Berwarto'ya , Hek ve K.Fani Doğan' 10 puanlık uzman sorusu

Mehemedé Paloyé · 30.08.2008 · 1 görüntülenme

Bréz Berwarto

Aşağıda Adem (a.s) ın Kürd olduğu iddia edilen yazıyı ilk okuyanlardan biriyim.
Açıkcası bana ilkokul günlerimi hatırlattı.Bir farkla ! Onlar herşeyin Türklerden
türediğini iddia ederken burda ise ana figür Kürdlerdi.

Buda pek önemli değil.Herkes bildiğini söyleme hakkına sahip olduğu gibi
saçmalama hakkınada sahip olmalıdır.

Asıl ilginç olanı ise bir Türk atasözüne tam uymasıydı.Biri bir taş atar kuyuya
işte akıllı geçinen kırk kişide çıkarmaya çalışır.Bunların içinde , entel HEk,
Dezam Kenan dan sonra seninde bulunman beni epey güldürdü !....

Eğer bu bizim bildiğimiz ilk insan olan Adem peygamber ise , yani Havva anamızın
kocası olan babamız ise , o zaman ondan başka insan yeryüzünde yoktu.
Eğer yazıda dikkatinizi çekmişse Adem (a.s) Hindistan'a gidiyor.
Niye gidiyor ? ézdiliği yaymak için !
Peki ondan başka insan yoksa , o zaman kimlere anlatacak ?
Eğer ben bu sorunun yanıtını çözersem dünyanın en akıllı adamalrı arasına
gireceğim. Lakin çözemiyeceğim apaçık belli olduğu için,
kaldıkmı Elazizli ? Anlarsın ya açıkca Deli kaldığımı söylecek değilim ya!...

De hadi hepimize kolay gelsin .....

İlgili

Yorumlar (4)

Kenan Fani · 18 yıl önce

Merhaba Deza, Berwarto alevi. Anladığım kadarıyla HeK ateist. İkisi de bu işten alınlarının akıyla yırtar. Sen müslümansın. Dindarsın. Fazla dindar olmamakla beraber ben de müslümanım. Biraz daha yazarsam Müftü Mücdeddin gibi tımarhaneye kapatılmakla kalmam bir de onun gibi harici (dinden huruc eden, dinden çıkan) sayılırım. İşi sen de biliyorsun bam telinden yakalamışsın. Dini konularda çoğu kez yazmaya cesaret edemiyorum. Ya alevilerden olurum ya sünnilerden, ya êzdîler incinir ya ali ilahiler. Hepsine saygılı olmayı esas alan bir tutarlılığa ise bazen ateistlerimiz "din kuyrukçusu" isnadıyla vururlarki maazallah. Dediğini anladım. Bari sen vurma. Bu arada dini bilgilerimin gelişmesinde emeği olan büyük alim Mücdeddin Efendi'yi rahmetle ve şükranla yadediyorum. Hürmetler.

Berwarto · 18 yıl önce

OOO xalê Mihemmed ez heyra tu cawa yî. Derler kí, kirk kanatlı, kırık kanatlı kuş; Yola çıkmışlar Kaf dağına doğru. Uzunca gitmişler ve yüksekten uçarak.Aleme ve alemde gidişatı konuşa konuşa. Tek bir amaçla bu kuşlar havalanmiş. Tanrıyı aramakmış maksatları. Uzun bir yolculuktan sonra varmışlar oraya ve başlamışlar saymaya; Ne bır fazla ne de bir eksik, tamı yamına kırk. Bence arıyan sonunda kendini bulurmuş.' Onun içindir ki; ben de Kürd Seyd Nesimiyi rehber alarak; 'ÜŞÜDÜM,MELANET HIRKASINI GİYDİM KİME NE! SORDULAR, NESİMİ YARİN İLE HOŞ MUSUN...O yar benim,hoşta olsam kime ne...! Kenan Fani dostun belirttigi gibi...Halacin; En el hak kavramindan pişerk dünyayı seyre daldım. Ve o kırk kuşlardaki hıkaye ile ben de katarına katıldım ve dile geldim ki dile kolay; DIN IMAN, AYIN IMAN KURDISTAN...! Bunu bilir bunu söylerim.Başka da hakikatım yoktur kek Mıhemmed ve gözlerinden öperim. Rivayete, rivayet ekliyerek; Kenan Fani ye selam ve saygilar...HEK in de gözlerinden öperim.

HeK · 18 yıl önce

merhaba MP beni kendine dert edinmen bile gozlerimi yasartti. ancak yas ilerleyince dikkattinde azalmis. sozunu ettigin'n o zincirin baslangic yazisina yazdigim yorumu senin guzel hatirin icin burya tekrar asiyorum aynen soyle: "bir de yorum mu yazalim? kim uydurur bunca deli sacmasini?" yani o ilk yaziya yorum bu kadar yani o kuyudan tas cikartmaca yok. ancak daha sonra baska mecraya kayan tartismaya duhul etmek icap ediyordu cunku orda mevzu ademden cikti kendine guven sorunu olan halkimiza nasil guven veririz sorununa donustu sonrasi da senin kuyudan tas cikartma metaforu hikayesi ki o kuyya tasi halkimiz atmis durumda ve sen de o halkin attigi taslari cikartmaya cabalayan akillilar ekibindensin ha birde su benim mahlasin uzerine torklarin irzina gectigi o sifati eklemeseydin ne guzel olacakti. o sifatin hakkiyle kullanimi iyidir ve seni de kapsar. torklarin kucumsedigi seye benzemez. kullanilmasi da gerekmez. olmayaki karsindakine kucumseyici bir laf cakma niyetinde degilsen. neseli ve saglikli gunler HeK

Hemdo · 18 yıl önce

Karinca kararinca bende uzerime elzem olmayan bu soruya bir cevap vereyim 1. Ademin Kurt olup olmadiginin ispati yok 2. Ademin Allah tarafindan yaratildiginin ispati da yok. Ya inanirsin yada inanmazsin. Hangisine inanaiyorsan senin icin gercek odur. 1.A. Ademin Kurtlugu meselesi tabiiki bir biyolojik Ademin Kurtlugu degildir. Adem bu hali ile bir mitolojik olgudur. Iste bu mitolojik olguyu ilk yaratan ulus kim ise Ademde otomatikmen onlardan oluyor. Adem kavramini Islam 1400 yildir soyliyor. Adem kayramini Yahudiler 3000 yildir soyliyor Adem kavraminin olustugu Ortadoguda 5000 yildir yasayan Kurt halki 5000 yildir Ademden bahs ediyor. Bunun boyle oldugu iste tartisma esnasinda dillendirildi. ISTE bu sebebden dolayi adi var kendi yok Adem Kurt farzediliyor. Bilmem anlatabildim mi? 2.A. Modern bilim Ademin Allah tarafindan yaratildigina dair daha bir delil bulamadi. Belkide Darwinin soyledikleri dogrudur. Bu durumda Ademi Allah degilde bir halk yaratmis oluyor. Kim bu Ademden bahs eden ilk halk?

Kenan Fani · 18 yıl önce

Merhaba, Benim bugüne kadar okuduklarımın tümü Adem kavramının menşei olarak Jerusalem'i (Kudüs) gösteriyor. İlk insana ve peygamberliğe indirilmeden önce tapım gören bir tanrı olduğu, Jerusalem tanrısı olduğu, dolayısıyla mitolojik bir olgu olduğu söylenebilir. Bu konuda seninle hemfikirim. Hepa (Heva-Havva), Hurriden, Hitit'e, Kilikya Krallığından (Kizzuvatna) Urartu'ya, kadar yaygın tapım görmüş bir tanrıça. Bu ilk saydıklarımda Hepa ismiyle kabul ve tapım görmüş. Mitanni'nin ilk üç tanrısında anatanrıça var ama adı Hepa değil. Sumer'de anatanrıça tapımı, Babil rahibeleri ve Asur'da anatanrıça kültü, eski araplar arasında islamiyete kadar varlık sürdürdüğü Mekke'deki putlarla kayıtlara geçen anatanrıça kültü ile birlikte düşünüldüğünde Önasya ve Ortadoğuda çok uzun bir zaman dilimi yaygınlık arzeden bir tapım şekline tanıklık ediyor. Hurriler saydığımız halklardan devlet olmuş en eskisi. Diğerleri Sumer ve Hurri'nin mirası üzerinde yükseldi. Daha eskisi Çatalhöyükte bulunan anatanrıça heykelcikleridir. İ.Ö. 7000 yıllarına tarihleniyor. Jeriko ise İsrail sınırları içerisinde İ.Ö. 7500 yıllarına tarihleniyor. Jeriko'yu inceleme fırsatım olmadı, burada aynı kültün izlerine rastlanıp rastlanmadığını bilmiyorum. Adem'in Hindistan'a götürülmesine bazıları alay ederek yaklaştılar. Ben hiçbir hipoteze alayla yaklaşmam ve yaklaşamam. Sadece mevcut bilgilerimle kıyaslarım. Reddetmek ve onaylamak yetkisini de kendime alıkoymam. Bilgilenmede sınır konulmaz. Bilgilenmenin yetkisi yoktur. Yetkesi ve yeteneği vardır. Hindistan'ın kuzeyini kapsayacak şekilde hint-avrupalı dil ve hint-avrupalı olarak diğerlerinden ayrılan kültür İ.Ö. 1500 yıllarında istila dalgalarıyla Hindistan'a yayıldı. Hindistan'ın güneyi ve bu arada Sri Lanka(Seylan)'nın bir kısmı hala hint avrupalı diller grubuna dahil olmayan dravidi diller konuşuyorlar. Elam'ın dili de Susa sürecine kadar dravidi gruptan bir dildir. Susa süreciyle hint-avrupalı dil eskiyi tasfiye eder. Hindistan'a hint-avrupalı dil ve kültürün yayılmasında sıçrama tahtası gören medeniyet merkezi oldukça ünlü bir tarihi şehir olan Pali-putradır. Ben, Hindistan'ın kuzeyinden Yugoslavya, İran ve Amerika da dahil olmak üzere gerek Avrupada gerekse Kürdistan'da birçok Bali-Pali-Palo-Palu sıfatlandırması içeren şehir isimleri buldum. Türklerin ciddi araştırmacıları türkçenin sanskritçe etkisinde oluştuğunu itiraf ederek türkçenin yapay ve yamama bir dil olduğunu kabule mecbur kaldılar. Sankritçe kürtçe yakınlığı çok kez işlendi. Bütün bunları kürtlükle açıklamak abesle uğraşmak olur. Bu bilgilerle olsa-olsa kürtlüğün kökenine, kültürel kaynaklarına daha sağlıklı yaklaşmak olanaklı hale gelir. aksini iddia etmek güneş-dil teorisinin kürt versiyonu olurki bilimden çok politikanın hem de ırkçı mayadan usaresini alan bir politikanın malzemesi olur. Buddha, kendini tanımlarken babasının adının Sakyamuni olduğunu belirtiyor. Ansiklopedilerde bu bilgiye rahatlık ulaşılabilir. Sakyamuni Buddha'ya göre sakyaların (iskit, eşkan) kralı anlamına geliyormuş. İskit bahsi yahudi, asur, pers, grek, hint kaynaklarında geçiyor. Her halk kendi fonetiğine göre isimlendiriyor. Kırım'dan Saksonya'ya, İskoçya'dan Sicilya'ya, İran'dan Hindistan'a kadar göçmüş ve savaşmış bir halk topluluğu olarak geniş bir coğrafyada hareketlilik gösteriyor. Herodot'un hikaye olarak naklettiklerinin dışında iskitlere dair görgüye dayalı tanıklıları da kitabında var. Med bahsinde de iskit kralı Madiyas'ın Keyaksar tarafından yenilmesine değiniliyor. Keyaksar'ın babası Feruar(Firyar)'ın iskitlerle çıkan savaşta öldürüldüğü bize ulaşan bilgiler arasında. İskender'in babasının da iskitlerle yürüttüğü savaşta bir gözünü kaybettiği İskender'le ilgili kitaplarda yazıyor. Bütün bunları bu halkın hareketliliği ve geniş bir coğrafyada varlık göstermesine misal olarak veriyorum. Başkaca bir iddiam yok. İddia dayanakta. İsteyen bulur. Ben sadece yolunu ve yöntemini göstereceğim. Coğrafi isimler ve etnolojik isimlendirmelerle ilgili olarak isterseniz internet araştırması yapınız, isterseniz ansiklopedik araştırması yada sözlük araştırması yapınız. Dünyanın her yerinde iskit etnolojik sıfatlandırmasını çağrıştıran SK yada SC ünsüzleri içeren topluluk isimlendirmeleriyle Bali-Pali-Palo-Palu isimlendirmelerini aynen tesbit edeceğiniz gibi BL ve PL ünsüzlerini içeren coğrafya yada şehir isimleri bulacaksınız. Bunlara zaman-zaman Susa-Şuşa-Sason-Sasun formlarıyla SS ve CC ünsüzlerini içeren isimlendirmeler eşlik edecektir. bu denli yayılan bir halkın gittiği yere inançlarını götürmemesi ve gittiğ yörelerin inançlarını etkilememesi olası değil. Ben, BL ve PL kavramının inançlarla ilgili olduğu sonucuna vardım. Hitit'in imparatorluk dışında ana ülkesi iki büyük eyaletten oluşuyordu. Pala ve Tumana. Buna ilaveten Pala dili ayrıca kayıtlara geçmiş sözlüğü olan bir dildir. Hitit'in 'çekridek ülkesi' sınırları içinde yer alan Katpatuka (kappadokia) yani Halys (kızılırmak) yayı çevresinde yer alan bugünkü Nevşehir'in ismi "Türkiyedeki Tarihsel Adlar" isimli Bilge Umar'a ait kitapta Scania olarak veriliyor. Hitit döneminde de PL-SC yanyana. Yazılı kaynak olmadığı zaman dini kavramların ve şahsiyetlerin yer değiştirmelerinin farklı kişilere ve kavramlara yüklenebileceği ihtimalini düşündüğüm gibi, aynı kişi ve kavramların farklı dillerde farklı isimlendirmelerle yer alabileceği ihtimalini de hesaba kattım. Kesinlikten kaçınarak belki de diyorum.. Êzdî inancında yer bulduğu anlaşılan bu sözlü anlatım gerçek boyutu da taşıyor olabilir. Çünki olumlamak yada reddetmek konusunda hiçbir veriye sahip değiliz. Kabullenmek kadar reddetmenin dayanaklarından da yoksunuz. O halde not edelim. Yanlışta olsa bilgi saklamak zazarlı değildir. Yanlıştan kaçınmaya olanak sunar, bu anlamda bir yarar içerir. Bilimde bilgiyi reddetmek yada küçümsemek yoktur. O güne kadar edinilmiş bilgilerle kıyaslamak ve analiz etmek vardır. En aykırı ve en saçma görünen bilgi de sonuçta bir bilgidir. Doğruluğuna katılıp katılmamamız ayrı bir meseledir. Kuşkuyla yaklaşma hakkını bilimin bizatihi kendisi ilgili olan herkese verir. Sonuçta, yazılı belgeden yoksun olduğumuz konularda ve hele oldukça girift olan mitoloji bahsinde kesin yargıya varmak son derece güçtür. Bunun yerine malzemelerimizi biriktirerek geleceğe saklamak daha yararlı olacaktır. Değerli bilgilerini paylaştığın için kalbi teşekkürlerimi sunuyorum. Hürmetlerimle.

Eliye Remi · 18 yıl önce

Ademin bu kesmekesli durumunu uzerine Tum Insanligin Faydalanacagi net bir sekilde aciklama getirdigin icin minnetdariz sana. Kurtlerden (ezdilerden) baska adem hakkinda rivayet edip 5000 yila dayanan tarihi bir halk yoktur tabii. Mezopotamyada yasayan en eski uygar´ kavim sayilan Sumer mitolojilerinde Adem yoktur. Bu olgudan dolayi Adem mitolojisini yaratanlarin da bizatihi kurtler oldugu hicte o kadar zor anlasilacak bir konu degildir. Sonra bir iki kelimeyle Darwin konusuna degindiniz. Onun hakli olup olmadigi konusuna... Size kisaca sunu diyeblirim ki Darwin in EKSIK HALKA diye adlandirilan teori kirikligi 2004 yilinda Darwin in 200 sene onceden aynen haber verdigi gibi, TAAKALIT denilen bir kesif ve bulguyla onarildi ve bu teori cok saglam bir sekilde TAMAMLANDI. Yani Darwin in EVRIM TEORISYLE DOGAL SECIM (natural selection) denilen teorisi TAM KESINLIK KAZANDI. Soyleki Darwin HAYATIN KOKENI´nin teolojinin iddia ettiginin tam tersine TABIATIN DOGAL SECIM sonucu olarak tabiatin kendisinin yarattigini iddia etmisti. Insanlarin da suda olusan ve sonra karaya cikan canli oldugunu iddia ediyordu. Ama FLORA (nebat/bitki alemi) FAUNA (hayvan alemi) konusunda cok genis ve derin bilgisi olmasina ragmen Darwin SUDAN KARAYA cikabilen o canli yaratiginin varligini yasadigi o donemde birturlu ispat edememisti. Ama Darwin in bu teorisi isiginda calisma yapan bir gurup Amerikali uzman, 2004 yilinda yedi yillik bir arastirma sonucunda Darwin in yasarken varligina isaret ettigi fakat birturlu kesin bir sekilde bulundugunu gosteremedigi TAAKALIT diye adlandirilan AYAKLI BALIK haywaninin miljonlarca yillik FOSILINI Alaskada (butun dunya kitalari tek kita iken adlandirilan PANGEA da) buldular. Yani Darwin hakli cikti gibi, Kurtlerin Adem konusundaki SOZLU ve hatta YAZILI (Cilwe) YAZINLARINDA aynen bahsedildigi sekilde kisa bir tarih ve antropolojik calismasi sonrasinda gercege uygun bir teori ve musbet bilim uzerindeki rayina pekala oturtulabilir.. Selam ve saygilar Eliye Remi

Kurde Rast · 18 yıl önce

Efsanelerde her sey mumkun. Zaten efsaneler doga ustu hikayelere dayanir ve mantigi yoktur. Mesela, yanilmiyorsam Uhud savasi olacak, muslumanlarin anlattigina gore colde eshabeler sussuz kalmis ama sonra Muhammed bir mucize gostermis ve her on parmagindan su fiskirmis, ashabelerde doya doya suyu icmis. Simdi eger dunyada bir tek insan yasiyorsa ve bu inan dini yaymak icin Hindistana gidiyorsa ahmakca bir karar almis oluyor lakin dunyada sadece bir insanda yasiyorsa o trek adamin Hindistana gitmesi mumkun olabilir fakat bir insanin on parmaginda suyun fiskirmasi mumkun gorulmuyor. Herkese selamlar,