Siyaset

Ben „Demokrasiyi“ Hiç Sevmedim!!

Mikail Canpolat · 21.10.2006 · 2 görüntülenme

  Orta dereceli okullarda başlayarak hepimiz bu muhteşem kavramın sırı hakkında çok şey duyduk..Hocalar çok bilmişcesine, demokrasi kelimesini „demo“ (halk) ve „krasi“(yönetim) kelimelerin birleşmesinden geldiĝini, Yunan kökenli olduĝu ve „Atina Demokrasi“sine kadar bizi götürüyorlardı.Daha sonraki eĝitim süreçlerimizde hepimiz, şu veya bu şekilde Montesquie’yi, Jean J. Rousseau’yu duyduk veya okuduk..Biz Kürdler de ezilen, sömürülen bir halk olarak, ister istemez demokrasiyi ve onun bize getireceĝi özgürlükleri düşünmeye başladık ve uĝruna mücadeleye atıldık...Demokrasi hakkında çabalarımız sürdürürken, ister istemez herkes gibi bizim de karşımıza „doĝrudan demokrasi“(halkın doĝrudan yönetimi) ve „dolayli demokrasi“ (halkın temsicileri aracılıĝıyla temsili) gibi demokrasi çeşitleri çıkmaya başladı. Bizler saĝ ve sol hareketler içinde yer almamıza baĝlı olarak, „burjuva demokrasisi“, „proletarya demokrasi“si yada „sosyalist demokrasi“si gibi kavramlarla tanışmaya başladık.. Bir arada sosyalizme yakın durmak isteyen bazı ülkelerde „halk demokrasi“leri mantar gibi türemeye başladı. Dünyanın bir çok yerinde ne kadar diktatörlük varsa hepsinin bir yerinde „demokrasi“ yada „demokratik“ gibi kavramlar vardı. Ama, hiç bir yerde bizim saĝda solda okuduĝumuz „halkın doĝrudan iktidarı“ görülmedi.... Bazı dönemler, çeşitli iktidar boşluklarında böyle şeyler ortaya çıktı. Halk zincirlerden kurtulmuşcasına herkesi, yani kendisinden olmayanları, bazen de kendisini de biçiyordu.. Ama her zaman bir yerlerden bazı „demokurnazlar“ı çıkmış süreci istedikleri yöne kaydırmaya başarmışlardır.Sivil toplum kuruluşlarının güçlü olduĝu, büyük mücadeleler neticesinden bazı ekonomik, hukuki, siyasal ve sosyal haklar kazanmış olan ülkeler hariç tutulursa, genelde halk iktidar karşısında seyirci ve atıl durumundadır. „Halkın temsilcilerinin“ kendilerine sundukları alternatifler arasında halk hep denemeler yapmıştır. Bu denemler esnasında halk hep „U“ dönüşleri yapıyor.. Siyasilerde öyle.Türkiye’de „Comhuriyet“, „demokrasi“ ve „laiklik“ maskesi altında bir yüzyıl boyunca Kürdlere karşı her türlü insanlık suçu işlendi, soykırımlar yapıldı. Türk devleti, devlet olarak yaptıĝı suçları adlandıran kesimleri dahi suçlu bulmaya başladı..Bazı kesimler, bu yaşanan durumun „cumhuriyetin demokratikleştirilmeyişinden“ kaylandıĝını ileri sürerek katil cumhuriyette demokrasi elbisesini giydirmeyi amaç ettiler... Bunu da „demokratik cumhuriyet“ olarak ileri sürdüler.Kürd ulusal bilincinin yükseldiĝi ve Kürdlerin kendi ulusal haklarını elde etmek için topluluk olarak ortak hareket etmeye başladıĝı andan itibaren, „grup“ ve „topluluk“ yok, „birey“ ve „vatandaş“ var çıĝlıkları yükselmeye basladı.... Kısacası „devlet“ ve „vatandaş“ arasındaki ilişkilere çeki düzen verme girişimleri ortaya çıkmaya başladı.Teorik olarak ileri sürülen bu tezler, Türklerin cehnemleştirdiĝi ülkemizde biraz kulaklara hoş geliyor.. Ama, bu tezler biraz irdelendiĝi zaman arkasında yine Kürdleri boşa çıkarma, kürd ulusal bilinci ve ortak hareketliliĝini yoketme girişimi vardır.Herkes demokrasiden, özgürlüklerden sözediyor... Eĝer Kürdler, demokrasiyi kendisine baz olarak alırsa ve biz Kürd halkı olarak kendi kendimizi yönetmek istiyoruz, millet olarak kendi kaderimizi özgürce belirlemek istiyoruz desek, tüm „demokratlar“ karşımıza dikilir. Solcular, „sınıfı“ böldüĝümüzden; islamiler, ummeti, liberallar „ sürü“ olduĝumuzu ve askerler „vatanı böldüĝümüzden“ dolayı bize tavır alırlar.Tüm bu çevrelere verilecek cevap açıktır. Kürdler, kendi devletlerini kurduĝu zaman, tüm yukarıda sözünü ettiĝimiz ideolojik ve siyasal yapıları olacak, her biri özgür Kürdistan’a kendi renklerini vermeye çalışacaklar ve projelerini topluma sunacaklar. Güney Kürdistan’da tüm ideolojik yapılanmalar var ve her biri şu veya bu oranda kendisini ifade özgürlüĝüne sahiptir... Güney Kürdistan’daki özgürlükler, azınlık haklarından, dinsel gruplara karşı yaklaşımlara, kişi hak ve özgürlüklere kadar Türkiye dahil tüm bölge devletlerinin çok çok üstündedir.. Hangi ideoloji, siyasi kılıflar arkasında gizlenmiş olursa olsunlar, Türklerin yapacaĝı en iyi şey Kürdlerin yakasını bırakmaktır.En iyi demokrasi ve demokratlık başka halkların iradesine saygılı olmaktır.Ama, böyle demokrasiyi kimse istemez... Herkesin demokrasisi kendisine göre, Türklerinki ise a la Turca..... ABD, Saddam rejimini yıkmak için askeri güçlerini Ortadoĝu’ya gönderdiĝi zaman „bölgede demokratik bir düzenleme“ yapacaĝını ve diktatörlüĝe son vereceĝini gerekçe olarak ileri sürmüştü.. Saddam rejimi yıkıldıktan sonra, Kürdler, Sünniler ve Şiiler kendi „demokratik“ tercihlerini yaptılar.. Bu halklar eskisi gibi birlikte yaşamayacaklarını ve yeni bir ortak yaşam konusunda ise anlaşamadıklarını her geçen daha açık bir şekilde görüyorlar..Bazı kesimler, birliĝi zorla tesis etmek için çaba içindeler. Ama yürümüyor.. Dünyanın bir çok siyasal ve askeri gözlemciler, bu işin buraya kadar olduĝuna son günlerde daha çok vurgu yapıyorlar..ABD başkanı Bush , demokrasi adına birlikte yaşama şansları kalmamış kesimleri zorla bir arada tutmaya çalışıyor. Başka bir söylemle kendi politikasının ortaya çıkardıĝı sonuçların varacakları doĝal neticesini „aktüel durumdan daha kötü“ olacaĝını söylüyor..Yani Kürdler, Şiiler ve Sünnilerin bugün içinde bulundukları de facto baĝımsız devletlerini resmileştirme olayı, bugünkü Irak „iç savaşından“ yada kendi söylemiyle „Vietnam“a benzeyen Irak’tan daha kötü olacaĝını ileri sürüyor ve Kürdlerin baĝımsız devletinin „Türkiye ve Suriye için sorun yaratır“ diyor.Demokrasi ve özgürlükler kanlı diktatörlükler için her zaman sorun olmuştur... Kürdlerin tüm dünya halkları gibi kendi devletlerini kurması en basit demokratik haktır..Ayrıca ne zamandan beri Amerika, Suriye için sorun yaratmak istemiyor? Yoksa Suriye’yi Iran’dan uzaklaştırmak için ABD Kürd kartını mı oynuyor. Bush’un bu konuşması tersinden alındıĝı andan itibaren Türkiye ve Suriye devletlerine Kürd sopasına sahip olduĝunu anlamını çıkarmakta olanaklı...Ama sonuç olarak demokrasi bir kavram olarak insanın kulaĝına çok hoş gelir, ama herkes kendisine göre bu kavramın içini ya doldurur yada boşaltır...Biz Kürdlerin sorunları gündeme geldiĝinde bu demokrasi hiç bir şeye yaramadı.. Kürdistanı birinci dünya savaşı esnasında bölenlerde „demokratik“ ülkelerdi....Saddamları, kemalistleri destekleyenlerde onlar........ Bu demokrasi ve Kürd ilişkisine baktıĝım zaman „demokrasiyi“ hiç sevmedim... 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.