BİR ANTLAŞMA; DÖRT İTTİHATCI BİR BOLŞEVİK
Bîşar Norşîn · 7 ay önce
Alixan Aras · 07.07.2006 · 2 görüntülenme
Kürdistan'ın Türk devleti sınırları içinde kalan bölümünde, 84-99 yılları arasında yaklaşık 15 yıl süren ciddi bir çatışmalı ortam yaşandı. Kimisi buna direkmen savaş, kimisi de, 'düşük yoğunluklu savaş' dedi. Ama sonuçta, bu çatışmalı ortamda 30 binin üzerinde insan yaşamını yitirirken, binlerce Kürt köyü boşaltıldı, milyonlarca Kürt yerinden oldu. 1999 yılına gelindiğinde ise, herşey bıçak sırtı gibi kesildi. Yaşananların ve bazı iddiaların dönüm noktası sayılabilecek 1999 yılından sonra, PKK'nin iddiasına göre, eğer barış ve kardeşlik sözcükleri çokça kullanılır, işin adına da 'demokratik cumhuriyet' denirse herşey daha kolay hal yoluna girer, arzulanan çözüme kansız bir şekilde ulaşılacaktı. Bu projenin mimarı olan PKK lideri Öcalan, daha sonra çok iddialı bir şekilde, 'projemiz tamamdır, artık gümbür gümbür demokrasi gelecek' diyecekti. Ancak, gümbür gümbür demokrasi yerine 7 yıl boyunca, üstelik AB tartışmalarına rağmen, gümbür gümbür şiddet, çözümsüzlük, kardeşlik ve barış niyetlerinden uzak tutum ve uygulamalar gelişti. Bazen bayrak gerekçe gösterilerek, bazen sloganlar, bazen de toplantılar ya da basın açıklamaları gerekçe gösterilerek linç felsefesi daha çok geliştirildi. 7 yıl sonunda özetlersek, bir çok kesimin çabalarına ve 'iyi niyet' girişimlerine rağmen, Kürt halkına karşı gümbür gümbür linç gelişti! Şimdi de bu linç felsefesinin üstüne gümbür gümbür terörle Mücadele Yasası (TMY) geldi. Kimisinin 'toplumla mücadele yasası', kimisinin de 'Kürtlerle Mücadele Yasası' adını verdiği TMY, aslında linçin yasal halidir. Bunun sorumlusu da, bana göre, 'gümbür gümbür demokrasi gelecek' deyip, insanları beklenti içine sokanlardır. DTP şimdi, bağımsız adaylarla meclise giderek, bu tarifi belli demokrasiyi işler hale getirmek istiyor. Birilerinin beceremediğini, kendilerinin becerebileceği iddiasıyla Öcalan'dan da 'bağımsız aday' onayı alarak onuru kurtarmak istiyor. Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'e rica ile getirtilemeyen 'demokrasi', Ahmet Türk'ün meclis kürsüsünde yapacağı konuşmalarla getirilmek isteniyor. Yani 'gümbür gümbür demokrasi' öyle anlaşılıyor ki, pek yakında Ankara'dan Diyarbakır'a akıp gidecek. Ne yapsak acaba, önüne bir baraj kurup bu demokrasiden birazını İran'a da mı yollasak! Benim merak ettiğim, her sözünün sonuna 'sayın Öcalan' lafını yerleştirip, Türkiyelilik oynamaya çalışan, ama her seferinde savcıların nefesi enselerinde eksik olmayan DTP'liler bağımsız aday olarak seçildiklerinde Ankara'daki meclis kürsüsünde de 'sayın Öcalan' diyebilecekler mi, 'Güney Kürdistan', 'Kürt halkı', 'Federal Kürdistan' diyebilecekler mi? Güney Kürdistan'a gidip görüşme gerçekleştirebilecekler mi? Jandarmayı aşıp, yıkık bir Kürt köyünü ziyaret edebilecekler mi? 7 yıldır hayal dünyasında sürüklenen bu arkadaşlar, eğer seçilip Türk meclisine girerlerse, Leyla Zana ve arkadaşları gibi enselenip, ya meclis dışına, ya da hapse atılacakları gün geldiğinde, ben bu yazıyı yeniden bu sitede okurlara sunacağım.
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yapın.