Siyaset

Bir Deneme: Tabulara Dokunmak

Rojhat Badikî · 15.11.2011 · 2 görüntülenme

Bir Deneme: Tabulara Dokunmak
Ortadoğunun en eski ve bir o kadar zulm baskılara uğratılan, kadim topraklarından sürülen horlanan, aşağılanan ama en köklü tarih ve kültüre sahip olan Kürt ve İsrail halklarının benzer yanları çok. Bu iki halk ( Kürtlerin ezici çoğunluğu Müslüman ) ortadoğuda yanlız ve sürekli bitirilmek, kökleri kazılmak istenilmiştır. Kürt’ lerin müslüman olması, Arap-Farıs ve Türk haklarının dindaşları olmalarına, İsrail halkının uğradığı uygulamaların benzerinden kurtulamamışlardır.

Kürt ve İsrail halklarının paylaştığı yazgi bir çok noktada aynilaşmasına rağmen bazı konularda, derin bir farklılığın ve ayrışmanın olduğu da bir gerçek. İsraillilerde toprağa bağlılık, sosyal dayanışma ve siyasi-politik önderliğin tutum ve davranışı beni hep etkilemiştır. Kürt halkını aktif direnişi ve İsrail halkının pasif direnişi temel önemli özellikleri olup, sömürgeci devletler karşısında yitip gitmemeninin araçları olmuştır.

İsrail ve Kürt halkının kendi kaderlerini belirlemede, kendi devletlerini kurma, ata topralarında özgür ve bağımsız yaşama da belirleyici olan politik önderlik konusunda önemli oranda farklılıklar yaşamışlardır. İki halkın önderliğinin sömürgeci devletlere karşı olan tutumlarında genelde farklı durum ve pozisyonlar ortaya çıkmıştır. İsrail halkının politki önderliği vatan ve halk çıkarlarını esas alıp bu yönde tutum takınıp, mücadeleyi esas alırken, Kurdistan ( yakın dönem) halkı önderliği ile İsrail halkının yaşadığı yaşadığı olumluluğu yaşamamıştır. Kurdistan ulusal davasaına önderlik edenler; dar-aileci ve boyundurukları altında bulundukları devletlerin çıkarlarını esas almışlardır.

Bu noktada Kurdistan’ ın güneyi önemli bir örnektir. Kurdistan’ın Kuzeyinde durum ise daha vahimdır. Kurdistan’ın kuzeyinde siyaset ve politika ipotek altında, bir adım ileri on adım geri, hiç bir hedef ve programı olmayan içi boş kuru demegojik sloganların dışında bir şey ifade etmiyor. Kurdistan halkının seçtiği BDP’li milletvekillerin, Kürt halkının sorunları ve bu sorunların çözümüne ilişkin bir çalışma planı ve kamuoyuna deklare ettikleri bir pragramları var mı? Bilen yok! Tek yaptıkları palazlanmak ve TC’ nin Kurdistan’daki sembollerini kutsamak!

Kurdistan’ ın Kuzeyinde 1970’lı yıllardan sonra politik arenaya egemen duruş olan ‘’Bağımsız Kurdistan’’ şiarı günümüzde yerini güçlü ‘’ Türkiyecilik’’ şiarına bırakmıştır. Günümüzde Kurdistan’ ın Kuzeyindeki politik arenaya Misak-ı Milli ve Türkiyecilik düşüncesi egemen olup, Bağımsız Kurdistan düşüncesi suç durumuna düşmüştur. Bağımsız Kurdistan düşüncesini savunanlar TC’ den önce, politik arenaya hakim olan Kürt politik organizasyon ve bağımsız aydınların saldırısı ile karşı karşıyadır.

Bu açıdan, Kurdistan halkının geleceği açısında, Güneyin konumu daha öncellikli bir konuma gelmiştır. Kurdistan’ ın güneyindeki gelişmeler, diğer parçaları doğrudan etkileme şansına sahip olduğu için, mercek altına alınmasını da beraberinde getirmıştır. Bundan dolayı, Kurdistan’ın güneyine ilişkin değerlendirmenin, doğru ve yanlışları dile getirmenin, Kurdistan halkının geleceği açısında kaçınılmazdır. Kurdistan’ın kuzeyinde yada herhangi bir yerde yaşamamız, bizi bu ilgi odağının dışında tutma hakkını kimseye vermez.

Kurdistan’ın Güneyin, Kürt halkının Saddam rejimine karşı ayaklanmasının (Raperîn 91) ve 20 yıl Saddam rejiminin yıkılışının üzerinden 8 yıl geçti. Mayıs 92’ de yapılan Kurdistan genel seçimlerinin ardında, Berey Kurdistan bütün yetki ve sorumluluklarını Kurdistan parlamentosu ve hükümetine bırakarak, tarihsel sorumluluğunu başarı ile sonlandırdı.

Kurdistan Parlamentous ve Hükümetinin kurulması, Kurdistan tarihinde bir ilk, dünyanın en ucra köşesinde yaşayan ve Kurdistan’ la organik bağı olmayan Kürt’leri bile sevince boğdu. 2003 yılında Saddam rejiminin, Kürtlerinde katıldığı bir operasyonla yıkılmasının ardında, Ortadoğuda artık, Güneşin Kürt halkı içinde ışınlayacağı ve tüm Kürt’ ler arasında bir ulus olmanın refleksi ile birlikte hareket etmenin coşkusu doruğa çıkmıştır. Saddam Rejiminin yıkılması yanlızca Hêwler’ de kutlanılmadı, bu coşku Mahabad, Qamişlo ve Amed’ te de yaşanıldı. Sömürgeci Türk devletlerin çizdiği mayınlı sınırlar, bir gerçekliği, Kürt’ lerin doğusu-batısı-Kuzeyi ve Güneyi ile bir ulus olma bilincini yok edememişti.

Doğal olarak Kurdistan’ın Güneyi tüm Kürt’ lerin kabesi olmuştu. Ama ne yazık ki büyük bir coşku ile karşılanan umut sürec içersinde çatırdamaya başladı. Kurdistan’ın kuzeyinde bu durum görülmezlikten gelindi. Egemen olan tapınma ve çıkar kültü, Kurdistan’ın olup bitenlerin bilince çıkarılması önünde büyük setler oluşturdu. Lidere tapınma kültürü sadece PKK egemen olmayıp bir bütün olarak tüm Kürt toplumunu ve onun siyasi-politik organizasyonlarını da etkisi altına alınmıştır.

PKK ve Öcalan, mürit-serok ilişkisi eleştrilirken Kurdistan’ ın güneyindeki siyasi yapılan ve oluşturulan serok-mürit ilişkisi es geçiliyordu. Kurdistan’ ın güneyindeki seroklar her türlü eleştirilerden muaf tutulurken yaratılan tapınma kültürünün etkileri ve toplumda oluşturulan tahribatlar görünmezlikten geliniyordu. Onlar açısında, Kurdistan’ ın kuzeyindeki parti ve bağımsız kişiler açısında, ihale ve gözyüzünü yaran, Gökdelenlerin ihtişamı önemli idi.

Tapınma değerlendirmelerinin merkezinde; Hewlêr ve Süleymaniye’ de üretim ve alt yapıdan uzak tüketici ve asalak bir toplum Dubai toplumunun kopyası önemliydi. Yıllık geliri 15 milyar dolara ulaşan Güney Kurdistanın ulusal geliri gözlerini kamaştırıyordu.

Kuzey Kurdistan’lı politik parti ve bağımsız kişilerin büyük bir çoğunluğunun Kerkuk, Şengal, Hewciye...vs yerlerde olup bitelerden, Kürt halkının burada yaşadığı dramdan habersizdır. Güney Kurdistan topraklarının yaklaşık % 35 ‘ nin kaybedilme riskinin gün be gün arması önemli değildi. Onlar için ihale ve Kurdistan’ın güneyinde karşılanma şekli önemliydi. İki dönem Kurdistan bölge başkanlığı yapan sayın Mesud Barzani’ nin, Kurdistan bölge başkanlığını PDK başkanlığı gibi kullandığı ve halen Başkanlık sarayı denilen bir makamının olmadığı ve bunun büyük bir çelişki olduğu, bireyesel-ailesel-parti ve devlet ilişkilerinin içi içe geçtiğinin ifade edilip eleştirilmemesi büyük bir handikaptır.

91 Raperîn’in üzerinde tam 20 yıl geçti.

Devam edecek.......



İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.