Bir Dönemin Sonu ve Yeni Bir Dönemin Baslangici-2
Rojhat Badikî
·
18.01.2013 · 2 görüntülenme
Türkçülüğü geniş bir coğrafyaya yaymayı esas almış.Turanci Fethullah Gülen’ in Mit Öcalan görüşmelerine yeşil ışık yakması, kamuoyuna yansıyan ‘’ çözüm taslağının’’ hayat bulması için ‘’ El de öpülür-etek te öpülür’’ demeci, görüşmelerin rotasını biraz daha netleştirmektedir. Kamuoyuna yansıyan ve Kurdistan halkına empoze edilmek istenen dayatmalar etrafında kopartılan fırtınalar, kimseyi yanıltmasın. Makalemin ilk bölümünde de belirtiğim gib iç ve dış nedenlerden dolayı, Türk devleti Kurdistan ve dünya kamuoyunun ‘’ tatmini’’ için çözüm adımları atiyor gibi bir hamlesi yapıyor maskesi altında aslında Kurdistan’ ın sömürge konumunu daha da ağırlaştırıcı adımlar atıp bunu yeni anayasa ile sağlamlaştırmak istiyor. Bunu yaparken usta bir manipülasyonla, ulusal ve uluslararası alanda destek almayı da hedeflemeyi unutmamaktadır.
Yeni anayasada ‘’etnik’’ vurguya yer vermemekle sorunun çözümü bile başlı başına büyük bir sahtekarlıktır. Türk devletinin resmi adı olan ‘’ Türkiye Cumuriyeti’’ hiç bir etnik yapıya vurgu yapmıyormuş- Üst kimlik Türkiye ve eşit vatandaşlık safsatafı....vs vs
Sömürgeci Türk devletinin yeni süreçte, Kurdistan sorunun- Öcalan-Kandil ve BDP’ yi aştığının bilincindedir. TC’ yi kaygılandıran, bu üçlünün tavır ve konumu değildir. TC’ yi asıl kaygılandıran, giderek daha güçlü bir şekilde uluslararası gündemde yer alacak olan Kürt-Kurdistan sorunun, İmralı-Kandil ve BDP’ yi aşmasa sorunudur. Böyle bir gelişme, Kurdistan sorununu TC' nin insiyatifinde çıkaracaktır. Türkiye’ nin demokratikleşmesi şeklinde, Kurdistan sorununu Türkiye’ nin herhangi bir Türk bölgesinin, ekonomik ve demokratik katılım sorunu şeklinde çözmenin yeterli olmayacağıdır.
Kürt tarafı diye tabir edilen tarafların Kurdistan sorununa bakış açıları, yaptıkları açıklamalar ile Kamuoyunda üstlendikleri yükümlülükle bu işin ehli olmadıkları, Kurdistan sorununda bir programa sahip olmadıklarıdır. Yaptıkları tek şey, Türk devletinin, siyasi partiler, sivil demokratik kuruluşlar! Basın-yayın aydınlar- yazarlar...vs ler aracılığı ile yaptıkları psikolojik saldırılar karşısında ezik-büzük bir savunma psikolojisi ile ‘’ bölücü olmadıkları ve TC’ nin sembol ve değerlerine bağlı ‘’ olduklarını ispat etme talaşı ile Kurdistan sorununa yaklaşmalarıdır. Psikolojik saldırı ve psiokolojik eziklik altındaki görüşmelerin, soruna çözüm olmayacağı açık.
Sömürgeci Türk devleti psikolojik saldırılarını boyutunu daha genişleterek, Kurdistan sorununun çözümünün; Sınır ve Toprak sorunu olduğu şeklinde yaklaşanları etki altına alarak olası tavır ve görüşlerini, Barışa ve kardeşliğe karşı yıkıcılık olarak lanse etme, kan, göz yaşı ve ölümlerden beslenen rantçı kesimler olarak göstermenin daha önceden hazırlanmış bir plan-program çerçevesinde yürütüldüğü ortadadır.
Adına ‘’müzakere-barış görüşmeleri’’ adı verilen Mit-Öcalan görüşmeleri öncesi iki tarafın sahip oldukları; imkan ve olanakları alabildiğince hareket geçirmeleri ile yoğun bir şekilde ‘’ Provakasyon’’ lara dikkat demelerinin yoğun propağandaları altında Pariste Kurdistan`in üç nazlı fidanına karşı girişilen hunharca katliam ve sonrasidaki ajite ve gerçekleri ters-yüz eden söylem ve yazılar, dikkat çekicidır. Özellikle Sakine’ nin ‘’Başkan Apo’’ ya bağlılığı yönündeki yazı ve propağandalarını ‘’ Sakine Cansız ‘’ın dışarı davet edildiği ‘’ Temmuz Çözümlemelerini’’ okuyan bir vatandaş olarak, beni şaşkınlık içinde bıraktı?
Paris’ te üç Kurdistan Fidanına karşı yapılan hunharca eylem, Fransa İstihbaratının bigisi dışında (geçmişte Paris’ ın bu konudaki zaafiyetleri düşünüldüğünde ) gerçekleşmişe kesinlikle ortaya çıkacak ama kamuoyuna açıklaması nasıl olacak, bu nokta muğlak olacaktır.
Sonuç itibari ile 29 yıldır süren ve 10 binlerce Kürt gencinin kaybına yol açan, Yüzbinlerce Kürt’in vatanını terk etmeye zorlayan, binlerce Kurdistan köyünün yıkılmasına ve Kurdistan demografisinin bozulmasına ve Turkistan’in ( Türkiyenin) Askeri, Ekonomik ve Politik olarak uluslararası alanda güçlenmesine neden olan bu ‘’hileli’’ savaşın durması, Kürtler açısında bir yıkım olmasına rağmen, içinde, yarınların yeni filizlenmelerinin yeşermesine neden olacak tohumları bünyesinde barındıracaktır. Kurdistan sorunu, sömürgeci bir devletin idari ve demokratik sorununu kat be kat aşan bir halkın özgürlük ve bağımsızlık sorunudur.
Bu açıdan, Sömürgeci Türk devleti İmralı ile olası bir ‘’antlaşmanın’’ kısa ömürlü olacağının bilincindedir. Özellikle Türk basının bazı Kürt akıl hocası Türk aydınlarının, bu noktaya dikkat çekmelerini unutmamak gerekir. Bu tavsiyeler bir köşeye not edilmedir. Türk devletinin geçici olarak gördüğü ‘’antlaşmadan’’ azami ölçüde yararlanıp alabildiğince; Kürt ve Kurdistan sorununu minimize etmeye çalışma amaçları her zaman önplanda olacaktır.
Özellikle 80 sonrası Kurdistan halkının başına musalat edilen yapı ve yapılanmaların son enkazları, bu süreçte tasfiye olmayı yaşıyacak, eski köhneşmiş, habire kısır bir döngü içersinde kendisini yenileme şansına sahip olmayan ama perdeleme görevini ‘’ yurteseverlik’’ maskesi altında sürdürenlerin miadlarının dolması ile yeni bir kuşağın, bilgili ve teknoloji nin imkanlarını usta bir şekilde kullanabilecek yeni kuşakların tarih sahnesine çıkmasına zemin sunacaktır. (Bu nokta da görevimiz onlara yardımcı olmak, maddi ve manevi olarak yanlarında bulunmaktır.)
PKK dışındaki örgütlerin, 1998 yılına kadar APO ve PKK’ nin engelleyiciliğinden sürekli dem vurarak minderde kaçak güreşmeleri Apo’ nun imralıya gelmesi ile Kurdistan’ın kuzeyinde örgüt erozyonunu yaşamasının ( ANDIÇ kararlarına sıklıkla vurgu yapmaları gülünç olduğu kadar ilginç özellikler taşımaktadır!) mantıkı bir izahı olmalıdır.
Bölge ve uluslararası gelişmeler, Kurdistan sorunun uluslararası boyutu ve ulusal bilincin çocuk yaştaki genç generaller içersinde maddileşmesi ile korku duvarının yıkılmasından dolayı eski dönemin duvarlarının çatırdadığı ve bu çatlaklarda yeni bir kuşağın, düşmanından nefret eden ve topraklarında özgür ve bağımsız yaşamak isteyen kuşağı içinde barındıran yeni bir dönem başlamıştır.
Ortadoğunun yeniden şekillendirilme istemleri, Kurdistan halkının çıkarları ile örtüşmektedir. Sömürgeci Türk devletinin Kurdistan halkını geleneksel alavere-dalevereye getirme arzu ve telaşı bundan kaynaklanmakta.
Lê Mirina Gûrê Har Nêzîke…..
18.01.2013
Genève
Rojhat Badikî