BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 30.03.2006 · 2 görüntülenme
Muş'ta 14 PKK gerillasının öldürülmesi, 'barış' ve 'kardeşlik' hikayesine kendini iyiden iyiye kaptıranların kafasını karıştırdı. Bilinen çevreler bu olay karşısında şimdi, "biz barış için elimizden geleni yapıyoruz, bunlar yine üzerimize bomba yağdırıyor" şeklinde yakınıyor.Öncelikle şu 'barış' denen şeyin bizlerce ne kadar yanlış anlaşıldığını, oysa devletin ne kadar çok iyi bir anlam çıkardığını belirtmem gerekiyor. Çünkü biz 'barış'ı anlaşma, uzlaşma, sorunları bir çırpıda silahsız, kavgasız bir şekilde çözme, baş ağrımadan, mendile ihtiyaç duymadan sonuca gitme olarak düşünüyor, arzuluyor ve böyle tahmin ediyoruz. Oysa devlet bizim dediğimiz bu 'barış'ı, çok açık bir biçimde, siyasi kisveye bürünmüş 'savaş' olarak nitelendiriyor. Ve hergün hergün böyle düşündüklerini yüzümüze haykırarak, eylemleriyle de bu şekilde izaha çalışıyor.Ulusal kökeni olan bir hareketin karekterini devletten daha nasıl değerlendirmesini bekliyoruz anlamış değilim. Bu işin öncülüğünü ister Hak-Par yapsın, ister PKK, ister başka bir Kürt örgüt ve partisi değişen bir şey olur mu devletin bakışında? 'Ben askeri değil, sivil düşünüyorum' deseniz bile, sonuçta Kürt halkından ve Kürdistan'dan söz ettiğiniz sonucunu çıkaracaktır devlet. Burada 'demokratik cumhuriyet', 'meşru savunma' sözcükleri yapılan işin kılıfı olamaz. Devlet yutmaz yani..14 kişi ölünce itiraz ediyoruz, 'neden öldürdünüz?' diye. Ve bunu 'derin devletin' işi sayıyoruz, oysa çok açık ortadadır ki, yeni 14 kişi öldürülmüyoruz, Özalp'ta 33 Kürt köylüsü öldürülürken de devletin derini, alçağı yoktu, Suriye sınırında 14 Kawacı öldürülürken de, bundan sonra öldürüldüğünde de devletin amacı bağımsız Kürdistan'ı engellemek olacaktır, yoksa 'demokratik cumhuriyeti', ya da 'Kongederalizmi' değil. Devletin her zaman Kürde karşı net ve açık olan yüzü meydanda olmuştur, Kürdün bir statüye kavuşmasının önünü almak için elinden geleni yapmıştır, ama biz anlamamazlıktan gelmişizdir. Kuzey Kürdistan'daki Kürtlere öncülük edenler, öldürüldüklerinde harekete geçiyorlar, 'kafamızı bozmayın haaa' deyip oraya buraya bomba bırakıp ya da sokak gösterisi yapıyorlar, oysa yürünen yol ulusaldır, üstümüze alınmasak da bu böyledir ve arası sıra yapılan 'sinirsel' eylemler ulusal mücadeleyi asla tarif etmez. Onun adı ancak marjinallik, maceracılık, terör olur.Son zamanlarda PKK İran, Irak ve Türkiye'de farklı açıklamalar yapıyor. İran'da federasyon olabileceğini söylerken, dün 'federalizm kaçınılmazdır' dedikleri Irak için bugün 'Demokratik Konfederalizm şart' diyorlar. Genelde ne dedikleri ise ortada.Diyarbakır şimdi bir gayretin içinde ama yalnız ve tek başına. Onu tek başına bırakan da diğer illerdeki Kürtlerin duyarsızlığı falan değil, bu hareketin Kürtlük gururuna indirdiği darbedir. Kürtler milli bir bütünlüğe doğru çekilmedikleri için, bunun adına 'ilkel milliyetçilik' dedikleri için şimdi Diyarbakır yalnız. İran, Irak, Suriye ve Türkiye için farklı konuştukları için Diyarbakır şimdi yalnız. Ulusal sorunun 'kafa bozma' sorunu değil, ciddi ve hayati bir sorun olduğunu bu ateşten gömleği giyen herkesin iyi kavraması gerekiyor.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.