BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 22.07.2005 · 2 görüntülenme
Almanya Başbakanı Gerhard Schröderin Türkiye gezisi sırasında Berlinde Türkiyenin AB üyeliği tartışıldı. Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, müzakerelerin başlamasının önünde herhangi bir engel görmediğini yinelerken, muhalefet, hükümetin Türkiye politikasını sert bir dille eleştirdi.
Başbakan Gerhard Schröder, Türkiyede sıcak mesajlar verdi. Bir yandan da, Türkiyeyi reformları sürdürmeye ve yapılmış reformları daha süratle uygulamaya geçirmeye çağırdı. Aynı saatlerde başkent Berlinde de başbakanın gezisi dikkatle izleniyordu. Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, yabancı gazetecilerle görüşürken, Başbakanın gezisi hakkında yorum yapmayacağını söyledikten sonra, Schröder döndükten sonra gezi hakkında ayrıntılı bilgi alacağını belirtti.
Schröderin Türkiye gezisinde Ermeni sorununun da yeniden gündeme geldiği ve Türkiyenin Alman meclisindeki tartışmalardan duyduğu rahatsızlığın hatırlatılması üzerine Fischer, Alman meclisindeki Ermeni tartışmasının, beklenenlerin aksine, çok düşündürücü ve konunun ciddiyetine uygun bir tartışma olduğuna inanıyorum diye konuştu. Fischer sözlerini, Herşeyden önce bu trajik konunun taraflar arasında tartışılması gerektiğini düşünüyorum ve zaten tartışılıyor da. Bütün güçlüklere ve aşılması gereken engellere rağmen tartışmanın başlamış olmasını iyi buluyorum şeklinde sürdürdü.
Fischer erteleme beklemiyor
Alman Dışişleri Bakanı, Türkiyeyle Avrupa Birliği arasında 3 Ekimde başlayacak tam üyelik müzakerelerinin, Hırvatistan örneğinde olduğu gibi ertelenebileceği yolunda Alman kamuoyunda var olan beklentilere katılmadığını vurguladı. Fischer, hem Avrupa Birliği hem de Türk hükümetinin yapılması gerekenin ne olduğunu bildiğini belirterek şöyle konuştu:
Her iki tarafın da kararlaştırılan zaman planının başarıyla uygulanmasında çıkarı olduğu için, tüm tarafların Ekim ayındaki bu tarihe sadık kalınmasının önkoşullarını yaratacağından hareket ediyorum. Şu ana kadar bana gelen başka yönde bir bilgi de yok. Bu nedenle, Avrupa Birliği zirvesinin kararının hem içeriği, hem de takviminin uygulanacağını umuyorum.
Muhalefetin tepkisi
Buna karşılık ana muhalefet Başbakan Gerhard Schröderi Türkiyede Alman çıkarlarını savunmamakla suçladı. Hristiyan Sosyal Birlik Partisi Meclis Grubu Sözcüsü Michael Glos, Kuzey Ren Vestfalyada iki hafta sonra yapılacak yerel seçimi hatırlattı ve Schröderin bu eyalette yaşayan Alman vatandaşı Türklerin oylarını almak için Türkiyede seçim kampanyası yaptığını ileri sürdü. Glos, Türkiyenin ne ekonomik, ne de siyasi bakımdan Avrupaya katılmaya hazır olmadığını savundu ve Schröderin konuştuğu Türklere gerçeği söylemesini istedi.
Hristiyan Demokrat Birlik Partisinin Dış Politika Sözcüsü Wolgang Schaeuble ise daha yumuşak konuştu. Schaeuble, Türkiyenin çok güvenilir bir ortak olduğunu vurguladıktan sonra, Fakat bu, Türkiyenin Avrupa Birliğine katılmasını gerektirmiyor. Türkiyenin Avrupa Birliğine tam üyeliği konusu, insanların siyasi bir birliğe olan inancını yoketmeden, Avrupanın nereye kadar genişleyebileceği de düşünülerek değerlendirilmelidir şeklinde konuştu.
Almanyanın Erfurt kentinde çıkan Thüringer Allgemeine adlı gazetenin Türkiye ile ilgili değerlendirmesi şöyle:
Türkiyenin AB standartlarından hala çok uzakta olduğu artık bir sır değil. Ancak Ankara, Avrupalıların amacının ne olduğunu da bilmek istiyor. Gerçekten de İslam dünyasıyla bir köprü kurulmak mı isteniyor yoksa göstermelik olarak uzattıkları ellerini sonunda geri mi çekecekler? AB ülkelerinde bundan böyle seçmenlerden oy almak isteyenler, Türkiyenin üyeliğinden korkanlardan yana tavır almak zorunda. Tıpkı Fransada Avrupa Anayasası karşıtlarının ve Almanyada Birlik Partilerinin yaptığı gibi Görünen o ki Avrupa Birliği, Ankara ile müzakerelere başlarken, zigzaglarla dolu bir rota izlemeyi sürdürüecek gibi. Bu ise Türkiyedeki reform taraftarlarının, içteki muhafazakarlarla mücadelesini daha da zorlaştıracaktır.
Kadın hakları ve Ermeni sorunu ile ilgili Türkiyenin oldukça hassas olduğuna dikkat çeken Nürnberger Zeitung ise Almanya Başbakanının bu konularda pek suya sabuna dokunmak istemediğini savunuyor:
Kadının Türk toplumundaki yeri gibi kritik noktalara konuk başbakan oldukça temkinli bir şekilde yaklaşmaya gösterdi, zira evsahiplerinin bu konuda hayli hassas oldukları ortada. Türkiye, ayrıca Ermeni soykırımı ile ilgili Almanyadaki tartışmaların da önüne geçmeye çalışarak bu konudaki hassasiyetini de gösterdi. İşte bu nedenle Almanya Başbakanı Schröder, Türk meslektaşı Erdoğan tarafından ortaya atılan ve Ermeni olaylarının araştırılması için tarihçilerden oluşan bir komisyon kurulması şeklindeki öneriyi onaylarken üzerinde de bir yük kalkmış gibiydi. Bu komisyonun çalışmaya başlamasının yıllar alacağını Schröder de anlamış olmalı. Ancak bu pek önemli değil, zira o zamana kadar Türkiyenin üyeliği konusu çoktan açıklığa kavuşmuş olacaktır.
Bielfeldde yayımlanan Neue Westfälische ise Türkiye başta olmak üzere ABye aday diğer ülkelerin durumunu ele alıyor ve Brükselin AB Anayası ile genişleme arasında bir tercih yapması gerektiğini belirtiyor:
Zor aday Türkiye konusunda ABnin aklının başına gelmesi belki de Birliğin kapasitesinin yeniden sorgulanmasını sağlayacaktır. Böylelikle AB Komisyonu ve AB Konseyi yayı haddinden fazla germekten kaçınabilir. Dün Romanya ve Bulgaristan, bugün Hırvatistan, Bosna, Karadağ yarın da Türkiye ve Ukrayna Avrupanın bu denli büyümesi insana korku ve endişe veriyor doğrusu. Belki de Fransızlar, Avrupa Anayasası referandumunda hayır oyu kullanarak, Birliğin kendine gelmesini sağlayabilir. Zira 25ler topluluğunun hayatta kalabilmesi için yeni üyelerden ziyade ortak bir Anayasaya ihtiyacı var.
Deutsche Welle
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.