BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Richard Holbrooke · 25.10.2006 · 1 görüntülenme
Irak politikasının iflas ettiği kesinleşmişken, Bush'u Irak'tan çekilmeye başlamaya çağırıyorum. En iyi yöntem, siyasi çözüme odaklanıp askerlerin yerlerini değiştirerek bölgesel yönetimleri güçlendirmek. Bir Türk-Kürt savaşını engellemek için Kuzey Irak'a da asker konuşlandırmalıyız Sevgili Başkan, Kongre seçimleri biter bitmez ve sonuçları ne olursa olsun, başkanlığınızın en tayin edici kararını almak zorunda kalacaksınız; belki de 1965'te Vietnam'da savaşa girme kararı veren Lyndon Johnson'dan beri bir başkanın almak zorunda kalacağı en zor karar olacak. Bu, 11 Eylül 2001'den sonra verdiğiniz kararlardan da çok daha zorlu. O günden bugüne bir ülkeyi şoka sürükleyip, Afganistan'daki Taliban'ı ve Irak'taki Saddam Hüseyin'i devirdiniz; İran ve Kuzey Kore'yle nükleer programları nedeniyle karşı karşıya geldiniz. Bütün bu örneklerde kendine güvenle ve ezici bir halk desteğiyle hareket ettiniz. Şimdi bütün bu dört proje de çöküşün eşiğinde. Çok daha az halk desteğiyle ve başkanlık döneminizin sonlarındayken, Afganistan'daki son gerilemeyi tersine çevirmek, Kuzey Kore'yi altılı görüşmelere döndürmek, işlerin kendi istediği gibi gittiğini düşünen dik başlı, tehlikeli bir İran'ı tecrit etmek ve hepsinden önemlisi, Irak'ta ne yapılacağını bulmak zorundasınız. Şimdi izninizle bu savaşla ilgili son derece tatsız bazı yargılarda bulunacağım. Pratikte anlamsız işler yapılıyorGenel anlamda konuşursak, önünüzde üç seçenek var: 'Aynen devam etmek', bir yandan siyasi bir çözüm için sıkı baskı yaparken savaşı kızıştırmak veya Irak'tan çekilmeye başlamak. Ben üçüncü yolu savunacağım; kusursuzluğundan değil, ehvenişer olduğundan dolayı. Geçen hafta radyoda yaptığınız konuşmada, "Irak'taki hedefimiz açık ve değişmedi: Zafer" dediniz. Ve eklediniz: "Değişen tek şey taktikler... Sahadaki komutanlar, düşmanın önünü bilhassa Bağdat'ta alabilmek için yaklaşımlarını sürekli uyarlıyorlar." Tek umudum, bu kelimelerin içerdiği anlamı kastetmemiş veya söyle-diklerinize inanmıyor olmanız. 'Aynen devam etmek' bir strateji değildir; bu bir slogandır, ülke içi siyasette işe yarar, fakat sahada anlamı yoktur. Gerçek tercihiniz, daha fazla yüklenmek veya vazgeçmek arasında. Eğer zafer gerçekten sizin hedefinizse, Irak'a uzun süre önce daha fazla asker göndermeliydiniz. Siz ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Irak'taki komutanların sürekli daha fazla askere ihtiyaç duymadıklarından dem vurduğunu söylüyorsunuz; fakat dürüst olmak gerekirse, teknik anlamda doğru olsa da bu, aldatıcı bir şey. Mesele bariz ve basit: Irak'ta görevi tamamlamak için yeterli asker yok ve hiçbir zaman da olmadı. Peki daha fazla asker nereden gelecek? Pentagon bütün gönüllü ordunun tükenme noktasına geldiğini söylüyor; artık 42 yaşındakiler bile askere çağrılıyor ve orduya katılım standartları düşürülüyor. Afganistan'da da daha fazla askere ihtiyaç var. Ve ilave birliklerin de dalgayı kıramadığını bir düşünün. ABD hâlâ asker göndermeye devam eder mi? Savunucuları bile savaşı güçlendirmenin bir dönüm noktası yaratacağından emin değil. Son seçenek, savaş halindeki bir başkan için en zoru: Hedeflerinizi değiştirin, zaten başlamış olan iç savaştan elinizi eteğinizi çekin, siyasi iktidar paylaşımını öngören bir anlaşmaya azami çabayı sevk edin ve bölgeyle dünyada daha fazla hasar oluşmasını engellemek için gayret edin. Çözüm gevşek federasyondaSizi en sert eleştirenler bile çekilmenin riskle malul olduğunu anlıyor. ABD'nin çekilmesinin ne tür kanlı sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarılarda bulundunuz. Böyle bir trajediyi önlemek birinci önceliğiniz olmalı. Bu ve diğer nedenlerle kesin bir çekilme takviminden yana değilim, zira Amerika'nın kalan hareket imkânını ve itibarını da kaybetmesine yol açar. Fakat Amerika'nın çekilmesi halinde döküleceğini söylediğiniz kan aslında çoktan dökülmeye başladı ve yaptığımız hiçbir şey bu sürecin daha da hızlanmasını engelleyemedi. Mevcut durum devam ederse, bir yılda Irak'ta 40 binden fazla insan ölecek demektir. Maryland Üniversitesi'nin yaptığı son araştırma, Iraklıların yüzde 78'inin 'ABD'nin askeri varlığının çatışmayı önlemekten çok kışkırttığına' inandığını ve yüzde 71'inin ABD'nin bir yıl içinde çekilmesini desteklediğini ortaya koydu. Sizi gerçekçi hedefler ortaya koymaya, askerlerimizin görev alanlarını yeniden belirlemeye ve siyasi çözüm çabasına odaklanmaya çağırıyorum. Saddam Hüseyin'in devrilmesini sevinçle karşılayan ve güvenini bize bağlayan, fakat sonuçta sadece hayatlarını tehlikede bulan Iraklılara bunu borçluyuz. Siyasi bir çözümle ABD'nin bakanları değiştirip ilerleme için süreler tayin ederek Başbakan Nuri el Maliki'nin konumunu güçlendirmeyi amaçlayan mevcut çabalarından çok daha güçlü bir şeyi kastediyorum. Senatör Joe Biden ve Les Gelb, Bosna Savaşı'nı 1995'te sona erdiren müzakerelere atfen, siyasi duruma 'Daytonvari' bir çözümü savunmuşlardı. Bununla, üç ana grup için güçlü özerklikle yapılandırılacak gevşek bir federasyondan ve petrol gelirlerinin paylaşımına dair bir anlaşmadan dem vuruyorlardı. Sizin yönetiminiz bu önerileri elinin tersiyle itti ve Gelb bunları iki yıl önce ilk kez dile getirdiğinden bu yana çok zaman kaybedildi ve durum çok daha zor bir hale geldi. PKK'yı engellemek zorundayızNe var ki daha iki hafta önce Irak meclisi, uygulamayı 18 ay için ertelemeyi öngören ilginç bir yasayla birlikte, daha güçlü bölgeler yaratmak yönünde büyük bir adım attı. Bu yasayı iktidar ve petrol geliri paylaşımına yönelik barışçı bir çözümü müzakere etmek için kaldıraç olarak kullanabilirsiniz; bir yandan Irak'taki güçlerimizi yeniden konuşlandırır ve sayısını azaltırsınız. Bu çaba başarısız olabilir, fakat denemek de bir şey kaybettirmez. Bu önerinin Irak'ı üç ülkeye böleceğini ve topyekûn iç savaşı tetikleyeceğini söyleyenler fikri yanlış tanıtıyor, üstelik yerine de hiçbir şey önermiyor. Ne yaparsanız yapın sayın Başkan, Amerikan askerlerini, henüz güvenli olan, fakat gerilimin de giderek arttığı Kuzey Irak'a yani Kürdistan'a göndermek zorundasınız, son derece gerçek bir risk teşkil eden bir Türk-Kürt savaşı ihtimalini böyle azaltabilirsiniz. Böyle bir ABD varlığını hem Türkler hem de Kürtler memnuniyetle karşılar, fakat buna Kürt teröristlerin Türkiye içlerine yaptıkları saldırıların engellenmesi eşlik etmek zorunda. Bu, özel birliklerin terörist bir tehdit ortaya çıktığı takdirde Irak'ın diğer kesimlerine hızla hareket etmesine de imkân verir ve dünyaya Amerika'nın Irak'a girerken dile getirdiği amaçlarından vazgeçmediğini gösterir. Son yıllarda politika değişikliği öneren herkes, 'bırakıp gitmek istemek'le suçlandı. Bu söylem, söz konusu krizin gerektirdiği partilerüstü tutuma zarar veriyor. Fakat, kesin bir takvime bağlı olmaksızın Amerikan askerlerinin sayısını azaltma ve siyasi bir anlaşma arama kararı alsanız, Demokrat Parti'nin sorumlu liderliği mutlaka sizinle hareket eder. Bilhassa James Baker ve Lee Hamilton'ın ortak başkanlığındaki Irak Çalışma Grubu ciddi politika değişiklikleri önerdiğinde bu birliktelik kendisini daha da gösterir. Söz konusu öneriyi, partilerüstü bir ulusal uzlaşmayı inşa etmek yönünde bir başlangıç noktası olarak kullanabilirsiniz. Karşılıklı suçlamalara tahammülü olmayacak kadar ciddi bir kriz bu. 2008'deki başkanlık seçimi kampanyası sırasında hâlâ savaşta olursak, ki bu yolda devam ederseniz öyle olacak gibi görünüyor, bu hiçbir partiye yarar getirmeyecek, sadece halefinizi şimdi sizin yüz yüze karşınızdaki aynı tercihlerle baş başa bırakmaya yarayacak. Fakat halefiniz çok daha kötü koşullar altında kalacaktır. (ABD'nin eski BM temsilcisi, Bosna savaşını sonlandıran Dayton Anlaşması'nın mimarlarından, 24 Ekim 2006) Kaynak Radikal Gazetesi
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.