ABDULLAH GÜL’ÜN „KAYSERİLİ“ ATASI ŞÊX ÎBRAHÎM HUSEYÎN SÎWASÎ KÜRD OLMASIN?
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Yüregi Agriyan Bir Kürd! · 05.10.2009 · 1 görüntülenme
Cemal Bayik gibi kör beyinler PKK'da olup genclerimizi hic birsey ugruna sinek gibi ölüme sürükledikce Kürdler Kuzey'de hep kaybedecekler. Nedenine gelince:
Cemil Bayik Kürdistan Post'tan aktardigim asagidaki yazisinda söyle bir denklem yapmis:
Bir yandan: PKK
Diger yandan: TC, NATO, ABD, Fransa, Almanya, Israil hepsi savasilacak düsman.
Bunlarda yetmez, daha birakuzide var icinde: KDP/YNK de bunlarin isbirlikcisi oldugundan onlarda düsman? Peki dünyada sizden taraf kim kaldi?
Herhalde Kandil de yan yana dizilmis onlarca dev aynasi vardir.
Yoksa bu MEGALOMANIYE ne demeli?
Hakimizin belli bir kesimi size destek veriyor.
Siz ise halkin en fedekar cocuklarini bosu bosuna ölüme gönderiyorsunuz?
Siz neyinize güvenerek yalnbiz basiniza alti üstü 7000 Gerilla ile dünyaya meydan okuyorsunuz? Yarabbim bize bir akil ver! Kim bu PKK denilen asi örgütü Kürdlerin basina bela etti?
Buyrun asagida okuyun. Insan apolitik olur ama bu kadarda olmaz!
Bayık: Süreç son ve büyük savaşa doğru gidiyor
ANF
Cemil Bayık, “Ortada Kürt sorununun demokratik siyasal çözümü yoktur. İnkâr ve imhanın sürdürülmesi vardır“ dedi ve ekledi: “Süreç savaş yönünde gelişmekte ve kaçınılmaz gibi görünmektedir.“
KCK Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık, ANF'ye çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bayık, son siyasal gelişmeleri değerlendirirken “İçinden geçtiğimiz süreç oldukça hassas, kritik bir süreçtir. Siyasi mücadele oldukça kızışmıştır. Bir noktada sonuç verecektir. Bu süreçte siyasi mücadelede hata yapan kaybeder ve bunu telafi etme imkânını zor bulur. Hareketimiz, Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünde ısrar ediyor. Ama TC'nin de imhada ısrar ettiği artık netleşmiştir. Süreç giderek hızla bir savaşa doğru gelişmektedir. Bütün PKK militanlarının ve Kürt halkının bu gerçeği anlaması gerekiyor“ ifadelerini kullandı.
Bayık, “Kürt sorununun demokratik siyasi çözümü için çabalarını daha da derinleştirmesi, ama sonucu belirleyecek olan ve bu temelde gelişen büyük bir savaşa da hazır olması gerekiyor. Bu savaşın geçmiş yıllardaki gibi çok uzun yıllar almayacağı, belki de son savaş olacağı olasılığı çok güçlüdür“ şeklinde konuştu. Bayık, son ve tarihi savaşın ciddi sonuçlar doğuracağını da belirterek, “Eğer Zap gibi sonuç alamaz ve darbe yerse, o zaman zorunlu olarak çözümü kabul edecektir. Hem de Önder Apo ve PKK ile bunu düşünecektir. Tüm PKK militanları ve Kürt halkının böylesi bir savaşa hazır olması gerekiyor“ dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Yol Haritası ile başlattığı süreci de değerlendiren Bayık, “Önder Apo 'nun yol haritası geliştireceğini açıklaması, 1993'teki tartışmaların düzeyini daha ileri boyutlara taşırdı. Birçok tartışma yaşandı. Karşı duranlar olduğu gibi çözümden yana olanlar da oldu. Bu, Kürt sorununu siyasi alana güçlü bir tarzda taşırdı. Kürt sorununun siyasal alanda yer edinmesini sağladı ve PKK'nin siyasallaşmasına, meşruluk kazanmasına güçlü bir zemin yarattı, Önder Apo 'nun yarı yarıya muhatap olmasını sağladı“ ifadelerini kullandı. Bayık'ın yaptığı değerlendirmeler şöyle:
İNKAR ULUSLAR ARASI BİR SİSTEMDİR
“Kürtleri inkar ve imha sistemi esasta bir uluslar arası sistemdir. Bu sistemi yaratan İngiltere ve Fransa'dır. Almanya ile mücadele içinde 1. Dünya Savaşı ve Kahire Antlaşması ile yaratmışlardır. Bu sistem, kendini TC, Irak, İran ve Suriye sömürgeci devletleri ile hayata geçirdi. Bu sömürgeci devletler, kapitalist modernist sistemin Ortadoğu'daki ayaklarıdır. Bu sistemin hayata geçirilmesini üstlenen ve buna öncülük yapan TC'dir. Bunu soykırım biçiminde geliştirmiştir. TC, PKK ve Kürt sorununu 1985'te NATO'ya taşırdı. NATO, PKK' ye karşı TC'yi koruma kararı aldı ve Almanya'yı bu kararı uygulamakla görevlendirdi. NATO'nun bu kararı sonucunda Kürdistan'da 1987'de Olağanüstü Hal Sistemi planlanıp uygulandı. Bu sistemle PKK' ye karşı, sınırsız özel savaş geliştirildi. NATO, ABD ve AB başarılı olması için TC'ye her yönüyle sınırsız destek verdi. Bütün bu destekler sonuç vermeyince ve PKK'nin imhasına yetmeyince, 1992'de Güney Kürdistan'da KDP-YNK-TC'nin ortak saldırısı geliştirildi. NATO böylece PKK ile savaşta daha fazla işin içine girdi. ABD ve NATO giderek PKK'ye karşı daha kapsamlı planlar geliştirdi. Bütün uluslar arası gericilik, Ortadoğu gericiliği ve Kürt işbirlikçiliğini biraraya getiren bir saldırı ile PKK ezilmek istendi.“
1992'DE GERİCİLİĞE NEFES ALDIRDILTI
“1992 Güney savaşı bu açıdan NATO, ABD, İngiltere, İsrail'in gizlice planladığı, geliştirip desteklediği KDP-YNK-TC tarafından pratikte yürütüldüğü, Ortadoğu gericiliğinin gizlice arkasında durduğu bir savaştı. Bu savaşın ortaya çıkardığı sonuçlar oldu. Belki PKK'nin iradesi kırılıp teslim alınamadı, ama PKK'nin öncülük ettiği özgürlük ve demokrasi mücadelemizin gelişiminin daha ileriye gitmesinin önü alındı. Kürt işbirlikçiliğine nefes aldırılıp güçlendirilmesi ve giderek etkin kılınmasının adımları atılmış oldu. ABD, İngiltere ve İsrail'in Ortadoğu'ya müdahalesinin zemini güçlendirildi. Önder Apo 92 savaşının ardından ortaya çıkan bu gerici bloğun saldırılarına karşı mücadeleyi 1993 ateşkesi ile karşılamaya çalıştı. Bu ateşkes ile mücadeleyi yeni bir stratejik yapılanmayla yürütmeyi, tehlikeleri bertaraf etmeyi, başarının olanaklarını arttırmayı istedi. PKK'nin sınırlandırılması, etkisiz kılınması esas alındı. Bu süreç 92 Güney savaşıyla başlatıldı ve 98'e kadar sürdürüldü.“
YENİ STRATEJİK YAKLAŞIMA İHTİYAÇ VARDI
“ABD, İngiltere ve İsrail, PKK'yi sınırlandırmaya, baskı altına alarak zayıflatmaya, KDP ve YNK'yi ise egemen kılmayı, yine Filistin direniş hareketini etkisizleştirerek Irak'ın ele geçirilmesini planladı. PKK buna karşı direnişi geliştirdi, varlığını koruyarak etrafında geliştirilen tecridi ve saldırılarla iradesini kırıp teslim almayı boşa çıkarmaya çalıştı. Varlığını koruyabildi, ama tecridi, teslim alma çabalarını tümden boşa çıkarmada başarılı olamadı. Önder Apo bu durumu görerek, taktik hamlelerin sonuç vermediğini, yeni stratejik bir yaklaşım ve buna dayalı taktiklerin geliştirilerek ancak sonuç alınabileceğini anladı, bu temelde çabalarını olağanüstü geliştirmeye girdi.“
1 EYLÜL 1998'DE ATEŞKES KARARI ALINDI
“Önder Apo , 15 Ağustos 1998'de yeni değerlendirmeler yaptı. Bu değerlendirmelerde PKK'deki değişim ve dönüşümü stratejik düzeyde başlattığını; strateji değişikliği, ideolojik yenilenme ve örgütsel yeniden yapılanmayı pratikleştireceğini ortaya koydu. Bunun üzerinden çeşitli güçlerin bazı öneri ve isteklerini de dikkate alarak 1 Eylül'de ateşkes ilan etti. Kürt sorununun siyasal demokratik çözümünü gündemleştirdi, herkesi bu çözümü desteklemeye çağırdı. Bununla '93 ve 95'te ilan edilen ateşkeslerle teorik, örgütsel, taktiksel, stratejik planlamaya dönüştürülemeyen, kesintiye uğratılan, bilinçli ve bilinçsiz sabote edilen, stratejik değişimi, örgütsel yeniden yapılanmayı, ideolojik yenilenmeyi daha köklü gerçekleştirmek istedi. Bu gerçekleştirilmeden, artık PKK'nin yarattığı kazanımları koruyamayacağını, daha fazla ilerleyemeyeceğini, hatta tehlike ile yüz yüze gelebileceğini, Kürt halkının varlığını koruyamayacağını, özgür ve demokratik geleceğini yaratamayacağını anladı. Çünkü 93-98 arası pratik, böylesi bir değişim ve dönüşümün yapılmaması, başarılmaması durumunda özgürlük ve demokrasi mücadelesinin daha fazla ilerletilmesinin ve sonuç alınmasının mümkün olmadığını açığa çıkarmıştı.“
WASHINGTON ANLAŞMASI İMZALANIYOR
“Uluslar arası komployu geliştirenler, 17 Eylül 1998'de Washington'da bir antlaşma yaptılar. KDP ve YNK bu antlaşmada hazır bulundu ve onayladılar. Uluslar arası komplo bu antlaşmayla kararlaştırıldı ve başlatıldı. Antlaşmanın hedefi Önder Apo 'yu ve PKK'yi Kürdistan'da tamamen etkisiz hale getirmekti. En çok da KDP ve YNK böylesi bir saldırıyı istiyordu ve teşvik ediyordu. Ancak böylesi bir saldırı ile Önder Apo ve PKK'den intikam alabilirlerdi, konumlarını güçlendirip çıkarlarını sağlama alabilirlerdi. Önder Apo ile mücadelede tek başına ve hatta sömürgecilerden, ABD ve AB'den destek alarak dahi sonuç alamıyorlardı. Önder Apo ve PKK'nin geliştirdiği özgür Kürt, kapitalist modernist sistem, sömürgeciler ve Kürt işbirlikçilerinin çıkarlarını tehlikeye sokuyordu, bu Kürt'ün mutlaka ezilmesi gerekiyordu. Hepsinin çıkarı bunu gerektiriyordu. Önder Apo 'nun Suriye'den çıkarılarak imhası esas alındı. Suriye üzerinde baskı ve tehdit geliştirildi. Bunu ABD organize etti ve bu sonuç verdi. Önder Apo Suriye'den çıkarıldı, ama Önder Apo 'nun geliştirdiği tedbirler imhasını önledi.“
KDP VE YNK'NİN KOMPLOSUNU UNUTMAYACAĞIZ
“KDP-YNK bu antlaşmada ve uluslararası komploda çok belirgin rol oynadılar. PKK militanlarının ve Kürt halkının bunu hiçbir zaman unutmaması gerekir. Uluslararası komployu geliştirenler esasta KDP-YNK'ye dayanarak bu komployu geliştirdiler. PKK'nin uluslararası tecridi ve terörist olarak ilan edilmesi KDP-YNK eliyle sağlandı. Saldırının zemini KDP-YNK ile sağlandı. 1992 KDP-YNK-TC ortak saldırısı için Doğan Güreş'in açıklamaları oldu. Doğan Güreş, “KDP-YNK bizden yardım istedi, biz bunun üzerine Güney'e girdik, kendilerine PKK ile savaşmaları için destek olduk, her türlü yardımı verdik, bu yardımlarımızla ayakta kalıp geliştiler.“ dedi. KDP-YNK, PKK mücadelesinin yarattığı sonuçlar üzerinden güç olmuşlardır. Sömürgeci devletler ve ABD, AB destekleri ile bugünkü konuma gelmişlerdir.“
ÜÇÜNCÜ DOĞUŞ GERÇEKLEŞTİ
“Uluslar arası güçler Önder Apo nun imhasını fiziki olarak gerçekleştiremediler. Ama 15 Şubat 1999'da Kenya'dan kaçırarak getirip İmralı sisteminde her gün öldürme siyasetini uygulamaya başladılar. Uluslar arası komploya karşı mücadele edilmesine, birçok yönüyle boşa çıkarılmasına rağmen hala da uluslar arası komplocu güçler hedeflerinden vazgeçmiş değiller, hedeflerini gerçekleştirmek için ısrarla çabalarını sürdürüyorlar. Önder Apo ve PKK'nin tasfiyesine yönelik çabalar devam ediyor. Önder Apo ve PKK de buna karşı direniyor, varlığını korumaya, Kürt halkının özgür ve demokratik yaşam hedefini gerçekleştirmeye çalışıyor. Önder Apo direniyor, teorik ve ideolojik üretimi üst düzeyde gerçekleştiriyor, direnişi ve düşünce üretimi ile Kürt halkına, gerillaya büyük direnme gücü veriyor. Halk ve gerilla gücü direniyor, komplocuların sonuç almasını önlüyor, komployu geliştiren kapitalist modernist sisteme karşı alternatif sistem olarak demokratik konfederalizmi geliştiriyor. Stratejik değişim, ideolojik yenilenme ve örgütsel yeniden yapılanma temelinde meşru savunma çizgisinde, demokratik siyasal mücadele sürdürülüyor.“
MÜCADELE ŞİDDETLENMEKTEDİR
“Mücadele PKK'nin yeniden inşası, 1 Haziran tarihi atılımı ve KCK'nin ilanı ile pratikleştirilerek günümüzdeki düzeye vardırılmış bulunuyor. 3. önderliksel doğuş, bu temelde 3. partileşme hamlesi uluslar arası komploya karşı direnişi sürdürme olmaktadır. Uluslar arası komplo ve onun inkar-imha sistemi birçok yönüyle sonuçsuz bırakılarak zayıflatılmıştır, ama tümden parçalanamamıştır. Onun için Önder Apo ve PKK'yi tasfiyede ısrar etmekte, Kürt sorununun demokratik siyasal çözümünü Önder Apo ve PKK ile kabul etmemektedir. Sonucun nasıl olacağını içinde bulunduğumuz mücadele sürecinin gelişmesi belirleyecektir. Bu süreçte izlenecek taktikler başarı veya başarısızlığın yaşanmasına yol açacaktır. Bu açıdan mücadele şiddetlenmektedir. Taktikte hata yapan, başarısız olacaktır. Önder Apo uluslar arası komploya karşı mücadeleyi her aşamada yürüttü ve yönlendirdi. Gerilla ve halk anladığı oranda Önder Apo 'yu izledi, onunla birleşmeye çalıştı, bu temelde mücadele etti. Bu uluslar arası komplonun başarıya gitmesini önledi.“
ÖNDER APO KOMPLOYA KARŞI BAŞARILI OLDU
“Önder Apo uluslar arası komploya karşı mücadelesinde başarılı oldu, komplocuları yendi. Bu komployu geliştiren sistemi çözümleyerek aştı ve alternatifini ortaya çıkararak başarılı oldu. Komplocular fiziki imhayı gerçekleştirmek istedi, başarılı olamadılar. Hukuki olarak imha etmek istediler, bunu da başaramadılar, iradesini kırıp teslim almak istediler, başaramadılar. Yaşamın her saniyesini ve her şeyi bir işkenceye dönüştürüp intihara sürüklemek istediler, ama başarılı olamadılar. Zehirleyerek sonuç almak istediler, yine başaramadılar. Düşünce üretmesinin önünü almak için vahşeti sınırsız geliştirdiler, ama Önder Apo en büyük düşünce patlamasını gerçekleştirerek ve bunu PKK, Kürt halkı ve insanlığa ulaştırarak buna cevap verdi, onları yenilgiye uğrattı.“
1998 ARALIĞINDA SİYASAL MÜCADELE KARARI ALDIK
“PKK'nin yeniden inşası, 1 Haziran tarihi atılımı, Önder Apo 'nun KCK sistemini 2005 Newrozu'nda ilan etmesi ve halkın sahiplenmesi, ’Êdî Bese' hamlesinin geliştirilmesi, Önder Apo 'nun direnişi, düşünce üretiminde büyük bir patlamayı yapıp bunu elimize vermesi, gerillanın direnişi, halkın serhıldanları, yaşanan şahadetler, 2007'de Kongra-Gel 5. Genel Kurulu'nun aldığı kararlar, 2007'den itibaren geliştirilip derinleştirilen ideolojik ve örgütsel mücadele, tasfiyeciliğin tasfiye edilmesi, hareketin toparlanması, Zap direnişi ve başarısı, 10. PKK Kongresi'nin zaferle tamamlanması; Gabar, Oramar, Bezelê, Amed, Dersim, Botan eylemleri ve ardından yerel seçimlerle sağlanan başarı düşmanın başarı planlarını boşa çıkarmış ve hareketimiz komplocular, tasfiyeciler, sömürgeciler, işbirlikçi Kürtler karşısında başarılı olmuştur. PKK yürüttüğü mücadeleyle özellikle son iki yılda ideolojik, siyasi ve askeri başarılar elde etmiştir. İnisiyatifi ele geçirmiş ve gündemini herkese dayatmıştır. Bugün Türkiye ve Ortadoğu siyasetinde etkili bir güç haline gelinmiş bulunuyor. PKK daha 2008 Aralığı'nda, mücadelenin ağırlıklı olarak siyasal temelde yürütülmesi kararını ortaya koymuştur. Esasta 1 Haziran hamlesiyle yürütülen ve günümüze kadar getirilen mücadele de demokratik, siyasal mücadele stratejimizin gereği olarak yürütülmüştür. Özellikle 29 Mart yerel seçimlerinden sonra bu daha net bir biçimde öne çıkmıştır.“
ATEŞKES İLANINDA GECİKTİK
“29 Mart yerel seçim sonuçlarıyla birlikte, demokratik-siyasal sürecin daha da derinleştirilmesi imkanları ortaya çıktığında, doğru bir mücadele yürütülürse, Kürt sorununun barışçıl, demokratik-siyasi çözümünün gerçekleştirilebileceği görülmüştür. PKK ortaya çıkardığı imkanları değerlendirmek amacıyla 13 Nisan günü çatışmasızlık kararını ilan etmiştir. Hareketin yönetimi Aralık 2008 toplantısında aldığı kararı seçimlerden hemen sonra açıklayabilirdi. Bunda gecikme yaşanması, neredeyse mücadelesiyle ortaya çıkardığı güçlü bir imkanı kaybetmesine yol açıyordu. Gecikmeli de olsa 13 Nisan'da çatışmasızlık kararını ilan etmesiyle yeni bir mücadele süreci başlatılmıştır. TC oldukça zorda bırakılmıştır. Bu karar Obama'nın Türkiye'ye gelişinden önce açıklansaydı, daha güçlü siyasal kazanımlar elde edilebilirdi. Seçimlere kadar DTP'ye karşı AKP'yi destekleyen, DTP'yi PKK'ye tavır alması için tehdit eden ABD, seçim sonuçlarından hemen sonra politik tutumunda değişiklik yaptı. Obama yaptığı Türkiye ziyaretinde DTP ile görüştü ve “ilk kez Türkiye'de bir Kürt önderi ile görüşüyorum“ dedi. Hem de Türkiye Meclis'inde görüştü. Türk generalleri DTP'liler Meclis'te diye gelmiyor, AKP ise DTP ile görüşmüyordu. Böylesi bir ortam ve mekanda görüştü. Bu açıkça ABD'nin Kürt sorununda TC'den farklı bir politika benimseyeceğinin işareti oluyordu.“
İNSİYATİFİ PKK ELE GEÇİRDİ
“Türkiye; Obama'nın DTP ile görüşmesi, Kürt Özgürlük Hareketi'nin seçim başarısı, çatışmasızlık kararını açıklayarak yeni bir demokratik-siyasal sürecin başlatılması, Kürt halkının ve PKK'nin kendine olan güveninin artması, mücadele coşku ve azminin yükselmesi, TC'nin 1924'ten beri uyguladığı Kürt politikası olan inkar ve imha siyasetinin iflas ederek meşruluğunun kalmaması, PKK'nin inisiyatifi ele geçirip gündemini herkesin önüne koyması, Türkiye'deki tartışmaların PKK lehine gelişmesi, PKK'nin buna dayanarak yeni adımlar atabileceğini göstererek PKK'nin tamamen meşrulaşıp Kürt sorununda muhatap olarak öne çıkması ve çözüm dışında yapabileceği bir şeyin kalmadığını anlaması üzerine paniğe kapıldı ve aceleyle 14 Nisan'da DTP'ye karşı operasyon başlattı. Genelkurmay ise sürece müdahalede bulundu. PKK ve TC kendi cephelerinde hamleleri aynı zamanda yaptılar. PKK bir gün öncesinden hamle yaptığı için yine de TC'nin hamlesini zayıf düşürmüş oldu. TC'yi teşhir etmiş, inisiyatifi elinde tutmuş oldu.“
TC İSRAİL STRATEJİSİ İZLİYOR
“Türkiye siyasi, askeri operasyonları geliştirerek ve sürekli kılarak Kürt Özgürlük Hareketi'nin daha ileri adımlar atmasını önlemek, çalışmalarını sabote etmek, hatalara sürükleyerek bunun üzerinden hareketi vurarak, Kürt halkının coşkusunu kırmayı, DTP'yi mümkünse işlemez kılarak teslim almayı amaçladı. Başarmazsa parçalamayı ve öte yandan yeni bir Kürt politikası oluşturarak bunu herkese kabul ettirmeyi, tüm kabul eden güçleri PKK üzerine sürerek bu politikayı PKK'ye kabul ettirerek PKK'nin tasfiyesini gerçekleştirmeyi, edemediğinde ise, “PKK sözüme gelmiyor, engel oluyor, onun için tasfiye edilmesi gerekiyor.“ deyip askeri yönelimlerle tasfiyeye destek sağlamayı ve tasfiyeyi gerçekleştirmeyi amaçlayan bir süreci başlattı. PKK'nin demokratik-siyasal çözüm stratejisine, demokratik açılım stratejisi ile karşılık vermeye çalıştı. Bu temelde yeni bir Kürt politikası oluşturmaya çalışıyor. Nasıl ki İsrail radikal Filistinlileri tutukluyor, direnişçileri vuruyor ve işbirlikçileri öne çıkarıyor, Filistinlileri bölüp birbirine vurdurtuyorsa, aynı politikayı bugün TC Kürtlere yönelik uyguluyor. TC bu tutumuyla gündemi saptırmaya yönelmiştir.“
HALKA YÖNELİK KATLİAM VAR
“TC yalnız gerilla ve DTP'ye yönelik operasyonlar yürütmemiş, halka yönelik tutuklama, işkence, hakaret ve katliamlarını da arttırmıştır. Gizliden faşistleri halka saldırtarak linç ve yağma, yakma eylemlerini de geliştirmiştir. Ağrı'da, Amara'da, Mazıdağ'da katliam, binlerce Kürt çocuğunu yakalayıp işkenceden geçirme, çok ağır cezalar verme, çocukların başını ve kolunu kırma, Kürt analarını yerlerde süründürme, tekmeleme, ezme; Kürt kadınlarına tecavüz etme gibi insanlık dışı saldırılar geliştirilerek Kürt halkının direniş iradesi kırılmaya çalışılmıştır. PKK'nin geliştirdiği demokratik-siyasal süreç tersinden çevrilmek istenmiştir. Genelkurmay bizzat Türk basınıyla toplantılar yaparak, onların özel psikolojik savaşın hizmetinde çalışmalarını istemiş ve basını bu temelde yönlendirmeye başlamıştır. Türk aydın, yazar akademisyenlerini farklı tartışmalar yapmamaları için uyarmıştır. Herkesin belirlenen çerçevede hareket etmesi istenmiştir. Genelkurmay bu temelde açık ve gizli olarak süreci kontrol altına almaya, yeni Kürt politikasını şekillendirmeye girişmiştir.“
MEŞRULUĞU KALMAYAN STRATEJİ TERK EDİLİYOR
“TC yönetimi PKK'nin geliştirdiği süreç karşısında etkili olamayacağını görünce, yeni bir Kürt politikası inşa etme arayışına girmiştir. Zap yenilgisinden sonra Başbuğ ve Erdoğan görüşerek yeni bir politikanın oluşturulmasının zorunlu olduğu konusunda anlaşmışlardır. Gül'ün harekete geçmesi tam da böylesi bir ortamda gelişmiş, “Kürt sorununda iyi şeyler olacak“ konuşması bunun sonucunda geliştirilmiştir. Yeni Kürt politikasının oluşturulmasında atılan ilk adımdır. TC Devleti'nin zihniyetinde bir değişiklik yoktur. Değişiklik, meşruluğu kalmayan Kürt politikasının yeni argümanlarla yeniden oluşturulmasıdır. Kürt politikasında restorasyona gidilmiştir. Ön gördükleri inkar ve imha hedeflerinde, bunun yol ve yönteminde değişiklik yapılmamıştır.“
YOL HARİTASI İNSİYATİF ALDIRTTI
“TC içine düştüğü bu durumdan çıkmak, PKK'nin inisiyatifi ve süreci ilerletmesini engellemek ve PKK'yi tasfiye etmek için yeni bir Kürt politikası belirlemek zorunda kalmıştır. AKP tamamen bunu gerçekleştirme çalışıyor. Bunun için umut yaratıyor, oyalama yapıyor, zamana yaymaya çalışıyor, operasyonları sürdürüyor, diplomasi faaliyeti ile yeni politikaya destek sağlamaya çalışıyor. Önder Apo , TC'nin zorlandığını, mücadele ile başlatılan sürecin demokratik-siyasal çözüm olanaklarını ortaya çıkardığını gördü, devletin süreci lehine çevirmek için çalıştığını anladı ve Yol Haritası'nı geliştireceğini açıklayarak sürecin çözüm yönünde ilerlemesini, hareketin inisiyatifini pekiştirmeyi amaçladı. Bu, hareketi daha inisiyatifli kıldı, tartışmalara yön vermeye başladı, lehte gelişmeler yaşamasını sağladı. Bu durum Önder Apo 'nun yarı yarıya muhatap olmasını sağladı. Bazı çevreler Önder Apo 'ya yaklaşımını düzeltti, Önder Apo 'suz çözümün olamayacağını açıkça dile getirmeye başladılar. Bu durumdan özellikle Genelkurmay rahatsız oldu, müdahalelerini arttırmaya başladı.“
PKK SÜRECİ OLUMLU GÖTÜRDÜ
“Siyasi alanda ve gerilla cephesinde bazı kayıplar yaşamış, hedeflediği sonuçların hepsine ulaşmamış olsa da PKK'nin süreci genel anlamda olumlu yönettiği söylenebilir. Alınması gereken sonuçlar siyasi alanda önemli oranda alınmıştır. Süreç belki Önder Apo 'nun istediği gibi yürütülememiştir. Hareketin yönetimi, bu süreçte yapacağı ideolojik çalışmalarda, yine gençlik ve kadın çalışmalarında, diplomasi çalışmalarında, siyasi süreci derinleştirecek açıklamaları zamanında yapmada eksik kalmıştır. Bütün bu eksikliklere rağmen süreç olumlu yönde yönlendirildi ve bazı sonuçlar alındı. Tüm çabalar demokratik-siyasal çözümün önündeki engelleri aşmak, süreci bu tarzda ilerletmek yönünde oldu. Bunu başardığımızı söyleyemeyiz. Bu konuda hala belirsizlik aşılamamıştır, birçok yönü ile bu belirsizlik devam ediyor.“
ÇÖZÜM DEĞİL PKK'NİN TASFİYESİ AMAÇLANIYOR
“Önder Apo da “şüphelerim var, pek umutlu değilim“ dedi ve oyun olabileceği yönünde kaygılarını ortaya koydu. Hareketimizin yönetimi de açıklamalarında bunu açıkça belirtmektedir. Tamamen süreç sabote olmuştur diyemiyoruz, ama sürecin bir savaşa doğru ilerlediğinin verileri oldukça artmış bulunuyor. Devlet ve hükümetin takındığı tutum, çözümü değil, PKK'yi tasfiyeyi amaçlamaktadır. Kürt'süz Kürt sorununu çözmek, Kürt'süz demokratikleşme sağlamak istemesi, bunu böyle anlamamıza neden oluyor. Eğer çözüm niyetleri olsaydı operasyonları sürdürmez, Önder Apo 'nun koşullarını iyileştirir, yol haritasını verir, Önder Apo 'yu muhatap olarak görür, müzakereleri başlatırlardı. Oysa bunların hiçbirinde bir adım atma yoktur. Nasıl bazı basit adımlar atarak Kürt halkını ve dünyayı aldatacaklarının, PKK'yi tasfiye edeceklerinin her gün hesabını yapmaktadırlar. Atılan adımlar bunu gerçekleştirmeye yöneliktir. PKK ve Kürt halkı bütün bunları anlamakta ve zorlanma yaşansa da demokratik-siyasal süreci yaşatmaya ve ilerletmeye özen göstermektedir. Bu, zayıflıktan değil; barışı, özgürlüğü, demokrasiyi esas almamızdan ve Kürt sorununu barışçıl, demokratik-siyasal yolla çözmek istememizden kaynaklanıyor.“
YOL HARİTASI SİYASİ SÜREÇ BAŞLATTI
“Geçmiş süreçlerde daha çok teorik çerçeve ve tartışma düzeyi ile sınırlı kalmış olmasına rağmen, yol haritası bütün süreçleri çözümleyerek Kürt sorununun demokratik-siyasal çözümünün pratik gerçekleşmesini de ortaya koymaktadır. Bu, Kürt sorununun tartışılmasında geçmiş tartışmaları aşan bir tartışmanın ve siyasi bir sürecin yaşanmasını sağlamıştır. Yol haritası sadece devlete ve kamuoyuna sunulan bir belge değil, aynı zamanda Kürt sorununun nasıl anlaşılması, tartışılması ve çözümlenmesi gerektiğine de yön vermeyi amaçlıyor, buna hizmet ediyor. Önder Apo bir yol haritasını hazırlayacağını açıkladıktan sonra tartışmalar daha çok gelişmiş ve derinlik kazanmıştır. Bu durum, üç ay boyunca tartışmalara yön vermiştir. Bu tartışmalar eski tartışmaları daha çok ilerletmiş, bazı çevrelerin düşüncelerinde olumlu yönde değişikliklerin yapılmasını ve Genelkurmay'ın yıllardır baskı altına alarak bir çerçeveye soktuğu tek tip düşünme parçalanmış, çok farklı ve giderek Önder Apo 'nun çözümün muhatabı olması gerektiği biçimindeki düşüncelerin güçlenmesini sağlamıştır. Bu gelişme Kürt sorununun demokratik çözümünün zeminini daha da güçlendirmiştir. Bu durumu gören Genelkurmay müdahalelerini gizli ve açık olarak daha da arttırarak sürecin daha fazla gelişmemesi için baskılarını yoğunlaştırmış ve önemli oranda da bunu başarmıştır. Birçok çevreyi sindirmiş ve tekrar düşüncelerini herkese kabul ettirme yönünde baskı ve tehditlerini arttırmıştır.“
TARTIŞMALAR YARI MUHATAPLIK YARATTI
“1993 Ateşkesi ortamında da Kürt sorunu ve çözümü tartışılmıştı. Ama bugünkü düzeyde olmamıştı. 29 Mart seçimlerinin ortaya çıkardığı sonuçlar, hareketimizin çatışmasızlık kararını ilan etmesi, Önder Apo 'nun yol haritası geliştireceğini açıklaması, 1993'teki tartışmaların düzeyini daha ileri boyutlara taşırdı. Birçok tartışma yaşandı. Karşı duranlar olduğu gibi çözümden yana olanlar da oldu. Farklı farklı çözüm önerileri geliştirenler oldu. Kürtler, Türkler, uluslararası düzeyde çeşitli çevreler bu tartışmalara katıldı, tartışmaları izledi ve anlamaya çalıştı. Bu, Kürt sorununu siyasi alana güçlü bir tarzda taşırdı. Kürt sorununun siyasal alanda yer edinmesini sağladı ve PKK'nin siyasallaşmasına, meşruluk kazanmasına güçlü bir zemin yarattı, Önder Apo 'nun yarı yarıya muhatap olmasını sağladı. Artık kimse Kürt sorununun bir terör sorunu olduğunu söyleyemez. Kürt sorunu siyasi bir sorun olarak herkesin gündemine girmiş oldu. Bu anlamda Kürt inkarcılığı büyük bir darbe yedi, artık Kürt ve Kürt sorunu yoktur diyemiyor.“
İŞBİRLİKÇİ ÇEVRELER DE ETKİLENDİ
“Geliştirdiğimiz Kürt sorununun demokratik-siyasal çözüm süreci, Kürt kamuoyunda, tüm parçalarda ve yurtdışında oldukça etkili olmuştur. Bugüne kadar Önder Apo ve PKK'ye karşı oldukça olumsuz bir duruş içinde olan Kürt işbirlikçi ve milliyetçi çevreleri, eskisi gibi açıktan olumsuz bir duruşu sergileyememektedirler. Kürt kamuoyunda Önder Apo ve PKK'nin, Kürt halkının çıkarlarını savunan esas güç olduğu düşüncesi daha fazla gelişmektedir. Bir Kürt ulusal konferansının gerçekleştirilmesi düşüncesi daha güçlü dile getirilmektedir. Bu düşünce Kürdistan'daki tüm siyasi güçler üzerinde baskısını daha çok hissettirmektedir. Bu gelişme, Kürt ulusal siyasetini olumlu yönde etkilemekte, yönlendirmekte ve bir birine yakınlaştırmakta, ABD ve AB başta olmak üzere sömürgecilerin eskisi gibi Kürtleri birbiriyle ile çatıştırmasının zeminini zayıflatmaktadır. Bu güne kadar Kürt siyaseti bölünüp parçalanmaktaydı ve birbirleriyle çatıştırılmaktaydı. Bu ulusal birlik düşüncesinin bir strateji düzeyine vardırılmasını Kürt siyasetine dayattığı gibi, çatışmanın zeminini de tümden ortadan kaldırmasa da zayıflatmıştır. Bu da önemli bir kazanımdır.“
ABD VE AB ÇÖZÜMÜ TALEP ETMEKTEDİR
“Uluslararası alanda Kürt sorununun çözümünün siyasi anlam kazanması ve diplomatik çalışmalarda önemli bir konu olması da yaşanan bir diğer kazanım olmuştur. ABD ve AB artık Kürt inkar ve imha siyasetinin meşruluğunun kalmadığını görerek, çıkarları açısından Kürt sorununun çözümünü istemektedirler. Hala Önder Apo ve PKK ile çözüm noktasına gelmiş olmasalar da, bu sorunun çözümlenmemesinin çıkarlarına zarar verdiğini ve tüm desteklerine rağmen TC'nin PKK'yi tasfiyede başarılı olamadığını görmüşlerdir. TC'den Kürt politikasında yeni bir siyaset geliştirmesini, Kürt'ü kabul ederek, PKK'nin dışlanması ve tasfiyesini gerçekleştirebileceğini ve buna destek vereceklerini belirtmişlerdir. ABD, TC'nin bu yönde adım atmasını, DTP ile görüşerek dayatmıştır. Bir yandan PKK'nin mücadelesi ile artık iflas eden Kürt politikasının TC'yi politikasız ve başarısız kılması, öte yandan ABD ve AB'nin yeni Kürt politikası geliştirmesi için dayatmaları, bu gelişmeleri ortaya çıkarmıştır. Böylesi bir gelişme PKK açısından bir başarı ve Kuzey Kürdistan açısından böylesi bir gelişmenin ortaya çıkarılması tarihi önemdedir.“
SİYASAL ÇÖZÜM GERÇEKLEŞEBİLİR
“Bu sürecin en önemli kazanımı Önder Apo 'nun Türkiye toplumunda Kürt sorununun çözümünde esas muhatap olduğu düşüncesinin belirgin bir tarzda gelişmiş olması ve muhataplığının yarı yarıya gerçekleşmiş olmasıdır. Kürt toplumunda ise, Önder Apo 'nun kendisinin önderliğini ve iradesini temsil eden güç olduğu düşüncesi daha çok güçlenmiş ve belirginlik kazanmıştır. Önder Apo çok zor şartlar altında bu süreçte üstüne düşen görev ve sorumluluğu hakkıyla yerine getirmiştir. Kürt sorununun siyasallaşmasını sağladığı ve çözümün olanaklarını ilerlettiği gibi, kendini yarı yarıya muhatap haline getirmesi, Kürt ve Türk toplumlarında, yine uluslararası çevrelerde konumunu daha da güçlendirmiştir. Bu bir siyasal hamle ve ortaya çıkardığı kazanımdır. Bunun üzerinden yeni hamleler geliştirilebilirse, Önder Apo 'nun öncülüğünde Kürt sorununun demokratik siyasal çözümü ve Türkiye'de demokratikleşme gerçekleştirilebilir.“
BU SÜREÇ DE HATALARIMIZ DA OLDU
“Bu süreçte böylesi olumlu gelişmeler ve kazanımların yanı sıra, yetersiz kalan çalışmalar ve işlenen hatalar sonucunda yaşanan kayıplar da vardır. PKK'nin çatışmasızlık kararını açıklamada geç kalması, ideolojik ve örgütsel çalışmalarda zamanında yeterli adımları atamaması, propaganda ve ajitasyonda yetersiz kalması, ideolojik saldırılara zamanında karşılık vermemesi, siyasi ve askeri saldırılara karşı meşru savunmada zayıf tutum sergilemesi, yersiz kayıpların yaşanması, öz savunmada istenen adımların atılmaması, ulusal konferans ve çatı partisinin geliştirilmesinde pratik adımların geliştirilmemesi, Kürdistan kültürü, tarihi, doğasının tahribine karşı halkın yeterince bilinçlendirilip harekete geçirilmemesi, KCK sisteminin meclis, akademi ve topluluklar ekonomisi temelinde kurumlaştırılmasında pratik adımların geliştirilmemesi, DTK'nin sürekli çalışan bir düzeye ulaşıp, toplumu çözüm yönünde örgütleyip harekete geçirememesi, öncülükte yaşanan yetersizliklerin aşılamaması ve ortaya çıkarılan demokratik devrimin daha fazla derinleştirilerek ilerletilememesidir. Her ne kadar olumlu yönde adımlar atılmışsa da, sabote etme, engelleme, baskı, tutuklama, işkence, katletme ve daha ileri adımlar atmayı önleme çabaları yoğunlaşmış, özel psikolojik savaş sınırsız geliştirilmiştir. Bundan dolayı yaratılan sonuçlar ve elde edilen kazanımlar yeterli olarak görülemez.“
KCK SİSTEMİNDE BÜYÜK ADIMLAR ATILDI
“Hala stratejik değişiklik ideolojik yenilenme, örgütsel yeniden yapılanma güçlü bir halk örgütlenmesine dönüşmemiş, KCK sistemi pratikte istenen düzeyde geliştirilmemiş olsa da bu konuda küçümsenmeyecek adımların atıldığı, bu temelde sonuçların ortaya çıkarıldığı bir gerçektir. Artık bu değişim ve dönüşümü sabote etmek, önünü almak mümkün değildir. PKK bunu genelde başarmıştır. PKK direnişiyle, inkar ve imha sistemini ve değişimin önünü alma, saptırma, tersten PKK'ye yaşatarak tasfiye etme konseptini boşa çıkarmıştır. Değişim ve dönüşüm Mart 2009 yerel seçimleriyle birlikte tüm eksik ve hatalarına rağmen önemli oranda gerçekleştirilmiştir. PKK'nin halktan koparılamayacağı, tasfiye edilemeyeceği ve stratejik değişimi başardığı ortaya çıkmıştır. Bütün tasfiye çabalarını boşa çıkararak başarılı olduğu, Kürt sorununu siyasi alana taşırdığı, siyasileştirdiği, kendisinin de siyasallaştığı, TC'nin Kürt politikasını iflas ettirdiği, Kürt sorununun demokratik siyasal çözümünü herkesin gündemine koyduğu ortaya çıkmıştır.“
SİYASİ YÖNÜ DE OLAN ASKERİ MÜCADELE OLACAK
“Bu gelişmeler temelinde Abdullah Gül “Kürt sorunu vardır, çözülecek, yakında iyi şeyler yaşanacak“ diyerek, yeni bir süreç başlattı. Abdullah Gül'ü böyle konuşmaya iten nedenler vardır. PKK yürüttüğü mücadeleyle TC'nin 1924'ten beri uyguladığı politikasını bitirmiştir, TC'yi politikasız bırakmıştır. ABD bu politikanın bitirildiğini görüp yeni bir politika geliştirmeye ve dayatmaya başlamıştır. Bu durumda yeni bir Kürt politikası belirlemek, bunu herkese kabul ettirip meşruluğunu sağlamak, bu temelde destek alıp PKK'yi ezmek gerekir. Aksi takdirde TC büyük kaybedecektir ve PKK kazanacaktır. Bu, Ortadoğu'da yeni bir gelişmenin yaşanması demektir. Bunun önlenmesi, onun için de hızla yeni bir Kürt politikası geliştirmek gerekir. TC başta Kürt sorunu, sonra demokratikleşme açılımı ve en son da milli birlik projesi adı altında böylesi bir politika oluşturma çabası içindedir. Başta “bu yılın sonuna kadar mutlaka bu sorunu çözeceğiz“ dendi, ardından “bu bir süreçtir, kısa, orta ve uzun vadede yapılacaklar vardır“ biçiminde değiştirildi. Bu yeni bir stratejinin oluşturulduğunu, demokratik siyasal mücadele stratejimize karşı, siyasi yönü önde olan ama askeri mücadeleyi de bununla paralel yürütmeyi amaçlayan bir strateji olduğunu gösteriyor.“
İNKAR ZİHNİYETİNDE DEĞİŞİKLİK YOKTUR
“TC'nin inkâr ve imha zihniyetinde bir değişiklik yoktur. Bu zihniyetin farklı argüman ve yöntemlerle yürütülmesini içermektedir. Ortada Kürt sorununun demokratik siyasal çözümü yoktur. İnkâr ve imhanın sürdürülmesi vardır. Önder Apo ve PKK tasfiye edilerek bu amaca ulaşmanın strateji ve taktikleri geliştirilmektedir. Şimdiye kadarki mücadele stratejilerin katı ret, inkar ve imha üzerine kurmuşlardı. Bu, artık meşruiyetini kaybettiği ve uygulanamaz duruma düştüğü için, yerine Kürt'ü tanıyoruz, sorunu çözeceğiz, biçiminde bir mücadele stratejisi, demokrasi söylemi içinde ama inkar ve imhaya zarar vermeyecek, buna hizmet edecek ve bunu hızlandıracak bazı değişiklikleri içermektedir. Bu tarzda içine düştükleri zor durmandan çıkmak ve hedeflerini gerçekleştirmek istiyorlar. Onun için TRT -6 geliştirildi, Kürdoloji bölümü, yer adlarını değiştirme, gerekirse Kürtçe seçmeli dersi de kabul etme, özel Kürtçe TV açma gibi adımlarla Kürt soykırımı gerçekleştirilmek isteniyor. Artık 1924'te oluşturulduğu herkese kabul ettirilen ve uygulanan Kürt politikasını ne Kürtlere ne Türklere ne uluslar arası güçlere kabul ettirebilmektedir. Herkesi aldatabilmek, PKK'yi tecrit ve tasfiye edebilmek için böylesi bir politika oluşturmak, bu temelde herkesin desteğini yeniden kazanarak zor durumdan çıkmak ve başarılı olmak istiyorlar.“
AÇILIMI YÖNLENDİREN GENELKURMAY'DIR
“Bu politikayı Genelkurmay ve AKP birlikte geliştiriyor. Genelkurmay esasta yönlendiriyor, siyasi diplomatik, ekonomik ayağını AKP ile yürütüyor, askeri ayağını da kendisi yürütüyor. Bütün ideolojik çerçevesini, propaganda ve ajitasyonunu, örgütlenmesini ve eylemini, strateji ve taktiklerini Genelkurmay geliştiriyor ve herkesi bunu kabul etmeye zorluyor. Bu yeni bir durum ve oldukça önemli bir durumdur. Bunun çok iyi anlaşılması ve bu temelde mücadelesinin çok yönlü verilmesi gerekiyor. Bugüne kadar kaba ret, inkar ve imha politikasına karşı mücadele yürüttük. Şimdi aynı politika daha inceltilmiş, aldatma içerikli oyalamayla zaman kazanılarak, yeni argümanlarla, Kürtlüğe sahip çıkma adı altında ve daha tehlikeli bir tarzda yürütülmek istenmektedir. Kürtlük, Kürtlerin elinden alınarak, Kürtsüz bir çözüm ve demokrasi geliştirilerek Kürt imhası geliştirilmek isteniyor. AKP başlattığı bu süreçle Kürdistan'ı yeniden ele geçirmek istiyor. Kürtleri bölüp parçalamak istiyor. Önder Apo , PKK ve özgür Kürt'ü yok etmek istiyor. ABD, AB, KDP, YNK, İran ve Suriye'yi yanına alarak bu amaçlarını gerçekleştirmek istiyor. Erdoğan bu temelde ABD'ye giderek, 2007'de olduğu gibi destek almak ve buna dayanarak PKK'ye yönelik saldırıları arttırmayı, tasfiyeyi gerçekleştirmeyi hedefliyor. İran ve Suriye'yi planını desteklemeye, bunun, onların da çıkarına olduğuna inandırmaya çalışıyor. Suriye, İran ve Irak bu temelde TC ve AKP'ye desteğini açıklıyor.“
SÜREÇ SAVAŞA DOĞRU GİDİYOR
“Türk ve Kürt kamuoyunu etkileyecek, yönlendirecek konuşmalar yapıyorlar. Herkesi aldatarak yanına çekerek, PKK'yi tecrit etmeye, PKK üzerinde baskı ve saldırıları attırarak PKK'ye dahi planını kabul ettirmeye çalışıyorlar. Kabul etmezse, PKK çözümü önlüyor, artan kaldırılması gerekir, destek verin deyip askeri saldırıyla ve herkesi de buna katarak sonuç almak için yoğun çalışıyorlar. Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünün önünü tıkamak, süreci sabote edip savaş yönünde evirilmesi için tüm güçlerini kullanıyorlar. Öyle görünüyor ki süreç savaş yönünde adım adım geliştiriliyor ve çözüm olanakları tümden ortadan kaldırılmamış olsa da, bu olanaklar hızla eritilmektedir. Süreç savaş yönünde gelişmekte ve kaçınılmaz gibi görünmektedir. Uluslararası Komplonun 12. Yılına doğru yaklaşırken, PKK'nin tasfiyesi, Kürt inkarı ve imhasının gerçekleştirilmesi bir kez daha yeni bir politikayla gerçekleştirilmek isteniyor.“
PKK'NİN DARALTILMASI AMAÇLANIYOR
“TC, gelişmemizi önleme, bizi daraltma, sınırlandırma, güçsüz duruma düşürme, kendi zayıflık ve zorluklarını giderme, iç ve dışta politikasını herkese kabul ettirme ve bunu başardığında da, büyük bir askeri saldırıyı başlatmayı gündemleştireceğe benziyor. Bunun anlaşılması gerekiyor. Hala politikasını oluşturmuş ve herkesin desteğini sağlamış değildir, ama kısa sürede buna ulaşmaya çalışıyor. Ekonomik sorunları da vardır, bunları da çözmeye çalışıyor. Eğer bu hedeflerinde sonuçlar alırlarsa bir erken seçim hesapları da yapmaktadırlar. Bunun da şimdiden görülmesi, buna hazır olunması gerekiyor. Demokratik siyaseti engelliyor, DTP'nin örgütlenmesini felç ediyorlar. Kürt basınını susturuyor, Kürt sanatının ve kültürünün gelişmesini engelliyorlar. Önder Apo üzerindeki zulmü devam ettiriyorlar. Gerillanın Güney'e çekilip silah bırakması gerektiğini, bunu kabul ettirmek için operasyonları propaganda ve ajitasyonu özel psikolojik savaşın tüm araçlarını giderek yoğunlaştırıyorlar. Bu tamamen bir özel psikolojik savaş durumudur. Eskisine göre daha da inceltilmiş, etkili hale getirilmeye çalışılan ve etkili olan bir özel psikolojik savaştır. Önder Apo , PKK ve Kürt halkına karşı bu savaş, sınırsız geliştiriliyor. Bunun deşifre edilmesi kavratılması, tüm kadro ve halkın buna karşı donatılması gerekiyor. Bu özel psikolojik savaşa karşı tüm cephelerden ve çok boyutlu olarak savaşılması gerekiyor.“
SON VE BÜYÜK BİR SAVAŞ OLACAK GÖRÜNÜYOR
“İçinden geçtiğimiz süreç oldukça hassas, kritik bir süreçtir. Siyasi mücadele oldukça kızışmıştır. Bir noktada sonuç verecektir. Bu süreçte siyasi mücadelede hata yapan kaybeder ve bunu telafi etme imkânını zor bulur. Hareketimiz, Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünde ısrar ediyor. Ama TC'nin de imhada ısrar ettiği artık netleşmiştir. Süreç giderek hızla bir savaşa doğru gelişmektedir. Bütün PKK militanlarının ve Kürt halkının bu gerçeği anlaması gerekiyor. Kürt sorununun demokratik siyasi çözümü için çabalarını daha da derinleştirmesi, ama sonucu belirleyecek olan ve bu temelde gelişen büyük bir savaşa da hazır olması gerekiyor. Bu savaşın geçmiş yıllardaki gibi çok uzun yıllar almayacağı, belki de son savaş olacağı olasılığı çok güçlüdür. TC koşulların kendisinden yana olduğunu düşünerek böylesi bir savaşla tasfiyeyi gerçekleştireceğine inanıyor. Onun için çözüme gelmiyor, imhada ısrar ediyor. Dünyadaki güçlerin de buna ses çıkarmayacağını ve hatta destekleyeceğini düşünüyor. Bu açıdan tüm gücünü kullanarak savaşla sonuç almak istemektedir.“
HERKES BÜYÜK SAVAŞA HAZIR OLMALIDIR
“Eğer Zap gibi sonuç alamaz ve darbe yerse, o zaman zorunlu olarak çözümü kabul edecektir. Hem de Önder Apo ve PKK ile bunu düşünecektir. Tüm PKK militanları ve Kürt halkının böylesi bir savaşa hazır olması gerekiyor. Halkın öz savunmasını örgütlemesi, serhildan örgütlemesi ve eylemini oldukça güçlendirmesi gerekiyor. DTP'nin birliğini koruyarak, örgütlenmesinde boşluk yaratmayarak kendini güçlendirmesi, ulusal birliği esas alması, ulusal konferans için çalışması, Türkiye'de demokrasi kongresini geliştirmesi, çatı partisini geliştirmesi ve uluslararası alanda çalışmalarını yoğunlaştırması gerekiyor. DTK'nin tüm halkın örgütlülüğünü ve direnişini geliştirmesi ve Önderliğin yol haritasını almak için çalışması gerekiyor. Halkı bu temelde harekete geçirmesi gerekiyor. PKK'nin, öncülükteki zayıflıkları hızla gidermesi, tüm örgüt ve kadroyu sürecin görevlerini yerine getirecek tarzda hazır hale getirmesi gerekiyor. Yol haritasını almak için toplumu harekete geçirmesi gerekiyor. KCK sistemini pratikte örgütleyip geliştirmesi, toplumun özgür ve demokratik yaşamını ve varlığını bu temelde güvenceye alması gerekiyor. Meşru savunma savaşının gerilla ve serhildan örgütlenmelerini yeterli hale getirmesi gerekiyor. Bunun için gerillanın nicelik ve nitelik olarak güçlendirilmesi ve toplumun öz savunma örgütlenmesini geliştirmesi gerekiyor.“
DERVİŞ VE AZİZE GİBİ YAŞAYACAĞIZ
“Her saldırı, tutuklama ve katletmeye anında cevap vermesi gerekiyor. Kürdistan coğrafyası, kültürü ve tarihinin tahrip edilmesini önlemek için meşru savunma hakkını kullanması gerekiyor. İdeolojik ve örgütsel çalışmaları derinleştirmesi, propaganda ve ajitasyonu yeterli düzeyde geliştirmesi, TC politikalarını teşhir etmesi ve saldırıları karşılayıp boşa çıkarması gerekiyor. Ulusal Konferans'ın geciktirilmeden gerçekleştirilmesi, Türkiye'de demokrasi hareketi ve örgütlendirilmesinin geliştirilmesi gerekiyor. Uluslararası alanda siyasi ve diplomatik çalışmaların daha aktif hale getirilmesi gerekiyor. PKK militanlarının bütün bu görevleri başarması için tam bir derviş ve azize gibi yaşaması ve Önder Apo'nun birer çağdaş havarisi gibi çalışması başarı için şarttır.“
YENİ KARARLAR AÇIKLAYACAĞIZ
“PKK militanları ve Kürt halkının önümüzdeki haftalarda hareketin yönetiminin alacağı yeni kararlara göre hızla hareket etmesi ve buna hazır olması gerekiyor. Hareketimiz büyük bir özveri ve ısrarla tek taraflı olarak süreci getireceği yere kadar getirmiştir. Artık, tek taraflı olarak daha fazla ilerlemenin olanakları neredeyse tükenmiştir. Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünde sağlıklı tartışma, diyalog ve çözüm yolunun gelişmesi, bu yola girilip ilerlenmesi ancak çift taraflı ateşkes ve Kürt halkının iradesi olan Önder Apo'nun muhatap alınarak müzakerelere başlanması ile mümkündür. Başka türlü olamayacağı artık ortaya çıkmıştır. TC'nin hem operasyonları sürdürmesi, hem Kürtlerin iradesini hiçe sayması ve PKK'yi açıkça imha edeceğini söylemesi, hem de çözüm yönünde en ufak bir adım atmaması, tek taraflı olarak geliştirdiğimiz çözüm sürecini artık yürütülemez duruma düşürmüştür. Bu durum bizi yeni kararlar almaya zorlamaktadır. TC Meclisinin yaklaşımlarına göre yeni kararlar alacağımız beklenmelidir.“
Bayık: Büyük savaşa hazır olun!
Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.
mehmet kocyigit bildirdi: Tarih: 05.10.2009 16:56:
Sayin Bayik cok dogru tarihsel bir tespitte bulunuyor.Her tarafi psilige bulasmis devlet Guney Kurdustan i acik acik saldiri hedefine alamiyorsa bunun tek sebebi PKK varligidir.Bunu balkan gocmeni devsirme generaller acik acik soyluyorlar.Bu kosullarda arkalarina dunyayida alarak guney Kurdistan a girseler vietnamdaki ABD askerlerinin dustugu durumdan daha kotu olacaklarini biliyorlar.PKK hareketi Guney kurdistan mucadelesinin bu noktaya gelmesinde bir katalizor rolu oynamistir.Kurt dusmanlari,kurtlerin kendi aralarinda savasimini hep hayal ettiler ve zaman zamanda bunda basarili oldular ve halada hayal ediyorlar.Kurdun kurde el kaldirma hakki bile yoktur.Bu kurt dusmanina hizmet kurde zarar demektir.Onumuzdeki surecete tum kurtlerin cok dikkat etmesi gereken konu budur.Curumus,bitmis devlet guney kurdistan a o kadar cok ajanini soktuki her an her sey olabilir.PKK itirafcilari bu ajanlar arasinda en tehlikeli olanlaridir.Ozellikle suriye uyruklulara ki bunlar dogru durust turkcede bilmemektedirler.Guneyde bu onursuz serefsiz itirafcilarin yapacagi sansasyonel eylemler PKK ye mal edilmeye calisilicaktir.Cok hasas cok dikkatli bir surece giriyoruz......
Azad-Deriki bildirdi: Tarih: 05.10.2009 15:26:
Belkide TC nin son savasi olacak...
Sayin Bayik son 15-20 yilin degerlendirmesini yapiyor ve gercektn cok derin ve yararli bir degerlendirme.
Kesinlikle TC bu politikayi 3 yildan beri olusturmak istiyor. Önceleri ordu Göney kurdistani kabulenmiyordu ve onlarida bir sekilde sinirlandirmak istiyordu ama son bir kac ayda ordu ABD nin dedigine geldi ve her ne kadar hoslarina gitmesede Göneyi kabul etiklerini söyluyorlar ama kesinlikle pkk nin imhasi icin her yerle diplomasi mekigi dokuyorlar. TC nin bu pilanindan herkesin haberi var yani ABD AB ve Hata NATO ölkeleri haberdardir ama hic kimse ses cikartmiyorlar.
Simdi bazi kurtler diyor belki pkk imha olursa biz aktur haline geliriz aslinda kendi kendilerini kandiriyorlar. PKK nin imhasi Göneyin kucultilmesi demek ve kuzeyin Kurt söz cözumu deme oda nasil cözum se. Gerek Kurt aydinlari gerek Kurt örgutleri birlik icin bir seyler yapmalari gerek ve sayin Hasan Bildiricinin dedigi gibi TC nin hedefini buyutmek gerek yani sadece PKK degil onun yerine butun Kurtleri temsil edecak bir kurum gerek ve o kurum kurtler adina karar organi olmasi gerek. TC hep pkk yi imha etmek istiyor oysa bu gun Kurtlerin ulusal Kongresi veya Meclisi olsaydi PKK nin de yuku cok hafiflerdi ama maelesef PKK nin de bu konuda diyer örgutler gibi yanlisliklari var ama buna takilip kalmamasi gerek ve hemen Kurtler bu konuda bir olusuma gitmeli. Yani butun kurtlerin sesi olacak bir olusuma gitmelidirlar...
Selamlar saygilar
Aso Zagrosi · 2 yıl önce
Aso Zagrosi · 3 yıl önce
Brahim Ziravav · 4 yıl önce
Brahim Ziravav · 6 yıl önce
Alan Lezan · 16 yıl önce
Degerli Kardesim, Gercekten ben bu yaziyi okudugumda kendime onlarca kez sogukkanli ol dedim durdum. Hakaret ve küfür mü etsem, aglayip sizlasam mi bilmiyorum ... PKK gercektende Kürdlerin basina bela olmus; PKK sosyalizm istemiyor, Hele Kürd Devleti hic istemiyor, federasyon veya otonomi de istemiyor, Konfederalizm dediler ondan da vazgectiler en sonunda biz Türklere demokrasi istiyoruz dediler, yani "Demokratik Cumhuriyet!" Sanki Türkiye de Türklere demokrasi yok gibi. Ben sahsen bir insanin isgal ve ilhak edilmis ülkesinde Devlet ve Toprak icin ölüme gitmesini anliyorum ama Türklerin Demokrasisi icin neden gencecik insanlarimiz ölüme gitsin ki? Yazik günah degil mi? Baksaniza herifler önder, önder deyip duruyorlar halen, sanki kafalarinda kendi beyinleri yok. Iradesini esaret altinda olan bir insana havele etmisler. Dünyayi karsilarina almislar, Savasacagiz diyorlar. Sahi PKK'yi destekleyen bir kac avuc "sosyalistlerden" baska dünyada kac tane devlet vardir? Oysa bizim Arap, Fars ve Türklerden baska düsmanimiz olmadigi halde, onlar bize dünyayi da düsman ettiler. Gercekten denklemin cok sahane. PKK büyük kaybedecektir, Insallah icindeki milliyetcilere ... PKK'nin Türkcü kesimi ancak kallesce [b]savunmasiz[/b] ve zavalli Kürdleri öldürür ama TC'ye karsi yaptiklari o kadar degildir. Apo'nun söylemine göre PKK kendi icerisinde tam 15 binin üzerinde Kürdün kanina girmis, biz ise halen bu vahsi canavara bi "DUR!" diyemiyoruz. PKK Kürdlerin bir kaderi mi? Yoksa TC'nin gercekten bir oyunu mu? Nedir bu allah askina? Kim yarattiysa bu PKK'yi hemen geri alsin. Böyle apolitik bir parti biz istemiyoruz. Benim ABD, Israil, NATO, Fransa, Almanya, KDP/YNK ile hic bir sorunum yoktur. Bunlar bize ne diski yedirdiler, ne bayragimizi ve renklerimizi, ne dilimizi kültürümüzü yasakladilar, ne de hak aradigimiz icin bize iskence ettiler ... Bunlarin hepsi KDP/YNK'yi, onlarin sahsinda Kürdleri destekliyorlar. PKK ise izole edilmistir. Ben sahsen bu kör beyinlere acimiyorum ama bos laflar icin ölüme giden genclerimiz icim icin cayir cayir yaniyor. Yine de karamsar olmayalim diyorum, Umut herseydir, Günes bir gün bizede gülecek ... Sen hic merak etme derim ... Selam ve sevgilerimle Eger