BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Þeref Laþer · 20.06.2006 · 2 görüntülenme
1993 yılında köln’de kalabalık bir yürüyüşte 20- 25 kişilik genç bir grupla yürüyordum. Gençlerin kendi aralarındaki konuşmalara kulak veriyordum. Konuşmalarında anladığım kadarıyla değişik şehirlerdeki üniversite ögrencileriydi. Kendi aralarında kürtçe konuşuyorlardı, zorlandıkları zaman Almanca ve ingilizce kelimeleri de kulanarak diyaloglarını sürdüyorladı. Bazen politik konulardan, bazen yabancısı olduğum konulardan bahsediyorlardı. Ama biri Kürdistanda yaptığı izin anılarını anlatığı zaman yada kürdistanda duyduğu bir fıkrayı anlattığı zaman gruptaki herkes - bu arada kulak misafiri olan ben- ilgiyle dinliyorduk. İçlerinde müzikle uğraşan iki kişinin anlatımlarını herkes kahkaha dinliyordu. Onlarda ya bir köyün delisini, ya bir çobanı, ya köylü kadının anlatımlarını tipik bir kürt örjinalitesi olarak sunuyor kürt kültürünün bir parçası olarak sahipleniyorlardı. Doğrudur ki bir köylü kendi yöresinin tipik lehçesini konuşur, kendi yöresinin fıkralarını anlatır,daha fazlasını bilmez ve analatamaz. Gençlerin kendi aralarındaki konuşmalarından çıkardığım sonuç biraz nostalji biraz dünden kalma kürt kültürünü yaşatma kaygisi vardı. Yürüyüş bitip Miting alanına geldiğimizde Gençlerin konuşmalarına artık bende katıldım.Yürüyüş dağıldığında, gençlerin yarısı gitti .kalanlar ise “bu amca ilgiç şeyler söylüyor hele bir dinliyelim “ diyerek daha sakın bir yer aradılar. Uzunca bir sohbet oldu. Gençler marburg, köln, Frankfurt Aachen Amsterdam ve lille üniversitelerinde okuyorlardı. Çoğu Kürdistanı sadece izin döneminde görmüşlerdi, ama Kürdistan ulusal kurutuluş davasına inanmış ve katkıları olmasını isiyorlardı.Çok rasyonel düşünüyor soruları da aynı şekilde mantıklı ve canalıcı konularda idi. Kısaca gençler birikimli idi ve bir kaç dili mükemelce kulanabiliyorlardı. Gençler bir çok konuda benden daha derinlikli idiler. Ben Gençlere,1900 kuşağını, 1930 kuşağını, 1950 kuşağını ve nihayet kendilerinin de dahil olduğu 1970 kuşağını, bunların yaşadıkları dönemdeki dünyanın ve kürdistanın durumunu anlatmaya çalıştım değişimi ve farklılıkları belirttim. 1938 e kadar süren kürt isyanlarının temel gücü ve önderliği köylü idi. Kürdistan çapında modern ulusal örgütlü yapıları olmadan, Türk sömürgeciliğinin kürdistanda yeni temeller üzerinde inşa edilmesine karşı tepki hareketleri olarak ortaya çıktılar.Var olan ulusal örgütler ya çok zayıf yada isyanlar onların etkinliğinde gelişmedi. Kürt ulusal hareketlerinin uluslararası ilişkileri ya yoktu,, ya da çok zayıftı. Şehirler türklerin askeri işgal alanı ve idari merkezler dışında bir rolleri yoktu. Yani Kürdistandaki şehirler 1950 lere kadar, sömürgecilerin merkezleri ve etki alanları idi, üretimden kopup tüketim merkezleri, sermaye nin sananiyinin olmadığı merkezlerdi.Ermenilerden alınan sermaye ve topraklara türklere verilmiş ve kürdistanın içinde yeni koloniler oluşturulmuştu. Bu dönemde kürdistan çok yoksullaştı, sehirler türkleştikçe sönükleşti. Yüzbin nüfusu geçen, wan, dıyarbakır, bitlis antep, Erzurum şehirleri 20 -30 bine kadar düştü. Şehirler arası ulaşım ticaret iyice sönükleşti. Kürtler, türk sömürgeci güçlerinin kısmen zayıf oldukları kırsal alanlarda kapalı yaşamayı tercih ettiler. 1950 lerden sonra dünayada ırkçılığın ve faşizmin yenilgisinden sonra, türkiye sovyetler birliğinden korktuğu için kapılarını batılı ülkelere açtı ve onlara teslim oldu. Bu dönemden sonra türkiyede ve kürdistanda kapitalizm hızla gelişti, kürdistanda sömürgecilerin askeri ve idari merkezleri olan şehirlere kürtler hızla yerleşerek şehirlerin dokusunu değiştirdiler.şehirler hızla kürtleşti. Ama aynı zamanda asimilasyon politikası ve türkleştirme çabaları da hızlandırıldı. Kürtçe konuşanlara kelime başına 5 para veya bir kırbaç cazası veriliyordu. Okullarda her 10 kişinin başına bir “başkan” konuyordu ve bu başkanın görevi akşamları kapılara kulağını dayıyarak evde kürtçe konuşan ögrençileri tespit ederek ögretmene gerekirse jandarmaya bildirmekti. Gerçi bu başkanlar da bizdendi, ama görevine sadık olanlarda yok değildi. 1950 den sonra doğup şehirlerde büyüyenler bu nedenle kürtçe bilmezler. 1968 yılında Elazig buğday pazarında nohutlarımı satmaya çalışırken, birkaç kişinin “ sen nerelisin ulan, türk değilimsin” ukalaca sorusu gençlik damarıma dokunduğu için “dersimliyim ve kürdüm” dedim. Gerisi bir roman. Kan revan içinde hakkımı aramaya ve teslim olmamaya kararlıydım. Başvurdugum her yerden dayak yedim, nohutlarımı satmama da yasak konmuştu. Sonunda beni dövenlerden birini buğday pazarında tek yakaladım, dövdüm, nohutlarımı da elazığda bırakarak kaçtım. Bizim kuşak benzer olayları çok yaşadığı için örnek olsun diye aktardım. Türklerin asimilasyon politikası etkili olsada sonuç alamazdı, çünkü türkler askeri alan dışında kürtlere göre daha geri konumlarda idi. Kürtlerin daha güçlü , köklü ve yerleşik kültürleri dilleri ve yaşam tarzları vardır. Türkler ise bir kısmı geleneksel yaşamlarını dürdürürken bir kısmı batı kopyacılığı olan , türk milliyetçiliğininde ilham kaynagı olan avrupai ama kopyacı bir yaşam tarzı vardı ve bunu kürt milletine de dayatıyorlardı. Onların bu sahte kültürle kürtlerin yerleşik köklü kültürünü asimile etmeleri mümkün olamazdı.aksine kürtleri asimile etsinler diye kürdistanda yerleştirtikleri türkler kürtleşti. 1950 lerden sonra şehirlerin kürtleşmesi beraberinde birçok değişimi getirdi. Ticaret,ve sanayinin gelişmesi, tarımın ticarileşmesi modernleşmesi, köylülerin işçileşmesi büyük metropollere hata Avrupaya göçlerin olması, teknolojinin kürt toplumuna etkin bir şekilde girmesi karayollarının gelişmesi kürt bölgeleri arasında ticari ve sosyal ilişkilerin gelişmesi, kültürün bölgesel özelliklerini kırıp milli kültür haline gelmesi, telefonun traktörün, kamyonların, otobüslerin, TV nin toplumun her birimine girmesi, toplumun gelenksel dokusunu değiştirdi ve dünya ile bütünleştirdi. Biz bu ortamda sosyalizmle tanıştık, sosyalizmle milli mücadelemizi birleştirmeye, milli mücadelemizi de dünya ile bütünleştirmeye çalıştık.ne yazıkki geç kalmıştık. Sosyalizmin yükselişte olduğu dönemde 190 ulus SSCB ile dayanışma içinde sömürgeciliği tasfiye ederek ulusal devletlerini kurdular. Sosyalizmin çöküş döneminde biz sosyalist temelde ortaya çıktık. Geç kalmıştık. İçimizde yabancı dil bilen üç beş kişi idi. Metropollerde okuyan üç ile beş bin arasında üniversiteli kürt gençliği vardı. Daha önce üniversite okuyanlar, genellkle varlıklı ailerin çocukları idi bunlarda ya türkleşmiş ya da sosyalizme karşı oldukları için bizden uzak duruyor, kişiseli hesaplar peşinde, ya belediye başkanı ya milletvekili olma hevesinde idiler. Dünya ya yeni açılmış kürt toplumunda aydın diyebileceğimiz, birkaç kitap okumuş ama inançlı üniversiteli kürt gençliğine karşı militarist türk sömürgecilerinin saldırısı çok sert oldu. Tecrübesizdik, tarihimizi yeterince bilmiyorduk, elle tutulur bir tecrübe bir miras bize bırakılmamıştı. Yazılı kürt kaynkları yok edilmişti. Doza Kürdistan kitabı için İstanbul’dan Cizreye gittigimi, bu kitabı almak için bir hafta beklediğimi, kimden aldığımı kimseye söylemiyeceğime dair yeminler ettikten sonra alabildiğimi hatırlatmak isterim. Batılı kaynaklara da ulaşamıyorduk.Bize silahın dışında bir seçenek bırakılmamıştı. Bu konuda da yetersizdik.ama gençtik ve inançlıydık. Hızla örgütlendik. Kürdistanda en ücra köylere kadar gittik. Kürt halkı mücadelesine sahip çıktı. Sömürgeciler şaşkınlık içinde idiler. 1980 eylül darbesi KUKM karşı geliştirildi. Çok kayıplar verdik. Ama teslim olmadık. Sizin durumunuza gelince. Çok farklı koşullara ve imkanlara sahipsiniz. Çoban sılo, yoksul ırgat,eşkiya hekimo edebiyatını geride bırakmanız lazım, Kürdistanı dünya değerleri ile bütünleştirme yetenek ve imkanlarına sahipsiniz ( Devam edecek.)
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.