BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Hasan Dere · 29.11.2005 · 2 görüntülenme
Bana göre, Ferit'in hesabının askıya alınmasıdır Kawa örgütünü bitiren! Bölünme bunu takip eden ve bundan beslenen bir kariyer kavgasının sonucu olmalı idi.Değerli Behlül Arami, Ferit Uzun'un katil zanlısı ile konuştuğunu ve asıl tetikçinin kimliğini Emin DAL olarak açıkladığını ifade ediyor ve şöyle ekliyor:Kawacı kadro ve hala onun mirasını devam ettirenlere: Sizi temel göreviniz Ferit Uzun’un ölümüne karar verenleri ve tetik çekenleri bulmanız ve onları hiç değilse teşhir etmenizdir.Katilin kimliği elbette önemlidir, elbette kişi olarak cinayetin hesabını vermesi sağlanmalıdır. Fakat ardında duranlardan da bu hesabı sormak ve onları teşhir etmek o kadar önemli değil mi idi?Düşünceme göre, Kawa merkez komitesi katilleri biliyordu. O dönemde, cinayetin hesabinin sorulmasını talep eden aktif taraftarlara, 'Bir komplodur, karanlık güçlerin işidir, şimdilik bekleyelim!' denilmesi bu şüphemi güçlendiriyor. Yani, sayın Arami'nin çabasına değer biçmekle beraber, aslında bir bilinmezi açığa çıkardı sayılmıyor! Bu çabanın asıl değeri, merkez komitesinin taraftarları ve halktan gizlediği gerçeği yaygınlaştırmış olmasıdır!Bana göre, Ferit'in hesabının askıya alınmasıdır Kawa örgütünü bitiren! Bölünme bunu takip eden ve bundan beslenen bir kariyer kavgasının sonucu olmalı idi. Bunu, aynı zamanda aktif ve pasiflerin ayrışması olarak görmek de gerekir. Ve ayrışmanın iki yöndeki önderleri de, taraftarlarını frenleme yoluna gittikleri için kaybettiler.Denge Kawa, daha devrimci bir programa sahip olduğu halde, Çin merkezli davranmanın bedelini, 'Aydınlıkçı' denilen Kemalist gurubun peşine takılıp erimekle ödedi.Reddi Kawa ise daha pasiflerin önderliğindedir. Bir şeyler yapmak isteyen gençlik, korkaklıklar yüzünden pasif ize edilince, savaşmak isteyenler, o sırada ne kadar da çizgisi eleştirilse de daha aktif gurup olarak 'savaşan gurup' durmundaki PKK'ye aktı.İki Kawa, ne zaman öz eleştiride bulundu? Acaba bölünme, kariyer peşinde koşan üç beş adamın eseri değil mi idi gerçekten? Üç dünya teorisi, Kürdistan'ın bağımsızlığı önünde bir engel miydi, yoksa yol göstereni mi idi? Bağımsızlık isteyen üçüncü dünya (deyimi bile başlı başına 'ayrılın' çağrısı anlamına gelmiyor muydu? Perinçek'in şimdilerde bu teoriyi reddi de, bunu görmeye başlamasından değil midir?Bunları tartışmanın zamanı olmayabilir, fakat yeniden oluşum yoluna giden bir örgütün emektarlarının, geçmişlerinin hesabını vermeden ve sanki hiçbir şey olmamış gibi yola devam etmeleri olanaklı mıdır?Diyelim ki mümkündür? Şüphe altındaki bu yürüyüş, kime umut verip kitlesel bir katılıma dönüşür? Bu hali ile Kürdistan halkına ne verebilir?Şimdi herkes elini vicdanına koyup düşünsün, eğer bir yenilgi varsa, ziyan olanların hesabını vermeden Ferit Uzun, anılmış mı, yoksa kullanılmış mı olur ? Belki de bu yazım, çok kimsenin canını sıkacaktır. Fakat durmadan sadece 'üç dünyacı' arkadaşları suçlu gören ve gösteren arkadaşların, iğneyi kendilerine batırmadan başkalarını zaxt*lamaları doğru mudur? Değerli bir arkadaş yazımın altına astığı notla "Newroz Com'a tümden angaje olursan sevinirim.... Cünkü enerjilerimizi tek bir noktaya kanalize edersek isteklerimize daha yakinlasbiliriz. selamlar" diyor. Arkadaşın bu iyi niyetli istemine yanıt vermemek olmazdı. Bu notunun, Ferit Uzun'un katledildiği günlere rastlaması ve herkesin anma yazıları yazmaları, benim içimi bir başka türlü sarstı. Ferit'in şahsında, şehitlerimizin kanlarının hesabını sorma çabası içinde olmadan, yapılan anmalar, töhmeti kalıyor, diye düşünür oldum.Arkadaşın bu istemine olumlu yanıt vermemde hakli sebeplerim var.Dilimin döndüğü kadarı ile anlatayım.Fikir üretirim, fikirlerim alınır, kullanılır!Herkesin küçük gördüğü görevler ile rizikosu yüksek olanlar bana kalır!Ele geçerim, tüm küfürleri kendim yerim, eziyetleri ben çekerim kimseyi ele vermem.Fikir kullananlar, görevleri küçümseyenler, rizikodan kaçanlar, ele geçince aklına geleni söyleyenler önderoluyor, mücadele edenler olurlar, ben karşı devrimci...Böyle örgütlerde olmam!Bana yapılan bir eleştiri (ki katılmazdım, doğru görmezdim) kendimi anlatamadığım daha doğru bir deyişle (ben düzeltiyorum) meramımı anlatamıyormuşum! Oysa anlaşılmak istenmiyordum. Diye düşünmekteyim.Anlatamıyor muydum, anlaşılmak istenmiyor muydum kısa bir öykü ile anlatayım.Bir tarihte M B Gültekin diye bir Aydınlık'çı gelmişti. Bir yurtseverin evinde buluşmuş konuşmaya başlamıştık. Sonra bu zatın vereceği konferansı dinlemek için toplantının olacağı kente doğru dördümüz yola çıktık. Diğer iki dostumuz ile (Sanıyorum, bana göre hayli iri yarı K arkadaş, bu Aydınlıkçı'nın nazarında çok değerli idi ki, tüm enerjisi ile onu kazanmaya çalışıyordu, Benim adamın niyetinden habersiz olmam, planını sabote ediyorum şeklinde anlaşılıyordu ki, bana kusuyordu. Bu nedenle her söylediğime sert tepki gösteriyor ve tartışıma giderek kutuplaşıyordu.) fikir birliği içinde eleştirilerde bulunduk. Sonra Bu zat beni çürütebilmek için kişiliğime saldıran bir tutuma girdi. 'Sen başkan için de ileri geri konuşmuşsun, sen hep böylesin!' dedi. Ben de onayladım ve sorularımı yineledim. Benim söylediklerimin tam tersi sonuçlar çıkarıyordu. Çünkü söylediklerimi** anlamak istemiyordu.Şimdi yukarda yazdıklarımdan, çok aksi sonuçlar çıkaran olursa şaşırmayacağım. Çünkü kime dokunduysa konunun anlaşılmamasına gayret edeceğine kuşkum yoktur!Kürd dilini, Kürdistan adını, halkını, ulusunu çok seviyorum. Dünya haritası üzerinde bir Kürdistan devleti görmek için vermeyeceğim şey yoktur.Fakat, örgütlü olmak, bu devlet biçiminde bir kuruluş değilse eğer, fikri, amaç ve ahlaki birlik içinde olmamı gerektirir.Görülüyor ki, anma konuşmaları ve yazmaları açısından ile fikir, amaç ve ahlak birliği içinde değilim!Bir yazımda belirttim, düşman karşısında benden iyi tavır gösteremeyeni önder diye görüp, peşinden yürümem!Önderliğe soyunanlar leş kargalarını anımsatmaktadırlar. Ne yazık ki, ölü ticareti bunların çok kullandığı bir yol olmuştur. i>Şehitlere sahip çıkmak maskesi ile de bunu en çok kullanan PKK olmuştur....Bir defa, Kürdistan şehitlerini bir partiye mal etmek ticaretin daniskası değil midir!Vatan için ölen ulusun şehididir. Bir partiye indirmek şehidin mertebesini de indirmek olmuyor mu?Siz hiç Türklerin, düşmanla savaşta ölenlerine, CHP veya MHP şehidi dediklerini duydunuz mu?Amacım, mazlum bir ulusun kurtuluş mücadelesine doğru bildiklerimi naklederek destek sunmaktır. Buna politik organizasyonları yetkinleştirmeye katkı sunucu düşünceler üretmek de dahildir.Elbette bundan, başta TC olmak üzere, rahatsız olanlar olacaklardır.Örgütlü mücadelede yer almak, her Kürdistanlının görevidir. Fakat örgütler de Kürdistanlı insanlara güven vermeli ve hizmet etmeyi bilmelidirler.Öcalan, Perinçek ve merkezdeki elemanları gibi halktan hizmet beklemesinler! Onlar ulusa hizmet için var olmalıdırlar!Peki bu nasıl olmalıdır?1 Geçmişin toplu bir muhasebesi yapılmalıdır.2 Programın, tüm Kürdistan örgütlerinin pratiği göz önüne alınarak yeniden güncellenmesi...3 Buna bağlı olarak, Parti Önderi veya önderliği dene kurum ortadan kaldırılmalı, yerini parti sözcüsü almalı ve MK (Merkez Komitesi) tarafından kendi aralarında bir yıl ile sınırlı olmak üzere bu göreve seçilmelidir. Aynı kişinin bu göreve kinci defa adaylığı, başkalarına hizmet eşitliği sağlamak için, on yılda bir olanaklı hale getirilmelidir4 MK üyeleri parti kongrelerinde (tüzükte belirlenen bir sayıda ve zamanda) üye çoğunluğunun oyları ile seçilmeli ve aynı kişi yine ancak on yıl ara ile tekrar MK'sine aday gösterilebilmelidirler. 5 Parti tüzüğü, demokratik bir Kürdistan anayasasının, küçük bir örneği gibi işletilmeli. Parti üyesinin görev ve hakları net olarak belirtilmelidir. Kimse, keyfi olarak bir parti üyesini haklarından mahrum ve parti üyeliğinden azil edemez!Üyeliğe aykırı davranışlar ve suç işlemelerde verilecek cezalar arasında, hürriyeti sınırlayıcı cezalar, şiddet uygulama, yaralama ve ölüm karı bulunamaz!Teknik detaylar kitlenin tartışmasına sunularak yetkinleştirilebilir. Buna yakın ve görece demokratik bir parti çizgisinde bulunurum ancak! Mevcut oluşumlarda yeterince yandık, artık kimse yanmasın!Öyle kolay önderim demelere gelmeyeceğimi değerli Şirog'umuza anlatmaya çalışmıştım!Hala meramımı anlatamıyorsam, bensiz (halksız) yürünecek demektir!Siz olsanız, iki gemiyi yönetememiş kaptanlanın yönetimindeki gemiye bir daha, bir daha biner misiniz? Hasan Dere27/11/05----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------*Zaxt, Kürdi= Ucuna çivi takılıp, hayvan sürmede, yönetmede kullanılarak çift sürmeye, döven döndürmeye yarayan uzun sırık!**Benim Perinçek şahsında yaptığım eleştiriler, aslında birçok örgüt önder ve merkezlerinde yer alan insanlar için meridir. “_Evet, Başkan'ın kızı Saint Benoit Lisesi(Sen Benuar)'inde (Karaköy'deki Fransız kız Koleji) okumuyor mu?”“_Çocuğun üstün yetenekli olmasını nasıl suç imiş gibi sunarsın?”“_Suç gibi sunmuyorum, bir sömürümün sonucu olduğunu savlıyorum!”“_Sen doğru söylemiyorsun!”“_Ben burjuvaziden de dilinden de nefret ederim. Ben halk ağzı ile konuşayım. Yalancı sensin!”“_Artık terbiye sınırını aştın!”“_Terbiyesiz de sensin! Benim böyle bir adamı dinlememin bir anlamı yok! (Şoför arkadaşa seslenerek) Lütfen beni müsait bir yerde indir!”Bu sözüme mukabil olarak, Parti Merkez Kurulu Üyesi, teorisyeni M B Gültekin zıvanadan çıktı. Kemerini çözdü ve otoyolda 130 Km hızla giden arabanın kapısını açmaya çalışarak:“_İndir ben!” diye bağırmaya başladı!“_Ben bu adamla bir yere gitmem!” Hala kapıyı açmayı deniyordu. Şoför arkadaş:“_Ne yapıyorsunuz, rica ederim, Otoyoldayız!” diye onu sakinleştirmeye çalıştı.İri yapılı arkadaş da:“_Ben Hasan'a katılıyorum, sizi dinlemeye gerek kalmadı.” dedi.Ben de, adamın kendini arabadan atacağından korktuğum için sesimi iyici kısıp iri yapılı arkadaşa baktım ve sessizce:“_Gemiyi kimlere emanet etmişiz!” dedim. Evet, ne demek istediğimi çok iyi anlamıştı. Köpürmesi ve bana saldırması bunun en iyi kanıtı idi. Fakat, sürtüşme yaratarak, demek istediklerimin diğerleri tarafından anlaşılmasını engellemeyi amaçlamıştı. Fakat başaramamıştı.Perinçek'in kızı neden üstün zekalı(!) idi. Perinçek Göztepe'de oturuyordu, biz gecekondu semtinde. Onun kızı, ayağı çamurlanmadan okula gider gelirdi, bizimkilerin okul yolunda ceketine kadar çamur sıçrardı. Onun tüm dersleri öğreticilerle geçerdi, bizim çocuklarımızın bazı dersleri ders yılı boyunca öğretmensiz sürerdi. Onun ders kitapları tamamdı ve yanında karıştırabildiği ansiklopedileri vardı, bizimkilerin bazı kitap ve defterleri bile yoktu.Onun çocuğu üstün zekalı olarak Saint Benoit Lisesi'ni kazanırdı, bizimki kolejde filan okuyamazdı.Çünkü O proleter devrimci önder idi, biz proleter bile olamıyorduk!Galiba biz de üstün zekalı değildik de ondan!Ama artık yemezler M B Gültekin Bey! Kazın ayağı öyle değil!Şimdi ben, meramımı anlatamıyor muyum, yoksa anlaşılmak istenmiyor muyum? Kara sizin değerli okurlar!
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.