Siyaset

BEN CEVAT SOYSAL’IN EŞİ BAHAR

Bahar Soysal · 14.02.2006 · 2 görüntülenme

Benim  adım Bahar Soysal. Moldavya’da yakalanan Cevat Soysal’ın eşiyim.Cevat’la 1988 yılında evlendim. En büyüğü 15 yaşında Mazlum, Fırat, Zeynep ve Almanya doğumlu olan Zelal adında dört çocuğum var. Hayatımı çocuklarımla geçiriyorum.Eşim Cevat, 1980’lerden sonra PKK davasında yedi yıl yatıp çıktı. Kendisi çıktıktan sonra evlendik ve kendisine bir çayhane açtı. Bu halde bile polis kendisini rahat bırakmadı. Sürekli taciz etti. Baskı uyguladı. Bunun üzerine Batman’ı terk etmek zorunda kaldı.Nereye gittiğini ne bize söyledi, ne de biz sorduk. Sadece bana ‘Polis beni rahat bırakmıyor. Ve Cengiz Altun’un öldürülmesinden sonra durumlar karışacak’ dedi. Gerçekten de artık Batman’da öldürülmeler başladı. Cengiz’den sonra bir çok insan da öldürüldü. Ama şu an isimlerini hatırlamıyorum.Uzun bir zaman kendisinden haber alamadık. Ben ailesiyle beraber kalıyordum. Sonra bize telefon etti ve İstanbul’da kaldığını söyledi. Ama hala ne iş yaptığını ve nelerle uğraştığını bilmiyorduk. Bazen telefon açıyor, bazen de gizli gizli gelip-gidiyordu. Polis bize gelip onu hep soruyordu. Biz ‘Bilmiyoruz’ dememize rağmen onlar İstanbul’da kaldığını öğrenmişlerdi. Daha sonra, telefon da etmez oldu. Ve bir gün telefon açtı. ‘Almanya’dayım. Beni merak etmeyin’ dedi. Bize abisi Enver ve ailesi yardımcı oluyordu. Ama bu sefer baskılarını Enver’in üzerinde yoğunlaştırdılar. Bizim Almanya’ya gelmemizi istiyordu. Ama nasıl gidecektik ? Ailesi ve akrabaları vasıtasıyla üç çocuğumla bin bir eziyet ve cefa ile Almanya’ya kendimiz attık. Almanya’da işlerimizde pek sıkıntı çekmedik. Çünkü kendisi daha önce iltica etmiş ve ilticası kabul edilmişti. Biz de aile birleşmesiyle kaldık. Burada da kızım Zelal doğdu. Cevat yine eve pek uğramıyordu. Bana bir gün rahatsız olduğunu söyledi. Ve kontroller yapıldı. Hepatit B-C çıktı. Yani siroz. 15 Şubat 1999’da Abdullah Öcalan Kenya’da yakalandı. Ondan hemen sonra ise eşim Cevat ise, Moldavya’da yakalanıp Türkiye’ye götürüldü. Cevat’ın yakalanması en az Abdullah Öcalan’ın yakalanması kadar etki yaptı. Türkiye ve Dünya basınına yansıdı. Bu konuyla ilgili olarak dokümanlar dosyamızda mevcuttur. Cevat günlerce -hastalığına rağmen- işkence ve baskılar gördü. Tutuklanıp savcılığa çıkarıldı ve tutuklandı. İçerde hastalığıyla ilgili hiç bir ciddi müdahale yapılmadı. Adeta kendi kaderiyle baş başa bırakıldı. Bir anlamda ölüme terk edildi.Yapılan yargılama neticesinde 21 YIL AĞIR CEZA aldı. Şu anda –halen Ankara/Sincan Cezaevi 13-15’de yatmaktadır. Bu son bir senede ise,  haftada 10 dakika bize telefon etme hakkı vermişlerdi. Bir iki hafta önce telefonda; ‘Hastalığım giderek ağırlaşıyor. Şartlarım iyi değil, beslenemiyorum. Eğer telefona gelmezsem Açlık Grevi’ne girdiğimi bilin.’ dedi. “Benim bu açlık grevim ; tamamıyla şartlarımın düzeltilmesi, sağlık, ilaç tedavilerimin tedarik edilmesi ve insani şartların bana sağlanması içindir.Sağlığımın daha çok kötüleşeceğini biliyorum. Ama başka çarem de yok. Zaten biliyorsun, son beş yıldır benim hiç kimseyle alaka ve ilişkim yok. Kendi başıma demokrat, aydın bir bireyim. Senin elinden ne geliyorsa yap. Senin dışında sesimi duyuracak kimsem de yok. Benim için üzülme. Seninle hayatımı birleştirdiğimden bu yana hep acılar verdim. Başka bir sermayem de yok. Üzülme ve benim sesim ol, olabilirsen”Onu dinlerken daha çok da kahroluyordum. Ve en çok da elim kolumun bağlı olmasına ve hiç bir şey yapamadığıma üzülüyordum. Bunun üzerine dayısının oğlu ve bir kaç akrabasına haber verdim. Bana yardımcı olmalarını istedim. Şimdi bir kadın, bir ana, bir eş ve bir insan olarak size sesleniyorum,Ne yapabilirim? Ne yapabiliriz? Benim aklıma hiç bir şey gelmiyor. İlkokulu bitirmiş bir insanım. Türkçe meramımı yazabiliyorum. Bu Türkçe’mi de bir akrabam düzeltti. Hele de dört çocukla beraber Almanca ise sadece günlük alış-verişlerimi yapmanın dışında bir şeye yaramıyor Almanca’m. Ama hiç bir şey yapamamak benim kahreden bir durum.Durumumu sizlere aktarıyorum. Bir olmasa iki, iki olmasa üçüncüsü bir yardımda bulunur, bir yol yordam bana gösterir. Bu bir başlangıçtır en azından. Ya elimin ulaştığı her yere ulaşacağım, eşimin durumunu anlatacağım, ya da bir kiliseye sığınıp çocuklarımla, eşimin yaptığı gibi açlık grevine gireceğim. Daha şimdiden çocuklarımın morali bozuldu. Okullarını aksattılar. Bana hep soruyorlar : ‘Anne babamızın durumu ne olacak?’ diyorlar. Ben onlara da bir şey söylemiyorum. Kısa ve net olarak, durumum ve eşim Cevat Soysal’ın durumu bu. Bize bu konuda yardımcı olun.Yüce insanlık değerleri adına yalvarıyorum.Selam ve saygılarımlaBahar SOYSALZur Burmühle 33 C41199 MönchengladbachKaynak : Nasname 

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.