Siyaset

BAWER ÇİYAZAN / Şemdinli'den çıkmayan ders

Alixan Aras · 23.05.2006 · 2 görüntülenme

 PKK ilk eylemini Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde 1984 yılı Ağustos ayında gerçekleştirince, 12 Eylül darbesinin hezimetini yaşayan bir çok Kürt çevresi için bu olay sevindirici oldu.Bu olayı daha sonraki aylarda ve yıllarda herne kadar bu çevre tarafından rededilse de topluma yansıtıldığı biçimiyle 'bağımsızlık' şiarı etrafında kümelenen olaylar takip etti. Ne zaman ki, örgütün lideri tutuklandı, o zaman liderin kurtuluşu adına tüm ilkelerden vazgeçildi. Bu vazgeçiş bilindiği gibi, örgütü ciddi bir biçimde iç tartışmaya itti ve ciddi bir çözülme yaşandı. Toparlanma adına örgütün daha sonra işlediği cinayetler ve 'meşru müdafa' diyerek gerçekleştirdiği bilinçsiz eylemler Kürdistan için uygun hale gelen ve tüm çevrelerce benimsenen siyasetin de dışına itilmesine engel olamadı. Kuzey Kürdistan'da belli bir dönem kitleleri ciddi bir şekilde kendi kapsama alanında tutan PKK, ABD'nin Ortadoğu'ya girmesiyle birlikte Kürdistan için uygun hale gelen siyasetin gerisinde kaldı. Şmdi bu gediği kapatma uğraşına girmiş bulunmaktadır. Kürtler için 'ulus' fikrini 'ilkel milliyetçi' yaklaşım olarak ilan eden Öcalan 17 Mayıs tarihli görüşmesinde Kürt ulusunun öneminden, dilin gerekliliğinden ve Kürtler için bir parlamentodan söz etmektedir. 7 yıldır Türkiye'nin üniter yapısını tanıdığını ilan eden Öcalan ve PKK şimdi Kürdistan fikrine daha yakın bir duruş sergilemeye meyil göstermektedir. Orta yerde gezinip kurkak adımlarla kendi eski siyasetine dönüş yapmak istemektedir. Kadrolarını her kurumda ve her alanda buna göre dizayn etmeye çalışmaktadır. Daha düne kadar küfürlerle karşıladığı Güney Kürdistan'ı 'kazanım' olarak nitelemekte, buradaki liderleri de incitecek sözler sarfetmemektedir, tam aksine aman dilenmektedir.Bunun altında yatan ise, kaçırılan kervana ulaşmak gayretidir. İpin ucunu yeniden yakalama çırpınışıdır.Ancak tüm bu örgütsel çıkara dayalı ince hesaplar Kuzey Kürdistan'daki aktif mücadeleyi ciddi bir biçimde darbelemektedir. Kitleler, psikolojisi bozulmuş yığınlara dönüşmüştür. Mezarlık ve hapishane siyaseti başını alıp gitmiştir. Bir çok kişi içinde yaşattığı destanla avunmaktadır. Kürtler adına bir tek adım atılmamaktadır. Şimdi Kuzey Kürdistan'da Öcalan için referandum dışında bir tek siyasi adım atılmamakta, en ufak bir talep ileri sürülememektedir. Sistemden ziyade Kürtler şaşırıp orta yerde kala kalmıştır. Şemdinli'de devletin patlattığı bombaları Kürdün yüreğine inen darbeler olarak değil, 'karanlık iş' olarak değerlendiren PKK ve Öcalan ne 1984'teki Şemdinli'den ne de bugünkü Şemdinli'den ders çıkaramamıştır. Ve Hakkari'de son günlerde Kürdistanı işgal altında tutan güçler yine Kürdün üzerine bombalar atmaktadır. Batı illerinde Kürtlere yönelik linç girişimleri, hatta yerinden etme ve imha hareketleri gelişmektedir. Ve çok açıktır ki, Türkiyelileşme şiarıyla ortalıkta dolanan DTP bu gelişmelerin üstesinden gelemeyeceği gibi, izlediği saçma sapan politikalarla kitlelerin canına tak ettiren PKK ise, çözüm gücü olmanın çok çok uzağındadır. Bu nedenlerle şimdi Kuzey Kürtlerinin en büyük umudu, ABD'nin Kürtlere dönük izleyeceği ve sürdüreceği politika oluşturmaktadır. Kürtler o nedenle de yüzlerini ne PKK'ye ne de Öcalan'a ama Güney Kürdistan'a ve liderlerine çevirmiştir.Bunu bilen Türk devleti o nedenle sınıra 500 bin asker yığmış, ve halen Hakkari'nin taşlarını bombalamakta, burada blunan birkaç insana mayın tuzakları kurmaktadır.

İlgili

Yorumlar (0)

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.