsızlıklarını ifade eden ortak bir mektup gönderiyorlar.Rasmussen bu Elçiler için de Türk Elçisinin ismini görünce şaşırıyor.Türkiye bir yandan Avrupa Birliği değerlerine bağlanmaya çalışıyor, bir yandan da ifade özgürlüğünün kullanmasından rahatsızlık duyuyor” diye tepki gösteriyor..Türk Başbakanı, Roj Tv’nin bu ülkeden itibaren yayın yapmasında rahatsız ve söz konusu yayının muhabiri basın salonunda bulunduğundan dolayı, ortak basın toplantısı katılmıyor..Yıllarca Türkiye’nin ABD’ye alınması için uğraşan Rasmussen basın mensuplarının önünde şaşırmışlığını da gizlemedi..Rasmussen Türk kafasını hâlâ kavramış değil, ondan dolayı şaşırıyor.. Bir yandan eli sopalı, katliam ve jenosidlerden sorumlu, kendisine “devleti ve milleti” koruma görevi veren , asalak bir ordu, diğer yandan kulahlı, fesli ve şeriat düzenini kurma ruyasıyla yanıp tutuşan bir Türk halkı ve ikisi arasında sıkışmış, cesaretini kayıp etmiş bir Batı yanlısı azınlık mevcuttur.. Bir demokratik güç varsa, o da Kürdlerdir. Sadece Kuzey Kürdistan’da değil, Kürdistan’ın tüm diğer parçalarında da durum budur.Erdoğan istediği, Danimarka Hükümeti, hemen Hz. Muhammed’in karikatürünü yapan şahısı içeri atmalı ve Roj Tv’yi kapatmalıdır.Çünkü Türkiye’de her zaman bu böyle olmuştur.. Eski köye yeni köprü getirilmezki...Türkler, Anayasalarına demokrasi, laiklik, kişi hak ve özgürlüklerinden söz ederken, yasama, yürütme ve yargının bağımsızlığından söz ederken hep iki yüzlü davrandılar ve yalan söylediler..Türkler, nasıl General Büyükanıt Şemdinli’de halk tarafından deşifre edilen Ali Kaya için “iyi çocuktur” dedikten sonra serbest bırakılmışsa, benzer müdahalelerin Danimarka’da yaşanmasını da istiyorlar.. Kısacası Danimarka’yı Türkiyeleştirmek istiyorlar..Ayrıca Türk Başbakanı Erdoğan Nato Parlamenter Asamblesinde konuştu.. Orada bir üye Erdoğan’a “Hıristiyan ruhanilerin Ayasofya’da ne zaman ayin yapacağını” ve bir başka üyede “ Heybeliada Ruhban Okulunun açılması” meselesini gündeme getiriyor.Erdoğan “Atina’da harebeye çevrilen camileri örnek gösterip” Ayasofya meselesinden, Heybeliada Ruhban Okulu meselesinin de “siyasallaştığını” gerekçe göstererek açık bir cevap vermekten kaçındı yada yokuşa sürdü.Sonuç olarak Kürdistan’da açılan kiliseler, Kürdistan Başkanı’nın Papa’ya Hz. İsa’nın resmi işlenmiş kilimi hediye etmesiyle, Erdoğan’ın kilise ve okul konusundaki tutumu Kürdler ve Türkler arasındaki açık farkın ifadeleridir.Buna daha fazla bir şey eklemeye de gerek yok. Siz ne diyorsunuz?16.11.05

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.